Duvarları Delen Çizgiler: Görülmüştür

Duvarları Delen Çizgiler kitabı yayımlandı. Bugüne dek kitaplarını farklı birçok hapishanedeki mahpuslara gönderen Adil Okay ile kitabın hazırlanış sürecini ve cezaevlerindeki yasakları konuştuk.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR– Cezaevlerinde kalan 22 tutuklu ve hükümlünün karikatürlerinden oluşan “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabı şu ana kadar 4 cezaevi idaresi tarafından “sakıncalı” bulunarak tutuklulara verilmesi yasaklandı. Barış İnan, Cenan Genç, Hüseyin Yıldırım, Mehmet Enes Tunç, Mehmet Boğatekin, Melih Gürler, Ömer Özdurak, Serdar Sürücü, Aynur Epli, Menaf Osman, Özlem Özdemir, Zehra Doğan ve birçok politik tutuklu, “Duvarları Delen Çizgiler” adlı karikatür kitabıyla bir araya gelmişdi. Gorulmustur.org tarafından organize edilip, Homur Mizah Grubu’nun desteğiyle kolektif bir çalışmanın ürünü olarak hazırlanan kitap, hapishanelerdeki çizerlerin “görülmüştür” mührüyle yolladıkları karikatürlerden oluşuyor.

Bugüne dek kitaplarını farklı birçok hapishanedeki mahpuslara gönderen Adil Okay yasaklı olmayan bir yayının cezaevlerine girişinin nasıl yasaklandığını anlattı.

Karikatürist: Barış İnan

‘BİR İKİ DERKEN YASAK HABERLERİ ÇOĞALDI’

Okurlarımız için bize kitabın hazırlık sürecini anlatır mısınız?

“Duvarları Delen Çizgiler” 22 mahpus çizerin kolektif çalışmasıdır. Biz, Görülmüştür ekibi olarak yıllardan beri politik tutsaklarla ortak projeler hazırlıyoruz. Özgün sergiler açıyoruz. Bu yıl da tutsak karikatüristlerin- ressamların özgürlük düşlerini çizgilerle dışarı taşımayı amaçladığımız “Duvarları Delen Çizgiler” adlı sergiyi hazırladık.

50’ye yakın çizere, onlarca hapishaneye girerek ulaşmaya çalıştım. Yüzden fazla taahhütlü mektup yolladım. Bir o kadar faks çektim. Mektuplar kayboldu. Hapishanelerde sık uygulanan “iletişim–mektup yasağı” nedeniyle sahiplerine ulaşmayanlar oldu. “Kurumda yoktur”  (sürgün) mührüyle geri dönen mektuplar oldu.  7 aylık uğraştan sonra elimizde sergi bütünlüğünde 70 adet özgün, özgürlük temalı karikatür birikti. 22 tutsak çizerin eserlerinden oluşan sergimizi Homur mizah dergisi çizerlerinin desteğiyle “Görülmüştür kolektifi” olarak hazırladık. Birçok kentte sergilendi. Daha sonra. Ütopya Yayınları ile birlikte sergiyi kitaplaştırdık. Tabii kitabı önce asıl sahiplerine yani mahpus çizerlere yolladık. Onlarca hapishaneye serbest giren kitap bazı hapishanelerde yasaklandı. Bir, iki derken yasak haberleri çoğaldı.

‘AZİZ NESİN’LİK BİR VAKA DAHA!’

 Geçen yıl ‘Arkası Yarın’ adlı romanınızın bazı hapishanelerde yasaklandığı haberi basında yer almıştı. Son olarak yeni yayınlanan ‘’Duvarları Delen Çizgiler’’ adlı kitabınızın hapishanelere girişi engellendi. Yasaklı olmayan bir yayın cezaevlerinde nasıl ve neden yasaklanır?

Bu kitap hapishanelerdeki çizerlerin “görülmüştür” mührüyle bize yolladıkları karikatürlerden oluşuyor. Yani zaten denetimden geçti. Bu yasak kararı da tutuklulardan yazar Seyit Oktay’ın dediği gibi Aziz Nesin’lik bir vaka. Oktay yolladığı mektubunda karar hakkında yazmış. Sorunuza o cevap versin:

“Maalesef Aziz Nesin’lik bir vaka daha! Duvarları Delen Çizgiler adlı kitabın bana verilmeyeceğine dair Tokat T-Tipi Cezaevi Müdürlüğüne bağlı Eğitim Kurulu kararı tebliğ edildi. Ben şakadır herhalde diyemedim! Karikatürleri ‘kurum güvenliğini tehlikeye düşüren yazı ve resimleri kapsadığı görüldüğü’ bağlamında değerlendirip vermediler.

