Burjuva Engels!

“Zenginin parası fakirin çenesini yorar” derler ya, biz de bu yazıda biraz çenemizi yoracağız. Parası çenemizi yoracak olan zengin sıradan bir zengin değil; Marksizm’in iki kurucusundan biri olan Friedrich Engels. Tristram Hunt’ın verdiği bilgilerden yola çıkarak Engels’in ‘parasal’ durumunu inceleyeceğiz.

Selçuk Gürsoy

DUVAR – Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu’nu, Marx’la birlikte Kutsal Aile’yi, hatta Komünist Manifesto’yu yazdığında, babasından para alarak yaşayan bir burjuva çocuğuydu. 1850 yılından sonra ise gerçek bir burjuva oldu. 1870 yılında emekli olduğunda sterlin milyoneriydi. Öldüğünde ise gayrimenkulleri bir yana, sadece sahip olduğu hisse senetlerinin değeri günümüzün parasıyla 2,2 milyon sterlin idi.
Engels’in babası Friedrich Engels 1837 yılında aile şirketinden ayrılarak Gottfried ve Peter Ermen adlı iki Hollandalı kardeşle Ermen & Engels şirketini kurmuştu. Keten kastarlamanın yanı sıra pamuk eğirme işi yapıyorlardı. 1841 yılında Manchester’da ve Engels’in doğduğu Barmen şehri yakınlarındaki Engelskirschen’de dikiş ipliği fabrikaları açtılar. (s. 24-25) 1837 yılında babası Engels’i liseden alarak aile şirketinde çalıştırmaya başlamıştı: “Engels on iki zorlu ayın sonunda keten ve pamuğun, eğirme ve dokumanın, kastarlama ve boyamanın sırlarına vakıf oldu.” (s. 37)

1838’de Engels 18 yaşındayken baba-oğul İngiltere’ye bir iş seyahatine çıktılar. İngiltere dönüşünde babası Engels’i kuzeyde, Bremen’de keten ihracatçısı olan bir burjuvanın yanına çırak olarak verdi. Engels burada uluslararası yazışmaları yürütmekten sorumlu kâtip olarak çalıştı: “Kâtiplikle geçen bu çıraklık dönemi boyunca ihracat işini, kur anlaşmalarını ve ithalat vergilerini teferruatıyla öğrenecekti. Kapitalizmin mekanizmalarına dair bu detaylı bilgiden, ileriki yıllarda, hem bir işadamı hem de bir komünist olarak çok faydalanacaktı.” (s. 39)

1841 yılının başlarında askerlik için Berlin’e gitti. Askerliği boyunca babasından para almaya devam etti: “Yüklü miktarda özel geliri olan gönüllü bir subay olduğundan kışla dışında özel bir konutta ikamet etmesine izin veriliyordu. O da günlerini bohem Berlin’in amfilerinde, okuma odalarında ve birahanelerinde geçiriyordu.” (s. 66)
Ekim 1842’de askerliği tamamladı. Kasım ayında Köln’de Marx’la tanıştılar.

Babası Engels’e para vermeye devam etmekle beraber onun ‘dinden çıkmasından’ ve giderek radikalleşmesinden de endişe ediyordu. Engels’i “İngiliz ticaret metodunu” öğrenebileceği Ermen & Engels fabrikasına, Manchester’a gönderdi. (s. 76)

1842-1849: ASİ, HOVARDA VE DEVRİMCİ BİR BURJUVA ÇOCUĞU

1842-1844 arasında iki yıl yaşadığı Manchester’daki bu ilk döneminde Engels fabrikadan değil babasından para alıyordu. Hunt’un deyimiyle bu dönemde bir fabrika sahibi çırağı idi. (s. 90) 1843 yılının ilk aylarında Mary Burns’la tanıştı. 1844 yılının sonlarında Barmen’e ailesinin yanına döndü ve İngiltere’deyken topladığı kaynakları kullanarak İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu’nu (Die Lage der Arbeitenden Klasse in England) yazdı. Kitap 1845 yılında, Leipzig’de Almanca olarak yayınlandı. Engels Almanya’ya dönerken artık evlenmiş ve Paris’e yerleşmiş bulunan Marx’ın yanına da uğramıştı. Paris’te çok verimli bir on gün geçirdiler. Kutsal Aile’yi yazmaya karar verdiler. Hunt’a göre, bu buluşmadan itibaren “Engels’in yaşamına ‘Mağribiyi’ (Marx’ı) idare etme meşgalesi hükmedecekti.” Sanıyorum burada “idare etme” olarak çevrilmiş kelimeden, “geçimini sağlama” meselesini de anlamalıyız. (s. 126)

