Metin Aydın'ın 'Huzursuz Metinler'i

"Bisturi" adını taşıyan eserini okurlara sunan Metin Aydın, ezberini bozmadan, diğer yazı ve kitaplarında olduğu gibi, hem yine yaralayıcı bir eser adı kullanıyor hem de "Huzursuz Metinler" diyerek sükunetin kapısını çarparak, kalabalık metinlerle bizi yoğunluklu bir cendereye zorluyor. Metin'in tüm yazıları aslında kendisiyle, kendini mensubu hissettiği ortaklıklarla acımasız bir yüzleşmeyi içerse de, "Bisturi" eserinde de, Huzursuz Metinler başlıklı ilk denemede bunu altını çizerek vurguluyor.

A. Rahim Kılıç arahimkilic@hotmail.com

DUVAR – Yaşamın kılcal damarlarından süzülen o derin sızılarını tenini ve yüreğini keskin bir bisturiyle parçalayarak hırçın metinlere dönüştüren bir üryanın sayıklamaları son eserinde de ruhumuzun kıvrımlarında sarsıcı titremeler yaratıyor. Zaten hem şiirlerinde hem de tüm düz yazılarında okuru tahrik eden, kışkırtan başlıklar kullanan Metin Aydın, bu alışkanlığını kitap adlarında da sürdürüyor.

Denemelerden oluşan ilk eseri “Biblo Hayat”, şiir kitabı “üryan”, adeta okura ve yaşama bir meydan okuma, bir düello çağrısı niteliği taşıyor. Bununla birlikte yazarın ruhundaki durulmaz titreşimler, onulmaz yaralar, masum bir itirazın parmak kaldırışıyla kendini duyumsatıyor.

“üryan” adını taşıyan şiir kitabında (Lethe Yayıncılık, 2016) mısra-ı berceste dizelerle meramını kavlince dizelere döken Metin Aydın, yaşam pratiğini coğrafyasının keşmekeşliğiyle yoğurarak yeni bir dille alışılmamış imgeleri şiir haznesine sunuyor. Gerek okuma çabasının çeşitliliği gerekse yaşadığı kentin, Mardin’in kültürel zenginliği hem şiirine hem denemelerine ince bir ustalıkla damıtılmış. Alışılmışın dışında, zaman zaman sürrealist ve nihilist dizelerle gülümseten, ya da duyarlığını sorgulatan “altın vuruş”larla okurunu yerinden hoplatıyor. Her şiirinde köklü bir bilinçten ve yaşanmışlıktan beslenen Metin Aydın, bunu içsel yolculuğunun başına koyarak kendine özgü bir tat bırakıyor ve bir çırpıda okuduğunuz her şiiri, tekrar başa dönerek sindire sindire okuma zorunluluğu hissediyorsunuz.

‘SİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELDİM’

İlk baskısı 2010 yılında (Babil Yayınları) yapılan “Biblo Hayat” eseri, 2004-2007 yılları arasında yayımlanan seçme denemelerden oluşuyor. Kitabın girizgahında Ali Şeriati’den alıntıladığı “Sizi rahatsız etmeye geldim” cümlesinin hakkını her denemede sonuna kadar veriyor. Metin Aydın’ın yıllardır çeşitli gazete ve dergilerde kullandığı özgün dili, “Biblo Hayat”ta kendini hemen ele veriyor. Yaşanmışlıktan veya yaşayamamışlıktan gelen keşmekeşlik kendini her denemede kudurmuş dalgalar gibi dile vuruyor, cümleler doğuruyor, bilince kusuyor.

“Biblo Hayat”ta yer alan denemelerin sorgulayıcı yaklaşımı, okuru hem bir hesaplaşmaya hem de özeleştiriye davet ediyor. Daha çok Diyarbakır ve Mardin özgülünde yazarın bireysel yaşamının izdüşümlerini, tanıklıklarını anlatıyorsa da aslında hem yaşadığı coğrafyanın gerçekliğini hem bir bütün olarak ülkenin içinde debelenip durduğu kirlenmişliği keskin bir sunumla ifşa ediyor.

