Nalan Çelik: Sennur Sezer'in sözü kadının yanındadır

Şair Nalan Çelik’le, Türkçe şiiri, Sennur Sezer’in edebiyata ve yaşam alanlarındaki hak mücadelesine katkılarını konuştuk. Çelik, "Sezer’in şiiri ezilenin de ezileni kadınlar ve çocukların, emekçinin yanındadır" dedi.

Anıl Mert Özsoy  aozsoy@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Şair Sennur Sezer 2015 yılının Ekim ayında aramızdan ayrıldı. Sezer anısına Manos Kitap ve Gıda-İş Sendikasının düzenlediği “Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışması” için başvurular başladı. Öykü ve şiir dalında yapılacak yarışmanın sonuçları 1 Mayıs 2018 tarihinde açıklanacak ve ödüller Sennur Sezer’in doğum yıl dönümü olan 12 Haziran 2018 tarihinde yapılacak törenle sahiplerine verilecek.

Yarışma vesilesi ile şair Nalan Çelik’le, Türkçe şiiri, Sennur Sezer’in edebiyata ve yaşam alanlarındaki hak mücadelesine katkılarını konuştuk. Çelik, “Direnen, direnmeyi ve mücadeleyi bırakmayan, susturulmuşun sesi olan şairler kalacak geleceğe” dedi.

Sennur Sezer

Şair Sennur Sezer’in Türkçe edebiyattaki, şiirimizdeki yerini nasıl tarif edersiniz?

Sennur Sezer’in şiirimizdeki yerini oluşturma sürecini kendi cümleleriyle ‘Şiir Gündemi’ adlı kitabında şöyle açımlar; “Şiir bir meydan okumadır. Kendinden önceki tüm ozanlara. Reddeden şiir tavrı da, kendi anlatımını ve ustalığını savlar.” Reddediş anne diline karşı başlar: “Konuştum/ susmak anamın diliydi” Sezer, orta sınıfın, elit takılanların, orta karar bunalımlarla yaşayanların, yumuşatıcısız çamaşırın sertliği ve kokusuzluğunu dert edinenlerin, sevgililer gününü tek taş yüzük düşüyle bekleyenlerin şiirini değil, görmezden gelinen kentin tepelerinde, yokuşlarında, ışıltılı ana caddelerin arka sokaklarındaki ‘gecekondu’ yaşamını ilk kez şiire çağırır.

‘Gecekondudaki’ kadının açlığını yazar; “Açlık en bayat yemek/ Sofralarınızdan ırak/ Fildişi kuleleriniz daha sarsılmadı mı/ Be denli uyumak.”
Tek odalı gecekondu sevişmelerini yazar; “Aceledir sevişmeler tek odalarda/ Yarı giyinikliğinde kadınların/ Kaçış kaçıştır/ Dönüşüverişinden çocukların.”
Ekmek için seks işçiliğine zorlanan kadınları yazar; “Toy çoşkunluğu alabildiğine/ damarlarında senin/ ekmeğe satılık şu kadınlar/ sevişebilecek misin.”

Ötekileştirilenlerden Çingene’leri yazar; “Yorgunsam bezginsem çaresizsem/ onu düşünürüm üzgün ve kırgın/ Türkülerle avunması gibi/ Yorgun bir Çingene açlığının”

Ötekileştirilenlerden ölüm orucundaki Atılcan Saday’ı yazar; “Yazamıyorum sana/ mektubunda söz ettiğinden beri/ ölüm orucundan/ Yazsam/ yaşlı ve yorgun bir kadın göreceksin/ oğlunun silahına savaş ortasında sarılan.”

Ötekinin ötekisi sayılan, dili yasaklı, başka bir dilde slogan atmak zorunda kalan, meydanlarda nöbet tutup, oğullarını arayan Kürt kadınını yazar;”Kır saçlı bir kadın/ hep karalar giyenlerden/ belli sonradan öğrendiği/ haykırdığı dili:/ “Katilciler… tutulsun…/ -Susun!” Öteki, Dersim’li şair Gülo’dur bazen; “Gülo mırıldandıklarını yazsa/ Zazaca yazan ilk kadın şair olacaktı/ Olamadı.”
Sesini hortumlar, seller, ölü balıklarla duyurabilen ötekileştirilmiş doğa için, doğayı koruyan kadındır diye yazar; “Dünya benim doğurduğumdur/ benden sorulur otu böceği/ yaprak yaprak tanırım/ karşı durdum/ yeşillini soldurana/ kanadını kırdırmam yaşamanın”

Yönetenler ve sömürenlerce nefret edilen, yasaklanan sözcük, ‘barış’ için yazar; “Yıkıldı sonunda/ kurşunlarla yirmi üçünde/ barış için imza toplayan delikanlı.”
Irk, cins, sınıf, öteki ayırımı yapmadan dünyanın bütün çocuklarına ‘İFADEMDİR’ diyerek yazar; “Evet ozanım, Çocuklarımdır/ Bütün çocukları/ Dünyanın/ İnsanın insandan korkmasına karşıyım/ İşte bunun içindir/ Bütün yazıp/ Altına imza attıklarım”

Cins ayrımcılığı (edebiyat dünyasında da değişmeyen) için yazar; “Üleştirildi de ozanlara Kerem’in külü/ Bilinmedi hiç Aslı’nın yeri”
Şiiri yazılsa ayıp mı olur, estetik de olmaz diye yazılmamış ‘doğum’u şiire çağırır; “-Tohum toprağı birden/ birden/ delemez/ inler-/ -Bir erkek doğum ağrılarını bilemez/ Ne de bir yalnızlığı-“

Sezer’in şiiri ezilenin de ezileni kadınlar ve çocukların, emekçinin yanındadır. Başkaldırır şiiriyle… geçmişe, güne, geleceğe. Sömürücü zihniyeti yine çok korkutan sözcükle ‘DİRENÇ’ der. Direncin şairidir o, şiirde ve alanlarda.

