Kılıçdaroğlu: Belediye başkanlarına söyledim: Provokasyonlara hazır olun

CHP lideri Kılıçdaroğlu HDP'ye düzenlenen saldırıyla ilgili olarak "İzmir benzeri provokasyonlar her yerde olabilir" dedi.

Google Haberlere Abone ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı  konuşmada HDP İzmir İl Binası'nda yapılan saldırıya tepki göstererek "Psikolojik sorunları olan birisinin eline nasıl silah veriyorsunuz? Provokasyonlara pabuç bırakmayın" dedi. 

Kılıçdaroğlu şu mesajları verdi: 

 

750 MİLYON TOKATLAYAN ADAM EL ÜSTÜNDE TUTULUYOR: Niye millet can derdinde diyorum? 195 bin 904 kişi bankalara olan tüketici kredisini ödeyemiyor. 148 bin 628 kişi kredi kartı borcunu ödeyemedi. Bankalar bunların tamamını icraya verdi. 1 Ocak-11 Haziran arasında icra dairelerine gelen dosya sayısı 3 milyon 64 bin. Borcunu ödeyemedi diye icraya veriyorlar. Peki, devletin bankasında 750 milyon dolar kredi çekeceksin, ödemeyeceksin, saraylarda ağırlanacaksın, bir tek icra memuru bile etrafında gezemeyecek. Böyle bir adaletsizlik dünyanın neresinde görülmüş. Bir medya grubundan rahatsızmış, yeni alınacak patron ‘ben yayıncı değilim, param da yok’ diyor, ‘sana para da vereceğim devletin bankasından’ diyor. 750 milyon dolar para. Aldı da hem gazeteler hem televizyonlar başına bela oldu. Hepsi zarar ediyor. ‘Başıma bela geldi’, ‘meraklanma sana Milli Piyango’yu da vereceğim.’ Onu da verdiler. Ne olacak? Para aldığın bankalara söyleyeceğim, senin gazetelerine televizyonlarına ilan versinler. Esnaf kardeşime soruyorum. Borcunu ödemedin diye icra memuru kapına geliyor. Çiftçiye soruyorum. Borcunu ödemedin diye icra memuru haciz koyuyor. Kredi alıp işsiz çocuk, ‘işim yok iş ver de ödeyeyim’, haciz gidiyor. Ama 750 milyon dolar tokatlayan adama hiçbir şey olmuyor, el üstünde tutuluyor.

ERDOĞAN EGEMEN GÜÇLERE TESLİM OLMUŞTUR: Bu gazeteler satılmaz ama her birisi sanki 300 bin satıyor diye, Basın İlan Kurumu soyulur. Televizyonları da izlenmiyor, dolayısıyla zarar ediyorlar. Zararı nereden karşılıyorlar? Gazeteler Basın İlan Kurulu’ndan karşılıyor. Onlar da devleti tokatlıyor. Havuz medyası, ağırlıklı olarak iktidar sahiplerinin gezilerine de davet edilirler, uçaklarında ağırlanır, önceden soru verilir. ‘Farklı soru?’ ‘Sus uçaktan indiririm.’ En son yurt dışına gitti. 13 gazeteci var. Bir tek kişi, Allah için, bu toplumun merak ettiği soruyu soramıyor, sormuyor. Haydi tamamı havuz medyası değil iki gazeteci var, farklı yerlerde. Onlar da korkudan soramıyor, ‘bir daha bizi uçağına almaz’ diye. 1915 olayları ile ilgili ‘gideceğim soracağım’ diyordu. Masasının üzerinde bir kitap var. Türkiye’nin terörle mücadelesini anlatıyor. Sen bu soruyu sormaya kararlıysan o kitabı değil Türkkaya Ataöv’ün 80 kitabı var, 1915 olayları ile ilgili. ‘Bunu bir Türk bilim adamı yazdı’ diyorsan Justin Mccarthy var, profesör, Amerikalı, onun kitabı var, onu masaya koyacaktın, Biden da görecekti. Soruyu soramadı, soramaz zaten, sorma gücü ve enerjisi artık yoktur, Erdoğan egemen güçlere teslim olmuştur, o nedenle Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Devleti için artık bir milli güvenlik sorunudur.

