Ayizi’nin kadınlara son mesajı: Yazmaktan vazgeçme!

Kadın yazarları okuyucularla buluşturan feminist yayınevi Ayizi Kitap kapanma kararı aldı. Ekonomik gerekçelerle kapandığını ve "nefeslerinin yettiği" kadar çabaladıklarını söyleyen Ayizi'nin kadınlarıyla yayın hayatında geride kalan 9 yıla ve kapanma gerekçelerine dair konuştuk.
Aksu Bora (solda) ve İlknur Üstün 2010 yılında Ayizi Kitabı kurdular.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Feminist yayınevi “Ayizi Kitap” 63’üncü kitabı, “Kural Tanımayan Bir Moda Kılavuzu”nu okurlarla buluşturarak yayın hayatını sonlandırıyor. Son kitabın içerisinde kadınlara “Yazmaktan vazgeçme” yazılı bir poster armağan ediyor Ayizi.

2010 yılında İlknur Üstün, Aksu Bora ve Selma Acuner tarafından kurulan Ayizi Kitap geçen 9 yılda birçok kadın yazarın eserlerini okuyucularla buluşturdu, kadınları yazma konusunda teşvik etti.

‘YÜZÜMÜZ KADIN HAREKETİNE DÖNÜK OLDU’

Kapanma kararının maddi nedenlerden kaynaklandığını belirten kurucular İlknur Üstün ve Aksu Bora ile 9 yıllık çabalarını konuştuk. Eda Çakmak’ın kaleminden çıkan son yayınlanacak kitapta okurları bir sürpriz beklerken Ayizi Kadınları’nın çabaları başka alanlarda devam edecek.

Ayizi’nin resmi sitesinde, “Feminist bir yayınevinin neye benzeyebileceğini deneyerek görmek istedik” yazıyor. Geçen 9 yılın ardından bu deneyim için ne söylemek istersiniz?

Aksu Bora: Feminist bir yayınevi olmanın tek bir yolu yok muhtemelen. Bizim seçtiğimiz yol, biraz da yolda anlayarak seçtiğimiz yol diyelim, kadınların yazmasını destekleyen bir yayınevi olmaktı. Biz baştan itibaren kendimizi kadın hareketinin bir parçası, feminist hareketin parçası olarak görüyoruz. Yayıncılık sektörünün de parçasıyız ama yüzümüz daha çok kadın hareketine dönük oldu. Kadınların yazmasının çok önemli olduğunu düşünüyorduk. Kadınları cesaretlendirmeye çalıştık.

İlknur Üstün: Feminist yayınevinde sadece kadınlar hikayelerini anlatmıyorlar. Aslında bir hikaye yazıyorlar bunu gördük. Bu süreci tamamlama aşamasında gelen mesajlar da bunu gösteren şeylerdi. Nasıl bir dünya hayal ediyorsanız bulunduğunuz mecra onu kurmaya dönük adımları oluşturuyor. O nedenle feminizm, feminist yayınevi yolda da kurulan bir şey haline geliyor.

Ayizi yayıncılık sektöründe nerede duruyordu?

Aksu Bora: Ayizi yayıncılık sektöründe kıyıda duruyor. Bu çok belli. Hem çok küçük hem de Ankara’da bağımsız olduğu için. Biraz da çok profesyonel yayıncılar olarak başlamadık işe. El yordamıyla öğrendik. Yayıncılık sektöründeki yerimiz herhalde çok ahım şahım da değil(Gülüyor).

İlknur Üstün: Süreci öğrenerek ilerleyen bir yayınevi olmanın en somut göstergesi, kargoculuğu, matbaacılığı, dağıtımı da öğrenmek… Muhasebesinden vergi sürecine kadar geçen bir süreç…

‘KADINLARIN YAZMA SERÜVENLERİ MÜCADELE’

Ayizi Kitap kadınlar için aynı zamanda bir mücadele alanı mıydı?

