Mahpus bir şair: İlhan Sami Çomak

İçinde yaşadığımız virüs salgını günlerinde, cezaevlerinin yükünü hafifletmeye yönelik bir yargı paketi düzenlendiğine tanık oluyoruz. Bu düzenlemenin hangi suçlardan ceza alanları kapsadığına dair kesin bir bilgimiz bulunmuyor. Ama İlhan Sami Çomak gibi şair ruhlu, naif, cezalandırılma süreci tartışmalı ve 25 yıldır cezaevinde olan insanların da göz önüne alınacağını umuyoruz.

Google Haberlere Abone ol

Mahpushanede bir şair var, bugüne kadar sekiz şiir kitabı yayınlanmış: “Gitmeler Çiçek Kurusu”, “Açık Deniz”, “Günaydın Yeryüzü” , “Kedilerin Yazdığı İlahi” , “Bir Sabah Yürüdüm”, “Yağmur Dersleri”, “Dicle’nin Günlüğü”, “Geldim Sana”. Bu kitapların tümü de mapushanede yazılmış şiirlerinden oluşuyor.

Uzun yıllardır, insanın soluğunu kesen bir hukuk mücadelesi veriyor. İnsan ancak haklı ise böylesine inatla mücadele eder. Nitekim, 2016’da, aralarında Haydar Ergülen, Ahmet Ümit gibi şair ve yazarların da bulunduğu bir grup edebiyatçı şu açıklamayı yapıyorlar: “Adı İlhan Sami Çomak…19 yaşında girdiği cezaevinde bugün 43 yaşına bastı. Yani 22 bahardır tutuklu. Yani 22 bahardır yargılanıyor. 22 bahar, 22 yıl demek! O tutuklandığında doğan çocuklar şimdi 22 yaşında. 22 yıl. Söylemesi kolay…22 yıldır tutuklu yargılanan bir insanın uğradığı gadri anlatmaya sözcükler yetmez (…) Bir ağaç kaç kere çiçek açar, kaç kere yaprak döker…”

Ama o hep bir şair alçakgönüllülüğü ve içtenliğiyle hayata tutunuyor. Bir konuşmasında şunları söylüyor: “Ne diyordu Beckett: ‘Hep denedin hep yenildin, olsun, gene dene, gene yenil, daha iyi yenil! Özgürlük mutlaka gelecektir. Ben dürüstlüğüm ve şiirimle burada olacağım, dimdik. Ta ki sizlere ulaşana kadar (…) Yaratıcılık duvarları çatlatır; mutlaka sızar, özgürce akmak kararlılığını yineler! Ama aslolan şiirin kendisidir, nerede yazıldığı değil

İlhan Sami Çomak, doğal ki, şiirini 24 yıldır kaldığı cezaevinde geliştirmiş. Ama genellikle bu tür şiirlerde rastladığımız bazı “handikap” lar’a Çomak’da rastlanmıyor: Umutsuzluk, yalnızlık duygusu, çaresizlik, boşluk, ölüm… Şiirlerini okuduğunuzda, uzun yıllardır cezaevinde kalan bir şairin şiirlerini okuduğunuzu hissetmiyorsunuz. Yalnızlığını kötücül bir çıkışsızlık olarak değil, bir başkaldırı olarak şiirinin izleklerinden biri yapıyor:

“…

Gökkuşağı ile renkler arasına

Çöl ile kumlar arasına

Katılıp kalan ne varsa, onlar için

Yalnızlığı bir başkaldırı olarak aldım…”

İlginç metaforlar geliştiriyor. İçerde çok okuduğu belli. Fiziksel olarak dar olan yaşama alanını, içsel olarak sürekli geniş tutuyor. Özgürlüğün simgesi olan “kuş” imgesi, şiirinin geniş bölümünde yer alıyor:

“…

Kanatlanmış bir kuşu düğümlediler kalbime.