GAZETECİLİK YAPAMIYORLAR: Bu Kılıçdaroğlu senin İçişleri Bakanı’nın söylediği bir sözü sürekli dillendirdi. Bir siyasetçi yeraltı dünyasında her ay 10 bin dolar rüşvet alıyor, bu kim diye sordu. Siz İçişleri Bakanı’nı çağırıp sordunuz mu? Mantıklı bir soru mantıklı. Ahlaki mi ahlaki. Bir gazeteci bu soruyu soramıyor, uçaktasın, niye sormuyorsun? Hazır Erdoğan da orada. Gazetecilik yapamıyorlar. Kalemini satan, düşüncesini satandan gazeteci olmaz. Aynı soruyu sorabilirlerdi. ‘Neden sormadınız, neden böyle bir cevap verdiniz?’ Şimdi ben soruyorum. 10 bin doları da soruyorum. Çık adam gibi cevap ver, adam gibi cevap vermezsen adam değilsin. Biliyorum, feministler kızacaklar ama ne yapayım? Hayır ne yapayım? Bulunduğu pozisyon itibariyle yolsuzlukla mücadele etmesi lazım, Türkiye’nin çıkarlarını savunması lazım. Eğer bulunduğu makam itibariyle yolsuzlukla mücadele etmiyor ve üstünü örtüyorsa, yolsuzluklardan besleniyorsa ve Türkiye’nin çıkarlarını savunmuyorsa, oradan ayrılması lazım. Bırakın beni kendi partisinde uzun yıllar çalışmış, Adalet Bakanlığı yapmış, önemli pozisyonlarda çalışmış Cemil Çiçek soruyor. Erdoğan çıkıp bir cümle kurdu mu, bir cümle? Bu soygun düzeninin faturası esnafa, çiftçiye çıkıyor. ‘Para yok’ diyorsun para var da esnaf için çiftçi için emekli için yok ama haramzadeler için ülkenin bütün imkanları seferber ediliyor.

BİZ SİZİN NE KADAR AÇGÖZLÜ OLDUĞUNUZU BİLMİYOR MUYUZ: Türkiye’nin geldiği hale bakın. Mafya ile siyasi ilişkileri götüren bir TV yorumcusu açıklama yaptı. Doğru mu dedim. ‘İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya masum olduğuna inandığım binlerce kişinin dosyasını götürdüm. Dedim ki bu insanlar masum çıkmazsa hesabını benden sorun. Araştırmalar yapıldı, hepsinin iftiraya kurban gittiği ortaya çıktı, hepsi görevlerine iade edildi.’ Savcı mısın, hakim misin, avukat mısın sen? Bu binlerce dosya hangi dosyalar. ‘FETÖ Borsası’ dediğimiz budur. Paranı alırsın, adamını bulursun, dosyayı götürürsün, seni hapisten çıkarır. Hakim var mı, savcı var mı, avukat var mı? Yok. Bir kişi var o da siyasi ilişkiler ile yeraltı ilişkileri kuran birisi. Bedava mı yaptı? Biz sizin ne kadar aç olduğunuzu, aç gözlü olduğunuzu bilmiyor muyuz? Yargının bu kadar kirlendiğini bu kadar devre dışı bırakıldığını hiç görmedik. Bir de OHAL İnceleme Komisyonu var. Sözde. Niye kurdunuz ki? Bu adamı getirin, hepsini serbest bırakacak.  Gariban olan, arası olmayanların hepsi hapiste. Harp okulu öğrencilerinin ne günahı var?

DEVLETİ SOYANDAN RAHATSIZ OLMUYORSUN, MÜZİKTEN RAHATSIZ OLUYORSUN: Erdoğan müzikten rahatsız olmuş. Çifter çifter maaş alan beslemelerin var, bundan rahatız olmuyorsun da müzikten rahatsız oluyor. Devleti soyanlardan rahatsız olmuyorsun, müzikten oluyorsun. Her ay 10 bin dolar alan siyasetçiden rahatsız olmuyorsun, müzikten oluyorsun. 10 milyar işsiz var, bundan rahatsız olmuyorsun, müzikten rahatsız oluyorsun. Sanatçıların çıkıp konuşmaları lazım. Onların örgütleri korkuya teslim oluyorsa, onlar zaten sanatçı değildir. Müzikten rahatsız olan Erdoğan’ı gençlere teslim ediyorum.

