'Yeşilçam güneşi'ne lamba yakan adam: Aytekin Çakmakçı

Aytekin Çakmakçı'nın Barış Saydam'la nehir söyleşisinden oluşan "Güneşe Lamba Yakan Adam" İmge Kitabevi tarafından yayımlandı. Aytekin Çakmakçı çalışmasında Saydam’ın sorularına samimiyetle cevap verirken, yönetmen sinemasına dair yaklaşımlarını da okuyucuya sunuyor.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

Aytekin Hoca’yı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nde ders anlattığı dönemlerde tanıdım. İkinci ve üçüncü sınıflara görüntü yönetimi atölyesi veriyordu. Bahse konu olan atölyenin öğrencilerinden biriydim ve karşımızda ‘Yılanların Öcü’, ‘Muhsin Bey’, ‘Arabesk’ ve ‘Mum Kokulu Kadınlar’ gibi Türkiye Sineması’nın kült filmlerinin görüntü yönetmenliğini yapmış bir isim duruyordu. Sinema okuyan her öğrenci için yukarıda saydığım eserlerin yaratıcı ekibinden biriyle konuşmak, onu dinlemek heyecan vericidir. Çünkü okula gelmeden önce o filmleri izlemiş, etkilenmiş ve o güzellikte film çekebilmek için oraya gelmişsinizdir. Dolayısıyla da o ekipten birinin size ders anlatması muazzam bir şeydir. Sektörle alakası olmayan birinin, sokakta ünlü bir oyuncuyla karşılaşıp heyecan duyması gibi bir durum anlayacağınız. Neyse, o dönemde hoca, sadece anılarını anlatsa bile bizim için kâfiydi ama o, kamera ve ışık üzerine saatlerce ders anlatıyor, iyi bir görüntü oluşturmanın detaylarını sıralıyordu. Henüz sektörden ayrılmış da değildi, hala fırsat buldukça filmlerde görüntü yönetmenliği yapıyordu. Çok geçmeden, rahatsızlıkları da baş gösterince hoca okuldan ve sonra da İstanbul’dan ayrıldı. Trabzon’da, Ankara’da ve çeşitli festivallerde atölyeler yaptığını duyuyorduk ama çok bağlantımız kalmamıştı artık. Hayat gailesi hepimiz sarmış, bir yerlere savurmuştu.

Aradan yaklaşık on yıl geçmişti. Bu senenin başlarında Ankara’ya gitmiş, bir randevu öncesi Mülkiyeliler’e oturmuştum ki, hocayı gördüm. Köşede bir masaya çökmüştü. Canı sıkkındı. Yanaştım. Sarıldık. Sohbet etmeye başladık. Hoca, uzun bir süredir kafasına koyduğu anılarını hazırlamış, yayımlatmak istiyordu. Birkaç yayıneviyle görüşmüş evvela. Ötelemişler, ilgileniyor gibi yapıp para koparmaya çalışmışlar, kimse okumaz zaten, deyip geçmişler. Türkiye Sineması’na elli yıl emek verdikten, şahane işlerde çalışıp binbir zorlukla film üreten ve malum sinema yasasının olmamasından dolayı emekli olmak için senelerdir eziyet çeken adamın üç kuruşuna tenezzül edenlere bir güzel saydırdıktan sonra, görmek için hocadan çalışmasını istedim. Deneyimli kalem, sinema yazarı Barış Saydam’la yapılan nehir söyleşiden oluşan kitap, hocanın çocukluğundan başlayarak bugüne geliyor, sinemamızın son elli yıla ışık tutuyordu. Setlerin işleyişini, film üretiminin zorluklarını, star sistemini, yönetmenin önemini, büyük bir idealle bu işin yapıldığını, sektördeki usta-çırak ilişkisini, görüntü yönetiminin ne olup olmadığını ve diğer sanat disiplinleriyle arasındaki teması, bir kişinin yaşam öyküsünün arka planında görüyoruz.

Güneşe Lamba Yakan Adam, Aytekin Çakmakçı, 229 syf., İmge Kitabevi Yayınları, 2019.

‘TÜRKİYE SİNEMA TARİHİ İLK KEZ BİR GÖRÜNTÜ YÖNETMENİNİN AĞZINDAN ANLATILIYOR’

Sinemadaki, gelenek ve ekol mefhumlarının ilk ağızdan anlatıldığı çalışma, sinemacılar için akademinin sunamadığı pek çok şeyi yalın bir şekilde anlatırken, alanla organik ilişkide olmayanlar için de bir fikrin gerçeğe bürünmesini ve “sanatlaşmasını” kültürel ve sektörel bazda dolaysızca aktarıyordu. Üstelik son elli yıldır akademisyenlerden, sinema yazarlarından, yönetmen ve oyunculardan dinlediğimiz/okuduğumuz Türkiye sinema tarihi, ilk kez bir görüntü yönetmeninin ağzından anlatılıyordu. Tarihi, farklı bir bakış açısından okumak için muazzam bir fırsat. Kaldı ki görüntü yönetimi meselesi, Türkiye’de, entelektüel anlamda da karşılığını bulabilmiş bir alan değil. Kameraman ve görüntü yönetmeni arasındaki fark, belirgin sınırlarla çizilmemiş. Görüntü yönetmeninin bir sanatçı olduğu, bu sanat dalının farklı disiplinlerle ilişki halinde bulunduğu, ışık gibi bir mefhumun varlığı kıymet görmemiş, kamerayı sırtlanan kişi, “aleti kullanmayı bilen kişi” olarak tanımlanmıştır. Aytekin Hoca, çalışmasında bütün bu nitelemelerin ve pratiklerin birer şemasını çiziyor, Barış Saydam’ın sorularına samimiyetle cevap veriyordu. Ayrıca Ertem Eğilmez, Şerif Gören, Zeki Ökten, Tunç Başaran, Yavuz Turgul, Bilge Olgaç, İrfan Tözüm ve Yusuf Kurçenli başta olmak üzere, pek çok yönetmenle çalışan hocanın yönetmen sinemasına dair yaklaşımlarını da görebiliyorduk. Bu kitabın basılması lazımdı.

Çalışmayı, Aytekin Hoca’nın izniyle, İmge Kitabevi Yayınları editörü Elif Çongur’a önerdim. Çongur’un sinemayla ve sanatla kurduğu ilişkiyi düşünüp, çalışmayla ilgilenebileceğini ve titiz editörlüğüyle hazırlayacağını umarak dosyayı gönderdim. Çok geçmeden olumlu dönüş yaptı ve Hoca’yla hummalı bir çalışmaya girişerek kitabı hazırladı. Sağ olsun.

Şimdilerde Güneşe Lamba Yakan Adam ismiyle raflarda olan kitap, okurunu bekliyor. Baksanıza, ismi bile güzel!


Soner Sert kimdir?

Sinemacı, yazar. "Köprü", "Baba", "Hastabakıcı" ve "Alarga" isimli kısa filmleri yazıp yönetti. "Duvar" isimli bir öykü kitabı, "Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor" isimli bir de sinema kitabı yazdı.