Irmak Zileli: Sıfatlar bazen sadece önyargı inşa etmeye yarar

Irmak Zileli'nin son romanı "Bozuk Saat" On8 Kitap tarafından yayımlandı. Geçmişten bugüne hayatın içinden geçenlerin hikayesini, bozuk bir meydan saatinin gözünden anlatan Zileli ile romanını, saat ve zaman kavramını konuştuk.

Meltem Dağcı

Irmak Zileli, son dönem Türk edebiyatının adından söz ettiren önemli kalemlerinden. 2012 yılında Yunus Nadi Roman Armağanı’nı ilk romanı Eşik‘le yakından tanımıştım kendisini. Yunus Nadi Roman Ödülü’nün sahibi yazar Irmak Zileli’nin hayatın içinden geçen insanların hikâyesini bozuk bir meydan saatinin gözünden bizlere anlattığı son romanı Bozuk Saat hakkında konuştuk.

Irmak Zileli

ON8 Blog’da başlayan bir hikâyeydi sanırım Bozuk Saat. Romana dönüşme fikri nasıl gelişti, bu süreci bizimle paylaşır mısınız?

Evet, ON8’in blog sayfasında “Bozuk Saat” isimli bir köşede iki haftada bir yayınlanan öykülerle başladı bu hikâye ama sonra blogdaki köşe, hayat gailesi gibi nedenlerle durdu. Aradan bir zaman geçtikten sonra yayınevinden bu hikâyeleri çoğaltmam ve bir roman formunda yeniden yazmam teklifi gelince düşündüm ve neden olmasın dedim. Önce yazılmış öyküler arasındaki bağları dokudum ve sonra da yeni hikâyeler ekledim. Bu süreç sonunda ortaya roman çıktı.

Bir şehrin meydanında duran, aşağı yukarı iki yüz yaşında bozuk bir saat her gün etrafından gelip geçen insanları görmektedir. Birçok duyguya ve olaylara tanık olur böylece. Başkalarının duygularından etkilenen bir saattir bu. Romanın yazım sürecinde saat sizin kafanızda nasıl şekillendi?

Bozuk Saat sadece tanık olmaz, öteki varlıkların duygularından ve ruh hallerinden etkilenir, yani bunlarla bir ilişkiye geçer. Tanıklıksa böylesi bir tanıklık; uzak, mesafeli olmaktan çok, kendisi de etkiye açık. Hatta zaten bozulma nedeni bu. Başkalarının hisleri onun gününü bozuyor, zamanını şaşırtıyor, anlarını sekteye uğratıyor, hani biz insanlarda da olur ya, kötü şeyler duymak istemeyiz, yakınımızdaki insanların duygularındaki hoşa gitmeyecek hallerle karşılaşmak bizi rahatsız edebilir, çünkü bunların bizim de ruh halimizi bozmasından endişe ederiz, belki biraz sorumluluk almaktan da kaçındığımız, bunları yük gibi hissettiğimiz için. Bozuk Saat’in tanıklığı da sorumluluk almayı beraberinde getiriyor. Başka duygulardan etkilendiği için bozuluyor ve bu sayede de aslında o duygulara karşı bir sorumluluğu olduğunu fark ediyor. Madem böyle bir yeteneğim var, ben de bu tanık olduğum olayları, duyguları, düşünceleri başkalarına anlatabilirim diyor. Böylece aslında Bozuk Saat’in benim zihnimdeki şekillenişinden de söz etmiş oldum. Bozuk Saat bir hikâye anlatıcısının hissettiği sorumluluğu taşıyor.

Şehir meydanları bugüne kadar birçok olaya tanık olmuştur. Romanda parkı yıkmaya çalışan buldozere direnen Kıymet Teyze, ekmek almaya gönderildiğinde dönüşte tacize uğrayan minik bir kız çocuğu gibi çarpıcı ama günümüzden olayları okuruz. Tanıklık etme açısından sizin yaşamınızda saat nerede durur?

