Teorinin Sonu*

Byung- Chul Han'ın kaleme aldığı Eros’un Istırabı, Aralık 2019'da Şeyda Öztürk çevirisiyle Metis Yayınları tarafından yayımlanacak. Kitapta yer alan "Teorinin Sonu" bölümünü okurlarımıza sunuyoruz.

Byung Chul Han

Çeviri: Şeyda Öztürk

Enformasyon yığılması dünyadaki bilgi yitimini, gürültü seviyesini iyice arttırır. Düşünce sessizliği gerektirir. Sessizlik içinde gerçekleştirilen bir keşif seferidir düşünmek. Teorinin bugünkü krizinin, edebiyatın ve sanatın kriziyle pek çok ortak noktası vardır. Nouveau roman’ın Fransız temsilcisi Michel Butor bu durumu entelektüel bir kriz olarak görür: “Sadece ekonomik kriz ortamında yaşamıyoruz, aynı zamanda bir edebiyat krizi ortamında yaşıyoruz. Avrupa edebiyatı tehdit altında. Şu anda Avrupa’da yaşanan şey bir entelektüel kriz.” (1) Bu krizin ayırt edici özelliğinin ne olduğu sorusuna şu yanıtı verir Butor: “On ya da yirmi yıldır edebiyatta neredeyse hiçbir şey olmuyor. Basılan eser bolluğuna karşın, tam bir entelektüel durgunluk söz konusu. Bunun nedeni de iletişim krizi. Yeni iletişim araçları takdire değer olmakla birlikte, olağanüstü bir gürültüye yol açıyorlar.” Dehşet bir hızla çoğalan enformasyon yığını, bu pozitiflik bolluğu, muazzam bir gürültüye yol açıyor. Şeffaflık ve enformasyon toplumunun gürültü seviyesi çok yüksek. Negatiflik eksikliğinde ise sadece Aynı var olabilir. Aslen huzursuzluk anlamına gelen zihin ise, canlılığını negatifliğe borçludur.

Veri güdümlü, pozitif bilim ne bir bilgi üretir ne de hakikat. Enformasyon sadece malumat verir. Ama malumat, gerçek bilgi değildir. Pozitifliği nedeniyle toplamacı ve kümülatiftir. Bir pozitiflik olan enformasyon hiçbir şey değiştirmez, hiçbir şey açıklamaz. Herhangi bir sonuca yol açamaz. Bilgi ise bir negatifliktir. Hariç bırakır, seçici ve yetkilidir. Bir deneyim sonucunda elde edilmiş bir bilgi, geçmiş bir durumu bütünüyle sarsıp bambaşka bir şeyin başlamasını sağlayabilir. Malumat edinme konusundaki aşırılık, bilginin ortaya çıkmasını sağlamaz. Enformasyon toplumu bir yaşantı toplumudur. Yaşantı da toplamacı ve kümülatiftir. Genelde tek seferlik olan deneyimden esas farkı da bu özelliğidir. Bu haliyle, bütünüyle Başka olana erişimi yoktur. Dönüştürücü olan Eros’tan yoksundur. Cinsellik de, pozitif bir aşk yaşantısı için kullanılan bir kalıptır. Bu haliyle, o da toplamacı ve kümülatiftir.

Sokrates Platon’un diyaloglarında, aykırılığı nedeniyle atopos olarak adlandırılan bir baştan çıkarıcı, sevgili ve âşık olarak yer alır. Sokrates’in sözü de (logos) erotik bir ayartma olarak ifa edilir. Bu nedenle, satir Marsyas’a benzetilir Sokrates. Satirler ve silenler, bilindiği gibi, Dionysos’un refakatçileridir. Sokrates flüt çalan Marsyas’tan bile daha takdire şayan bir figürdür çünkü sadece sözleriyle karşısındakini ayartıp mest edebilir. Onun sözlerini duyan herkes kendini tamamen kaybeder. Alkibiades, Sokrates’i dinlediğinde, yüreğinin Koribant dansını izlerken olduğundan daha hızlı attığını söyler. Bu “erdemli sözler” (philosophia logon) bir yılan tarafından ısırılmış gibi yaralar açar onda. Sokrates’in konuşmaları karşısında gözyaşları sel olur. Felsefenin ve teorinin başlangıcında logos’la Eros’un böylesine yakın bir ilişki içinde olması hayret vericidir ve bu olgu şimdiye kadar nadiren dikkate alınmıştır. Logos, Eros’un gücünden yoksun kaldığında etkisiz olur. Alkibiades, Perikles’in veya başka hatiplerin, Sokrates’ten farklı olarak, onu derinden etkileyen veya huzursuz eden tek bir şey söylemediğini aktadır. Onların sözcükleri, erotik ayartı gücünden yana noksandır.

Eros düşünceyi ayak basılmamış bölgelere, atopik Başka’ya gitmeye ayartır ve oralarda ona kılavuzluk eder. Sokratesçi konuşmanın daimon’u atopinin negatifliğine dayanmaktadır. Ancak bu konuşma apori’de [çıkmaz] sonlanmaz. Platon, gelenekle ters düşerek Poros’un Eros’un babası olduğunu ilan etmiştir. Poros, yol anlamına gelir. Düşünce ayak basılmamış bölgelere girmeyi göze alır ama orada kaybolmaz. Eros, menşei sebebiyle, ona yol gösterir. Felsefe, Eros’un Logos’a tercüme edilmesidir. Heidegger, düşüncede önemli bir adım atarak daha önce ayak basılmamış bir yere gitmeyi göze aldığında, bu tanrının kanat çırpmalarının kendisini derinden etkilediğini söylerken Platon’un Eros teorisini takip etmektedir.

Eros Platon’da philosophos, erdemin dostu adını alır. Filozof bir dost, bir âşıktır. Ancak bu âşık, dışta kalan bir kişi, ampirik bir detay değil, “düşüncedeki içsel şimdiki zaman, düşüncenin olabilirlik koşulu, canlı bir kategori, aşkın bir yaşanan gerçekliktir”. (2) Vurgulu anlamıyla düşünmek, Ancak Eros’la arttırılabilir. Düşünebilmek için bir dost, bir âşık olmuş olmak gereklidir. Eros olmadan düşünce bütün canlılığını, bütün huzursuzluğunu kaybederek tekrara düşer, gerici bir hal alır. Eros, atopik Başka’ya duyulan arzuyla düşünceyi cesaretlendirir. Deleuze ve Guattari Felsefe Nedir?’de Eros’u, düşünme imkânının aşkınsal koşulu olarak belirlerler: “’Dost’, […] düşünce alıştırmasının koşulu haline geldiğine ne demektir? Ya da sevgili diyelim ona, gerçekten de daha çok bir sevgili değil midir? Ve dost, saf düşünceden dışlanmış olduğuna inanılan Başka ile kurulan yaşamsal ilişkiyi, yeniden düşünceden içeri almayacak mıdır?” (3)

Dipnotlar

  1. 12. 7. 2012 tarihli Die Zeit gazetesi.
  2. Symposion 203e.
  3. Gilles Deleuze / Félix Guattari, Was ist Philosophie?, Frankfurt a. M. 1996, s. 7.

*Byung- Chul Han’ın kaleme aldığı Eros’un Istırabı, Aralık 2019’da Şeyda Öztürk çevirisiyle Metis Yayınları tarafından yayımlanacak. Yukarıdaki metin, kitabın 54 ve 56. sayfalarında yer alan “Teorinin Sonu” bölümünden Şeyda Öztürk ve Metis Yayınları’nın özel izniyle alınmıştır. Teşekkür ederiz.