Daha ayı dolmadı güya ‘ifade özgürlüğünü’ genişleten yargı paketi tumturaklı bir söylevle basına duyurulmuştu. (…) Gelen karar sayesinde öğrendim ki Adil Okay dostumun yolladığı kitap, Duvarları Delen Çizgiler, cezaevlerinde çizilmiş, kendilerine yollanmış ve kitap haline getirilmiş çalışmaydı. Maalesef çizgiler bizim cezaevinin duvarlarını aşamadı. Seyit Oktay. T Tipi Ceza İnfaz Kurumu. Tokat.”

Ben ek yapayım Seyit Oktay’a, sorunuzun tam karşılığı olsun: Bildiğiniz gibi özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Türkiye’de hapishaneler, tutuklu ve hükümlülerin rehabilitasyon merkezi değil, kişiliksizleştirme, hasta etme laboratuvarları haline gelmiştir. Dönem dönem mücadele sonucu geçici rahatlamalar olsa bile keyfiyet başat olmuştur. Bu keyfiyeti bazı cezaevi müdürlerinin, gardiyanların, eğitim komisyonlarının bırakınız yasaları, etiği, vicdanı bile yok sayan uygulamalara imza atmalarından biliyoruz. Gerekçesiz, tamamıyla keyfi kitap, gazete, mektup yasakları, zorla çıplak arama, tekmil dayatması, kelepçeli muayene, hatta kelepçeli doğuma zorlama, işkence, sürgün haberleri dur durak bilmiyor.

.

‘YASALAR, YASAKÇILARIN HAKSIZ OLDUĞUNU SÖYLÜYOR’

Kitabın bazı cezaevlerine girişinin yasaklanıp bazılarına serbestçe girişinin nedeni tamamıyla keyfiyet midir? Bu konudaki mevcut yasalar ne diyor?

İnfaz yasası tek sözüm ona. Konuyla ilgili yasa maddesi de çok açık. Aktarayım: Mülga son fıkra 3/2/1994-94/5382K. “Kütüphaneye konulacak veya hükümlü ve tutuklularca getirilecek veya dışarıdan gönderilecek basılı yayınların mahkemelerce yurda sokulması veya dağıtılması yasaklanmamış olması koşuluyla kuruma sokulmasına idarece izin verilir.”

Yani mevcut yasalar bile yasakçıların en hafif deyimle ‘haksız’ olduğunu söylüyor. Şimdi son aldığım habere göre kitapta karikatürü bulunan M. Enes Tunç’a da Diyarbakır Hapishanesi’nde kitap yasaklanmış. O da yasal yollara başvurmuş. İnfaz hakimliği itirazını reddetmiş. Ağır cezaya başvurmuş AHİM’e kadar gideceğini bildirmiş.

Mahkeme, kurum güvenliğini tehlikeye düşürebilecek hususlar ihtiva ettiği gerekçesiyle kitabın Tunç’a verilmemesi noktasında karara vardı. Velhasıl tutuklu ve hükümlüler hem bizim haklarımız hem kendi hakları için mücadele ediyorlar. Bir kitabı okumak, edinmek için zorlu bir hukuk mücadelesi veriyorlar.

‘KEYFİ YASAKÇILAR HAKKINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILSIN’

Peki, siz kamuoyundan ne bekliyorsunuz? Tutuklu ve hükümlüler ne bekliyor?

Anayasa’nın 64. maddesine göre, devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı destekler. Anayasa’da böyle yazar ama konu ‘muhalif sanatçı’ olunca yasalar rafa kalkar.  Sanat ve sanatçı desteklenmez, kösteklenir. Muhalif sanatçılar söz konusu olduğunda mevcut yasalar hiçe sayılarak, yasal olarak satılan kitaplar hapishanelerde yasaklanıyor. Yazarlar, şairler ve yazar örgütleri bu olaylarda müdahil olmalıdır. Keyfi olarak yasaklanan kitapların takibi sadece aklı özgür ama eli kolu bağlı mahpuslara bırakılmamalıdır. Onların kitaplarımızı okumak için verdiği hukuki mücadeleye destek olmak da yazarın, şairin, gazetecilerin ve yazar örgütlerinin görevidir.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Buradan sizin aracılığınızla Adalet Bakanlığı’na seslenmek isterim: Mevzuat, yasa aynıysa, yani tek devlet, tek anayasa var ise bu çelişkiyi çözün. Yasal kitaplarımızın tutuklulara verilmesini sağlayın. Keyfi yasakçılar hakkında yasal işlem başlatın.” Yoksa bizler her halükarda yasakları deleceğiz. Tutsakların imgelerle, çizgilerle duvarları deldiği, hücrelerin sınırlarını zorladığı gibi..