Hiç değişmeyen 'Gündem'

Gündem, bugünün siyasi ahlakının bir panoramasını çıkarması ile de dikkat çeker. Siyasetçinin, ikiyüzlü bir hoyrat ve kirli pazarlıkların bir temsili olduğunu, yapılan anlaşmaların kişisel menfaatlerin odağa alınarak hazırlanmasını, tarihsel bir olgu üzerinden ustaca anlatarak okura sunan yazar, bugünün insanına görünenin aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını hatırlatır. Kibrin, yozlaşmanın ve içten çürümenin iktidar mefhumu ve güç hırsı ile doğrudan ilişkili olduğunu, savaşın, evrensel ve zamansız oluşu üzerinden aktarırken, “Gündem”in hiç değişmediğinin üzerinde durur.

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

Yakın zamanda Can Yayınları’ndan film yapımcısı ve ödüllü yazar Êric Vuillard imzalı Gündem isimli bir kitap çıktı. Nihan Özyıldırım çevirisiyle yayımlanan çalışma, Hitler iktidarını, sanayi burjuvazisi ile olan ilişkisi üzerinden epizotlar şeklinde anlatıyor. Dramaturginin ustalıklı kullanımı ve aslında birbiriyle bağlantısızmış gibi duran olayların aynı nehre akıtılmasıyla anlamlı bir bütünselliğe kavuşan kitap, belgelere dayalı bir roman.

1933-1945 arası Nazilerin odağında olduğu olayları, tarihsel gerçeklikten koparmadan, yazarın sinemacılığının da katkısıyla, sinematografik düzlemde aktaran roman, Alman sanayi burjuvazisinin Hitler’i ziyaretiyle başlıyor. Hitler’in sonraki süreçte Avusturya’yı işgal etmesinin ve kirli birtakım bürokratik meselenin anlatımıyla ilerleyen kitap, yanılsamanın gizemi üzerine de düşündürmeye çalışırken, olanın ve/veya aslında görünenin, var olduğundan çok daha farklı ve karmaşık olduğu sorunsalını masaya yatırıyor.

Naziler’e “bağış” yapan patronların, sonraki süreçte bu “yardımlarının” kendilerine açtığı alanı soykırımla ilişkilendirerek anlatan kitap, zenginlerin savaşı, savaşın da zenginleri beslediğinin en nesnel kanıtı. Toplama kampından aldığı esirleri fabrikada sömürerek çalıştıran patronlar, açlıktan ve yorgunluktan ölenlerle, işkencede yitirilip bir sonraki gün “mesaiye” gelemeyenlerle ilgilenmezler. O gün, fabrika açıldığında içeride çalıştırılanların kapanışta ne kadar artı-değer ürettiği asıl meseleleridir. Bu bağlamda, Hitler’e yapılan yardımlar karşılığını vermiştir!

Gündem, Êric Vuillard, çev: Nihan Özyıldırım, 104 syf., Can Yayınları, 2019.

‘YENİ BİR DÜNYA İÇİN’ SERMAYE 

Kodamanlar, savaşın sonunda, hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam eder. Fabrikada sömürdüğü çalışanlara ödemeleri gereken tazminatı, öldürülen bir canın değerini parayla biçmek de ayrıca bir tartışma konusu tabii, zamana böler, taksitlerle ödeyeceğini söyler fakat hiçbir zaman ödeme yapmazlar. Soykırımın sağ kalanlar çocuklarını posasını çıkarana kadar çalıştırdıkları için yargılanmazlar. Uluslararası savaş mahkemeleri bu konu üzerine fazlaca düşünmez bile. Zira, “yeni bir dünya için” sermayeye, eskisinden daha çok, ihtiyaç vardır. O günün zenginleri, büyük holdingleri bugün de varlığını sürdürür ve parasına para katar.

Okunulanın gerçekte yaşandığının sık sık altını çizen ve alıcıya öteden bakmasına dair uyarılarını ihmal etmeyen yazar, ironik bir dille anlattığı romanının büyük bir bölümünde Hitler’i alaya alır. Onu küçümsemez, hafife almaz ama büyük ve güçlü bir kesim tarafından destek gördüğünü, verilen bu desteğin onu “bir şeye” dönüştürdüğünü söyler. Bunu anlatımının basitliğinden, dili ustalıklı kullanımından ve yer yer “şu noktaya geri dönelim,” ayarındaki sadeliğinden dolayı başarır. II. Dünya Savaşı’nı konu alan pek çok hikâyenin (film, kitap vs.) yaptığı gibi, bugünün alıcısına konforlu bir mesafe sağlamaz. Baştan itibaren olayların içinde yer almış, zırhımızı kapıda teslim etmişizdir. Hikâyenin geçmişte yaşanmasını bilmemize rağmen, hadisenin odağında buluruz kendimizi. Üstelik yazar ilk andan beri sorunun, sermayeyle, sınıfla, hayatın diyalektiğiyle ilgili olduğunun altını çizer. Yani hikâye henüz bitmemiştir ve bugün, bu hikâye başka bir yerde, yine yaşanıyordur.

Gündem, bugünün siyasi ahlakının bir panoramasını çıkarması ile de dikkat çeker. Siyasetçinin, ikiyüzlü bir hoyrat ve kirli pazarlıkların bir temsili olduğunu, yapılan anlaşmaların kişisel menfaatlerin odağa alınarak hazırlanmasını, tarihsel bir olgu üzerinden ustaca anlatarak okura sunan yazar, bugünün insanına görünenin aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını hatırlatır. Kibrin, yozlaşmanın ve içten çürümenin iktidar mefhumu ve güç hırsı ile doğrudan ilişkili olduğunu, savaşın, evrensel ve zamansız oluşu üzerinden aktarırken, “Gündem”in hiç değişmediğinin üzerinde durur.


Soner Sert kimdir?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema - TV bölümünden mezun oldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı bölümünde yüksek lisans yapıyor. "Köprü", "Baba" ve "Ses" gibi ödüllü kısa filmlerin yazarlığını ve yönetmenliğini yaptı. İnsan hakları, ezilenlerin sinemadaki yeri, işçi sınıfının sinemadaki temsili konuları üzerine makaleler kaleme alıyor. Sinemacılığın ve gazeteciliğin ortak noktasının "hakikate ulaşmak" olduğunu düşünüyor ve yanılmamak için elinden geleni yapıyor.