Aynı yıl Kutsal Aile’nin de yayınlanmasından sonra Engels’in babasıyla olan ilişkisi bozulmaya başladı. Hunt bu dönemde babasının Engels’e para vermeyi kestiğini öne sürüyorsa da birkaç sayfa sonra tersini söylüyor. (s. 137) Zaten Engels 1845-1849 arasında bol keseden para harcamaya devam ediyordu. 1845 yılında Marx’ı İngiltere’ye götürdü. 1845 sonlarında Brüksel’e döndüler ve komşu iki apartmana yerleştiler. Bu dönemde Engels 1846 yılında bir süre Paris’te kaldı. Siyasi çalışmaların yanı sıra “Paris’in dünyevi zevklerine yüksek sosyeteden bir dalış yaptı…”
Hunt, Engels’in bu Paris günlerinin çok canlı bir anlatımını sunmaktadır. İşte Hunt’ın kullandığı bazı kelimler: Dünyevi zevkler, yüksek sosyete, metresler, seks için ödenen paralar, Fransız kadınları, fahişeler… (s. 150-151) Hunt’a göre, Engels bu sıralarda ailesinden para almaya devam ediyordu: “Engels, bu sıkışık siyasi pazara yalnızca özgüveni (ve ebeveynlerinin sürmekte olan maddi yardımı) sayesinde girebilmişti.” (s. 149)

1850-1870: YİRMİ YILLIK BURJUVA HAYATI VE MARX’IN FİNANSÖRÜ

1848-49 devrimlerinin yenilgisinden sonra Marx ve Engels 1849 yılının sonlarında Londra’da buluştular. T. Hunt, kitabın çevirmenlerinden Işın Eliçin ile yaptığı söyleşide Engels’in tam da o günlerde kendisini feda etmeye karar verdiğini belirtiyor: “1850-51 yıllarında Londra’da Marx’la çok zor bir dönem geçirdiler. Bence işte tam da o zaman fark etti ki eğer Marx bu büyük eseri yazacaksa, Engels’in de pamuk endüstrisindeki işine geri dönerek, kendisini feda etmesi gerekiyor.”

Engels, ailesiyle birkaç diplomatik yazışmadan sonra, hiçbir süre yükümlülüğüne girmeden, “işçi devrimi ufukta göründüğü anda barikatlara dönebileceği kısa vadeli, süresiz bir sözleşme…” yaptı. Marx ailesi Londra’ya yerleşirken Engels yeniden Manchester’in yolunu tutu. Manchester’daki aile şirketinde yirmi sene çalıştı. Bu yirmi sene boyunca çok az yazdı, tek bir kitap bile yayınlamadı. (s. 192)
İşe dört elle sarıldı. Ortaklıktaki Engels ailesinin çıkarlarını özenle korudu. Doğal olarak babasıyla da arası düzelmişti. Marx’a yazdığı bir mektupta; “İşle ilgili mektuplarım peder beyi büyülüyor. Burada kalarak büyük bir fedakârlık yaptığımı düşünüyor” diyordu.(s. 196)

Üstelik artık gerçek bir burjuva gibi yaşıyordu: “… Artık Manchester sosyetesinin gözü pek bir üyesiydi. Cheshire Tilki Avı’na katılıyordu; prestijli Albert Club ve Brazenose Club üyesiydi; sağlığa yararlı bir varoşta ikamet ediyordu ve Ermen & Engels’in muteber, çalışkan bir elemanıydı.” (s. 187)

1860 yılında baba Engels’in ölümü, aile içinde bir miras tartışmasına yol açmış gibi görünüyor. Hunt’un çok da açık olmayan anlatımından, Engels’in Almanya’daki fabrikanın hissedarlığından vaz geçmesi karşılığında, kardeşlerinin Manchester fabrikasına ek bir sermaye koydukları ve buradaki aile payını Engels’e devrettikleri sonucunu çıkarıyoruz. (s. 218)

