Prof. Dr. Şehnaz Ceylan: Bebeğe yatırım yapmak geleceğe ışık tutmanın bir yolu

Türkiye’deki ilk “Bebek Kütüphanesi” hayalini gerçeğe dönüştüren Prof. Dr. Şehnaz Ceylan ile bebek kütüphanelerini, erken çocukluk döneminde kitapla tanışmanın önemini konuştuk. Ceylan, bebek kütüphanesi ailelerin ve bebeklerin sosyalleştiği ve etkileşim kurduğu bir mekân haline geldi, erken dönemde kitapla tanışan bir toplum, başarılı ve mutlu geleceğin teminatıdır” dedi.

Elif Şahin Hamidi

DUVAR – Türkiye’de aile ve bebeği odağına alan ilk “Bebek Kütüphanesi”, Karabük Üniversitesi ve Zübeyde Hanım İl Halk Kütüphanesi işbirliğiyle, 1 Kasım 2018 tarihinde Karabük’te açıldı. Bu kütüphane, Amerika Kütüphaneler Birliği’nin “Dünya Kütüphaneleri İyi Uygulamalar Fotoğraf Galerisi”nde de kendine yer buldu. Projenin geliştiricilerinden Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Şehnaz Ceylan, “Kütüphaneler tüm çocuklar içindir” sloganıyla yola çıktıkları bu projeyle, çocukların erken dönemde kitapla güçlü bağlar kurmasını amaçladıklarını belirtiyor ve “Ülkemizde bebeğe yatırım yapmanın, geleceğimize ışık tutmanın bir yolu olduğu fark edilene kadar bu projeler devam etmeli” diyor.

Türkiye’deki ilk “Bebek Kütüphanesi” hayalini gerçeğe dönüştüren Prof. Dr. Şehnaz Ceylan ile bu projenin detaylarını, bebeklerin kitapla bağ kurmasında bebek kütüphanelerinin rolünü ve erken çocukluk döneminde kitapla tanışmanın önemini konuştuk.

‘ÇOCUKLARIN ERKEN DÖNEMDE KİTAPLA GÜÇLÜ BAĞLAR KURMASINI AMAÇLADIK’

Türkiye’nin ilk “Bebek Kütüphanesi” 2018’de Karabük’te açıldı. Ardından Tokat’ta ikinci, Şarköy’de (Tekirdağ) üçüncü bir bebek kütüphanesi hayata geçirildi. İl Halk Kütüphanesi içerisinde yer alan bu ilk Bebek Kütüphanesi nasıl doğdu, anlatır mısınız?

Çocuk Gelişimi lisans programında yer alan “Erken Müdahale” dersi kapsamında her yıl ailelere evde bebeklerin gelişimlerini desteklemeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalar kapsamında yaklaşık 250 aileye ulaştık. Eğitim sürecinde bizi şaşırtan ve endişelendiren önemli bir sonuçla karşılaştık; bu da bebeklerin (0-3 yaş) yaklaşık yüzde 70 inin kitabının olmamasıydı. Aynı zamanda “Bebeklik Döneminde Gelişim” dersi kapsamında öğrencilerimizle duyu materyalleri tasarlıyoruz. Her yıl bu materyalleri ihtiyacı olan ailelere ve bebeklere ulaştırıyoruz. O sırada Karabük Zübeyde Hanım İl Halk Kütüphanesi Müdürü Hülya Özgün bizi bir etkinlik için davet etmişti. Çocuklarla yaratıcı drama etkinliği yaparken çocukların kütüphanede eğlenerek öğrendiklerini ve aynı zamanda mutlu olduklarını keşfettik. Bu kapsamda iki önemli dersin verileri ve kütüphane deneyimi bizi ailelere ve bebeklere en kolay ulaşabileceğimiz “Bebek Kütüphanesi” fikrine götürdü. Böylece Türkiye’de ilk “Bebek Kütüphanesi”, ben ve Kütüphane Müdürü Hülya Özgün’ün rehberliğinde, gönüllü on altı lisans ve altı yüksek lisans öğrencisi tarafından 1 Kasım 2018 tarihinde kurulmuş oldu.

