Ayşe Hacıhasanoğlu: Çevrilemeyecek metin yok

Uzun yıllardır Rusça metinler üzerine yaptığı çevirileriyle bilinen Ayşe Hacıhasanoğlu ile konuştuk. Hacıhasanoğlu, "Bütün metinler çevrilebilir, çevrilemeyecek metin yoktur bence, belki çok fazla uğraşmak, çok emek ve zaman harcamak gerekir ama her metin çevrilebilir" dedi.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

DUVAR – DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1973 yılında bitirdikten sonra yedi yıl SSCB Büyükelçiliği Basın Bürosu’nda çevirmen olarak çalışan ve bu arada Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitiren Ayşe Hacıhasanoğlu, 1982-1996 yılları arasında bir bankanın çeşitli şubelerinde çalışıp emekli oldu. ‘Emeklilikte daha güzel ve verimli zaman geçirmek için yıllarca ara verdiği’ çeviriye geri dönen Hacıhasanoğlu, Dostoyevski’den “Karamazov Kardeşler”, Tolstoy’dan “Diriliş”, “Anna Karenina”, “Kreutzer Sonat” gibi klasik Rus romanlarını Türkçeye çevirdi. Ayrıca Vasili Grossman’dan üç ciltlik “Yaşam ve Yazgı” ve “Her Şey Geçip Gider”, Sergey Dovlatov’dan “Puşkin Tepeleri”, Maksim Gorki’den “Artamonovlar” romanı ve seçme öyküler çevirileri arasında bulunuyor.

Ayşe Hacıhasanoğlu

Çeviri konusunda hemen herkesin bir fikri var. Siz, bir çevirmen olarak çeviriyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Bana göre çeviri, yazarın anlatmak istediklerini, yazdığı dönemi ve içinde yaşadığı kültürü de göz önünde bulundurarak ve yazarın üslubunu elden geldiğince koruyarak en anlaşılır, en doğru, en güzel şekilde dilimize aktarmaktır.

Bir kültür aktarımı olan çeviri uyarlamaya ne derecede dahil edilebilir? Kültür karşılıklarının bağlayıcı yönünü nasıl açıklarsınız?

Uyarlamayı, yerli olmayan bir eseri yerlileştirmek olarak düşünürsek çeviriyi uyarlama içine bence sokamayız. Çeviri çeviridir, çevirdiğimiz roman, öykü her neyse, oradaki insanların davranışları, gelenek, görenekleri bizden farklı bir kültüre aittir, bizim ödevimiz de bu kültürü kendi okurumuza aktarabilmektir.

Editör-çevirmen ilişkisi nasıl yürüyor?

Editör, çeviri yaptığınız dili biliyorsa, sizin gözünüzden kaçan veya yanlış anladığınız bir şeyi onun göreceğini düşünerek kendinizi daha fazla güvende hissediyorsunuz. Ben bu konuda çok şanslıyım, çeviri yaptığım iki yayınevinde kendileri de çok iyi Rusça çevirmeni olan iki editörle çalıştım: Koray Karasulu ve Sabri Gürses.

‘ÇEVİRİRKEN ZEVK VERECEĞİNE İNANMIŞSAM O METİN ‘ÇEVRİLEBİLİR’ METİNDİR’

Sizin için bir metnin “çevrilebilir” olmasının gerekçesi nedir?

Bütün metinler çevrilebilir, çevrilemeyecek metin yoktur bence, belki çok fazla uğraşmak, çok emek ve zaman harcamak gerekir ama her metin çevrilebilir. Bir metni ilk okuduğumda her şeyiyle, konusuyla, diliyle, kurgusuyla sevmişsem, bana çevirirken zevk vereceğine inanmışsam o metin benim için “çevrilebilir” metindir.

Klasikleri çeviren bir çevirmenin en büyük handikabı nedir? Bir metnin daha önce o dile çevrilmiş olması, aynı metni tekrar çeviren çevirmene yüklediği sorumluluk nedir?

Bu konuda en büyük olumsuzluk, daha önce yapılmış çevirilerin gerisinde kalmaktır. Sizin çevirinizi eskilerle karşılaştırıp, hele de karşılaştırdıkları çeviri çok tanınmış bir çevirmene aitse mutlaka kusur bulacaklardır. Bu yüzden sizden öncekilerden daha iyi olmak zorunda hissedersiniz kendinizi, bu da daha fazla dikkat, daha fazla titizlik gerektirir, daha çok zaman harcar, daha çok yorulursunuz. Bir yandan da bilmem kaç kez çevrilmişken ben niye bu kadar uğraşıyorum bununla diye söylenirsiniz kendi kendinize.

Geçmişe nazaran yayınevi sayısının artmasının çeviriye/çevirmene olan faydası ya da zararı nedir? Ek olarak, ekonomik dalgalanma çevirmeni ne oranda etkiliyor?

Sayılarının değil, nitelikli, güzel çeviriler basan yayınevlerinin artması çeviriye yarar sağlar, çevirmenleri daha iyi çeviriler yapmaya zorlar bana kalırsa.
En büyük bildiğimiz yayınevleri bile ekonomik dalgalanmadan etkilendiler ki yeni baskılarda çevirmenin telif ücretini düşürme yoluna gittiler. Geçimini sadece çeviri yaparak kazanan arkadaşlarımızın şu dönemde gerçekten işi zor.

‘İMZALADIĞIM SÖZLEŞMELER YAYINEVLERİNİN HAKLARINI KORUYOR’

Hukuki olarak bakıldığında çevirmenin en nesnel sorunları nelerdir? Hak ettiğiniz güvenceye kavuştuğunuzu düşünüyor musunuz?

Sağlam güvencemizin olmaması en birinci sorun bence. İmzaladığımız sözleşmeler biz çevirmenlerin değil, yayınevlerinin haklarını koruyor büyük ölçüde.

“Şu çeviriyi bir de benden okusaydınız keşke…” diyebileceğiniz bir metin var mı? Ya da çok beğendiğiniz, okumaktan keyif aldığınız bir çeviri?

Böyle bir metin yok, ama çok beğendiğim bir değil, birkaç çeviriyi sayabilirim: Mazlum Beyhan’ın Gogol’den “Ölü Canlar”ı, Gorki’den “Çocukluğum”, “Ekmeğimi Kazanırken” ve “Benim Üniversitelerim” üçlemesi, Günay Çetao Kızılırmak’ın Tolstoy’dan çevirdiği “Holstomer” öyküsü, bütün Andrey Platonov çevirileri ve Vladimir Makanin’den çevirdiği “Underground Ya da Çağımızın Bir Kahramanı” romanı.


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.