Murathan Mungan’dan ‘Çağ Geçitleri’ ağ geçitleri

Murathan Mungan'ın yeni şiir kitabı "Çağ Geçitleri" Metis Yayıncılık tarafından okurla buluştu. Yedi bölümden oluşan kitapta doksan şiir yer alıyor. Mungan, "Çağ Geçitleri"nde bütün geçitlerin, bütün ağların sonundan konuşmuyor; tam tersine geçitlerin içinden konuşuyor.

Enver Topaloğlu  envertopaloglu@gmail.com

Edebiyatın farklı alanlarında yazmasına karşın şiir yazarken şair, roman yazarken romancı, öykü yazarken öykücü, deneme yazarken denemeci olabilen çok az sayıda isimden biri de Murathan Mungan’dır. Mungan’ın şiirle başlayan ve daha sonra edebiyatın bütün alanlarını kapsayan yelpazesi geniş sanat yolculuğu sürüyor. Mungan hangi türde yazıyorsa o tür ne gerektiriyor ve nasıl olması bekleniyorsa öyle yazıyor. Ama yeni değerler de katarak yazıyor. Bir tekrar değil. Israrlı bir yeni arayışıyla yazıyor. Revizyonla değil, reformla yazıyor. Bununla birlikte, belli ki durduğu eşikten adım attığı ilk basamak olan şiir Murathan Mungan için hâlâ ayrıcalıklı bir yerde. Tezimize kaynak olarak şairin yayımlanan yeni şiir kitabını gösterebiliriz.

Metis yayınlarından Ekim 2019’da yayımlanan Çağ Geçitleri Murathan Mungan’ın 2016’da okurla buluşan Solak Defterler’den sonraki ilk şiir kitabı. Yeri gelmişken Çağ Geçitleri‘nin, Kasım 2019’da ikinci baskısını yaptığını ve son dönemde kısa sürede yeni baskı yapan az sayıda şiir kitabından biri olduğunu da kaydedelim.

“Girişe Yazılanlar, “Taptuk’a Yazılanlar”, “Açığa Yazılanlar”, “Yaşamın İzinde”, “Aşekanın İzinde” “Metal İzi” ve “Kelimelerin Takas İzi” başlıklı yedi bölümden oluşan “Çağ Geçitleri”nde doksan şiir yer alıyor.

Şairin “Geçerken uğranılacak şiirler değil / geçidini bulacaksın / kendi içinden geçerken” dizeleriyle başlattığı kitabında hatıradan hafızaya gidişlerle, kalışlarla, geçişlerle, geçitlerle ömrünü bir de şiirin diliyle gözden ve dahası sözden geçiriyor… “Girişe Yazılanlar” bölümünden bir şiirle devam edelim. “Tuz Direk” başlıklı ve altında 13 Nisan 2019 tarihi bulunan şiiri okuyalım:

Yıllardır döner bakarım ardıma
yıllardır döner bakarım
ilk defa taş oldum
birikmiş gözyaşlarımın tuzuyla
tek kullanımlık sandığın efsane
büker zamanın ibresini
birdenbire çıkagelen
bir elin taş sektirmesiyle
evrende her şey geri döner
gitmediği yerden
tuz uçar direk kalır
geriye

‘MUNGAN, OKURUNU ŞİİRİN İÇİNDE YAŞAMAYA KIŞKIRTIR’

Murathan Mungan’ın şiirini okurken dilin aksamaksızın süren akışını, ezgisini, ritmini sağlayan doğal ve yalın söyleyiş, bir hayli kışkırtıcıdır. Okurunu, okuduğu şiirin içinde yaşamaya kışkırtır. Dahası şiir yazmaya, hiç değilse yazmayı denemeye kışkırtır. Mungan’ın şiirini okuyarak yazma denemelerine girişmiş okurların olmasını o nedenle şaşırtıcı bulmayız.

Mungan’ın ömrünün eklem yerlerini, düğüm noktalarını, dönüm süreçlerini hem gözden, hem sözden geçirdiği Çağ Geçitleri‘nin ikinci bölümü “Taptuka Yazılanlar”da, şairin iç terbiye süreci, bunun için katlanması gereken ve katlandığı çile anımsanıyor, anımsatılıyor. Aktaracağımız dizeler “Vasl” başlıklı şiirden:

Kurşundan ağır
içime saldığım şakul
öpüp başıma koyduğum ermiş dizeler
nice haddeden geçirdi beni
demirden tül bildiğim hayat
gözlerimin gördüğüne erdim de
aşka geldim
aşka geldim
böyle bilip geldim

Bu bölümde incelikli bir jest ve örtük bir şiir diliyle Yunus Emre’nin de selamladığını belirtelim.

