Latife Tekin: İşçileri, Soma işçilerini selamlıyorum

Latife Tekin, Erdal Öz Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Tekin, ödül konuşmasında, işçileri, kadınları, gençleri ve Ahmet Altan'ı selamladı.

Ezgi Sivrikaya  esivrikaya@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Başkanlığını Asuman Kafaoğlu Büke’nin üstlendiği, Oğuz Demiralp, Sibel Irzık, Cemil Kavukçu, Ömer Türkeş, Metin Celal ve Faruk Duman’dan oluşan Seçici Kurul, Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün 12’ncisinin Latife Tekin’e verilmesini kararlaştırdı. Ödül, dün akşam Dada Salon’da yapılan törenle Latife Tekin’e verildi.

Erdal Öz Edebiyat Ödül Töreni, bu sene jüri başkanlığı yapan ve başkanlığı ile beraber kuruldan ayrılacak olan Asuman Kafaoğlu’nun konuşması ile başladı. Ardından Kafaoğlu ödülünü vermek için Latife Tekin’i sahneye davet etti.

Latife Tekin ödül konuşmasında, “Bizim zamanımız daha umutlu bir zamandı, şimdi çok daha karamsar, çok daha yalnız, basınç altındayız. Can Yayınevi, Erdal Öz, aynı zamanda Ahmet Altan’ın ilk yayıncısı ve Ahmet arkadaşımız içeride. Pek çok arkadaşımız, gazeteciler, pek çok genç düşüncelerinden dolayı içeride. Barış Akademisyenleri, yargılandılar ve geleceğe doğru nasıl sonuçlandıracaklarını bilemedikleri bir belirsizlik içinde bırakılmış durumdalar. Doğrudan politik sözcükler konuşmak istemiyorum ama geçen haftalarda Osman Kavala’nın tek tutuklu olarak yargılandığı Gezi davasını izlemeye gittim ve büyük bir kederle döndüm. Bunları anlatıyorum çünkü edebiyat dili kullanarak dilin dışına çıkma sanatı. Ama artık dili istediğimiz gibi kullanıp, dışına çıkamayacağımız bir süreci yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘KİMSE BİR YAZARI TUTSAK EDEMEZ’

Tekin konuşmasını, “Arkadaşlarımı anmak istiyorum; birlikte yazmaya başladığım kendi kuşağımın yazarlarını. Bütün arkadaşlarım hem memleket meseleleriyle hem edebiyat meseleleriyle çok haşır neşir oldular. Çok tepki almak pahasına, kendilerini ifade etme yolunu seçtiler. Hepsini sevgiyle selamlıyorum. Ahmet Altan’ın içeride olmasını kalbim hiç kaldırmıyor, iç sızısıyla Ahmet’i selamlıyorum. Onun da söylediği gibi, hiç kimse bir yazarı tutsak edemez. Ama yine de, ömrünün çok kıymetli bir zamanında, baskı altında, çalışabileceği bir masanın bile verilmediği bir alanda olması onurumu çok kırıyor. Bütün ödülleri kedere boğan bir durum bu, o yüzden arkadaşımı selamlıyorum.

‘GENÇLERİ, KADINLARI VE BARIŞ AKADEMİSYENLERİNİ SELAMLIYORUM’

Düşüncelerinden ve de cümlelerinden dolayı içeride olan bütün insanları selamlıyorum. Gençleri, kadınları, Barış Akademisyenleri’ni selamlıyorum. Üzüntü ve kederle kendi köyleri, ırmakları için savaşan köylüleri, kendi emekleri için mücadele veren bütün çalışanları, işçileri, Soma işçilerini selamlıyorum” diyerek sonlandırdı.