Aşk: Hayatın en büyük yönetmeni

Aşıklar Gece Ölür'de aşk, kimi zaman umutsuzluk ve yorgunluk kimi zaman ise taptaze bir başlangıç olarak hissettiriyor kendini. Gülşah Elikbank'ın kaleminde aşk, insan hayatının en büyük yönetmenidir.

Soner Can sonercan43@gmail.com

Bir roman, yazarının kaleminde ‘aşk’la dile gelir ve okuru ona ‘aşk romanı’ der. Hamurunda ‘aşk’ olmayan bir hikaye, okur nezdinde eksiktir. Okuma eylemi, er geç bir ‘aşk’ arayışına dönüşecektir. İster kişisel tutkumuzun emrine boyun eğelim, isterseniz farkında olmadığımız bir alışkanlığın yönlendirmesiyle diyelim fark etmez, zihnimizde iyi ya da kötü yer etmiş tüm öyküler, aşkla yol alır. Bunun nedeni de o kadar basittir ki; empati… Hayatımız boyunca yakamızı bırakmayacak olan empati!

Zaten okunandaki ‘aşk’, bizim pratiğimize ne kadar uzak olursa olsun onda kendimizden bir parça bulmaz mıyız?.. Bulmak istemez miyiz? Ve zaten hayatımızın görece en duyarlıklı, en incelikli anlarını bir öyküye, bir romanı okuyup anlamaya ayırmışsak, bütün o izini sürdüğümüz hayatlarda aradığımız şey, aslında bizatihi kendi hayatımız değil midir?

İLK AŞK HİKAYESİ

Gülşah Elikbank, görece kusursuz, insana yakışır, hatalardan arınmış ‘aşk’ arayışını, yeni romanında sürdürüyor. Aşıklar Gece Ölür, bir anda alevlenen ve kusurlarla ilerleyen iki gencin aşk öyküsü. Aşkın mağdur ve mazlum tarafı Melis için ise bir ‘ilk aşk – ilk darbe’ denemesi.

Tüm anlatı boyunca Fikrimin İnce Gülü, Elbet Bir Gün Buluşacağız gibi alaturka klasikleri adeta bir ana kahraman edasıyla dolansa da Aşıklar Gece Ölür bir melodram değil. Belki hayatın, dolaysız bir yansıması gibi. Maupassant’ın romanındaki, dillere pelesenk olmuş ifadesiyle “Hayat ne umduğumuz kadar güzel, ne sandığımız kadar kötü” dedirtecek denli hayatın içinden bir hikaye. Ama adını, genç aşıklardan rock şarkıcısı Hakan’ın -ki Melis’in bir hastane köşesinde gönlünü kaptırdığı gençtir- yazdığı bir şarkının adıdır. “Aşıklar gece ölür /Ayrılığın zindanında /Merhamet gerekmez ayrılanlara / Kanayan yara akacaktır nasıl olsa” dizeleriyle başlar, sevgiliyi ateşe sarılmış bir aşka davet ederek son bulur. Bu anlamda şarkı, romanın ‘ince’ bir manifestosu gibidir.
Bir önceki romanında Gülşah Elikbank, kahramanına, ki yine bir aşık kadındır bu, “İnsan her duyduğunda yeniden inanıyor. Aşk, dünyanın en güzel aldanışı. Sonunu bilerek koştuğumuz uçurum” dedirtmişti. İhtimal’de bize ısrarla anlatmak istediği şeydir Elikbank’ın. Eğer bir aşk, bir ilişki, bir evlilik bir hüsranla biterse bunun kurbanı çok büyük bir ihtimalle kadındır.
Aşıklar Gece Ölür’ün aşık kadını Melis de çok farklı şeyler hissetmiyor ‘aşk için: “İnsanlar acı çekmemek için, ilişkilerini derinleştirmeden bir diğerine geçiyorlar. Kalpler öldürülmüş aşklar mezarlığı…”

Aşıklar Gece Ölür, Gülşah Elifbank, 200 syf., Doğan Kitap, 2019.

İYİLİR DAİMA KAZANIR MI?

Gülşah Elikbank’ın romanlarında ilk göze çarpan şey aşktır elbette, ancak ikincisi de inadına, ısrarla, zarar göreceğini bile bile, bazen ölümüne aşka dalan kadınlardır.
Bu kadınlar bazen Melis gibi, çocukluklarında uğradıkları travmaların derin izlerini bir mühür niyetine yüreklerinde taşırlar. Bu yüzden kırılgandırlar. Naif ve saldırıya açıktırlar. İstismar ve aldatılmaya, dolayısıyla kaybetmeye de. Ama yine de sevmekten geri durmazlar.

Genellikle şehirli, eğitimli ve aşkı idealize edebilecek, onu bir düşünce biçimine büründürebilecek tiplerdir, Elikbank’ın aşık kadınları. Ancak Melis, bu genellemeden bir özelliğiyle ayrılıyor. Onun, yaşadığı çocukluk itibariyle travmatik bir ruh yapısına sahip olduğunu zaten söylemiştik. Aynı zamanda ‘iyiliğin’ ve ‘iyilerin’ dünyayı hak ettiğini, her daim iyilerin kazandığına inanan bir idealisttir. Bu düşüncesini hayatına bizzat yansıtmıştır da. Doktor maaşını yoksul hastalara harcamaktan hiç çekinmez.

Aşıklar Gece Ölür, geri dönüşlerle ilerleyen bir hikaye. Dolayısıyla, yanlışları, pişmanlıkları ve kırılma anlarını rahatlıkla izleyebiliyoruz. Üstelik bir romanın vaad ettiği en temel özelliklerden biri olan merak duygusunu sonuna kadar yitirmeden…

BİRBİRİNE BAĞLANAN AŞK ZİNCİRİ

Gülşah Elikbank, bir önceki romanında; aşkın ihtimalinden söz etmişti. Yalancısından gelgeçine… En sahicisinden en yakıp kavuranına, aşkın versiyonlarını bir solukta okunan hikayeye sarıp sarmalamış, aşkın bir insan hayatındaki en güçlü motivasyon olduğunu anlatmıştı.  Uykusuzlar… Yalancılar ve Sevgililer, hatta gençlik romanlarından oluşan Günebakan Üçlemesi’nde de temel izlek aşktı.

Ancak Aşıklar Gece Ölür’de aşk, kimi zaman umutsuzluk ve yorgunluk kimi zaman ise taptaze bir başlangıç olarak hissettiriyor kendini. Gülşah Elikbank’ın kaleminde aşk, insan hayatının en büyük yönetmenidir.