Mülkiye’nin 68’i: 1969-1970 Girişlilerden Anılar

"Mülkiye’ye Adım Atışlarının 50. Yıldönümünde 1969-1970 Girişlilerden Anılar", Mülkiyeliler Birliği tarafından yayımlandı. Kitap, gerek öğrencilerin Mülkiye’ye o yıllarda nasıl baktığının anlaşılması, gerekse o dönemin hocalarının neyi nasıl yapmaya çalıştıklarının görülmesi açısından hem genç Mülkiyelilere hem de topluma önemli veriler sunuyor.

Google Haberlere Abone ol

Nurettin Öztatar 

1969, 1970 yıllarında AÜ SBF’ye (Mülkiye) giren Mülkiyelilerin hem öğrencilikleri dönemine hem de mezuniyetleri sonrasına ilişkin anılarının yer aldığı Mülkiye’ye Adım Atışlarının 50. Yıldönümünde 1969-1970 Girişlilerden Anılar başlıklı kitap, Mülkiyeliler Birliği tarafından yayımlandı. Mülkiye’nin tarihte pek çok kez karşı karşıya bırakıldığı zor dönemlerden olan, öncesi ve sonrasıyla 71 darbesi dönemine ilişkin birbirinden farklı perspektiflerle 58 anı yazısının yer aldığı kitapta, dönemin hocalarından olan Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Taner Timur ve Prof. Dr. Tuncer Bulutay’la yapılan söyleşilerin yanında, Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Prof. Dr. Özer Ozankaya’nın yazıları da yer alıyor.

Nergis Mütevellioğlu ve Halil İbrahim Kucur’un editörlüğünü yaptığı kitabın hazırlık grubunda ise Nergis Mütevellioğlu, Halil İbrahim Kucur, Müfit Ataseven, Canan Tozan Güllapoğlu, Hasan Zümreoğlu, Erol Gedikoğlu ve Burhan Koral bulunuyor.

Kitap, “Bu kitabı, toplumsal sorumluluğu ve hak bilinci yüksek yurttaşlar olarak yetişmemize büyük emeği geçen tüm hocalarımızı temsilen, Prof. Dr. Muammer Aksoy’un ve Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın değerli anılarına armağan ediyoruz” denilerek Aksoy ve Soysal’a ithaf ediliyor. İthaf yazısında “Onlar, evrensel insan haklarını, temel hak ve özgürlüklerin dokunulmazlığını, laik demokratik sosyal hukuk devletinin vazgeçilmez olduğu fikrini düşünce sistemimize perçinlediler. Bu değerlerin ve ilkelerin hayata geçmesi uğrunda yaşamları boyunca ödünsüz mücadele ettiler ve ağır bedeller ödediler. Fikirleri ve mücadeleleri önünde saygıyla, minnetle eğiliyoruz” ifadeleri yer alıyor.

İKİ MÜLKİYE ARASINDA BAĞ KURMAK

Kitabın önsözünü yazan Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı Dinçer Demirkent, kitabın kapsamına ilişkin şunları yazmış: “1971 darbesinin ardından içinde yer almaktan onur duyduğum kürsümün büyük hocaları Bahri Savcı’nın, Muammer Aksoy’un tutuklandığı; Mülkiye’nin dekanı iken dersinden alınıp tutuklanan Mümtaz Soysal’ın şahsında Mülkiye’nin yargılandığı yıllardan söz ediyoruz. Gençliğin taleplerinin yükseldiği, baskının da bu oranda arttığı yıllar... Bu yıllarda Mülkiye geleneğinin kendini özgürlükler ve eleştirel sosyal bilim temelinde nasıl yeniden ürettiğini, geleceğe taşıdığını bugünden görmek zor değil. Bugün yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan büyük tasfiye sürecinde de Mülkiye’nin kurumsal kapasitesi test edilmekte, onun geleceğe aktardığı güçlü birikim yok edilmeye çalışılmakta.” Demirkent, kitapta kendisiyle söyleşi yapılan Prof. Dr. Bilsay Kuruç’un sözlerine atıfla yazısına şöyle devam ediyor: “İki Mülkiye arasında ritüelin ötesine geçmiş, müzelik olmayan bir bağ kurulacak mı? Bugün açısından çok kritik hale gelmiş bu soruyu olumlu yanıtlamak zorundayım. İyimser olduğum için değil, kurumsal olarak üstlendiğimiz görevin en önemli parçası olduğu için. Bu bağın nitelikli biçimde kurulması, Fakülte’nin bilimsel geleneğinin ve öğrencilerimizin akademik-demokratik haklarının korunması Mülkiyeliler Birliği’nin üzerine düşen sorumluluktur. 2016’da başlayan akademik tasfiyelerin; Taner Timur hocanın bu kitapta yer alan söyleşisinde 1971 darbesi sonrası için anlattıklarıyla kıyaslanabilecek öğrenciler ve öğretim üyeleri üzerindeki baskılar ve farklı tasfiye yöntemleri ile derinleştiği bu dönemin de aşılacağına inanmam için çok fazla sebep var.”