Şair Nalan Çelik

‘DİRENEN ŞAİRLER KALACAK GELECEĞE’

Sennur Sezer adına yapılan Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışması’nda nelere dikkat ediyorsunuz?

Bergson’un felsefe kazandırdığı ‘elan-vital’ (Hayat hamlesi-yaşam atılımı) kavramıyla bakıyorum bir şiir dosyasına. Jüri üyeleri bu kavramla bakmasa da ortak olarak aradığımız şey; ‘Bu şiir dosyasının yaşam atılımı; şartlar ne olursa olsun, umudu, yaşama sevincini, mücadeleyi, direnmeyi duyumsatıyor mu, bilinç olarak hangi sınıfın yanında, ‘ötekiler’i görüyor mu, bir bütünlüğü ve sorunsalı var mı yazılan şiirlerin?’ böyle bir arayış.

Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü ve Şiir Yarışması’nın edebiyat mirasımıza ne gibi katkıları olacaktır?

Direnen, direnmeyi ve mücadeleyi bırakmayan, susturulmuşun sesi olan şairler kalacak geleceğe. Onları örnek alan okurlar ve yeni genç şairler.

Genç kuşağın çağıyla, yaşadığı coğrafyayla olan ilişkisini edebi anlamda nasıl görüyorsunuz?

Kapitalist sistemin varoluşunu sürdürebilmek için gittikçe çıldırdığı, varoluşunun başından beri savaş çıkartarak varolmaya çalıştığı, doğanın yaşanmaz hale geldiği, kentlerin yazın camkondu gökdelenlerle cayır cayır yandığı, Amerikada -50 derece kış yaşandığı, Rusya’da kutup ayılarının açlıktan kente inip çöp karıştırdığı, martıların sahilleri unutup kargalarla mahalle parklarında kuru ekmek yediği, her gün kadınların öldürüldüğü, çocukların haciz edildiği, servis araçlarında, ailelerinin araçlarında unutulduğu, ‘en büyük adliye sarayı bizim’, ‘müjde, yeni bir hapishane açıyoruz’ söylemlerinin içinde genç kuşak şaşkındır. Hele ki hükümet edenlerin şairin ismini karıştırarak okuduğu şiirler ya da kendi seçim kampanyasına alet ettiği ölmüş şair adları, şiirleri… şaşkındır genç kuşak. Yine de şaşkınlığı üzerinden atıp şiirle başkaldırmaya çalışan bir genç kuşak var ve şiirlerinde en çok ölüm, açlık, coğrafyasızlık, dilsizlik, ötekilik, duvarlar, zindanlar, biber gazı, sözcükleri geçen ve direniyorum, diren diyen.

Yarışmanın katılım koşulları ve detayları ise şu şekilde açıklandı:

  •  Ödüle daha önce dergilerde yayımlanmış olsa da kitap olarak yayımlanmamış ve daha önce herhangi bir ödül almamış öykü ve şiir dosyaları katılabilir. Her katılımcı ödüllerden sadece birisine ve sadece bir dosyayla katılabilir.
  • Ödüle katılan eser sahipleri dosyanın herhangi bir yerinde açık kimliğini belli edecek isim, rumuz ve işaret kullanmamalıdır. Katılımcılar dosyalarıyla aynı paket içerisinde kapalı bir zarfın içinde kimlik ve iletişim bilgilerini göndermelidir.
  • Ödüle başvuracak şiir ve öykü dosyalarının kitap oylumunda, Times New Roman karakterinde 12 punto ile bilgisayarda yazılmış olmaları gerekmektedir.
  • Dosyalar A-4 formatında 6 nüsha olarak aşağıda verilen adrese kargo ya da postayla ulaştırılmalıdır.
  • Elden ya da e-posta yoluyla yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.
  • Şiir ve öykü dalında yalnızca birincilik ödülü verilecek, kazanan dosyalar Manos Kitap tarafından yayımlanarak kitaplaştırılacaktır.
  • Jürinin gerek görmesi durumunda “Jüri Özel Ödülü” verilebilir.
  • Ödül alan şair ve yazarın telifi Manos Kitap ile yapılacak bir sözleşmeyle kitap olarak ödenecektir.
  • Seçici kurul üyeleri, Manos Kitap çalışanları, Gıda-İş Sendikası Yönetim Kurulu üyeleri ve birinci dereceden akrabaları ödüle başvuramazlar.
  • Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri’nde daha önce ödül almış şair ve yazarlar, daha sonraki yıllarda bu ödüle başvuramazlar.
  • Ödüle 14 Aralık 2018-15 Mart 2019 tarihleri arasında başvurulabilir. Ödüle katılmak için başvurmak isteyenler eserlerini Gıda İş Sendikası Genel Merkezi, Merkez Mah. Marmara Cad. Çakıcı Apt. No: 9 D. 59 Avcılar/ İstanbul adresine son başvuru tarihine kadar göndermelidir. Posta ve kargodaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
  • Ödül sonuçları 4 Mayıs 2019 tarihinde açıklanacak ve ödüller Sennur Sezer’in doğum günü olan 12 Haziran 2019 tarihinde yapılacak törenle sahiplerine verilecektir.