Cinselliğin sansüre rağmen bir tarihi var mı?

Sevgi Soysal’ın 70’li yıllardaki tartışmalar bağlamındaki atağı, cumhuriyet sonrası kadını ve bireyi merkeze alan ve bu işlem sırasında, kadının toplumsal cinsiyet eşitliği ile cinsel özgürlüğünü önemli temalar olarak edebiyata düşüren bir çıkıştır. Sevgi Soysal’ın ilk romanı Yürümek, eğitim, psikoloji, kadın ve erkek eşitliği, cinsellik, evlilik kurumu, annelik gibi kadınların yaşadığı sorunları romandaki çok sayıda kadın karakterle ele alır.

Onur Bütün

“Bütün bunları konuşmadılar. Konuşsalardı belki daha iyi tanışacaklardı. Belki o zaman, pencerenin dışı ve içi şaşırtıcı olmayacak, sevgi solukları içerisi gibi dışarısını da yavaş yavaş ama güvenli git-gellerle kaplıyacaktı. Sustular, konuşmadılar. Sevişme süresince Elâ kendisine “canımın içi” diyen Erol’u, dayak yiyen Alişan’ı, tereyağ yemeyen Şenel’i, onun daha önce büyüyen göğüslerini, onu belki de bu göğüsler yüzünden öldüren Amerikalıyı, Mado’yu, onun Sabiha yengeye duyduğu anlamsız güveni, Aleko’yu, evliliğini, yanlış uysallıkları, boşa başeğmeleri, başeğmemek için kalkışılan saçma başkaldırıları, Bülent’le oynadıkları sahte aşk oyununu, kendinde eksik olan bir şeyi, bu şey için buraya geldiğini, seviştiğini düşündü belki. Yalandan da, tadalarak da olsa, sürdürdüğünü: bu son yalan tadım olsun.”
Yürümek/Sevgi Soysal*

Edebi metinler aracılığıyla cinselliğin ve erotizmin tarihini okumak mümkün mü? Kütüphanelerin cehenneme dönmüş raflarında gizlenen, yasaklanan, yakılan kitaplar arasında, cinsellik ve erotizm temalı kitapların özel bir yeri oldu. Lanetlenen, aforoz edilen, tiksinilen, sansürün hışmına uğrayan kitaplar. Gerçekten de yüz kızartıcı mıydı bu kitaplar? Ve istisna edebiyatını nasıl oluşturdular?

M.Ö. yaşayan Ovidius cinselliği yücelten, gençlere yönelik el kitabı biçiminde hazırladığı Aşk Sanatı’nı yazdı.

“Bu eser, gençlerin, birbirleriyle nasıl sevişebileceğini gösteriyordu. Aşk tekniğini alaylı, didaktik bir şekilde inceleyen Aşk Sanatı adlı eseri yüzünden, yazarı, Karadeniz’de Tomis’e sürüldü. Bu haksız yargı, onu o kadar kızdırmıştı ki, on beş ciltlik Değişimler adlı eserini yok etti. Kitabın kopyaları arkadaşlarında olmasaydı, bizlere kadar ulaşamayacaktı bugün.” (1)

İlk erotik edebiyat tarihi Almanya’da yazıldı. Dr. Paul Englisch’e ait olan Geshichte der Erotischen Literatür isimli kitap, Hitler, Berlin’deki Cinsel Bilimler Enstitüsü’nün kapatılması talimatını verdiğinde yok edildi. İnsanlık tarihi boyunca, cinsellik ve erotizm teması edebiyat ve edebiyat-dışı tanımlanan tüm disiplinlerde; film, kitap vb. üretimlerde sansürle karşılaşmıştır. Sansürle cinselliğin tarihi birlikte anılır, bilinir.

‘YÜRÜMEK’ ROMANI BAĞLAMINDA CİNSELLİK VE SANSÜR

Bizim coğrafyamızda ilk akla gelecek kitaplardan biriyse, Sevgi Soysal’ın Yürümek isimli romanıdır. Kitabın arka kapağına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Tartışılan Kitap başlığı taşınmıştır. Meclis’te roman üzerine tartışma yürüten bir komisyon bile kurulur. Sevgi Soysal, kentli, entelektüel kadın tipolojisini, cinsel özgürlüğü için de mücadele eden Elâ karakteriyle işler. Erkek egemen akıl, eleştirilen bir mefhum olarak romanda karşımıza çıkar.

Yürümek romanı yayınlandığında müstehcenlik iddialarıyla gündeme gelir. Şikâyet üzerine müstehcen bulunur, tartışma yargıya intikal eder. Bu iddianın temelinde coğrafyamızda rastlanan bir cinsel ilişki türü, hayvanla cinsel ilişki (bestialite) betimlenmiştir. Bilirkişi raporundan sonra Yürümek romanı ile ilgili dava düşer ve mahkeme romanın tekrar yayınlanmasına izin verir.

