Gayrimümkün bir sıkıntı deneyimi

Akademisyen Aylin Kuryel'in derlediği “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Kavramı Üzerine Derlemeler, İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Derleme, mekâna/zamana, siyasete, edebiyata ve sinemaya odaklanan dört bölümde, sıkıntının toplumsallığını ve potansiyelini inceliyor.

Büşra Uyar

Sıkılmak ve sıkıntı adına çok ilginç ve evrensel bir süreçten geçiyoruz. Sürekli ne kadar sıkıldığımıza yönelik, kazanacağımıza adımız gibi emin olduğumuz iddialara giriyor, sıkılmamanın ya da daha az sıkılmanın yollarını arıyoruz. Bu esnada bir kulağımız televizyonda bekliyoruz; hangi zaman dilimlerinde, hangi tedbirlerle ne kadar sıkılabileceğimize dair direktifler alıyoruz. Motivasyon hep aynı: Sıkın dişinizi, bu sıkıntı da bitecek!

Depresif kabul edilmemesi gereken bir cevap verelim: Hayır, bu sıkıntı bitebilir ama sıkıntı bitmeyecek. O hep vardı, hep de var olacak. Bazen tetikleyici ya da baskılayıcı, bazen zenginin lüksü ya da alt sınıfın entelektüel “yetersizliğinin” öngörülebilir sonucu; ama hep var. Bu açıdan sıkıntı, kendisinden şikayet eden insanlığa bir şeyler söylemek istiyor belki de; “Bakın hep vardım ve hâlâ sıkılmıyorum! Her yerde, binlerce zıtlığın içindeyim. Sürekli değişiyor ama hep aynı kalıyorum”.

Politikacılardan kurgusal karakterlere, günlük konuşma dilinden duvar yazılarına, her yerde ya “sıkıntı var” ya da “sıkıntı yok”. Hal böyleyken ve pandemi de tüm sıkıcılığıyla, sıkılmanın ve sıkıntının binlerce yüzüyle tanışmak için uygun bir atmosfer yaratıyorken Aylin Kuryel’in kazara kahinsel bir şekilde aylar önce derlemeye başladığı “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Kavramı Üzerine Denemeler derlemesi tam üstüne geliyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan derlemede, Kuryel’in sıkıntı tarihine ustalıkla göz kırpan sunuşuyla beraber okur, çok yoğun ve bir o kadar da akışkan bir okuma seyrinde buluyor kendini.

Sıkıntı Var-Sıkıntı Kavramı Üzerine Denemeler, Derleyen: Aylin Kuryel, 397 syf., İletişim Yayıncılık, 2020.

SIKICI OLMAYAN BİR DENEYİM

“Sıkıntının Mekanları, Sıkıcı Şeyler”, “Sıkıntının Politikası, Politikanın Sıkıntısı”, “Sıkıntı Dile Dökülünce: Edebiyat ve Sıkıntı” ve “Perdede(n) Sıkılanlar: Sinema ve Sıkıntı” olarak dört bölümde kurgulanan çalışma Sezin Ünlüönen, Beno Kuryel, Ayşe Çavdar, Orhan Koçak, Fırat Yücel gibi isimlerin son derece nitelikli, ufuk açıcı makalelerine ev sahipliği ediyor. Bu bölümler Pınar Öğünç, Sevinç Çalhanoğlu, Efe Murad, Barış Bıçakçı ve Nalan Yırtmaç’ın öykü, şiir, resim&illüstrasyon gibi katkılarıyla damağa ve belleğe çok farklı bir son nokta koyuyor. Böylece konu açısından yoğun bir çalışmanın içinde böyle duraklarda mola verebilmek okur için bambaşka, sıkıcı olmayan bir deneyim haline geliyor.

Sıkıntının mahir doğasına hakim olmak, küçük çaplı bir şok geçirmeye sebep oluyor tabii. Zira Kuryel’in ve yazarların ele aldığı, peşinden gittiği sıkıntı hiç de miskin ve tembel değil. Aksine, en kaotik dönemlerde vızır vızır işleyerek düşünme biçimlerine, kültürel kutuplaşmalara ve “nesnel” beğeni kriterlerine sızıyor; bazen örgütleyici, bazen geri plana düşüren bir illet gibi politikayı şekillendiriyor; edebiyatta bir kabuk olarak ya kişiyi sarıyor ya da kişinin kıracağı ana unsur haline geliyor; sinemada ise kimi zaman kamerayı “anlaşılmaz” bir yavaşlığa sürüklüyor, sıkışmışlığını isyana kanalize edenlere bir yola çıkış noktası bahşediyor ya da sinemada ataerkil düzen tarafından sıkılmak zorunda bırakılan kadınların gündüz düşlerine açılan kapıyı aralıyor.

Yazarların metinleri, anlatmak istediklerini kendi sınırlarına hapsetmiyor. Böylece meraklı ve çalışkan okur için metinlerin sırtını dayadığı ana kaynaklara ulaşma, kanıksanan sıkıcı şeylere tekrar dönüp bakma macerası başlıyor. Yani sıkıntı sarmalı bir kere daha kitabın ve okurun işbirliğiyle alaşağı ediliyor! Bu açıdan İletişim Yayınları’ndan çıkan “Sıkıntı Var”: Sıkıntı Kavramı Üzerine Denemeler konusu, konusunu çeşitli, bağlantılı şekillerde ele alışı ve ritmi açısından adeta sıkıntıya meydan okuyor. Direktiflere odaklanmayan diğer kulağımıza kitaptan taşan cümleler çalınıyor: Sıkın dişinizi, sıkıntıyı bitiremeyiz ama onu anlayabiliriz!