Erdal Erdem’in yeni kitabı: Kanda Bir İhtimal

Erdal Erdem'in üçüncü şiir kitabı "Kanda Bir İhtimal" Yakın Kitabevi tarafından yayımlandı. Erdem, dünyayla da, karşısına aldığı ve uzlaşmayı reddettiği verili hayat tarzıyla da, onun değerleriyle, yasa ve kurallarıyla da ince ince, acı acı, hatta canı yana yana alay ediyor.

Enver Topaloğlu  envertopaloglu@gmail.com

Erdal Erdem’in (1994) yeni şiir kitabı Kanda Bir İhtimal, Yakın yayınlarının beşinci kitabı olarak Kasım 2019’da okurla buluştu.  Kanda Bir İhtimal Erdem’in üçüncü şiir kitabı. Şairin Gerilim Hattı (2016) ve Yedi Gece Kısrağı (2017) adıyla yayımlanmış iki şiir kitabı daha bulunuyor. Kitabın ilk şiiri, başlığa (Beginning Of A New Era) bakınca Erdem’in yeni bir çağın başlangıcından konuşacağı izlenimi veriyor.

ant içtim şehvet tanrısına
kendi kışımda sana rastlayana kadar yürüyeceğim
incinip hesap soracak üzerimdeki flanel gömlek
düğmelerini birlikte çözeceği.
inan ki sana ikinci oğulların ateşin sözlerini
taşıdığını da göstereceğim
zırh olcak göğsüm gövdene
üzerimizde kırılan gece aynaları yahut
üzerimizde sevgisizliği devletin, ne fark eder
hangi üniforma üstesinden gelir yedi rengin gölgesinde
uykularına okunuyor olma isteğimin

MODERN TÜRKÇE ŞİİRİN PALTOSU

Yeni bir çağ hakkında konuşmanın konusunun politik, sosyal vb. sorunlar olacağını düşünmek yanlış değildir. Çünkü şiirin dilinin ve gözünün antenleri nerede trajedi ve kriz varsa oraya dönüktür. Modern Türkçe şiirin öncü isimlerinden Nazım Hikmet de yeni bir çağın başlangıcında konuşmaya başlamıştı. Onun şiirinin odağındaki sorunların neler olduğunu burada yinelemeye gerek yok elbette. Ama hatırlanmasını da isteyebiliriz. Çünkü modern Türkçe şiirin, özellikle içerikle ilgili temel sorunsalının odağı, büyük ölçüde Nazım Hikmet’in çizdiği dairenin içindedir. “Rus edebiyatı Gogol’ün paltosundan çıkmıştır” sözünden ilham alarak modern Türkçe şiirin paltosunun Nazım Hikmet’in sırtında olduğunu söyleyebiliriz.

Diyeceğimiz, siyasal ve sosyal krizler çağı olarak tanımlanan modern çağda şiirin de sözü kaçınılmaz bir biçimde dönüp dolaşıp hayat ve dünya meselelerine bağlanır. Hem de bireysel ya da toplumsal düzlemde oluşu fark etmeksizin.

Kanda Bir İhtimal, Erdal Erdem, 64 syf., Yakın Kitabevi, 2019.

Erdem’in Kanda Bir İhtimal kitabının ilk şiirinin başlığı yanıltıcı bir izlenim vermiyor. Bir bölümünü yukarıda alıntıladığımız şiirde Erdem poetikasıyla ilgili de çok önemli bir ipucu veriyor. Şiir şiir olurken öncelikle dil de dahil, hemen hemen tüm verili, yerleşik biçimde işleyen beğeni ve değer yargılarıyla yüzleşir, hesaplaşır. Erdem’in bu konudaki tutumunun şu dizede özetlendiğini söyleyebiliriz:

her şiirde bir türkçe öğretmeni öldürmeliyiz ilkin

Tek dizede yoğunlaşan anlamıyla birlikte dizedeki çağrının okuru da ilgilendirdiğini söyleyelim öncelikle. Şiirin dili, yaratıldığı dilin evcili değil, yabanılıdır. Evcilleşmiş dil şiirde taşıyıcı olmaktan çok dolgu işlevi görür. Şiir taşıyıcı dille güçlenir, dolgu dille güç kaybeder. Yani dilsel dolgu ne kadar azsa, şiir o kadar güçlü olur denilebilir.