ENGELS’İN AYLIK GELİRİ 8500 STERLİN

“Engels’in işi de kazançlıydı. İşin sığlığı ve beraberinde getirdiği kendinden nefret etme duygusu bir tarafa, iyi bir maaşı vardı. Yıllık 100 sterlinle başlamıştı ki bunun yanı sıra “geçim giderleri ve ağırlama ödeneği” adı altında yıllık 200 sterlin veriliyordu. Üstelik 1850’lerin ortalarında kardan aldığı %5’lik pay 1850’lerin sonlarına gelindiğinde %7,5’e yükselmişti. 1856’da Engels’in şirket karından payına düşen 408 sterlin 1860’ta iyice artarak 978 sterline ulaşmıştı. Bu da yıllık maaşının 1000 sterlinin üzerinde, yani bugünün parasıyla yaklaşık 100.000 (yüz bin) sterlin…”
Engels’in başlangıçta yıllık 700, 1860’larda yıllık 1000 (bin) sterlin geliri olduğunu görüyoruz. Bugünün parasıyla yıllık 70.000 ile 100.000 sterlin arası bir gelir demektir. Bu da yine bugünün parasıyla aylık 5.500 ile 8.500 sterlin arasında bir gelir anlamına geliyor. Hunt aynı dönemdeki diğer gelir gruplarının yıllık gelirlerini de veriyor. Buna göre yıllık 100 (yüz) sterlin gelir, orta sınıfa dâhil olabilmek için yeterli görünüyor. Rahipler, subaylar, doktorlar, memurlar ve avukatlar genellikle yıllık 250-350 sterlin bandında kazanıyorlar. Engels’in geliri bu sayılanların üç – dört katı tutarındadır. (s. 198)

Fraklı Komünist-Friedrich Engel’in Devrimci Hayatı, Tristram Hunt, çev: Işıl Eliçin, Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, 2018.

MARX’A ÖMÜR BOYU DÜZENLİ AYLIK

Marx ile Engels arasındaki mektuplaşmaları veya Marx’ın biyografilerini okuyanlar Marx’ın sürekli olarak parasızlık içinde kıvrandığı göreceklerdir. Bu mektuplardan, Engels’in Marx’a çok acil durumlarda, çok küçük yardımlar yapabildiği izlenimi edinilir; günlük ekmek ve süt parası, rehinden kurtarılacak bir eşya için gereken iki sterlini vb. Hunt bu izlenimi yerle bir ediyor. Bunların Marx’ın hiç bitmeyen ek ödeme talepleri olduğunu söylüyor: “Jenny’nin kendisine genelde hitap ettiği gibi ‘Sevgili Bay Engels’ yıllık gelirinin yarısını düzenli olarak Marx ailesine veriyordu. Bu, çalıştığı yirmi yıllık dönem boyunca toplamda 3.000 ile 4.000 sterlin (bugünün parasıyla 300.000 ila 400.000 sterlin) demekti. Yine de yetmiyordu” (s. 199) diyor.

Burada Hunt’ın verdiği rakamlar birbiriyle çelişiyor. Önce “gelirinin yarısını düzenli olarak veriyordu” diyor. Engels’in yıllık gelirini 700 sterlin üzerinden hesaplasak bile, yarısı 350 ettiğine göre, yirmi yıl içinde gönderdiği paranın toplamı 350×20= 7.000 sterlin olmalıydı. Günümüze uyarlarsak 700.000 sterlin göndermiş olması gerekirdi. Oysa Hunt bir sonraki cümlede Engels’in Marx’a yirmi yıl boyunca 300.000 ile 400.000 sterlin verdiğini söylüyor.

Engels’in Marx’a yirmi yıl boyunca toplam 4000 (yani 400.000) sterlin gönderdiğini varsayarsak, yirmi yıl boyunca yıllık ortalama 200 sterlin gönderdiği sonucu çıkar. Bu da Engels’in aylık gelirinin yarısı değil dörtte veya beşte biri kadar eder. Bu durumda Marx’ın Engels’ten aldığı yardım günümüzün parasıyla bir yılda 20 bin sterlin ve aylık 1660 sterlindir.

