Fransa PDF'i yolladı: Sabuncuoğlu Şerefeddin'in tıp kitabı basılacak

Hekim Sabuncuoğlu Şerefeddin'in 555 yıl önce yazdığı eserin Fransa'daki orjinali PDF formatında Amasya Üniversitesi'ne ulaştırıldı. Kitap bu baskıya uygun olarak yeniden yayınlanacak.
Amasya Üniversitesi Rektörü Süleyman Elmacı internet üzerinden kopyası getirtilen eserin yeni basımının yapılacağını açıkladı.

DUVAR – Osmanlı döneminin ünlü tıp alimi Sabuncuoğlu Şerefeddin’in 1465 yılında yazdığı, orijinali nüshası Fransa Milli Kütüphanesi’nde bulunan “Kitab-ı Cerrahiyyetül Haniyye” eserinin bir kopyası Amasya’da hem müzede sergilenecek hem de tıp öğrencilerinin eğitiminde kullanılacak.

Eserin bir kopyası Amasya Üniversitesi Rektörlüğü ve Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunun girişimleri sonucu Fransa Milli Kütüphanesi tarafından PDF formatında gönderildi. 420 sayfalık eser orijinal boyutunda basılacak.

Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Sabuncuoğlu Şerefeddin’in tıp dünyasında çok iyi tanındığını, Avrupa’da hâlâ onun eserlerinden yararlanıldığını söyledi. Öğrencilerine Sabuncuoğlu Şerefeddin gibi bilim insanlarını daha yakından tanıtmak istediklerini vurgulayan Elmacı, Kitab-ı Cerrahiyyetül Haniyye eserinde, Sabuncuoğlu Şerefeddin’in ameliyatlarda kullandığı 168 tıp aletini resimlerle anlatmasının, içinde bulunduğu dönem için çok önemli bir atılım olduğuna dikkati çekerek, “O dönemde kitaplarda pek resim kullanılmazken ameliyatları kullandığı aletlerle birlikte resimli olarak çizmesi, çok önemlidir. Bu dönemin en önemli olaylarından biri de cerrahi aletler yapmış olmasıdır” diye konuştu.

 

.

Kitab-ı Cerrahiyyetül Haniyye’nin, Fransa’daki orijinali dışında, sonraki yıllarda tekrar yazılan bir örneğinin İstanbul’da bulunduğunu aktaran Elmacı, şunları kaydetti:

“Biz asıl orijinali olduğu için Fransa’dakinin kopyasını almayı tercih ettik. Üniversite olarak PDF formatındaki nüshanın tıpkı basımını gerçekleştireceğiz. Üniversitemizin yaptığı tıpkı basımı özellikle Amasya’daki çeşitli kurumlara ve müzemize bırakarak insanlar tarafından bilinmesine yardımcı olmak istiyoruz.”

Sabuncuoğlu Şerefeddin tarafından 555 yıl önce kaleme alınan eserde kullanılan sade Türkçe, eserin bugün bile kolayca anlaşılabilmesini sağlıyor. Sabuncuoğlu, kitabını Amasya ve Amasya halkının afetlerden ve kötülüklerden korunması için yaptığı duayla tamamlıyor. Eserlerinde yaptığı tedavileri renkli resimlerle anlatan Sabuncuoğlu Şerefeddin’in tıpta kullanılmak üzere icat ettiği aletler bugün Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi’nde sergileniyor.


Sabuncuoğlu Şerefeddin kimdir?

Sabuncuoğlu Şerefeddin’in Amasya’da ismine açılan müzedeki büstü.

İslam Ansiklopedisi’ne göre 1386 doğduğu tahmin edilen ve Amasya’da bugün Sabuncuoğlu (Hacı İlyas) denilen mahallede yaşayan Sabuncuoğlu Şerefeddin ünlü bir hekim ailesine mensuptu. Çelebi Sultan Mehmed’in hekimbaşılığını yapan Sabuncuoğlu Mevlânâ el-Hâc İlyas Çelebi Bey’in torunuydu. Amasya Dârüşşifâsı’nda muhtemelen Burhâneddin Ahmed en-Nahcuvânî’den eğitim gördü. Orada on dört yıl hekimlik yaptıktan sonra Candaroğlu İsfendiyar Bey zamanında (1385-1440) bir süre Kastamonu’da bulundu. Cerrâhiyye-i İlhâniyye’yi yazdığında İstanbul’a giderek kitabını Fâtih Sultan Mehmed’e sundu. Son eseri Mücerrebnâme’yi 1468 yazdığına göre bu tarihten sonra vefat etti.

Osmanlı bilim dünyasında yeterince tanınmayan Sabuncuğlu’nun adına ilk defa cerrah İbrâhim b. Abdullah’ın 911 (1505) tarihli Alâim-i Cerrâhîn adlı eserinde rastlanmaktadır. İbrâhim b. Abdullah, burada onun adını vererek Mücerrebnâme’den aldığı kadın hastalıklarında kullanılan bir süpozituvarın formülünü açıklar. Sabuncuoğlu’nun öğrencilerinden Gıyâs b. Muhammed İsfahânî de II. Bayezid’e ithaf ettiği Mirʾâtü’ṣ-ṣıḥḥa adlı kitabında hocasının tıptaki başarılarını överek onu örnek aldığını belirtmiştir. Amasya’da yaşamış olması ve eserlerini o günün bilim dili olan Arapça yerine Türkçe yazması Sabuncuoğlu’nun yeteri kadar tanınmamasının başlıca sebepleridir.

Cerrahiyyetü’l-Haniyye kitabının en önemli özelliği, tıp tarihinde ilk defa cerrahî müdahaleleri gösteren minyatür tekniğinde yapılmış çeşitli resimler içermesi ve sade bir Türkçe ile kaleme alınmış olmasıdır. Bu nedenle hakkında tıp tarihi, Türk dili ve resim sanatı açısından pek çok çalışma yapılmıştır. Eserin tıpkıbasımı ve transkripsiyonu 1992’de de İlter Uzel tarafından geniş açıklama ve notlarla birlikte iki cilt halinde yayımlanmıştır. (HABER MERKEZİ)