Erdal Erdem’in şiirin biçimsel sorunlarını da içerik sorunları kadar önemsediği; uzun şiirlerinde de, diğerlerinde de savrulmadan, bağlamından kopmadan şiiri kotardığını söyleyebiliriz. Hem buraya kadar söylediklerimizi toparlamak hem de söz konusu ettiğimiz bir çağın başlangıcında söylenen şiirin eşiğinden içeri yürümek için örnek vermek daha doğru olacak. “Nereye Yerleşeceğini Bilmeyen Kavimler Toplantısı” kitabın ikinci şiirinin başlığı. Şiirin girişinden, üç dizeli betiği okuyalım:

silahsız bir halk hareketi değilsin ama önemlisin
nereden baksan çemberin dışında
sağlıklı bir blues örneği

Erdem’in şiirine ilişkin izlenimimizin ve görüşümüzün son kitabıyla sınırlı olduğunu belirtelim. Önceki kitaplarına ulaşamadık. O nedenle Kanda Bir İhtimal‘de yer alan şiirlerden önce hangi aşamalardan geçtiğini bilemiyoruz. Şairin yolculuğunun uğrakları olan, özellikle kitaplar bütünlüklü okumanın işlevi açısından önemlidir. Kıyas kritiğin, önemli unsurlarındandır. Şiirin kıyasla okunması, irdelenmesi anlamanın yelpazesini açtığı gibi derinlik de sağlar. Ancak genişlik ve derinlik içinde okunan şiir hakkıyla anlaşılabilir. Okumanın gerektirdiği genişlik ve derinlikse çift yönlüdür. Bir, şiir buna imkan sunacak. İki, okurun da duygu, düşünce ve duyarlılığı açık olacak. Şiirin genişliğinin ve derinliğinin ancak o zaman bir anlamı olabilir.

Artık açık açık söyleyebiliyoruz: Çağımızın insanı trajik bir varlık ve varoluşuyla da krizde. Bununla birlikte varlığı ve varoluşu kuşatan trajedi ve kriz, belki de hiç bu çağda olduğu kadar hem tetiklenmiş hem de didiklenmiş değildir. Şiirin de bu bağlamda didikleyici bir işlev üstlendiğini söyleyebiliriz. “Beyaz Bir Hayvan Olarak Tanımlandığın Zamanlar” kitabın en uzun şiiri; üç bölümden oluşuyor. Şiirden bir betik paylaşalım:

kentler gördüm zorbalıkla örülü
sefaletin mutlu bodrum kraliçeleri
beyaz taş duvarların içinde avlu ve masa
geçmişimizden bahsettik hepimiz, olmak istediğimizden
neden burada olduğumuzdan susadığımızdan
belirsiz bir güçle sürüklendim sözün ardından

“İhtimal”; anlam olarak bir arayış, ama aynı zamanda bir son nokta, son seçenek vurgusu da içeriyor. Ayrıca kesinlik ve garantiyi askıya alıyor. Bunla birlikte Erdal Erdem’in, Kanda Bir İhtimal sözündeki acı alayın gözden kaçmaması gerektiğini düşünüyoruz.

ŞİİRLE ÇAKTIRMADAN ALAY 

Erdem, dünyayla da, karşısına aldığı ve uzlaşmayı reddettiği verili hayat tarzıyla da, onun değerleriyle, yasa ve kurallarıyla da ince ince, acı acı, hatta canı yana yana alay ediyor. Çünkü insan soluğunu kesen şeyle başa çıkmak için mücadele eder. Mizah da bir mücadele yolu değil mi? Gezi Direnişi bu konuda iyi bir okul da oldu. Erdem’in alaycılığının şiirine nasıl yansıdığını merak edenler için söyleyelim. Erdem şiirde çaktırmadan alay ediyor. Aktaracağımız dizeler “Güzel Tehlike” başlıklı şiirden:

çekileceğiz tarihin kıyısına
en büyük düşmanı kendi komutanı olan ordular gibi
ihanet bizden birbirimize kalan acı bir armağan
sen yine de iyi ezberle sevgilim
hiçbir zaman senin gibi kokmayacak
ölümle aramızdaki buzullar erirken
ağzımda dolaşan dualar.

Kanda Bir İhtimal iki bölümden oluşuyor… İlk bölümde daha çok yas, ağıt havası var gibi.

