William Blake’in anarşizan fikirleri

Peter Marshall'ın yazdığı ve Sub Yayınları etiketiyle çıkan 'Bir Anarşist Olarak Wiliam Blake' raflarda yerini aldı. Kitap Blake'i başka bir çerçeveden değerlendirme imkanı sunarken, pek çok konu Marshall’ın Blake’i anarşizm üzerinden okumasını destekliyor...

Emek Erez  emekerez@gmail.com

DUVAR – Bir yazarı, düşünürü, yönetmeni bir yere yerleştirmek yani onu fikirsel düzlemde kategorize etmek sorunlu olabiliyor. Hele ki bu yazar yapıtlarıyla da bir sınıra hapsedilemiyorsa. Ancak şu da var; şiirden, öyküden, romandan, filmden, tablodan düşünce izleri sürmek keyif verici bir yana sahip, eleştirmenlerin çoğu da bundan kaçamıyor. Çünkü yaşadığı dönemi, çağdaşlarını, ‘etkilenim’ alanlarını eserlerinden izlemek, ele alınan sanatçı ya da düşünürü anlama çabasında yol açıcı olabiliyor.

Peter Marshall da “Bir Anarşist Olarak William Blake” adlı metninde bunu yapmaya çalışıyor. Onun eserlerindeki anarşizan yanı göstermeye çalışırken, erken dönemde pek çok anarşist düşünürün sonradan ele alacağı konulara yaklaşabildiğini, metinleri üzerinden yorumluyor. William Blake, William Godwin gibi çağdaşlarıyla Fransız Devrimi’ne tanıklık eden, devrim inancının diri olduğu bir çağdan sesleniyorlar okura. Düşünceleri, bu dönemin umudu ve umutsuzluklarıyla ortaya çıkarken, dünyaya dair kesinlikli umutların sönümlendiği bir ortamda hâlâ bizlere bir şeyler söylemeye çalışıyor. Blake bir hayalciydi, eserlerinde o yanı görebiliyoruz. Daha çocukluğundan itibaren gördüğü sanrılar onun dünyaya dair bakışını etkiledi ve o hayalci yanını korumasına yardımcı oldu ve bu bir şanstı belki de. Çünkü genellikle bize bir gerçeklikler silsilesi dayatılıyor ve düşlemekten, daha iyiyi, daha eşiti talep etmekten caymamız, verildiği kadarına evet dememiz, yapmamayı tercih etme hakkımızı görmezden gelmemiz bekleniyor. Oysa dünyaya dair düşlemeyi bırakıp, hayatı sadece o ânın gerçekliğiyle yorumlamaya çalışırsak, inandıklarımızı bir kenara koyarsak, yaptığımız şey sadece günü kurtarmak anlamına gelebilir. İşte, böyle bir durumda Blake gibi yazarlara bakmak, onların tüm yaşadıklarına rağmen buldukları direnme ve söz söyleme kudretini bulabilmek, otoritelere, devlete, tahakkümcü dinsel politikalara (yazar özelinde kiliseye) sözümüzü söyleyebilmek açısından önemli görünüyor.

Türkiye’de daha çok “Anarşizmin Tarihi ‘İmkânsızı İstemek’” (İmge Kitabevi: 2003) kitabı ile tanıdığımız Peter Marshall, bu metninde Blake’e anarşizan bir perspektiften bakıyor, yazarın metinlerindeki anarşizan fikirler ile anarşist felsefenin sorun ettiği meseleler arasında bağlantılar kuruyor ve böylece anarşist bir Blake portresi ortaya çıkıyor.

KATEGORİLER DIŞI WILLIAM BLAKE

William Blake, en başta da vurguladığımız üzere kategoriye hapsedilemeyecek yazarlardan, bu nedenle onun eserlerini yorumlarken eleştirmenler de onu, kesin bir yere koyamıyorlar. Peter Marshall bu durumu şöyle ifade ediyor: “Deli, ayrıksı, mistik, peygamber, proto-Marksist ve Hümanist Blake’lerimiz oldu. Kibar sınıfın asil vahşisi, Çiçek Çocuklar kuşağının saykodelik gurusu oldu. Kimileri onu felsefi açıdan bir idealist, kimileriyse bir tarihsel materyalist olarak görür. Eleştirmenlere gelince, genel olarak iki karşıt kampa ayrılmışlardır: onun dini ve politik bilgi ve sezgilerine hayranlık duyarak en başta onun ölümsüz felsefesine ilgi duyanlar ile toplumsal temelli oluşuna ve siyasal taahhüdüne vurgu yapanlar…” Marshall’ın vurguladığı gibi Blake de gerçekten bu bahsedilenlere dair imgelerin çoğu bulunabilir. Böylesine çoğul yoruma müsait bir yazarı bir de anarşizan şekilde yorumlamak aslında üzerine düşünüldüğünde, onu bir yere yerleştirmekten çok ona dair olanı çoğaltmak anlamına gelebilir ki Marshall’ın metni bana bunu düşündürdü. Bir düşünür çoklu bir bakış açısı ortaya koymuşsa, kendisine dair yorumu genişletmek için eleştirmenlere açık bir kapı bırakmış oluyor. O size eserlerini bırakıyor ve bu eserler bir bakıma yazarın eleştirmene bıraktığı açık uçlu sorular olarak karşımıza çıkıyor. Peter Marshall’ın anarşist bir Blake portresi üzerine düşünürken de yaptığı bu biraz, yazarın kendine dair ben kimim sorusunu, Blake kimdi şeklinde genişletmek.