Öğrencilerimizle ve kütüphane personelinin katkısıyla gönüllülükle başlayan bu önemli proje, 2019 yılında Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle güncellendi ve şu an ailelere hizmet vermeye devam ediyor. Bu arada Bebek Kütüphanemiz, Amerika Kütüphaneler Birliği’nin “Dünya Kütüphaneleri İyi Uygulamalar Fotoğraf Galerisi”nde de kendine yer buldu. “Kütüphaneler tüm çocuklar içindir” sloganıyla yola çıktığımız bu projeyle, çocukların erken dönemde kitapla güçlü bağlar kurmasını amaçladık. Ülkemizde bebeğe yatırım yapmanın, geleceğimize ışık tutmanın bir yolu olduğu fark edilene kadar, bu projeler devam etmelidir.

7-8 Ekim 2019 tarihlerinde Safranbolu’da, farklı disiplinlerden katılımcıların bir araya geldiği bir “Bebek Kütüphaneleri Çalıştayı” gerçekleştirildi. Ne gibi veriler elde edildi bu çalıştayda, değerlendirir misiniz?

“Bebek Kütüphaneleri Çalıştayı” kapsamında, halk kütüphanelerinde bebek kütüphanesi açılması veya oluşturulması, bebek kütüphanesi eğitim modelleri, bebek kütüphanelerinde kurumlar arası işbirliği, bebek kütüphaneleri için nitelikli materyal seçimi, bebek kütüphanelerinde aile destek programları ve etkinlikler olmak üzere beş ana başlık üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda 110 katılımcı, iki gün boyunca etkinliğe “Bebek Kütüphaneleri” odağında kütüphanenin hizmet, işleyiş, yetenek, yeterlilik ve beklentiler bağlamında aktif bir şekilde katılım sağlayarak değerli görüşlerini paylaştı. Bebek Kütüphaneleri Çalıştayı, 0-3 yaş grubu bebeklerin bulunduğu sahalarda görev yapan meslek gruplarını halk kütüphanelerinde çocuklar ve aileleri ile ortak hedefler kapsamında “Neler yapabiliriz?” sorusuna yanıt aramak amacıyla birleştirici bir çalışma oldu. Çalıştay, beklediğimizden daha büyük sonuçlar ortaya koydu diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de maalesef disiplinlerarası çalışmalar çok az gerçekleştiriliyor. Bu da bebeklerle ilgili yapılan çalışmalara iyi bir örnek oldu diyebiliriz. Aynı zamanda, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından Bebek Kütüphaneleri Çalıştay Kitabı yayınlandı. Sonuçlarını merak edenler inceleyebilir.

‘ERKEN DÖNEMDE KİTAPLA TANIŞAN BİR TOPLUM, MUTLU GELECEĞİN TEMİNATIDIR’

Bebek kütüphanelerinin yurtdışında çokça örneği var aslında. Türkiye’de ise kitap okuma oranları bir hayli düşük olmakla birlikte “bebek ve kitap” ilişkisinin farkına da geç vardık. Aslında kitap sevgisi, kitapla kurulan bağ erken bebeklik döneminde başlıyor, hatta anne karnına kadar gidiyor. Bebek kütüphaneleri bebeklerin kitapla bağ kurmasında nasıl bir rol üstlenecek?