Erdem, ikinci bölümdeki şiirlerde deyim yerindeyse çizgiyi aşıyor. Aşılan şiirin çizgisi değil, toplumun çizgisi… Bu bölümde başta k. İskender’in ve beatnik şiirin izleri, sesi dikkat çekiyor. Ancak Erdem’in etkilendiği kaynakları aşacak hamleler yaptığını da belirtelim. “Lüzumsuz Karantina” başlıklı şiirden bir betik okuyalım:

yerlerde olmalı sonbaharın gövdesi Alex
bu kibarlığı da başka çocuklara bırakmalı artık
gör, ufka paralel taşlar gibi dizilmiş oğlan askerler
rüzgar kendiliğinden depresyon
sanrı susamış vahşi bir kurt ve eşyalar sonbaharda
öpüşen ağaçlar gibi kendiliğinden esmer
bu filmi daha önce izledim ben
ıslığından ele veriyor katil
çok istediği bir şeydi halbuki
son işinden önce bir aidsliyle sevişmek
kravatını çözmek
kravatını vücudun Meksika sınırına kadar indirmek
kimseye göstermediği dövmesini öptürmek
Quen İs No Longer Living Baby.

küçük İskender modern Türkçe şiiri etkileyen şairlerden oldu. Yani daha açık bir söyleyişle, şiirdeki hamlesiyle modern Türkçe şiirin ayağını değiştirdi. Buna karşın yeni kuşaklarda onu, önünde duran aşılacak bir ‘baba’, yıkılacak bir bariyer olarak görüp girişimde bulunan henüz yok. Erdal Erdem, kitabın özellikle ikinci bölümündeki bazı şiirlerde bu kanıyı değiştirebilirmiş gibi bir izlenim uyandırıyor.

“Birbirini Giymeye Çalışan Pantolon” şiirinin girişini aktaracağız:

tanrının işini yapmasına kızmıyorum örneğin beni
Ortadoğu’nun bacak arasında büyütmesine 1882
senesinde James’in adında bir İrlandalıyı uyandırmasına
köpekleri liberal kedileri ise krallardan kuvvetli
yaramasına tüm postmodern zırvalıklara ya da tüm
zırvalıkların postmodern olmasına sevişmeyi sıvı
alışverişi dışında entalijansiya olarak görüp buna
kendini inandıran 21. yüzyılın aşırı kültürlü oğlan
çocuklarının hala çüklerinin kalkıyor olmasına ruh ve
sinir hastalıkları bölümlerinin insanı ruh ve sinir
hastalıkları sahibi yapan yerlerde olmasına

Şairinin olmasa da Kanda Bir İhtimal‘in gözü yükseklerde bir kitap olduğunu özellikle söylemek isteriz. Ancak ihtimalleri hesaba katarak Ece Ayhan tarzı bir etikçiliktek yana tavır belirlemiş bir kitabın gözünün yükseklerde olması tuhaf ya da yadırganacak bir durum değildir. Çünkü o yüksek, o yüksek olmaktan çoktan uzaklaşmıştır. Son alıntımız “Bugün Bir Denizatı Yaptım” şiirinden:

anne af edersin ama ben o trenden atladım
beni bir kuş yaraladı adımı unutarak, trenden atladım
içtiğim su içimden yürüdü içimden alevler yürüdü
çıkardığım ceket yelkenimmiş
içimdeki nasıl büyük bir gemi
nasıl saklanıyor bak deniz beni bir kuş yaraladı.
geceleri aynalara uluyan hayvanlarla doldu ev
kedim geceleri soysuzları öldürüyor
o da giderse eğer büsbütün dağılır çetem
haklıyım, artık sus diye haykırabilirim bir periye
yoksa çoktan dağılmış mıydı aklım

Kanda Bir İhtimal, sinemacı jargonu tınlıyor. Kan (Cannes) deyince büyük ödül geliyor akla. Ödül şiir ilişkisiyse tartışmalı bir konu. Belki bu yüzden ifadede, alttan alta şiirde ödül peşinde koşturmayı küçümseyen bir ton buluyoruz. Son dönemde sıkça karşılaştığımız durumla ilgili bir eleştiri bu ve önemli. Adeta ödül için şiir yazanlar diye bir kesim var. Belki de bunların hiçbiri… Çünkü bu ifadenin “Kanda bir ihtimal, ne” diyerek soruya dönüştürülmesi de mümkün.

Şaşaasız, abartısız, gösterişsiz, bununla birlikte, dikkat çeken oyuncaklı dili de aslında kitap ve şairi hakkında önemli ipuçları veriyor. Daha fazlası için kitabı öneririz…


Enver Topaloğlu kimdir?

Şair. İlk, orta ve liseyi Ordu’da okudu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Kendi isteğiyle bitirmeden ayrıldı. Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Sürekli basın kartı sahibi. Şiirlerini 1990’dan itibaren Defter başta olmak üzere Varlık, Gösteri, Yasak Meyve, No, Evrensel Kültür, Duvar gibi dergilerde yayımladı. Bugüne kadar yayımlanan şiir kitapları; Yakamoz ve Tebessüm (e yayınları, 1993), Kristal Kral (Noyirmiyedi yayınları, 1997), Divane (Şiirden, 2006), Aşk Kayıtları (Yitik Ülke yayınları, 2013).