Mungan’ın Çağ Geçitleri‘nde süren söyleyişindeki, dilindeki doğallık, sadelik şaire deneyimin, birikimin ve zamanın sunduğu bir ödül olarak değerlendirilebilir. Çalışılmış ve hak edilmiş bir ödül. Ustalaştıkça acemiliğe kaçan bilgeliğin hak ettiği ödül… Geçitler de yol ağızları gibi düğüm yerleridir. İster çağ geçidi olsun, ister ağ geçidi. Zaman zaman düğün, zaman zaman yas yeri olarak da karşımıza çıkabilir.

Çağ Geçitleri kendisini “ağ geçitleri” gibi de okutmaya meyilli bir tamlama. “Ağ geçidi” sözcüğü aslında teknolojik bir terim. Özellikle internet erişiminde önemli bir işlevi var… Şiirin işaretleri, göstergeleri evirip çevirme kabiliyeti, ortak kültüre ve dile önemli katkılar sunar. Şiir, dildeki yeni sözcüklere karşı da doğal bir tepkisellik içindedir. Maddi koşulların oluşturduğu etkiyle dile yerleşen yeni sözcükleri şiir, deyim yerindeyse adeta yoğurur. Onlara yeni boyutlar ekleyerek deneyim, görgü ve bilgi yükler. Anlamını genişletir, içeriğini derinleştirir. Tepkisellik demişken “ergen” ya da “ergin” olarak tavrı değişse beli şiir, nihayetinde dilsel bir tepkidir.

“Ergin” şiir ya da şiirlerin yer aldığı kitaplar, aynı zamanda uygulamalı şiir dersi gibidir. “Ergin” şiirin ne olduğunu, nasıl olabileceğini de örnekler.

Çağ Geçitleri, Murathan Mungan, 136 syf., Metis Yayıncılık, 2019.

Çağ Geçitleri‘nde Murathan Mungan, “ergin” şiirin örneklerini sunuyor. Kitabın “yazılanlar” bölümünün üçüncü ve sonuncusu “Açığa Yazılanlar” başlığını taşıyor. Bu bölümde yer alan “Buz, Buzul” başlıklı şiirden birkaç dize:

Zamanın neresinde duruyorsan
Orası her yere birden bakar
Ağaran yalnızca buzul

Buradayız ama bize daha çok var

Çağ Geçitleri‘nin “ağ geçitleri” biçiminde paralel bir okumaya elverişli oluşuna dikkat çekmiştik. Bunun, şairin tasarımına rağmen bir gelişme olmadığını söyleyebiliriz. Mungan yalnızca söyleyeceklerini değil, titiz bir işçilikle, yılların kazandırdığı deneyimle sözünün kanadı olacak sözcükleri de düşünüyor, ölçüp biçiyor. Ama zaten öyle olmasa nasıl biçim verilebilir, nasıl bir dil bulunabilir söze, dahası nasıl şiire aktarılabilir yaşamın bıraktığı izler… Yaşamın bıraktığı izleri görmek başka bir şey; izlerle kalan sevinci, kederi, acıyı duyumsamak başka. Yaşamdan, yaşanmıştan kalan izler kıskançtır. Sevinseniz sevincinizi, üzülseniz üzüntünüzü kıskanır üstelik.

Mungan ömrünün ilk yarısını, yoksa yarasını mı demeli, “yazılanlar” başlığı altında şiirin perdesine yansıttıktan sonra ikinci yarı başlıyor.

“İzinde” bölümünde üç ana başlık bulunmakta. Yaşamın ne olduğunu, nasıl olduğununun, ne olabileceğinin, nasıl olabileceğinin yaşanmışa bakarak irdelendiği şiirlerden oluşuyor “Yaşamın İzinde” başlıklı bölüm. Bu bölümde yer alan “Nabız” başlıklı şiirin son betiğini okuyalım:

yüzünde adres korkusu
cebinde zarfsız kuşlar
yol alırken:
aklının pusulasında
hayatın şeffaf kayıtları
sarkacın diğer ucunda:
gözlerinin sayıkladığı rüyalar
onca yıl atan nabız mırıldanan kan
hiçbir uzak, uzak değil sandığın kadar
sadece devam bekler yolcusundan
gittiği yere kadar