Bebeklik dönemi, sizin de belirtiğiniz gibi bilişsel, dilsel, sosyal, duygusal ve motor gelişimleri açısından kritik bir öneme sahip. Ayrıca yapılan araştırmalar çocukların erken yaşta dil becerilerini kazanmalarının, ilerleyen zamanda akademik başarılarını da olumlu yönde etkilediğini vurguluyor. Bu yüzden kütüphaneler, bebeklikten itibaren çocukların gelişimini destekleyerek, çeşitli fırsatlar sunar. Bu dönem özellikle, anne-bebek bağlanmasının gerçekleştiği sevgi, iletişim ve keşif üçgeninin vurgulanması gereken bir süreçtir. Bu süreçte kitap, anne ve bebek etkileşimini güçlendirmede çok etkilidir. Bebek kütüphanesinde, ailelere bebekleriyle kitaplar yoluyla nasıl bağ kurmaları gerektiğini uygulamalı olarak gösterebilme şansımız oldu. Aileler bu konuda, artık bebeğimle daha keyifli kitap okuyorum, farklı sesler çıkarıyor, yanıt vermek istiyor” gibi çok iyi dönütler verdi.

Vurgulamak istediğim diğer bir konu da şu: Babalar bebekleriyle kitap okudular. Bu süreçte bebek kütüphanesi babayla iletişim bağını güçlendirmek için bir yol açtı. Aynı zamanda bebek kütüphanesi ailelerin ve bebeklerin sosyalleştiği, etkileşim kurduğu bir mekân haline geldi diyebiliriz. Erken dönemde kitapla tanışan bir toplum, başarılı ve mutlu geleceğin teminatıdır.

‘BEBEKLER İSTEDİKLERİ EĞİTİM ALANINDAN ÜCRETSİZ YARARLANABİLDİLER’

Halk kütüphanelerindeki ve dolayısıyla bebek kütüphanelerindeki bütün hizmetler ücretsiz ancak sanırım bu herkes tarafından pek bilinmiyor. Örneğin insanlar herhangi bir atölye veya yazar-çocuk buluşmasının ücretli olacağını düşünüyor. Buralarda ebeveynler ve bebekler için sunulan ve sunulması gereken hizmetlerden bahseder misiniz?

Halk kütüphaneleri bu hizmetlerin tümünü ücretsiz yapıyor. Bu soru bize sürekli geldiği için Bebek Kütüphanesi’ndeki eğitimlerimizi duyururken devamlı ücretsiz olduğunu vurguladık. Bebek Kütüphanesi ilk açıldığında duyu eğitimi, müzik, oyun, yaratıcı dans ve etkileşimli kitap okuma etkinlikleri planladık. Bebekler her hafta istedikleri eğitim alanından ücretsiz yararlanabildiler.

İlk yıl, ilk üç aylık eğitim programını 12-24 aylık 20 bebek tamamladı. Ayrıca her bebeğin İl Halk Kütüphanesi’nde kendine ait kayıtları oluşturuldu ve kitap alabilmeleri sağlandı. Bununla ilgili de bebeğe özel bir üyelik kartı vermeyi planlıyoruz. Hayatı boyunca kitapla bağını somutlaştırmak ve kalıcı hale getirmek adına iyi bir fikir olacağını düşündük. Karabük Zübeyde Hanım İl Halk Kütüphanesi bünyesinde daha önce çok az bebek kaydı bulunurken, oluşturulan Bebek Kütüphanesi kapsamında yaklaşık 550 bebek üyeliğine ulaşıldı. Aynı zamanda bu bebeklerin bakımını üstlenen anne, baba, büyükanne, bakıcı vb. de kütüphane hizmetlerinden aktif bir şekilde faydalanmış oldu. Erken dönemde gelişimsel riskli bebeklere rehberlik edilerek, uzmanlara yönlendirme gerçekleştirildi.

Bebeklerin yanı sıra annelerin öz yeterlik becerilerini, bebeklerinin sosyal duygusal gelişimlerini desteklemek amaçlı “Annelerle Mutlu Bebek Drama Eğitimi” uyguladık. Buradaki amaç, kütüphanelerin aile eğitimlerinde de aktif bir şekilde kullanılabileceğini vurgulamaktı. Sonuç olarak, Bebek Kütüphanesi, ailelere ihtiyaç duyulan durumlarda eğitim, ödünç materyaller, oyuncak ve kitaplar temin ederek, eğitimde fırsat eşitliği sağlamada önemli bir adım oldu. Bebek Kütüphanesi projesi, Türkiye’de erken okur-yazarlık, bilgi okur-yazarı olma, okuma alışkanlığı kazanma, yaşam boyu öğrenme, erken müdahale vb. desteklemeye yönelik bebekleri ve aileleri hedef alan ilk kapsamlı model diyebiliriz.