Çünkü senden öğrendim beklemenin yerleşik

bir değer olduğunu…”

Şair İlhan Sami Çomak’ın verdiği baş döndürücü hukuk mücadele sürecine bir göz atalım: 1994 yılında henüz 21 yaşında, İstanbul Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü öğrencisiyken, on altı günlük bir gözaltı süresinden sonra “örgüt üyeliği” suçundan tutuklanarak İstanbul’daki Bayrampaşa Cezaevi’ne kondu. Yargılanması, iddialara göre sorunlu olan, kendisinin onaylamadığı ifade tutanakları esas alınarak, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde gerçekleşmiş. Sonunda bu sorunlu tutanaklara dayanılarak ve buna rağmen somut hiçbir delil olmadan, 2000 yılında müebbet hapis cezasına çarptırılmış. Yargıtay cezasını onaylayınca, AİHM’ye başvurmuş. AİHM, 2007 yılında aldığı kararla adil yargılanmadığına ve yargılanmasının yenilenmesine hükmetmiş… Bu arada 2005 yılında çıkan yeni Ceza Kanunu’na dayanarak avukatının kanunen lehine olan hükümlerinin uygulanması gerektiğinden hareketle yaptığı başvuru, yerel mahkemede reddedilse de, Yargıtay, 2007 yılında dosyasını usulden bozmuş, Duruşmalarda kendisinin ve avukatının, AİHM’nin tespit ettiği ihlal kararı gereği ‘yargılanmasının’ yenilenmesini içeren talepleri her seferinde mevzuatta yeri olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş. 2013’de, mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararından altı yıl sonra tekrar eski cezaya hükmetmiş. Dosyası tekrar Yargıtay’a gitmiş.

Bu arada 2013 yılının Nisan ayında çıkan 4. Yargı Paketi’nde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin önünde bulunan 220 dosya için yeniden yargılamanın yolu açılmış. Avukatının yaptığı başvuru, yasaya rağmen mahkemece reddedilmiş. Neyse ki bir üst mahkeme başvuruyu kabul etmiş. 19 Aralık’ta İstanbul 9.ÖYM 'de ilk duruşmaya çıkan İlhan Çomak'ın tahliye talebi reddedilmiş ve bir sonraki duruşmanın 11 Mart 2014 tarihinde görülmesine karar verilmiş.

Yerel mahkemenin tahliye talebini reddetmesinden dolayı avukatlar, İlhan Çomak'ın tutuksuz yargılanması gerektiği, serbest bırakılmasının önünde herhangi yasal bir engel olmadığı gerekçesiyle 6 Şubat 2014'te AYM'ye başvuruda bulunmuşlar.

11 Mart tarihine ertelenen duruşma, ÖYM'lerin kaldırılması nedeniyle ertelenmiş. 8 Mayıs 2014 tarihinde avukatların İlhan Çomak’ın serbest bırakılması için Nöbetçi Mahkemeye sunduğu dilekçenin sonucunda, İlhan Çomak'ın tutuksuz yargılanma başvurusu İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiş. 5 Eylül 2014 tarihine ertelenen duruşmada, Mahkeme heyeti, avukatların ve Çomak’ın tahliye talebini reddetmiş ve dosyayı bir önceki Mahkeme olan 9.ACM (Ağır Ceza Mahkemesi)’ne iadesine karar vermiş. 9. ACM ise yetkisizlik gerekçesiyle dosyayı Yargıtay’a yollamış. Yargıtay, sonunda, 4.ACM’nin dosyaya bakmasına karar vermiş.

2.07.2015’de yeniden duruşması olmuş fakat bu sefer de ana dosyası gelmediği ve dosya incelenemediğinden 6 ay sonra, 22 Aralık 2015 tarihine ertelenmiş. 22 Aralık 2015 tarihine ertelenen duruşması da aynı gerekçe ile 12 Nisan 2016 tarihine ertelenmiş. İlhan’ın avukatları bu duruşmada 20 yılı aşkın tutukluluk süresini göz önünde bulundurarak tahliye talebinde bulunmuşlar, ancak mahkeme, ‘delil karartma’ şüphesiyle tutukluluğunun devamına karar vermiş. 1 Haziran 2016 tarihine ertelenen son duruşma da sanıkların dinlenmesi gerekçesiyle 13 Temmuz 2016 tarihine ertelenmiş. Cezası, Yargıtay tarafından 2018’de yeniden onanmış.

İçinde yaşadığımız virüs salgını günlerinde, cezaevlerinin yükünü hafifletmeye yönelik bir yargı paketi düzenlendiğine tanık oluyoruz. Bu düzenlemenin hangi suçlardan ceza alanları kapsadığına dair kesin bir bilgimiz bulunmuyor. Ama İlhan Sami Çomak gibi şair ruhlu, naif, cezalandırılma süreci tartışmalı ve 25 yıldır cezaevinde olan insanların da göz önüne alınacağını umuyoruz.