'BİZİM KUŞAĞIN GENÇLİK YILLARI'

Kitabın sunuş yazısını kaleme alan editörler Mütevellioğlu ve Kucur ise, Mülkiye ile Türkiye’nin tarihinin birbiri ile örtüştüğüne, Türkiye’nin zor zamanlar yaşadığı ve demokrasiden uzaklaştığı her dönemde ülkeyle birlikte Mülkiye’ye de ağır bedeller ödetildiğine dikkat çektikleri yazıda, kitaba ilişkin “Bu kitapta derlediğimiz anıların konusu, yıllar önce aynı havayı soluyan sıra arkadaşları olarak bizim kuşağın Türkiye gibi çalkantılı, sarsıntılı gençlik yıllarıdır. Bu açıdan bakarsak kitap, bir yönü ile 65 yaş üstü Mülkiyelilerden bir kesitin, birlikte geçirdikleri delikanlı çağlarını yad edişleridir. Heyecanla hatırladığımız o günlere, gençlik zamanlarımıza duyduğumuz özlemle... Bir diğer yönü ile kitap, Fehmi Yavuz hocamızın Anılarım başlıklı kitabının (1985) önsözünde yazdığı gibi, bizim için de “bir sorumluluğun yerine getirilmesi” çabasının ürünüdür. Ortak paydamızı oluşturan Mülkiye kültürünü özgün ve kıymetli kılan temel bileşenlerden birisi de zaten Mülkiyelinin insan ve yurttaş olarak topluma karşı üstün sorumluluk bilinci taşıması değil midir?” diyorlar.

Kitabın satışından elde edilecek tüm gelir, Mülkiyeliler Birliği’nin SBF öğrencilerine verdiği burs hesabına bağışlandığını da hatırlatalım.

Mülkiye'ye Adım Atışlarının 50'nci Yıldönümünde 1969-1970 Girişlilerden Anılar, Editörler: Nergis Mütevellioğlu, Halil İbrahim Kucur, Mülkiyeliler Birliği Yayınları, 2020.

ANILAR VE GELECEK

Kitaba ilişkin bu “teknik” bilgilerden sonra, birkaç yıldır Mülkiye’de yetişen yaklaşık 60 bilim insanının Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde kararnameleriyle, çoğunluğu AÜ SBF’den olmak üzere Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden hukuksuz bir biçimde uzaklaştırılması dolayısıyla Mülkiye’nin tarihini yazmanın, bugün her zamankinden daha önemli hale gelmiş olmasına dikkat çekmek isterim. Hiç şüphesiz anı biriktirmek ve bunları toplumla paylaşmak, geçmişin yad edilmek istenmesinden çok nasıl bir gelecek istediğimizle doğrudan bağlantılı. Aksini düşünmek “eşyanın tabiatına” aykırı. Anı yazmak bir diğer taraftan yanlışların, eksikliklerin tespit edilebilmesine de olanak sağladığı için, geçmişten çok geleceğe dair söz söylemek anlamına gelir.

SBF-Mülkiye’yi, Türkiye’de üniversiter yaşama kazandırdığı ve bugün yok edilmek istenen özelliklerle belki de yeniden “kurabilmek” her kuşaktan Mülkiyelinin Mülkiye’yi, öğrencilik dönemlerini, mesleki deneyimlerini bir kez daha anlatabilmelerine bağlı gibi görülüyor. Olumlu-olumsuz bütün yaşananlar, genelleşmiş aforizmavari değerlendirmelerle anlatıldığında etkisini yitiriyor. Bu nedenle somut anıları yazmak, somut olarak tanık olunan gerçeklikleri aktarabilmek bugünden yarına bir sorumluluk olarak değerlendirilebilir.

NEDEN MÜLKİYE?