Saat bir simge elbette. Zamanın kaydı, zamana işaret koymak anlamını taşıyor benim için. Saat sadece dakikaları sayan, zamanı gösteren bir araç değil. Hafızaya atılan olayların orada nasıl kaydedileceği üzerinde belirleyici bir etkisi var. Bir olay yaşıyorsunuz ve o olay sizin hayatınızda önemli ise zihninizde onu belli bir zamana ilikliyorsunuz, tarihini ve hatta saatini kaydediyorsunuz, doğduğunuz günden ve saatten başlayarak böyledir bu. Sanki olayın hafızaya yerleşmesi biraz bu kayıt sayesinde oluyor, biraz da bir anının hafızada yer edineceğini de belirliyor; anıyı çevreleyen olayların, hallerin, atmosferin de örülüp zihnimizde o şekilde yerleşmesini sağlıyor zamanın bilgisi. Bir olay yaşanıyor, zamanını kaydettiğiniz anda hikâye de örülüyor, bahar ayıydı diyorsunuz, ağaçlar çiçek açmaya başlamıştı, kuşlar ötüyordu, günün şu vaktiydi, demek ki balkonda oturuyorduk çünkü o vakitlerde hep çay içip bisküvi yerdik ve çay kaşıklarının bardağa çarparken çıkardığı sesler kalmış kulağımda diyoruz ve böylece anı canlanıyor, hikâye ancak o zaman gerçekten oluşuyor, bir anının hikâyeleşebilmesi için de zamanın kaydına, işaretlenmesine, tanıklığın saatle belirlenmesine ihtiyaç var.

Bozuk Saat, Irmak Zileli, 188 syf., On8 Kitap, 2019.

‘SIFATLAR BAZEN SADECE ÖNYARGI İNŞA ETMEYE YARAR’

Türk romanında Saatleri Ayarlama Enstitüsü saat ve zaman kavramları üzerine ilk akla gelen romanlardan birisidir. Bozuk Saat de başkahramanı ve anlatıcısı bir saat olması sebebiyle şehrin hafızasını tutuyor. Bu çarpık düzen içerisinde “bozuk” sizin için ne ifade ediyor?

Düzen çarpıksa eğer, o düzenin kurallarına uygun şekilde işlemeyen ve bu yüzden bozuk diye tanımlanan şeylerin gerçekten bozuk olduğu şüphelidir. Şeylere atfettiğimiz sıfatları hangi ölçütlerle belirlediğimiz önemli. Eğer genel geçer algının bize dayattığı ve farkında olmadan içselleştirdiğimiz kimi ölçütlerle bir şeyleri “bozuk” diye nitelendiriyorsak bir kez daha düşünmekte fayda var. Benim de kendi zihinsel süzgecimden, bakış açımdan geçirerek bozuk diye nitelediğim şeyler oluyor mutlaka, ama vardığım yargıları verili aklın, egemen olanın etkisinden olabildiğince kurtarmaya çalışıyorum. Ayrıca hem edebiyatta, hem yaşantıda yargı belirten sıfatları kullanmaktan imtina ettiğimi söyleyebilirim. Sıfatlar, tanımlamalar bazen önemli bir ihtiyacı karşılar elbette ama bazen de sadece önyargı inşa etmeye yarar. Kendi kendimize zihnimizin içinde engeller, duvarlar öreriz onlarla.

Bozuk Saat o meydanda sizi görmüş olsaydı, akrep ve yelkovanında bir değişiklik olur muydu? Zamanda duraksama, ileri sarma gibi.

Bu sorunun yanıtı, Bozuk Saat’in beni gördüğü sırada nasıl bir hal içinde olduğuma bağlı olarak değişir. İnsanın duyguları sabit değil, dahası bir duygunun içindeyken bile oraya başka duygular da karışıyor. Dolayısıyla belli zamanlarda tek bir duygunun egemenliğinden bile söz etmek zor. Bozuk Saat nabzıma atladığında içinde bulunduğum duygu durumuna tanıklık etmiş olacağından bu sorunun bugünden bilebileceğimiz bir yanıtı yok.

Toplumsal olayların çoğundan insanlar, hayvanlar kısacası canlılar etkilenmektedir. Bozuk Saat kulesi bir ormanda olsaydı önce hangi hayvanın onu fark etmesini isterdiniz? Ve niçin?

Hayvanların Bozuk Saat’i değil, Bozuk Saat’in hayvanları fark etmesi önemli burada. Bozuk Saat onları fark etsin ki biz de ormanın derinliklerindeki nabız atışlarını duyabilelim, onların hikâyesini dinleyelim. Burada da bir öncelik sıralamam yok, ama herhalde sesi en kısık çıkanı önce duymak isterdim.

Son olarak, üzerinde çalıştığınız kitap var mıdır?

İki buçuk yıldır üzerinde çalıştığım romanı bitirdim. Şimdi eleştiri toplama, okuma ve düzeltme zamanı.