Ebeveynlerin, bakıcıların, anneanne/babaanne ve dedelerin, çocuğun sorumluluğunda payı olan herkesin bebek-kitap ilişkisi, bebek kütüphanelerinden nasıl faydalanacağı hakkında bir bilinç kazanması oldukça önemli. Hatta kütüphane hizmetlerinden faydalanacak kişilere, bilgiye dayalı bir şekilde hizmet verebilmeleri için işe en başta kütüphanecilerin eğitimiyle başlamak gerekir diye düşünüyorum. Bu bağlamda neler yapılıyor ve yapılması gerekiyor?

Kütüphanecilik, içinde birçok disiplini barındıran bir bilim dalıdır. Kapılarını tüm disiplinlere açabilecek bir güce sahiptir. Biz de bu kapıyı aileler ve çocuklar için aralamış olduk. Kütüphane çalışanları da bu projeye aktif katılım sağladı, çocuklarla çalışırken sürekli fikir alışverişinde bulunduk. Çünkü, kütüphaneci olarak onların bize verdiği bilgiler ve ipuçları çok değerliydi. Bu anlamda iyi bir ekip olabildik ve ortaya “Bebek Kütüphanesi” çıktı. Bu süreçte, çocuk ve bebek kütüphanelerinde çalışanlar için hazırladığımız ve henüz yayım aşamasında olan Bebek ve Çocuk Kütüphaneleri Eğitici Uygulama Seti var. Set, kütüphanede ailelerle ve bebeklerle çalışırken yol gösterici olmayı amaçlıyor. Setin içeriğinde çocukların aylara ve yaşlara göre gelişim özelliklerine yönelik pratik bilgiler, etkinlikler, oyunlar, bebek kitapları vb. yer almakta. Aynı zamanda bir yüksek lisans tezi kapsamında çocuk ve bebek kütüphanesinde çalışan kütüphanecilere yönelik online eğitim programı da planlıyoruz.

‘BU MODELİ DAHA GENİŞ KAPSAMDA UYGULAMAK ADINA ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ’

Bebek kütüphanelerinin ve bu kütüphanelerdeki eğitimlerin (gerek hizmet içi eğitimler, gerekse kullanıcıya yönelik eğitimler/hizmetler) sürdürülebilirliği için neler yapılması gerekir?

Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü bu projeye gönüllü olarak başladı. Gönüllülüğün bir işi sonuçlandırmak ve ileriye götürmek adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü bu projeye büyük destek verdi. Ancak bebek kütüphanelerinde işleyişin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için politika belirleme, işbirliği ve istihdam çok önemli. Çalıştayda vurgulanan en önemli maddelerden biri de buydu. Her bebek kütüphanesinde bir kütüphaneci bulunmalı; bunun yanında il bazında bir çocuk gelişimci, psikolog vb. istihdam edilerek yapılan etkinlikler organize edilmeli ve destelenmeli. Bu alanda çalışmak isteyenlere de Karabük Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi kapsamında “Bebek Kütüphanesi Uygulayıcı Sertifika” programı düzenledik. Bu konuda yapmak istediğimiz bir sürü hayalimiz var tabii. Bu modeli daha geniş kapsamda uygulamak, geliştirmek adına hala düşünmeye ve üretmeye devam ediyoruz.

Kütüphanecilik farklı disiplinlerle bir arada olmayı ve işbirliğini gerektiren bir alan, bir meslek. Söz konusu bebekler ve çocuklar ise çocuk gelişimciler, psikologlar/psikiyatrlar, yeni doğan üniteleri, eğitimciler, yayıncılar, yazarlar, pek çok kamu kurum ve kuruluşuyla yapılması gereken bu işbirliği daha da gerekli ve kaçınılmaz oluyor. Bu alanda kimlere, ne gibi sorumluluklar düşüyor?