Murathan Mungan’ın şiiri avara kasnak değildir; kime temas ederse onun için yapacağı, yaptığı bir şeyler olur. Mesela ruhu inceltir; inceyse daha da inceltir. Koparmaz endişeye mahal yok. Vicdanın gözünü açar; açıksa daha da açar. Duyarlılığın dilini genişletir; genişse daha da genişletir. Şiir şunları yapar, yapabilir dediğimiz ne varsa Murathan Mungan’ın şiirinin bir fazlasını yaptığını, yapabildiğini, yapabileceğini söyleyebiliriz. Oysa Mungan’ın şiirleri, şiirin bir şey yaptığını kanıtlamak için yazılmış gibi değildir. Böylesi didaktik ve kurgusal bir izlenim oluşturmaz.
Peki toplamda yirmi iki kitaptan oluşan Mungan’ın şiirleri bir hesap kitap şiiri midir? Hem öyledir hem değildir. İncelikli, son derece estetik bir işlenmişlik vardır ama şiiri, sözü, dili bastırmaz. Çünkü şiir şair için öncelikli olarak bir alış veriş pratiği değil, etik ve estetik meseledir.

Kadından Kentler, Murathan Mungan, 296 syf., Metis Yayıncılık, 2016.

Kitabın ilk ikisi “izler”, diğer ikisi “izi” olan bölümlerden ikincisinin başlığı “Aşekanın İzinde”. Aşeka için sözlüğe gereksinim duymayacak okurlar vardır. Ancak sözlüğe bakmadan bu sözcüğün anlamı konusunda fikri olmayanlar için ellerinden sözlüğü almış olmak pahasına açıklayacağız. Aseşaka bazı kaynaklara göre Farsça, bazı kaynaklara göre Arapça, ama Kürtçe de olabilir. Sözcüklerin coğrafyada Evliya Çelebi’den daha fazla seyahat ettiğini unutmamak gerekir. Kaynaklara göre “Aşeka”, sarmaşık anlamına geliyor. Aşk ve sarmaşık şiir için önemli, ancak yıpranmamış eskimemiş bir metafor değeri içeriyor.

Kitabın önceki bölümlerinde ergenlik, erginleşme süreçlerine, sorunlarına, sıkıntılarına bakan şairin gençliğe ve aşka da bakması beklenmeyecek bir şey değildir. Şairin aşka sarmaşık metaforuyla baktığını görüyoruz. “Sebep Ey” başlıklı şiirden bir betik aktaralım:

Sebebe bakıyormuş
aşk dediğin!
kuşların yer değiştirdiği
nice mevsimden geçerek
bildim

geçerek bilmek
zaman dediğin

Ömür bir yol. Bazen hatıradan hafızaya gidişleri, kalışları, geçişleri, geçitleri olan bir yol… Sözün kısası hayat değişse de, dünya başka bir dünya olsa da Âşık Veysel’in “uzun ince bir yol” sözü gerçekliğini ve geçerliliğini koruyor. Şair durakları, molaları, yol ayrımları, yol ağızları, çatallanan, daralan boğazları, çatakları olan ve uzayıp giden yolda geçen ömrüyle konuşuyor, konuştuklarını bize de aktarıyor. İzlerden ize geçiyoruz. Kişiselden toplumsala… Soyuttan somuta da diyebiliriz belki.

“Metal İzi” bölümünde şair yaşantısını, ömrünü çevreleyen olayları, durumları toplumsal, sınıfsal ve tarihsel boyutuyla yakın plana alıyor. Şairin, devletin diktiği ve tarihe kalan dikişleri sökmeyi denediği şiirlerden biri olduğunu söyleyebileceğimiz “Devletin Terzisi”ni okuyalım:

kemik tozlarından
ipek saten ten
sınıfsaldır öğütülmüş kostümler
terzinin sert makası
görünenden görünmeyene geçerken
yumuşak eğimli virajlarda
toplu mezarlardan toplu iğne başına
kölelik hukuku gizlenir
düğmeler iliklenirken
sistem dokumacılığında
örtülmekten örtülmeye
opak dokunuşlar
haute couture inceliklerle
konfeksiyonlaştırılmış gövdeler

ölüm kemiğe kadar
ama gelecek uzun sürer

Aktardığımız şiirin altında 12 Ekim 2018 tarihi yer alıyor. Çağ Geçitleri‘nde tüm şiirlerin altında tarih var. Günü gününe bir tarih. Şiirin altındaki tarihleri şairin şiirin yazılma sürecine, teknik ve işçilik boyutuna ilişkin tutumuyla bağlantılı düşünebiliriz. Mungan’ın şiirlerinin altına, gününü de verecek biçimde tarih yazmasını, şiirin doğaçlama, spontane yazılan bir tür olduğuna işaret etmek istediği biçiminde yorumlayabiliriz.