Aksu Bora: Mücadeleden ne anladığınıza bağlı. Kadınların yazma serüvenlerinin kendisi bir mücadele zaten. Kendi içlerinde bir mücadele. Hem hikayeleri ortaya çıkarmak hem de başkalarıyla paylaşmak kolay şeyler değil. Yazmayı öğrenmek de kolay bir şey değil. Bu yüzden mücadele alanıydı diye düşünüyorum. Karşımızda adı sanı belli, kanlı canlı düşmanlarla mücadele gibi değildi. Daha çok belli zihniyet yapılarıyla, belli inançlarla, yapamayacağımıza dair habire anlatılan şeylerle mücadele ettik.

İlknur Üstün: Kadın mücadelesinin kendisinde de var olan o değersiz kılınmış, gündeliğe dair meseleleri, yaşantıları yazı aracılığıyla görünür kılmanın kendisi de bir mücadele. Kadın yazınını daha fazla insana ulaştırmak, bu çabayı mücadele olarak adlandırırsak hakikaten bir mücadele idi.

‘DAHA FAZLASINI YAPABİLMEYİ İSTERDİK’

Birçok kadın yazarın sesi oldu ve bir bakıma da buluşma noktasıydı Ayizi. Çeşitli türlerde ve konularda kitap yayınladınız. Dosyaları yayınlamaya değer bulmadaki ölçütleriniz nelerdi?

İlknur Üstün: İçinden geldiğimiz deneyimler açısından nefreti, kadın düşmanlığını, ayrımcılığı besleyecek, yeniden üretecek şeyler dışarıda bıraktıklarımız oldu. Bunlar buraya sokamayacağımız şeylerdi. Öte yandan bir kriterler listemiz olup da ona göre beğenmiş ve seçmiş değiliz. Dosyaların kimisi çok hoş öyküler olabiliyor, bir başkası sahanın bilgisini paylaşabiliyor. Kadınların hikayelerini birbirinden farklı dillerde aktardılar ve sadece gücümüzün yetmesiyle sınırladığımız bir şeydi. Daha fazlasını da yapabilmeyi isterdik.

İlknur Üstün, “Daha fazlasını yapabilmek isterdik” dedi.


‘YENİ BİR PLATFORM YARATMAYI AMAÇLADIK’

CerEdebiyat işbirliğiyle “Ayizi Kadınlarıyla Sohbetler” başlığıyla buluşmalar düzenlediniz geçmişte. Bir kısmı İstanbul’da da gerçekleşti bu sohbetlerin. Bu buluşmalarda neler oldu, Ayizi’nin yarattığı etkiye dair nelerle karşılaştınız?

Aksu Bora: İlk buluşmaları, feminist biyografi atölyeleri diye yayınevinin içerisinde yaptık. Bize çok heyecan verdi ve çeşitli yazılar çıktı oradan. Şunu gördük ki, kadınları bir araya getirip belirli bir mesele etrafında topladığınız zaman çok hoş şeyler çıkabiliyor. Kadın yazarlar haftası da onların bir parçası mesela. Yayıncılık yaparken, kitap yayınlarken aynı zamanda hem okurlarımızla hem de yazarlarımızla bir araya gelerek yeni bir platform yaratmayı amaçladık.

‘KADINLARIN BİR ARAYA GELMEYE İHTİYACI VAR’

Kadınlarla temasınız hâlâ devam ediyor değil mi?

İlknur Üstün: Buluşmalar başladığı zaman “Ayizi kadınlarıyla sohbetler” doğdu. Çok farklı alanlardan kadınların buluştuğu mecralar oldu. Örneğin Başkent Üniversitesi’nde Ayizi Kadınlarıyla Sohbetlere davet edildiğimizde oradan genç kadınlar burada staj yaptılar. Bir süre sonra sosyal medya hesaplarımızı onlar yönetmeye başladı. Bu bağlar kopmuyor. Kimi dosyasıyla geliyor kimisi de burada bir işin ucundan tutuyor, kimisi de tanıtım işini üstleniyor. O bağlar sürüyor ve bir şeye evriliyor.

Aksu Bora: Klasik bir yayınevinin okurlarıyla ve yazarlarıyla kurduğu ilişkiden çok farklı ilişkiler kurduk. Çünkü kadınların bir araya gelmeye ihtiyaçları var. Sözlerinin dinlenmesine ihtiyaçları var. Biz hem onları dinledik hem de onları dinleyecek başka kadınlarla buluşturduk. Yazarak ya da konuşarak anlatmalarını teşvik ettik. “Sen yazarsın, ben de yayıncıyım”dan ibaret bir şey olmadı. Örneğin şunu (Duvarda asılı olan el yazması ‘Ayizi Kadınları’ yazan tabloyu işaret ediyor) bizim bir yazarımız yaptı bize. Bu başka bir ilişki. Hangi yayınevinin yazarı bunu işleyip de götürüp onlara hediye eder?

Aksu Bora, klasik yayınevinin okurları ve yazarlarıyla kurduğu ilişkiden farklı ilişkiler kurduklarını söyledi.


‘BİR NOKTADA NEFESİMİZİN KESİLDİĞİNİ HİSSETTİK’

Ayizi serüveni neden sonlandı? Ya da sonlandı demek doğru mu?

Aksu Bora: Bu memlekette kitap basmak, yayıncılık yapmak çok akıllıca iş değil. Çok az basılabiliyor kitaplar. Dağıtım problemleri var ve her yere ulaşamıyorsunuz. Tekeller var ve bağımsız kitapçılar çok az. Sistemin kendisinin yarattığı çok ciddi tıkanıklıklar var. Onun içerisinde bağımsız bir yayınevi olarak debelenip duruyorsun. Biz bir noktada nefesimizin kesildiğini hissettik. Biraz daha devam etmeye kalksak mali olarak onun altından kalkabilecek gibi değildik. Başka ne yapabiliriz diye düşündükten sonra verdiğimiz bir karar oldu.

İlknur Üstün: Sermayesi emek olan bir yapıda bu koşullara direnmek kolay değil. Hiçbir şey yapmasanız vergi ödüyorsunuz. Bu zamana kadar büyük bir çabayla getirdik. Bir yolu daha olsaydı aklımızın erdiği ve yapabildiğimiz, o yolu mutlaka yürümeye çalışırdık.

‘YAS SÜRECİ İÇERİSİNDEYİZ’

Birçok insan, özellikle sosyal medyadan, kapanma kararına çok üzüldüklerini ifade ettiler Size doğrudan gelen okur tepkileri nasıl?

Aksu Bora: Veda mektubu yazdığımız zaman en yakın çevremize, yazarlarımıza ve çevirmenlerimize gönderdik. Gelen bütün mesajların içeriğinde, “Tamam anlıyoruz bitti ama şimdi ne yapıyoruz???” vardı. Tanımadığımız kadınlardan da gelen mesajlar var. “Bir set kitabınızı alayım diyorlar” örneğin. Bu bizi çok rahatlatıyor. En azından son kitabın matbaa paralarını bu şekilde ödeyebileceğimize kanaat getirdik. Bu büyük bir destek. Bir yas süreci içerisindeyiz. Başka bir şeyler yapacağız ama uzun bir süre hayatımızın odağında olan bir şeyi bitiriyoruz. Süreçte el uzatanlar olduğunu görünce sadece satış meselesi olmadığını başka ilişkiler kurduğumuzu da görmüş olduk.

İlknur Üstü: Bir şey başlayıp bitmiyor galiba, o başka şeylere evriliyor, oradan da başka şeyler doğuyor. İnsan bu tarihi gördükten sonra “peki şimdi nereye?” diyor. Biz de bilemeyiz aslında… Serüvenimiz kadınlarla çoğalan, güçlenen ve öyle varlık bulan bir şey oldu ve bugüne kadar gelebildi. Bugün sonlandırma meselesi yine onlarla gerçekleşiyor. Veda mektubu giderken kendimi alıştırdığımı düşünmüştüm ama büyük bir ağırlık çöktüğünü hissettim. Biliyorum ve biliyoruz ki hiçbir şey buharlaşmıyor. Ne olursa olsun bu süreç yok olmayacak, kolay da olmayacak.

Aksu Bora: Son kitabın içerisinde kadınlara bir hediye bırakmak istedik. Bir poster ve orada, “Yazmaktan vazgeçme” yazıyor. Bence Ayizi’nin bıraktığı iz bu olabilir.