Bebek kütüphanelerinde işbirliği için bebeğin bakım, gelişim, sağlık, sosyalleşme ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli farklı disiplinlerden profesyonellere ihtiyaç duyulmakta. Bu alanda kütüphaneciler dışında diğer kurumlarda çalışan eğitimciler, çocuk gelişimciler, psikologlar, sağlık personeli vb. bebek kütüphanelerinde görev alabilirler; kurumlar arası işbirliği protokolleri aracılığıyla da destek alınabilir. Bu kapsamda bebek kütüphaneleri valilik ve belediyeler kapsamında yürütülebilir. Ankara’da birçok belediyenin bu konuda gönüllü olduğunu biliyorum. Umarım kısa bir süreçte bunu gerçekleştirebilirler. Bebek Kütüphanesi’nin diğer illere örnek teşkil etmesi açısından bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Bebek Kütüphanesi ile ilgili farklı modellerin yaygınlaştırılmasına destek vermeye devam edeceğiz.

‘FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNİ ÖNLEMENİN EN İYİ YOLU BEBEKLERİ KİTAPLA TANIŞTIRMAKTIR’

Çocuk ve gençlik edebiyatı, son yıllarda Türkiye’de gerek nicelik gerekse nitelik yönünden oldukça gelişti, çeşitlendi. Ancak 0-3 yaş arası bebekler için kitaplar çok sınırlı. Çünkü kitapları çoğu çeviri ve kullanılan farklı materyallerden dolayı maliyetleri yüksek. Bu nedenle 0-3 yaş aralığına uygun kitaplar üreten yayınevleri sınırlı. Bu alandaki nitelikli kitap eksiğinin giderilmesi için ne gibi adımlar atılması gerekiyor?

Maalesef Türkiye’de kitap okuma alışkanlıkları konusunda çok iyi değiliz. Becerilerin ve alışkanlıkların erken dönemde kazandırılması çok önemli. Bu kapsamda Bebek Kütüphaneleri “kitap okuma alışkanlıklarının edinilmesi” için önemli bir kapı açmakta. Aynı zamanda bebeklerin dil ve erken okur-yazarlık becerilerini desteklemek için doğru ürünlerle karşılaşması çok önemli. Çünkü bireyin ilk deneyimleri ileride kişiliğinin oluşumu için temel oluşturur. Bu süreçte çocuk kitabı yazarlarına da büyük görevler düşüyor. Bebeklerin gelişimini, özelliklerini, ilgilerini çok iyi bilmeleri ve buna yönelik kaliteli kitaplar tasarlamaları gerekiyor. Ancak bebek kitaplarının birçok özelliği barındırması gerektirdiği için maliyeti çok yüksek oluyor. Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı, gönüllü kuruluşlar, yayınevleri vb. tarafından “İlk Bebek Kitabı” projelerinin desteklenmesi, bu alana yönelik ilgiyi ve motivasyonu artırabilir. Devlet kreşlerindeki ve özel kreşlerdeki bebek gruplarına, bebek kütüphanesinde etkinlik ve aktiviteler düzenleyerek kitapla tanışmaları sağlanabilir.

Özellikle, alt-sosyo ekonomik düzeydeki ailelere bebek kitaplarını ulaştırma konusunda, değerli çalışmalara ihtiyaç var. Çünkü erken dönemde eğitimde fırsat eşitsizliğini önlemenin en iyi yolu bebekleri kitapla tanıştırmaktır. Bunun Türkiye’deki diğer en iyi örneği, doğan her çocuğun eşit öğrenme fırsatına sahip olması amacıyla Prof. Dr. Selçuk Şirin’inin “1 Milyon Kitap Projesi”dir. Bunun gibi projelerin yaygınlaştırılarak ailelere ve bebeklere kitapların ulaştırılması çok değerli diye düşünüyorum.