Yıllık 200 sterlin gelir Hunt’ın yukarıda saydığı rahipler, subaylar, doktorlar, memurlar ve avukatlardan biraz daha az bir gelir olmakla beraber yüksek bir gelir olarak gözüküyor. Hunt, Engels’in bu sabit ödemeye ilaveten Londra’ya sürekli para akıttığını, hatta ara sıra Marx’ın acil borçlarını kapatabilmek için şirket kasasından para “aşırdığını” da öne sürüyor. 1863 yılında Engels’in şirket kasasından 100 sterlin aşırarak Marx’ın borçlarını kapattığını söylüyor. Yani günümüz parasıyla 10.000 sterlin. (s. 232) 1864 yılında Wilhelm Wolff (ki Marx Kapital’i ona ithaf edecektir) Marx’a 843 sterlin miras bırakarak öldü. Bildiğimiz gibi bu da günümüzün 84.000 sterlini anlamana geliyor. (s. 239)

Peki, Marx neden sürekli olarak parasızlıktan şikâyet ediyordu? Hunt’un cevabı basittir: “İşin aslı şuydu: Karl ve Jeny Marx zevahiri kurtarmakla, kızlarının iyi evlilik yapmalarıyla ve cemiyetteki konumlarını korumakla –kısacası burjuva olmakla- bohem Engels’in hiç olmadığı kadar ilgiliydiler.” Hunt’ın bir başka biyografi yazarından yaptığı alıntı da aynı yöndedir: “… Yaşadığı zorlukların sebebi, gerçek bir yoksulluktan çok, zevahiri kurtarma arzusu ve maddi kaynaklarını iyi yönetememesiydi.” (s. 200)

Bence bu konuda kesin bir yargıya varabilmek için elimizde yeterince veri yok. Hunt’un verdiği rakamlar bile çelişkili. Kaldı ki elimizde Marx ailesinin asgari harcamalarının neler olduğuna dair bir bilgi de yok. Ama burada bir “zevahiri kurtarma” eleştirisi var. “Zevahiri kurtarmak” TDK sözlüğünde; “bir işi gereği gibi değil, yapılıyor dedirtmek için, üstünkörü yapmak, görünüşü kurtarmak” olarak tanımlanıyor. Oysa Marx burada bir işi üstünkörü yapmakla değil, hadi bir deyim de ben kullanayım, ayağını yorganına göre uzatmamakla, daha açıkçası gösteriş merakıyla suçlanıyor.

ZENGİN EMEKLİ VE BORSA YATIRIMCISI

Engels 1869 yılının ortalarında Ermen & Engels’teki çalışmasının ve payının karşılığını alarak emekli oldu. 12.500 sterlin, yani günümüzün parasıyla 1 milyon 200 bin sterlin aldı. Henüz 49 yaşındaydı ve çok zengin bir emekli olmuştu. (s.242)

Şirketle ayrılık pazarlıkları yaparken Marx’ın düzenli gelirini garanti altına almak için Marx’a “her zamanki düzenli ihtiyaçlar için yıllık 350 sterlin ile idare edebilir misin?” diye sormuştu. Bu şimdiye kadar Marx’ın duyduğumuz en yüksek geliridir. Nihayet yukarıda sayılan meslek gruplarının gelir seviyesine ulaşmış oluyor. Günümüzün parasıyla aylık 3 bin sterlin civarında bir sabit gelire kavuşması anlamına geliyor. Engels’in emekli olduktan sonra Marx’a daha fazla para verebildiği sonucunu çıkarıyoruz.

1870’li yıllar İngiltere’de şahıs işletmelerinin limited şirketlere dönüştüğü “halka arz” yıllarıydı. Engels de piyasayı yakından izliyor, tahvil ve hisse senedi alım satımı yapıyordu. (s. 268) Öldüğünde, emekli olurken elde ettiği servetini ikiye katlamıştı. Halka açık çeşitli şirketlerdeki hisse senetlerinin değeri ölüm ilamına göre 22.600 sterlin idi. Bu, bugünün parasıyla 2,2 milyon sterlin demektir. Hunt, Marx’ın kızlarına miras olarak kalan evin değerinin de 20.378 sterlin olduğunu yazıyor. Hunt bu konuda bir açıklık getirmiyor ama eğer bu o zamanın parasıyla 20.378 sterlin ise –ki öyle olması daha akla yakın görünüyor- 2 milyon sterlin daha demektir. (s. 347)

Şunu belirtmeliyim ki Hunt’un Engels’in mali durumu ve Marx ile aralarındaki para ilişkisi konusunda yazdıkları sistematik değildir. Çok dağınık, zaman zaman da özensiz ve birbiriyle çelişir niteliktedir. Ben bu dağınık bilgileri sistematik bir hale getirmeye çalıştım. Keşke Hunt elindeki belgelerden yola çıkarak bu konuda bir makale kaleme alsa…