Öykü editörleri 'yeni öykü'yü anlattı

Levent Cantek, Mehmet Said Aydın ve Faruk Duman öyküde yeni yönelimleri, yayıncıların yaklaşımlarını ve öne çıkan isimleri Duvar'a değerlendirdi.

Google Haberlere Abone ol

Anıl Mert Özsoy - Erdal Doğan

DUVAR - 40'lı yılların ikinci yarısında Salim Şengil'in Seçilmiş Hikayeler dergisiyle atağa geçen öykücülüğümüz, bu dönemi takip eden yıllarla birlikte edebiyatımıza yeni bir soluk getirdi. Kuşkusuz bunda hem edebiyat dergilerinin hem de editöryal yaklaşımların payı büyüktü. Bu payın kıymeti, günümüzde de devam ederken, öykücülüğümüz üzerine çalışmalar yapan editörlere yeni yönelimleri, öne çıkan isimleri sorduk.

levent-cantek

LEVENT CANTEK (İLETİŞİM YAYINLARI): OKURLAR ESER DEĞİL İSİM OKUR

Öykücülükte yeni yönelimler nelerdir?

Yönelimler, satışa, ödüllere ve zamana göre değişiyor. Yeni yönelimden popüler olanı anlıyorsak, bizim edebiyatımız mutlaka bağıran, derdini bağırarak anlatan yazarları ve hikâyeleri seviyor. Okurlar daha çok kadınlardan oluşuyor ama öne çıkanlar erkek anlatıları oluyor. İçinde yaşadığımız toplumsal koşulları düşünürsek bu bağıran erkeklerin popülerliği uzun yıllar sürecek gibi görünüyor. Popüler olanın dışında arayışlar, yeni şeyler, farklı sesler yok mu? Bence daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir çeşitlilik var, öte yandan her ne kadar aksi iddia edilse de edebiyat kamusallığı popüler olandan besleniyor. Eleştirmek için besleniyor, kendini hatırlatmak için besleniyor ama besleniyor… Az satan, yeni olan, benzemez olan haliyle kolay fark edilmiyor. Yine de nereden baktığımıza bağlı, az ve benzemez olan, eskisinden daha fazla fark ediliyor.

Yeni öykücülerin, öykü mirasına katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir adım yukarı taşıdığını söyleyebilir miyiz?

Okurlar, eser değil isim okurlar. Bugün itibar gören, klasik sayılan, pek çok büyük yazar, vakti zamanında bu kadar saygı görmüyor ve önemli mi bilmiyorum, bu kadar satmıyordu. Miras, itibarla birlikte yaşayan olumlu çağrışımlı bir niteleme. Mirası üniversite besler, müfredat ve talim terbiye besler. Yeniler ve halen yazanlar, genç yazarlar üniversitelerin ve müfredatın kapsamında değiller, o denli itibarlı değilmiş gibi gözüküyorlar. Şöyle bir mesele de var, yukarı taşımak diyorsunuz, tarihin tam bu anında birileri “böyle hikâyeler” anlatır, böyle anlatmak isterler, bir meseleye yoğunlaşırlar, zamanın ruhu dediğimiz şey budur. Seksenli yıllarda çok konuşulan, çok beğenilen, ödüller alan kimi yazarlar bugün hatırlanmıyor veya o denli ilgi görmüyorlar. Yukarı ya da aşağı demezdim ben buna. Bugün böyle, dün başka türlüydü, yarın başka türlü olacak. Üzülecek ya da sevinecek bir durum değil demek istiyorum. Öykü mirası işini edebiyat öğretmenlerine bırakalım.

Yayıncılar farklı kimlik ve dil gibi unsurlara nasıl yaklaşıyorlar? Yayın politikanızda dikkat ettiğiniz temel değerler nelerdir?

Kişisel bir cevap olacak, dil maharetine bakıyoruz, bazen tahkiyesine, anlattığı meseleye, coşkusuna, ışıltısına. İyi anlatılmışsa roman ya da hikâye diye ayırmıyoruz. Bir yazar okursunuz, ne anlattığını sorsanız tarif edilir gibi değildir ama sizi sayfa sayfa sürükler. Bir başkasının hikâyesi güzeldir, yaşanmışlık hissi verir. Çok tarif edilebilir değil bunlar, hissediyorsunuz.

Popüler kültür araçları yeni nesil öykücülüğü, anlatımı nasıl etkiliyor? Editör olarak ne gibi müdahalelerde bulunuyorsunuz?

Metropollerle kıyaslarsak çok sayfalı dosyalar artık taşradan geliyor. Kitapların inceldiğini düşünüyorum. Zaman ve popüler kültür yazarları mutlaka etkiler, her zaman etkiliyordu. Oflayıp puflamak vakit kaybından başka bir şey değil. Esere bakacağız, gerisine hayat diyeceğiz, moda diyeceğiz. Biz editörler ne yapıyoruz? Yayınevinde ne yapıyoruz? Editöryal olarak her yazarla çalışmaya çalışıyoruz, onlarca yazarla tek tek hikâye hikâye çalışıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, editör katkısını abartmaktan yana değilim. Sürdürülebilir bulmuyorum editör katkısını. Sorulduğu için söylüyorum. Aslolan yazarın kendisidir. Yazar, iyi bir okur olmak zorunda, çok yazmaya ve çok çalışmaya mecbur.

Son yıllarda öne çıkan 5 öykücü ve kitap hangileridir?

