Çevirmen Eren Cendey: Sistem, çevirinin etkisinden korkuyor

İtalyancadan yaptığı Calvino, Pavese, Eco, Ferrante, Terzani, Calasso, Manfredi, Bignardi çevirileriyle tanınan Eren Cendey ile çeviri üzerine konuştuk. Cendey, "Yabancı bir kültürü aktarırken uyarlama yapmayı doğru bulmam; amaç o kültürü bu ülkeye tanıtmaktan çıkar o zaman" dedi.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

DUVAR – İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun Eren Cendey, 1982 yılından beri aralıksız olarak İtalyancadan çeviri yapıyor. “Susanna Tamaro’nun bütün kitaplarının yanı sıra, Calvino, Pavese, Eco, Ferrante, Terzani, Calasso, Manfredi, Bignardi, ve başka yazarların pek çok yapıtını Türkçeye çevirdim. Şu anda 120 adet çevirim bulunmakta” sözleriyle çalışmalarını anlatan Eren Cendey ile çevirinin varoluşunu, biçimlenişini ve sorunlarını konuştuk.

Çevirmen Eren Cendey…

Çeviri konusunda hemen herkesin bir fikri var. Siz, bir çevirmen olarak çeviriyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Çevirmen sınırlar arasındaki sessizliği kaldıran, başyapıtları kendi dilinde yeniden yazma ayrıcalığına sahip olan, fedakârlık eden ama tek kelimeyi feda etmemek için uğraşan kişidir. Çeviri, birlikte yaşamak için elzem olan uğraştır.

Bir kültür aktarımı yolu olan çeviri, uyarlamaya ne derecede dâhil edilebilir? Kültür karşılıklarının bağlayıcı yönünü nasıl açıklarsınız?

Yabancı bir kültürü aktarırken uyarlama yapmayı doğru bulmam; amaç o kültürü bu ülkeye tanıtmaktan çıkar o zaman.

Editör-çevirmen ilişkisi nasıl yürüyor?

Editörlerimle daima iyi ilişkiler içinde oldum. Hiç ilişki kurmadığım editörlerim de oldu.

Sizin için bir metnin “çevrilebilir” olmasının gerekçesi nedir?

Metnin çevrilebilir olması kullanılan dile, terminolojiye ve konuya hakim olmamla mümkün olur. Bu koşulların dışında olan, benim de okuduğumda anlamadığım metinleri çevirmem mümkün olmaz.

Ülke kurulduğu günden beri çevirmenin kontrol altında tutulmaya çalışılmasının, sıklıkla yargılanmasının sebebi ne sizce? Sistem, çevirmenden neden korkuyor?

Sistem çevirmenden değil, elbette çevirdiği metnin varsayılan etkisinden korkuyor ve elbette her şey sınırlar içinde çözümlenmek isteniyor.

Geçmişe nazaran yayınevi sayısının artmasının çeviriye/çevirmene olan faydası ya da zararı nedir? Ek olarak, ekonomik dalgalanma çevirmeni ne oranda etkiliyor?

Yayınevi sayısının niceliksel değil, niteliksel olarak artması önemli. Çevirmeni sömüren yayınevlerinin çoğalmasını arzulamıyoruz elbette. Yeni çeviriye başlayan gençlerin haklarını koruyan yayınevlerinin çoğalması dileğimiz. Ekonomik dalgalanmayla yayınlanacak kitap sayısı elbette kısıtlanıyor ve bu da tabii ki çevirmene yansıyor.

Hukuki olarak bakıldığında çevirmenin en nesnel sorunları nelerdir? Hak ettiğiniz güvenceye kavuştuğunuzu düşünüyor musunuz?

Hak ettiğimiz hukuki ve mali güvencenin olmadığı biliniyor. Bu konuyu çözüme ulaştırmak için çaba gösteren derneklerimiz var.

“Şu çeviriyi bir de benden okusaydınız keşke…” diyebileceğiniz bir metin var mı? Ya da çok beğendiğiniz, okumaktan keyif aldığınız bir çeviri?

Bu metni benden okusaydınız diyerek başka bir çevirmene haksızlık etmek istemem. Beğendiğim ve keyifle okuduğum pek çok dilden pek çok kitap var. Burada adını anmak istediğim tek çevirmen İlahi Komedya çevirmeni ustamız Rekin Teksoy’dur.


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.