Bir Anarşist Olarak Wiliam Blake, Peter Marshall, Çeviri: Ege Acar, 56 syf., 2019

DÜŞÜNCEYİ ÇOĞALTMAK

Blake, Fransız Devrimi’nin coşkusunu yaşasa da sonraki “gericilik dönemi” olarak adlandırılan zamanın baskıcı politikalarına da tanık oluyor. Bu nedenle Marshall’ın ifadesiyle: “Radikal mesajlarının üzerini alegorik kisvelere büründürerek, örtmek zorunda kaldı. Ama hiçbir zaman hayal gücünün uhrevi dünyasına gömülmedi, en geniş anlamıyla siyasete sırtını da dönmedi.” Çünkü Blake’in her türlü otoriteyle sorunu vardı, onu zaten anarşizan bir bakış açısıyla değerlendirebilmemizin bir nedeni de burada yatıyor. Kolay bir yaşamı yoktu ki kitapta konuya dair ayrıntılar bulabiliyoruz. En başta ‘tuhaf’tı ve bu durum onu ayrıksı bir yere konumluyordu, çocukluğundan itibaren içinde taşıdığı ruhani bir yan vardı ‘ağaçlarda melekler görmüş’, ‘göklerden gelen habercilerin sesini dinlemiş’ ve bu iç dünyasını eserlerine ve dünya görüşüne yansıtmıştı. İncil’den etkilenmiş fakat kurumsal olarak kiliseye karşı durmuştu, İsa’yı otoriteye karşı çıkan bir devrimci olarak yorumlamıştı. Tüm bunlar onun özgün fikirlerinin oluşmasında epey etkiliydi bana kalırsa. Blake’i belki de bu kadar yoruma açık hâle getiren hayatındaki bu zengin kavrayış. Peki, anarşizan bir Blake neden diye sorar isek, Marshall’ın yorumu şöyle: “Otoritenin dayattığı tüm yapıları reddettiği, özgürlüğü hem sınırlardan azade olmak şeklindeki olumsuz anlamıyla hem de kişinin potansiyelini anlama özgürlüğüne sahip olması şeklindeki olumlu anlamıyla yücelttiği için anarşist oldu. Aslına bakılırsa bireysel özgürlüğe hiç sınır koymadı: ‘Hiçbir kuş haddinden fazla yüksekten uçuyor olmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa’”. Bu yorumdan ve aktarılan dizelerden bir şeyi daha anlayabiliyoruz bana kalırsa Blake bireyin kendiliğini de önceliyordu çünkü buradaki “kendi kanatları” vurgusu tüm biçimlenmeleriyle yüzleşmiş, kurulmuş bir öznelliğe eleştiriyi de içeriyor.

ANARŞİZAN İZLER VE ANTİ-MİLİTARİST TUTUM

Elbette sadece bu tanımla ilgili değil, Marshall metin boyunca Blake düşüncesinde anarşizan iz bulabildiği pek çok argüman sunuyor bize. Gerçekliği sürekli bir akış halinde gören yanıyla Lao-Tzu’ya da yaslanan felsefi fikirleri, eleştirel ve yoruma dayanan siyaset kavrayışı, eylemi önceleyen tavrı, kadın özgürlüğü ve cinsellik konusundaki özgürlükçü tutumu (dönemine göre), her türlü adaletsizlik ve eşitsizliğin kaynağı olarak gördüğü otorite ve devlete karşı geliştirdiği eleştiri, doğa yorumu ve daha pek çok konu Marshall’ın Blake’i anarşizm üzerinden okumasını destekliyor. Dahası görüyoruz ki Blake yoldaşı Godwin ve anarşistler gibi parlamenter demokrasinin insanın ve dünyanın sorunlarını çözmeyeceğine o zamandan inanıyor, yasaların hiçbir zaman tam anlamıyla bireyin ve insanlığın sorunlarını bitiremeyeceğini düşünüyor. Ayrıca anti- militarist tavrı da onun düşüncesinde epey öne çıkıyor. Örneğin, şöyle yazıyor: “Kılıç ve tabancayla silahlanmış asker, yaz güneşini felç ederdi darbeleriyle” veya bir başkasında şöyle söylüyor: “Çocuklar, katledilsinler diye besleniyor; bir zamanlar çocuk sütle beslenirdi, oysa neden çocukların karnı kanla doyuruluyor şimdi…” Blake’in savaş karşıtı tavrı Sanayi Devrimi eleştirisi ile de ilişkileniyor. Çünkü ona göre, bu devrim öldürücü araçları daha da ucuz ve etkili kılmaktaydı. Bunun yanı sıra devlet eleştirisiyle de kesişiyordu çünkü o, “savaşın devletin dirliği olduğunu ilk anlayanlardan biriydi” Marshall’ın deyimiyle. Kısacası, Blake’in pek çok fikri klasik anarşizan fikirlerle kesişiyor hâttâ post-yapısalcı anarşizan düşüncelere bile gönderme yapabiliyor. Onun insandaki ruhani yanı reddetmeyen tavrı bu konuda epey fikir veriyor bana kalırsa.

Peter Marshall’ın “Anarşist Olarak William Blake” kitabı, Sub Yayınları tarafından, Ege Acar çevirisi ile basıldı. Hem Blake’i başka bir çerçeveden değerlendirme imkânı sunuyor hem de onun zengin düşüncesinin beslendiği kaynakları görmemizi sağlıyor. Ayrıca, biyografik bir yan da içeriyor. Bu anlamda hem Marshall hem de Blake takipçilerinin ilgisini çekebilir.


Emek Erez kimdir?

"Yaşam kitap ve sinema üzerine çeşitli portallarda karalamacı".