Şimdi de “Bisturi” adını taşıyan eserini okurlara sunan Metin Aydın, ezberini bozmadan, diğer yazı ve kitaplarında olduğu gibi, hem yine yaralayıcı bir eser adı (“BİSTURİ”) kullanıyor hem de “Huzursuz Metinler” diyerek sükunetin kapısını çarparak, kalabalık metinlerle bizi yoğunluklu bir cendereye zorluyor. Metin’in tüm yazıları aslında kendisiyle, kendini mensubu hissettiği ortaklıklarla acımasız bir yüzleşmeyi içerse de, “Bisturi” eserinde de, Huzursuz Metinler başlıklı ilk denemede bunu altını çizerek vurguluyor.

Huzursuz Metinler, Metin Aydın, 115 syf., Kaos Çocuk Parkı Yayınları, 2018.

METNİN DURDUĞU YER 

Metin Aydın’ın denemeleri kültürel yoğunluklu denemelerdir. Onun yazılarında Batı kültürünün gözde yazarlarından Türk ve Kürt kültürünün ozanlarına, dengbejlerine kadar genişleyen bir yelpaze tek denemenin içinde ustalıkla harmanlanır. Platon’dan Adorno’ya geçmek bir cümleyle, Yunus Emre’den Ciwan Haco’ya geçmek en fazla iki cümleyle olanaklıdır. Aynı şekilde kapitalizmin doruklarında yaşayan birinin sergüzeştiyle Mardin’de yoksul bir çocuğun meramı aynı denemede çay ve şeker tadında işlenebiliyor. Metin aynı zamanda durduğu yeri de çok iyi biliyor. Durduğu yerin perspektifinden gündemi eleştirel süzgeçten geçirerek ti’ye almayı çok iyi becerebiliyor. Fakat bunu yaparken de tüm zaaflarımızı yüzümüze bağıra bağıra söylüyor. Daha güzel olandan, daha insani olandan yana taraf tutarken kendi hakikatini veya hakikatimizi tüm üryanlığıyla psikanalitik bir yaklaşımla ortaya seriyor.

“Bisturi”de yer alan çoğu deneme sinematografik bir görselliği de taşıyor. Bu nitelikleriyle okurun dimağında hikaye tadı sunduğu gibi sanki şirin bir Yeşilçam melodramı izliyormuşuz ya da tretmanını okuyormuşuz izlenimi de veriyor. Otuz bir denemeden oluşan “Bisturi” de yetenekli kısa filmciler için çok anlamlı ve hoş senaryolar bulunuyor. “Yüzsüz” denemesi sanki yönetmen tarafından ısmarlanmış bir kısa senaryo havası taşıyor. “Emir Demiri keser” denemesinde eşiyle yaşadığı anıyı okuduğunuzda Rıfat Ilgaz hikayeciliğinin tadını alarak gülümseyeceksiniz. “Özgür Kız” denemesinde günceli nasıl korkunç bir dikkatle takip ettiğini, ayrıntıyı nasıl yakaladığını içiniz sızlayarak göreceksiniz. “İki sevgili” denemesinde insan ruhunun dizginlenemeyen ihtirasları ve yazarın kendi fotoğrafını net çekişine (günümüzde selfie diyorlar) hayran kalacaksınız. “Son Söz” denemesinde tüm eksikliklerine, tüm huzursuzluklarına rağmen ülkesinden ve insanından umudu kesmemiş masum bir yazar göreceksiniz!

Metin Aydın; uzun yıllardır gazetecilik ve yazarlığa tüm ruhuyla emek veren, kendini kanatarak çevresine ve edebiyat dünyasına mum olmaya çalışan bir yazar. Belki de hep kanamaklı olduğu için eserinin adını “Bisturi” koydu. Fakat bisturi kanatırken bu “Bisturi” söyleyemediklerimizi haykırıyor, içimizdeki ukdeleri iyileştiriyor, tavsiye ederim.