KİM VATANIN BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANA: Bahçeli’yi çoğu zaman muhatap almayı doğru bulmam. Çünkü o kendisini bir yere adamış kişidir. Ama bugün bir şey söylemiş, ‘Kılıçdaroğlu elini vicdanına koyup söylesin.’ Vicdan sözcüğünden yola çıkarak muhatap alıyorum. Elimizi vicdanımıza koyup söyleyeceksek, sorduğu soru şu, ‘kimin yanındadır, bölücülüğü mü destekliyor yoksa Türkiye’nin yanında mı yer alıyor?’ Önemli bir soru. Ben ve arkadaşlarım ve bütün dostlarımız, Türkiye’nin birliğinden ve bütünlüğünün yanındayız. Biz şanlı ordumuzun Tank Palet Fabrikası’nı Katar Ordusu’na peşkeş çekilirken itiraz eden kişileriz, sen ise alkışlayan kişiydin. Şimdi söyle bakalım; şanlı ordumuzdan, vatanın birliğinden ve bütünlüğünden kim yana?

BAYRAĞI İNDİRENLERİ ALKIŞLADIN: Biz kendi vatan topraklarını ve o topraklarda yatan Süleyman Şah Türbesi’ni ve dalgalanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bayrağını indirip, kaçıp, toprağı düşmana teslim edenlerden yana değiliz. Biz oraya, bir hafta içinde şanlı bayrağımızı dikmekten yanayız. Bunun sözünü verdik. Peki sen, sen ne yaptın? Kaçanları alkışladın, bayrağı indirenleri alkışladın. Onların yanında yer aldın. Şimdi söyle bakalım, kim bölücü, kim milliyetçi, kim ülkücü?

MİLLİ GÜVENLİK SORUNUNUN YANINDASIN: Ben ve bizim arkadaşlarımız, bizim dostlarımız, vatanını milletini sevenler; devleti yöneten bir kişinin mal varlığı dolasıyla tehdit edilmesini içimize sindiremeyiz. Mal varlığı dolayısıyla tehdit edildiğinde de sessiz kalmasını içimize sindiremeyiz. Devletin en tepesindeki kişi, bütün sırlarına vakıf olan bir kişi; mal varlığı dolayısıyla tehdit ediliyor ve sesini çıkarmıyorsa, artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir milli güvenlik sorunudur, sen o sorunun yanındasın.

11 YERDEN MAAŞ ALANLARI ALKIŞLIYORSUN: Biz ve dostlarımız adaletten, kul hakkından yanayız, haramdan yolsuzluklardan yana değiliz. Her ay 10 bin dolar alan siyasetçiyi hiç merak etmedin mi, Sayın Bahçeli? Kim bu siyasetçi diye sormadın mı, Sayın Bahçeli? Bir esnafın, garibanın derdini dinledin mi Sayın Bahçeli? Ama biz, eli yağlı olan tornacı ustasının ‘elini uzat kardeşim, senin elini sıkmak benim için şereftir’ diyen bir gelenekten geliyoruz. Bu coğrafyada kimsenin yatağa aç girmemesini savunuyoruz. Sen, saray ve beslemelerinin bir yerden, beş yerden, 10 yerden, 11 yerden maaş alanları alkışlıyorsun. Vatanın birliğini ve bütünlüğünü sen mi savunuyorsun, ben mi savunuyorum?

MÜCADELEYİ BİZ VERİRİZ: Hiç düşündün mü Sayın Bahçeli? 83 milyon kişi Londra'daki bir avuç kişiye hizmet eder hale getirildi. Türkiye'nin mali bağımsızlığını, hiç düşündün mü? Borçlar Genel Müdürlüğü kuruldu, sen bunu biliyor musun? Bilemezsin. Beslemelere alkış tutanlar, bayrağı indirip kaçanlar, egemen güçlere teslim olanlar; Türkiye'nin bağımsızlığından, özgürlüğünden söz edemezler. O sözü biz söyleriz, o mücadeleyi biz yaparız, o kavgayı biz veririz. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. 