“Niçin aldatmıştı Hakkı’yı? Hakkı’yla niçin yattıysa aynı nedenlerden işte. Kendini aldattığı için, yıllarca sadece kendini. İstemeden, nasıl yaşadıysa Hakkı’yla yıllarca, öyle yatmıştı Bülent’le de. İkisi de aynı önemde, ya da önemsizlikte. Bunun adı niçin aldatma olsun? İki kişi arasındaki alışverişin, cinsel de olsa, üçüncüyle ilişkisi ne? Başta önemli bir eksiklik olup olmadığı üstünde durulmayacaksa.” (2)

Sansürün mantığı birbirine ters iki ilkeyle işliyor. Cinselliğin yok sayılması ve piyasaların, iktidarların eşzamanlı olarak cinselliği (aslında cinselliğin ve erotizmin bittiği yerde başlayan pornografiyi) pompalaması. Freudyen bir deyişle söylersek; bastırma ve gevşetme mekanizmalarının kolektif kontrolü.

Yürümek, Sevgi Soysal, 152 syf., İletişim Yayınları, 2004.

İktidarlar bastırılanın geri döneceğini biliyor ve kültürel, politik vb. yordamlarda rızayı da geliştiren bir itaat kültürünü işliyorlar. Cinsellik ve pornografi, kadın bedeninin reklamlar ve pek çok piyasa aygıtı ile metalaştırılması ikiliği biçiminde bu tezi görünür kılıyor.

İster psikolojide ister edebiyatta cinsellik üzerine düşünürken iktidarların baskı ve yasa kavramlarına ve genel terminolojisine dikkat etmek gerekiyor. Foucault, Cinselliğin Tarihi isimli kitabında cinsellik kavramının ortaya çıkışını şöyle anlatır:

“Cinsellik terimi bile, oldukça geç bir dönemde, 19. yüzyıl başında ortaya çıktı. Bu da ne küçümsenecek ne de abartılacak bir olgudur. Söz dağarcığında yapılan bir değişiklikten başka şeylere işaret eder; ancak elbette ki ilgili olduğu şeyin birdenbire ortaya çıktığı anlamına da gelmez. Sözcüğün kullanımı başka olaylarla bağlantılı olarak yerleşti: Bunlar, üremenin biyolojik mekanizmalarını olduğu gibi davranışın kişisel ya da toplumsal değişkenlerini de kapsayan çeşitli bilgi alanlarının gelişmesi; dinsel, hukuksal, eğitbilimsel (pedagojik), tıbbi kurumlardan destek alan, kısmen geleneksel kısmen de yeni bir kural ve normlar bütününün yerleştirilmesi; bir de kişilerin giderek tutumlarına, ödevlerine, hazlarına, duygu ve duyumlarına, düşlerine anlam ve değer verme biçimlerinde değişikliklerin ortaya çıkmasıydı.” (3)

Sevgi Soysal cinsellik ve erotizmin edebiyattaki veçhelerini cesaretle bize gösterirken, cinselliğe ve erotizme dair terminolojinin yazı dilinde, başta kadın yazarlar olmak üzere daha rahat kullanımını da sağlar. Bir bağlamın kurulması ve terminolojisinin edebiyatta oluşturulması kolay bir iş değildir.

Sevgi Soysal’ın 70’li yıllardaki tartışmalar bağlamındaki atağı, cumhuriyet sonrası kadını ve bireyi merkeze alan ve bu işlem sırasında, kadının toplumsal cinsiyet eşitliği ile cinsel özgürlüğünü önemli temalar olarak edebiyata düşüren bir çıkıştır. Sevgi Soysal’ın ilk romanı Yürümek, eğitim, psikoloji, kadın ve erkek eşitliği, cinsellik, evlilik kurumu, annelik gibi kadınların yaşadığı sorunları romandaki çok sayıda kadın karakterle ele alır. Yürümek romanındaki ana kadın karakter Elâ ile kadınların toplumdaki rolünü, cinsiyetler arasındaki ilişki ve ahlakla ilgili sorunları işler. Elâ aracılığıyla zihinlerde oluşturulmak istenen sorgulama baştan sona bir başkaldırıdır. Ve şimdiki zamanda süren her şeyde bu başkaldırının izi vardır.

Dipnotlar 

  1. En Seçme Örnekleriyle Türk ve Dünya Edebiyatında Seks, Hikmet Saim, Venüs Yayınevi, s:6
  2. Yürümek, Sevgi Soysal, Bilgi Yayınevi, s:121
  3. Cinselliğin Tarihi, Michel Foucault, Ayrıntı Yayınları, s: 117

Not: 

*Sevgi Soysal’ın Yürümek romanından alınan epigraf yazarın orijinal metnine uygun olarak sunulmuştur.