Editörlüğü bıraktığımda, böyle bir soruya bir ihtimal cevap veririm.

msaid

MEHMET SAİD AYDIN (EVEREST YAYINLARI)TWITTER DA EDEBİYATI ETKİLER

Son yıllarda yükselişe geçen öykücülükte yeni yönelimler nelerdir?

Çocukluk ve ilkgençliğe dönüş. Bir uzak ülke olarak çocukluğu hatırlama; ama sadece övgü olarak da değil. Siyasal ortamın ve boğucu ruh halinin mecburi sonucu gibi görünüyor bana. Ve deneysellikler elbette. Anlatıcıların silikleşmesi, iç içe geçen anlatılar, politik tutumların iyice belirginleşmesi. Kimi zaman atalete düşürecek kadar hatta.

Yeni öykücülerin, öykü mirasına katkılarını nasıl görüyorsunuz? Bir adım yukarı taşıdığını söyleyebilir miyiz?

Çok güçlü bir miras var; Sait Faik, 50 Kuşağı öykücüleri, Vüs’at O. Bener, Bilge Karasu, Yusuf Atılgan gibi anıt isimler var. 90’lardan bu yana yazılan öykünün bu mirasa katkıda bulunduğunu düşünüyorum doğrusu; durumun durumu öyküsüne varan, iyice minimalleşen, sözün kıymetinin verildiği çok iyi öyküler okudum. Üretilmeye de devam ediyor.

Yayıncılar farklı kimlik ve dil gibi unsurlara nasıl yaklaşıyorlar? Yayın politikanızda dikkat ettiğiniz temel değerler nelerdir?

Türkiye bir terkip. Mozaik de değil, mermer de: Anadilinden sonra Türkçeyi öğrenen birçok yazar var. Yayın politikamızda bunların hiçbiri “sorun” olarak görülmüyor ama tersinden bir kazanç hanesine de yazılmıyor. Metne bakmaya çalışıyoruz, metnin gücüne, önermesine, diline ve nihayetinde hikâyesine. Hikâye ile düşünen bir milletin halen hikâyelere ihtiyacı var.

Popüler kültür araçları yeni nesil öykücülüğü, anlatımı nasıl etkiliyor? Editör olarak ne gibi müdahalelerde bulunuyorsunuz?

Dünyadaki her şey edebiyatı etkiler. Twitter da etkiler, akıllı telefonlar da, dar uçak koltukları da, asfaltlar da. Popüler kültürün kendisini malzeme yapan ve oradan bir metin çıkaran yazara diyeceğimiz bir şey yok; onu başarıp başarmadığını, gene onunla istişare ederek değerlendirebiliriz ancak. Fakat popüler kültürün kendisine, metnini malzeme etmek için yola çıkmışsa, onun mecrası başka yerler oluyor.

Son yıllarda öne çıkan 5 öykücü ve kitap hangileridir?

Murat Özyaşar, Sarı Kahkaha

Ferat Emen, Perihan’la Alakadarlar Cemiyeti

Ali Teoman, Horasan Elyazması

Aylin Balboa, Belki Bir Gün Uçarız

Mehmet Erte, Bakışın Kirlettiği Ayna

Bir de editörlüğünü yaptığım iki ilk kitap diyeyim isterim. Mustafa Orman, Derdin İncinmesin; Ayşen Aksakal, Lakin İyi Yaşadık.

faruk-duman

FARUK DUMAN (CAN YAYINLARI): YAZARIN KİMLİĞİ YAYINCIYI İLGİLENDİRMEMELİ

Size göre öykücülükte yeni yönelimler nelerdir?

Son yıllarda, biçim bakımından bir üslup çabası var, içerik açısından da siyasi eğilimlerin öyküye yansıdığını görebiliriz.

Yeni öykücülerin öykü mirasına katkılarını nasıl görüyorsunuz? Bir adım yukarı taşıdığını söyleyebilir miyiz?

Öykünün bir adım yukarı taşındığını söylemek zor, o biraz iddialı olur. Ama anlatım yöntemlerinin zenginleştirilmesi yönünde çabalar var. Bunun tehlikeleri de var elbette; söz gelimi ciddi bir Carver etkisi var.

Yayıncılar farklı kimlik ve dil gibi unsurlara nasıl yaklaşıyorlar? Yayın politikanızda dikkat ettiğiniz temel değerler nelerdir?

Yazarın kimliği yayıncıyı ilgilendirmemelidir. Farklı dilde kitap basımı da bir yayıncılık tercihidir elbette. Şimdilik Can Yayınları’nda farklı dilde kitap tasarımız yok.

Popüler kültür araçları yeni nesil öykücülüğü, anlatımı nasıl etkiliyor? Editör olarak ne gibi müdahalelerde bulunuyorsunuz?

Genç yazarlar, popüler kültür ve sosyal ağların oluşturduğu yaşam biçiminden çok çarpıcı öyküler çıkarabiliyorlar. Burada yazarın yarattığı birikimin niteliği önemli elbette. O nitelik size zaten, o yapıt hakkında o yazara neler söyleyebileceğinizi gösteriyor.

Son yıllarda öne çıkan 5 öykücü ve kitap hangileridir?

Onur Akyıl, Ertuğ Uçar, Hande Gündüz, Deniz Tarsus, Alper Beşe, Onur Çalı, ilk aklıma gelenler, daha çok var elbette…

Öykünün 2000 kuşağıÖykünün 2000 kuşağı