HANGİ DEVLET 250 BİN DOLARA KENDİ VATANDAŞLIĞINI PAZARLAR: Sayın Bahçeli hiç merak etmedin mi ya, ne kadar yabancı uyuşturucu kaçakçısı varsa, bunlara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verildi. Verilmeye de devam ediliyor. Rıza Zarrab'ı var, Zindaşti'si var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının saygınlığını koruyan benim, o saygınlığı yok etmek isteyenlerin yanında duran sensin. Sayın Bahçeli hangi devlet 250 bin dolara kendi vatandaşlığını pazarlar? Bu mudur milliyetçilik? Yeni bir milliyetçilik tanımı yapıldı da bizim mi haberimiz yok, yeni bir vatanseverlik tanımı yapıldı da bizim mi haberimiz yok? Bayrağı indirip kaçacaksın, alkışlayacaksın, dönüp bana soracaksın, ‘sen milliyetçi misin, sen bayraktan yana mısın, bu vatandan yana mısın’ diye; hadi canım hadi canım siz geçiniz, geçiniz bunları.

PSİKOLOJİK SORUNU OLAN BİRİNİN ELİNE SİLAHI NASIL TUTUŞTURUYORSUNUZ: Belediye başkanı arkadaşlarıma söyledim. İzmir benzeri provokasyonlar her yerde olabilir. Provokasyona hazırlıklı olun. Sizden en büyük isteğim, halkı sükunete davet etmektir, provokasyonlara kimse pabuç bırakmasın. İzmir’de cinayeti işleyen kişi, silahla saldırıyor. Bir kişinin silah ruhsatı alması için tam teşekküllü bir hastanede, sağlam raporu almış olması lazım. Bu kişi 2016’dan beri psikiyatrda tedavi görüyor. Psikolojik sorunu olan birinin eline siz silahı nasıl tutuşturuyorsunuz?

3600 EK GÖSTERGEYİ UNUTTULAR: 2021’de 40 civarı polis intihar etmiş, son 25 günde 15 polisin intihar ettiği söyleniyor. Neden? Devlet memuru 160 saat çalışır, polis memuru en az 240 saat çalışıyor, yeri geldiğinde 400 saat çalışan var. Bu konuyu da parlamentoya getirin. Angarya yasaktır Anayasa’ya göre polis eksiğiniz varsa, bir sürü işsizimiz var. 240 saat, 400 saat çalışmak ne demek? Bu kadar çalışıyorlar, hak ettikleri ücret bu değil. Konuyu da parlamentoya getirin, grup başkanvekili arkadaşlara sesleniyorum. 3600 ek gösterge diye söz vermişti birileri, onu da unuttular.

SURİYELİLERİ KARDEŞÇE GÖNDERECEĞİZ: Antep’te Suriyelilerden büyük sıkıntı var. Bir kısmı memnun. Vergi yok, sigorta yok, bir şekilde üretimin halkası. Bir kısmı da şikayetçi. ‘Asgari ücretle çalışıyorum, ev fiyatları yükseldi Suriyeliler yüzünden.’ Bazı rakamlara göre 500 bin bazı rakamlara göre 700 bin Suriyeli Gaziantep’te. Allah’ın izniyle, milletin takdiriyle iktidar olduğumuzda ilk yapacağımız işlerden bir tanesi, Suriyelileri Suriye’ye kardeşçe göndermek. Irkçılık yapmıyorum. Her şeylerini yapacağız. Kim finanse edecek? Avrupa Birliği’nden alacağız. Sen şikayet etmiyor musun göçlerden? O zaman yatırım yapacaksın. Kardeşim, güle güle diyeceğiz, davulla zurnayla göndereceğiz. Bütün Orta Doğu’da barışı sağlayacağız. Sözümdür. Herkes bir yere not yazsın.

MİLLETİN HAKKINI DEĞİL MAFYANINKİNİ KORUYORLAR: Bugün Ulus’ta çiftçilerin toplantısı var, başarılar diliyoruz. Bunların olma nedeni, devletin hazinesine çökmeleridir. Devletin paralarını yağmaladılar, ‘128 milyar nerede’ diye sorarken kimler çöktü aslında bunu soruyoruz. Milletten yana değil, mafyadan yana tavır takınıyorlar. Milletin hakkını hukukunu değil, mafyanınkini koruyorlar… Bu ülkede Türk lirası yok mu, kendi vatandaşından niye dolar üzerinden borçlanıyorsun? Çünkü vatandaş sana güvenmiyor.

SATACAK ÇOK AZ ