'Kürtler'i 'Türkler' yapan rektörden yanıt yok

Artuklu Üniversitesi Rektörü Ahmet Ağırakça'nın çevirdiği "El-Kamil fi’t-Tarih" kitabında tahrifat yapılarak ‘Kürtler’ olarak geçen bölümlerin ‘Türkler’ olarak değiştirilmesi konusunda özel kalem müdürlüğü aracılığıyla yapılan röportaj başvurusuna olumsuz yanıt verdi.

DUVAR – Cizre doğumlu olan alim İbnu’l-Esir’in 1230-31 tarihinde Musul’da Arapça kaleme aldığı ve İslam dünyasında bir başvuru kaynağı olarak görülen 10 ciltlik “El-Kamil fi’t-Tarih” isimli İslam tarihi kitabının çevirisinde tahrifat yaptığı belirtilen Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ağırakça bu konudaki sorulara yanıt vermedi.

MA’dan Lezgin Akdeniz’in haberine göre kitabın 3.,7. ve 8. ciltlerinin çevirisini yapan Prof. Dr. Ağırakça, 8. cildin bazı bölümlerinde “Kürtler” olarak geçen ifadeleri “Türkler” olarak değiştirdiği konusunda yöneltilen sorulara yanıt vermedi.

‘TAHRİFATLAR YENİ DEĞİL’

Konuyla ilgili konuşan Dilbilimci Zana Farqînî de tahrifatın ilk olmadığını söyledi. Farqînî, “Kürtlerle ilgili yapılan tahrifatlar yeni değil, kökü ta Osmanlı’nın son demlerine kadar uzanıyor. Tabii Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bu tutum sistematik bir hal alıyor. Resmi ideolojiye göre Kürt diye bir kavim, Kürtçe diye bir dil ve dolayısıyla Kürdistan diye bir coğrafya da tarih de hiç olmamıştır” dedi. Tarihi belgelerde ve Osmanlı belgelerinde Kürtlerle ilgili kısımların sıkça sansürlenerek dezenformasyona uğratıldığını kaydeden Farqînî, “Çünkü bu iş o kadar fütursuzca yapılıyor ki, her şey ayyuka çıkmış durumda. Mesela Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı Fransuva’ya gönderdiği fermanındaki Kürdistan kavramı, Osmanlı’nın kurduğu Kürdistan Vilayeti, tarihi vesikalardan çıkarılmıştır. Siyasi ideoloji uğruna, resmi söyleme hizmet adına, tarihi orijinal belgeler hep tahrif edilmiştir” şeklinde konuştu.

Kitabın 8. cildinde değiştirildiği belirtilen bir bölüm

“Bu yıl içinde zenciler giriştikleri bir savaşta mağlup olmuşlardı. Aralarında akdettikleri barıştan sonra Muhammed b. Ubeydullah Ali b. Eban’a mektup yazıp Türklere karşı kendisine yardım etmesini istemiş ve elde edecekleri ganimeti aralarında paylaşacaklarını söylemişti. Ali efendisine mektup yazıp ondan bu husus hakkında izin istemiş, o da ona, ‘Oraya bir ordu gönder ve sen kendin olduğun yerde kal, ayrıca ondan rehineler almadıkça ve ona tam güvenmedikçe oraya da hiç kimseyi gönderme. Belki o senden intikam almak isteyecektir’ şeklinde mektup yazmıştı. Ali b. Eban Muhammed’e mektup yazıp ondan yemin etmesini ve kendisine rehineler göndermesini istemişti. Muhammed ona bir sürü yeminler ettiği halde rehine gönderme hususunda bir hayli oyalanmıştı. Ancak Ali’nin ganimet elde etmek hırsından dolayı duramamış ve Muhammed’in yanına ordu göndermişti. Muhammed’de bu gelen zencilere bir grup askerini katmış ve Türkler üzerine göndermişti. Ancak Türkler (Kürtler) karşısına çıkıpta çarpışmaya girince, aralarında şiddetli bir savaş meydana gelmiş, Muhammed b. Ubeydullah’ın adamları zencileri yalnız bırakıp geri çekilmişlerdi. Böylece onlar büyük bir hezimete uğraşmışlar, Türkler de onlardan büyük bir kitleyi öldürmüşlerdi.”