Şule İzgi Şahin: Türkiye’nin en uzun ömürlü 'Edebiyat Kulübü' haline geldik

ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü, okurları 2-3 Kasım tarihlerinde gerçekleştireceği “Edebiyat Çalıştayı” na davet ediyor. "Biz edebiyatın yanı sıra psikolojik, felsefi, sosyolojik, politik, teknolojik gelişmeler ve akımları da kitaplarla birlikte inceleyen bir topluluğuz" diyen kulübün kurucu ve yürütücüsü Şule İzgi Şahin ile kulübün çalışmalarını ve çalıştayı konuştuk.

Onur Bütün

ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü’nün hazırlıklarını yürüttüğü çalıştay ile ilgili, kulübün kurucu ve yürütücüsü Şule İzgi Şahin ile söyleştik. 15 yıldır her ay düzenli olarak toplanan Edebiyat Kulübü, Türkiye ve Dünya edebiyatının önemli metinlerine imza atmış yazarların kitaplarını, belirli temaları seçerek okuyor ve tartışıyor. Seçtikleri yazarın biyografisi, yaşadığı dönemin edebi ve kültürel dokusu, yer aldığı edebi akım ve etkileşimde bulunduğu diğer yazarları da aylık buluşmalarında çalışıyorlar. Edebiyat Kulübü bu yıl ilk defa düzenledikleri etkinlikle, edebiyatın sorunlarını, Ankara’nın edebiyat iklimini tartışmaya açacak. Çalıştay’a hazırlık yapan komitede psikolog yazar Şule İzgi Şahin’in yanı sıra, ODTÜ’lü yazarlar Halil Genç ve İbrahim Berksoy da bulunuyor.

.

ODTÜ bir gelenek olarak, edebiyat disiplini dışındaki kültür-sanat, sosyal bilimler vb. gibi disiplinleri içeren kulüp çalışmaları ile Türkiye’de kuvvetli bir izlenime sahiptir. 1980 öncesi etkinlikleriyle tanıdığımız ODTÜ Edebiyat Kulübü’nden bugüne kadar hangi çalışmalar, hangi ihtiyaçlarla belirlendi, söyleşimize bu noktadan başlayalım mı?

ODTÜ bilimin ve çağdaşlık ölçütünün temel alındığı çok kültürlü bir ortamda aynı zamanda paylaşımı da destekleyen ve böylece çoğalabilen bir üniversitedir. Bu anlamda ODTÜ’de kurulmuş çok sayıda öğrenci kulübü ve topluluğu, dönemsel ihtiyaçlara paralel olarak ortaya çıkmıştır. O dönemin ODTÜ’nin Edebiyat Kulübü de bunlardan biridir ve güzel izler bırakmıştır. Bundan 15 yıl önce ODTÜ Mezunları Derneği Etkinlikler Komitesi’nde, üyelerin dernekle bağlarının güçlendirilmesine yönelik yapılan toplantıda söylediğim, “ODTÜ adı üstünde bir teknik üniversite ama içimizde edebiyata da aynı ölçüde ilgi duyan üyeler için birleştirici bir çatı olarak Edebiyat Kulübü kurma hayalim var,” cümlesi ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü’nün yaşama geçmesine vesile oldu. İlk toplantımızda 25 kişi vardı ve o zamana kadar yapılmış en geniş katılımlı toplantı olarak bize umut verdi. Şimdi 1300 kayıtlı, 600 aktif üyemiz var. İçimizden hem yazarların çıkması hem de her toplantıda katılımcıların artmasıyla, Türkiye’nin organik olarak büyüyebilen en uzun ömürlü ve kalabalık Edebiyat Kulübü haline gelmiş olduk. Hayalim gerçekleştiği için mutluyum.

ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü’nün toplantılarına kimler katılıyor ve aylık sunumlar nasıl organize ediliyor? Çalışmalarınızdan ve Ankara’daki diğer okuma grupları, atölyelerden farklarından veya benzerliklerinden söz edelim mi?

Kitap sunumlarını ilk 5 yıl ben yaptım ancak sonrasında gönüllü kulüp üyeleri sunumları devralmaya başladılar. Şimdi her sene yaz aylarında yayınladığımız okuma listesi ve teması çerçevesinde ilgi duyan arkadaşlar sunum gönüllüsü oluyorlar. ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü Ankara’daki edebiyat vahalarından birisi. 15 sene içinde yüzlerce roman ve yardımcı kitap okuduk. Her ne kadar öncelik üyelerin ve ODTÜ’lülerin olsa da edebiyata ilgi duyanlar çalışmalarımıza katılabiliyor. Biz aslında roman inceleme seminerleri tarzında ve edebiyatın yanı sıra psikolojik, felsefi, sosyolojik, politik, teknolojik gelişmeler ve akımları da kitaplarla birlikte inceleyen bir topluluğuz. Bu anlamda diğer okuma gruplarından ayrılıyoruz.

“Edebiyat Çalıştayı” organizasyonu hangi ihtiyaçlardan doğdu, bu çalışmayı tüm Ankaralı yazarlar ve okurlarla buluşturmak, birlikte organize etmek ve tartışmak için gelenekselleştirmeyi düşünüyor musunuz?

Hedef; geleneksel edebiyat çalıştayları yaratmak. Çünkü Ankara’nın gerçekten bu tip fikir üretim platformlarına ihtiyacı var. Bu senenin çalıştay teması; “Edebiyat Herkese İyi Gelir”. Aynı zamanda bir psikolog olarak, edebiyatın ruha iyi gelen, iyileştirici gücünü önemsiyorum. Bu anlamda katılan yazarlarımızla edebiyatın insana iyi gelme hallerini konuşacağımız dolu dolu iki gün edebiyatseverleri bekliyor.