‘DÜŞLE GERÇEK İÇ İÇE’

Murathan Mungan, Çağ Geçitleri‘nde bütün geçitlerin, bütün ağların sonundan konuşmuyor. Tam tersine, geçitlerin içinden konuşuyor. Aynı zamanda geçitlerle konuşuyor… Geçmiş zamanı şimdiki ve gelecek zaman kiplerinden koparmadan konuşuyor. Kitabın son bölümünün başlığı “Kelimelerin Takas İzi”. Bu bölümde düşle gerçeğin iç içe yaşandığı, anıldığı, karşılaştırıldığı ve dildeki hallerinin şiire aktarıldığı örneklerden biri “Karar” başlıklı şiir diyebiliriz. Şiirden birkaç dize okuyalım:

Daha ben yaşarken
karnıma konan bıçak

sonrası sayfada canlanan
kelimeler
imgeler

Şair yalnızca kendi ömrünün çağ geçitlerini değil, yaşantının toplumsallık kadar bireysel oluşu da ilgilendiren ağ geçitlerini de okurun geçeceği biçimde geniş tutuyor ve açık bırakıyor. Yaklaşımımız eleştirel olsa da sonuçta hepimiz bir ağın içindeyiz. “Prodüksiyon” başlıklı şiirin tamamı ve alıntılayacağımız şu dizeler hem uygarlığın son yüzyılını hem de nasıl bir ağın içinde yaşadığımızı betimlemesi açısından oldukça çarpıcı:

Sinsi neon, göz kırpan sim,
7/24 lazer gösterisi
doğal insanlık halleri sanılsın diye
metalaştırılmış zamanın sinsi vahşeti
Endüstrileşmiş fotoromanlar hayat sanılsın
Kapitalizm’in kim bilir daha kaçıncı sezonu bu
Dünyanın bütün kanalları
Birleşmiş orta sınıfların iktidarı

Solak Defterler, Murathan Mungan, 248 syf., Metis Yayıncılık, 2016.

Mungan postmodern ya da tekno, ekran çağına, bu çağın getirdiği koşullara fütursuzca teslim olmuş yaşama tarzına eleştirilerinin ve itirazının dozunu kitabın özellikle “Metal İzi” başlıklı bölümünde bir hayli arttırıyor. Şu dizeler de “Muasır Medeniyet Seviyesi” başlıklı şiirden:

Tweet trak tweet trak olur mu hiç çalışmamak!

sert makas ister çelik irade
onca yılın yanlışını budamak
bir yanda uçsuz bucaksız kâinat
öte yanda dünyanın karartığı deliller
kolay değildir insanın kendisiyle başa çıkması
marifet aynasının sır dökmeye başlaması
içine saldığın çapa
zaman kazanmak için yol kısaltmak.
tweet, trak!

Şu, “öte yanda dünyanın karartığı deliller” dizesinde yer alan ve bir dizgi yanlışına kurban gitmiş olma ihtimali yüksek diye düşündüğümüz “karartığı” sözcüğünün özellikle yazım açısından kafa karıştırdığını belirtelim. Ancak şairin, sözcüğün doğru yazılışı olan “kararttığı” yerine bilerek “karartığı”nı tercih etmiş olması ihtimalini de göz önünde bulundurduğumuzu belirtelim. Yine de dikkati çektiği için kaydetmeden geçmemiş olalım istedik.

Kitabın sonundaki “Bir Şiiri”ni okuyarak bitirelim istiyoruz:

Birazdan geliyorum lafını unutma

Diye bitireceksin

Yazmasan bile, unutma!

Yaşamın devir hakkıdır bu
Bir sonraya

Süreklilik esastır, sarmaldır doğa

Birazdan geliyorum lafını unutma,

Dikkatleri dizenin sonundaki virgüle çekelim ve bu biçimsel olduğu kadar biçemsel de olan reveransın üstünde düşünmek gerektiğini belirtelim.

Son olarak özellikle şiir okurlarına, “Çağ Geçitleri”ni okumadan 2019’u bitirmemelerini öneririz.


Enver Topaloğlu kimdir?

Şair. İlk, orta ve liseyi Ordu’da okudu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Kendi isteğiyle bitirmeden ayrıldı. Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Sürekli basın kartı sahibi. Şiirlerini 1990’dan itibaren Defter başta olmak üzere Varlık, Gösteri, Yasak Meyve, No, Evrensel Kültür, Duvar gibi dergilerde yayımladı. Bugüne kadar yayımlanan şiir kitapları; Yakamoz ve Tebessüm (e yayınları, 1993), Kristal Kral (Noyirmiyedi yayınları, 1997), Divane (Şiirden, 2006), Aşk Kayıtları (Yitik Ülke yayınları, 2013).