Ali Deniz Uslu: Yazmak zamanda yolculuk yapmak için en güzel yol

Mor Saki’nin yazarı Ali Deniz Uslu ile konuştuk. Uslu, “Korkularımla yüzleşip, hatalarımın muhasebesini yaptıkça, inandıklarım için uğraştığım kadar kendime yakınım” diyor.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Yazar-şair Ali Deniz Uslu’nun yeni kitabı Mor Sâki, İnkilâp Kitabevi tarafından yayımlandı. Girdap Balıkçısı, Karganın Duyduğu ve Asfalt Yengeci’nin ardından Mor Saki’yi okuyucularıyla buluşturan Uslu, Ege’nin kızıllığından bir nefes alırken şiirle kısa öyküler arasında bir bağ kuruyor ve Mor Saki’de bu bağ biraz daha kendini belli ediyor.Ali Deniz Uslu soyut sözcüklerden somut gerçekliğe doğru bir yol izlerken, okuyucuyu yüzleşmeye kadar götürüyor şiirlerinde… “Yazmak zamanda yolculuk yapmak için en güzel yol” diyen Uslu’yla Mor Saki’den sözcüklerine dünyasına uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Fotoğraf: Vedat Arık

Mor Sâki’yle başlarsak Ege’nin kızıllığına dokunuyorsun. Bu şiirleri yazarken o kızıllığın hangi boyutundaydın?

Çok duraklı bir yolculuktu bu. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında gidip geldim. Metinlerimin mayası İstanbul olsa da Ege’nin o akşamüstü kızıllığı arada sırada kaçıp saklanabileceğim bir sığınak gibi. İstanbul’un panzehiri sanırım Ege’nin şehirlerinde. Bu şekilde bu şehirde biraz daha yaşamayı becerebiliyoruz.

'SIĞLIĞIMIZ GİTGİDE ARTIYOR'

Şiirlerinde soyut kavramlardan somut hikâyeler çıkartabiliyoruz; biraz da derinlere bırakıyorsun okuyucuyu… Neden?

Sığlığımız gitgide artıyor. Her alanda, her anlamda bu böyle. Kimileri de suyunu bulandırıyor sığlığını gizlemek için. Ben ruhumu zedeleyen, kırıldığım, kırdığım duygularla yazıyorum bunları. Sıradanlık, kabullenme, her şeyi olağan karşılama veba gibi yayılıyor. Yaşadığımızı sandığımız aslında başkalarının yaşadığı hayatlar.

“Herkes bir kadeh mesafededir birbirine, en çok da kendine… “ diyorsun “Eyvallah” şiirinde; peki sen? Kendine ne kadar yakınsın? Nerede yakınlaşıyorsun?

En yakın yerimden tutmaya çalışıyorum kendimi. Çabam, inadım, uğraşım buna dair. Korkularımla yüzleşip, hatalarımın muhasebesini yaptıkça, inandıklarım için uğraştığım kadar kendime yakınım.

Tabii bu biraz da yüzleşme diyelim. Yazarken yüzleştiğini düşünüyor musun?

Tam olarak bir yüzleşme ve arınma hali değil yazmak. Biraz tatbikat, biraz deneme. Eyleme geçmeden önceki cesaret belki de.

'METİNLERİM MÜZİKLİ HİKAYELER ASLINDA...'

Elbette bir müzik eleştirmenliğin var, müzik yazarısın aynı zamanda… Şiir yazarken müzikten beslendiğin oluyor mu?

Metinlerim müzikli hikayeler aslında. Onlar kafamdaki müziğin kelimelere dökülmüş halleri.

Marazı olanların derdidir ya yazmak; kendini kanattığında nasıl o kanı durduruyorsun?

İçindeki zehir boşaldığında kendinden duruyor. Boşalmazsa zamanı geldiğinde kabuğu kaldırıp yine kanatıyorsun. Hayat herkes için telafisi olmayan sonsuz tekrarlardan ibaret.

Bazı şiirler adına tarih atmışsın, var mı özel nedeni?

Yazmak zamanda yolculuk yapmak için en güzel yol. Not düştüğüm tarihler de hayatımın o anına yapabileceğim yolculukların şifresi.

Mor Sâki, Ali Deniz Uslu, 112 syf., İnkılap Yayınları, 2018.

'DAHA KESKİN YOLLARDAN GİTMEYİ SEVİYORUM'

Şiir ve kısa öyküleri de içine alıyor kitap. Öykülerle aran nasıl?

Öyküleri de seviyorum ama sanırım daha keskin, daha kısa yollardan gitmeyi seviyorum. Sözcüklere farklı anlamlar yükleyip kendi evrenimde kürek çekiyorum. Bu bazen okuyucu ile arama açılması gereken kapılar koyuyor. Yazmak ve derdini anlatmak tek taraflı bir eylem değil, okuyucunun da yazara birkaç adım atması gerekiyor diye düşünüyorum.

Genel soru sorarsam, toplum olarak şiir okumuyoruz gibi geliyor, sen nasıl bakıyorsun?

Aslında hiç okumadığımızı düşünüyorum. Buna inat fazla yazıyoruz, fazla konuşuyoruz. Günlük sözcük kullanımımız da epey kısır. Yeni dünya görsel bir dünya, öyle yaşıyoruz, öyle tüketiyoruz. Bu girdaba kapılıp kaybolmamak için okumaya, anlamaya ve elimden geldiğince yazmaya çabalıyorum.

Dediğin gibi gerçekten okumuyoruz… 140 karakter üzerinden bakıyoruz meselelere ne dersin…

İnternet bizi biz yaptığı kadar bizi bizden aldı. Yaşamak değil artık “paylaşmak” önemli. Şimdiyi yaşamıyoruz, hayatın tadını çıkarmak yerine başka şeylerin peşindeyiz. İnternet cennet ile cehennem arasında bir yer, tuhaf bir araf.