2017 Şubatına; onlarca Mülkiye hocasının üniversitelerden atıldığı güne kadar SBF’nin bir öğretim üyesi olan Dr. Barış Ünlü, sorduğu bir soru nedeniyle yargılandığı ve tek duruşmada beraat ettiği davada SBF’nin bazı özelliklerini şöyle anlatıyordu: “Benim çalıştığım AÜ Cebeci Kampüsü ve özel olarak Siyasal Bilgiler Fakültesi, şimdi ayrıntısına giremeyeceğim tarihsel süreçler sonunda, devletten ve toplumdan belli bir özerklik sağlamış yerler. Bu nedenle bu kampüste bilimle başarılı bir şekilde, yani evrensel standartlarda uğraşmak için kahraman olmaya gerek yok. Özgür bir şekilde kendi alanlarında çalışabildikleri için çok sayıda başarılı bilim insanı ortaya çıkabiliyor. Demek istediğim, bu kampüste iyi çalışmalar yapabilmek için cesur olmaya ve hatta çok yetenekli olmaya gerek olmadığıdır. Kurumsal güvencenin ve özerkliğin sağlandığı yerde, “korkak” bir insan da başarılı olabilir, yani görünmeyenleri ve görünmesi istenmeyenleri başarıyla bulup görünür ve anlaşılır kılabilir. Cebeci Kampüsü’nde ve Türkiye’deki benzeri diğer kampüslerde böyle çok sayıda insan var, ama bunlara benzemeyen üniversitelerde çok yok, çünkü oralarda kahraman olmak gerekiyor.”

Aslında Barış Ünlü’nün burada anlattıkları, Mülkiye’ye niye sahip çıkmak gerektiğine ilişkin de net bilgiler veriyor. 50’li yıllarda niye Mülkiye’nin dağıtılmak istendiğini, 60’lı yıllarda Türkiye’nin en demokratik Anayasasını hazırlayanların niye önce tasfiye edilmek istendiğini ve 71 darbesi sonrası tutuklandıklarını, yine 80 darbesi sonrasında üniversitelerden tasfiyelerin niye önce SBF’den başladığını ve nihayet OHAL KHK’larının niye ağırlıklı olarak Mülkiye’yi hedeflediğini de bu savunmaya bakarak anlayabilmemiz mümkün. Tıpkı 71 darbesi sonrasında tutuklanan SBF Dekanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ın savunmasına bakarak pek çok gerçeği öğrenebileceğimiz gibi…

Mülkiye’ye Adım Atışlarının 50. Yıldönümünde 1969-1970 Girişlilerden Anılar adlı kitap da gerek öğrencilerin Mülkiye’ye o yıllarda nasıl baktığının anlaşılması, gerekse o dönemin hocalarının neyi nasıl yapmaya çalıştıklarının görülmesi açısından hem genç Mülkiyelilere hem de topluma önemli veriler sunuyor.

3 bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde Bilsay Kuruç, Korkut Boratav, Taner Timur ve Tuncer Bulutay, kendileriyle yapılan söyleşilerde Mülkiye’ye dair değerlendirmelerini anlatıyor. Aynı bölümde yer alan Ruşen Keleş ve Özer Ozankaya’nın yazıları ise daha çok anılara dayanıyor.

Kitabın ikinci bölümünde, 69-70 girişli Mülkiyeliler, okulda ya da mezun olduktan sonra meslek yaşamlarındaki anılarını okurlar için kaleme alıyor. Bu anıları okurken, kimi zaman gülümseyerek, kimi zaman üzülerek, kimi zaman öfkelenerek ama her durumda bir şeyler öğrenerek Mülkiye’nin ne kadar çok yönlü bir okul hatta bir “ekol” olduğunu görebilmek mümkün oluyor.

Kitabın son bölümünde ise “Fotoğraflar asla geri gelmeyecek geçmişe geri dönmemizi mümkün kılan bedelsiz zaman tüneli biletleridir. Kısa ve hayali yolculuklar için...” sözleriyle sunulan fotoğraf albümü yer alıyor. Dönemin hocalarıyla öğrencilerin birlikte çektirdikleri fotoğraflar, anı yazarlarını kendi albümlerinden gönderdikleri diğer fotoğraflarla birlikte…

Kitap, Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi’nden alınabileceği gibi https://www.shopier.com/ShowProductNew/products.php?id=3709376&sid=NlgzY3RsSVlIMDdxR2N0bjBfMF8gXyA= adresinden de sipariş verilebilir.