Hepimiz Greta mıyız?

İtalyan gazeteci Valentina Giannella’nın “Hepimiz Greta’yız” adlı kitabı A7 Kitap tarafından yayımlandı. Gianella, “Küresel ısınma nedir?”, “Sera gazı etkisi ne demektir?” gibi soruları, bütün bir gençliğin sorduğunu düşünerek hazırladığı çalışmasıyla, meseleyi teoride ve pratikte yalın bir dille anlatmayı hedefliyor.

Nükhet Seza

Altı yıl önce Milano’dan Hong Kong’a taşınan İtalyan gazeteci Valentina Giannella, gençlik, çevre ve gelecek konusunda yazılar kaleme alınan duayen bir isim. İki çocuk annesi olan Giannella, bir süredir dünyanın geleceği ve iklim değişiklikleri meseleleri üzerine çalışmalar yaparken, kendi hayatından yola çıkarak bir kitap hazırladı.

Geçen yıl, 2019 Nobel Barış Ödülü adayı Greta Thunberg tarafından organize edilen büyük küresel öğrenci protestosunun Hong Kong ayağına katılan kızı aracılığıyla, iklim krizinin gençlik nezdindeki tepkimesine tanık olan Giannella, uzun bir süredir üzerine çalıştığı iklim krizi meselesini kitaplaştırmaya karar verir. Kendi kızı aracılığıyla fark ettiği, “Küresel ısınma nedir?”, “Sera gazı etkisi ne demektir?”, “Biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma nedir?” gibi soruları, bütün bir gençliğin sorduğunu düşünerek hazırladığı çalışması, meseleyi teoride ve pratikte yalın bir dille anlatmayı hedefliyor.

Hepimiz Greta’yız, Valentina Gianella, çeviri: Bahar Yiğitbaş, A7 Kitap, 2020.

AİLENİN ÖNEMİ VE BİLİNÇLENME SÜRECİ

Yazar yöntemini, “iklim değişikliğini anlamak için ihtiyaç duyulan temel fikirleri bilimsel ve anlaşılabilir bir dille, en güvenilir kaynaklardan faydalanarak sunmak” diye tarif ederken; amacını, “gençler için ve ebeveynler, büyükanneler ve büyükbabalar için dünyamızın sağlığı hakkında sorular soran genç insanların doğrudan ve acil sorularına artık cevap vermek zorunda kalan her birimiz için” sözleriyle dile getiriyor.

A7 Kitap’tan Hepimiz Greta’yız ismiyle yayımlanan kitapta yazar, şöyle bir yol izliyor: İlk olarak Greta’nın –kısa- özgeçmişinden, onun iklim konusundaki farkındalığından ve bilinçlenme sürecinden bahsedip, ailenin bu husustaki önemine değiniyor. Sonraki süreçte İsveç parlamentosunun önünde başladığı pasif direnişi ve eylemselliği açıklayan yazar, Greta’nın bu pratiğinin küreselleşmesinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bu noktada iklim krizinin tarihçesine odaklanan ve Greta’nın referanslarını bilimsel bilgiler ışığında dile getiren yazar, dünyanın geleceğine dair sorular soruyor. İklim değişikliği hususunda devletlerin ve iktidar olgularının pasif kaldığını ve insanlığın geleceğini düşünmemekle itham ettiği Greta gibi, tıpkı yazar da aynı referansların ardından gidiyor ve küresel kapitalizmi mahkum ediyor. Bununla birlikte, iklim krizinin nasıl durdurulabileceğine ve insanlığın bu sorunu alt ediş sürecine dair de bilgi veren yazar, önümüzdeki on yıllık süreç çok önemli olduğunu belirtiyor. Fosil yakıt kullanımının derhal azaltılması gerektiğini dile getiren yazar, gelişmekte olan ülkelerin zengin ülkelerle başa çıkmaya çalışma sürecinin de krizi arttıracağı yönünde fikir beyan ediyor.

Yazarın dikkat çektiği bir diğer nokta da, iklim krizinin sonuçlarının her coğrafyada aynı şekilde tepkime vermediği üzerine: Buzullardaki erime Kuzey Kutbu’nda cereyan ederken, sel veya tayfun gibi coğrafi tepkimeler başka bir coğrafyada görülebiliyor ve her ikisi de aynı sürecinin birer parçası olarak ortaya çıkıyor. Bu noktada sürdürülebilir kalkınma olgusunun üzerinde duran yazar, sivil toplum olgusunun önemine değiniyor. Yazara göre, bu noktada Birleşmiş Milletler’e ciddi bir görev düşüyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmak, tüketimi ve kirli atık üretimini azaltmak, geri dönüşüm, deniz ortamını korumak, sürdürülebilir tarım ve hayvan yetiştiriciliği metotları geliştirmek, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek, yoksullukla savaşmak kurumun başlıca önceliği olmak zorunda.

Yazar, sonraki bölümlerde temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerine yaptığı çalışmaları okurla paylaşıyor. Bu noktada doğanın faydasına olabilecek enerji üretimlerini öne çıkarırken, kapitalizmi bir kez daha mahkûm eden yazar, su kaynaklarının da temizliğinin sürekliliğine önem çekiyor.

Büyük şehirlerdeki yaşam biçimine de değinen yazar, günün sonunda iklim krizine karşı bilinç geliştirmek isteyen okur için planlı bir el kitabı sunuyor. Ona göre, gezegene fayda sağlayacak fikirlerin illa da çok büyük yatırımlardan geçmesi gerekmiyor, kamusal da olsa özel de olsa durum böyle. Yazar, Greta’ya vurgu yaparak, bazen tüm dünyadan küçük girişimcileri, sıkça da sorunlara zekice çözümlerin hayalini kuran genç insanları dinlemek gerek, diyerek bitiriyor çalışmasını. Sahi ne güzel olur değil mi, gençlere kulak vermek!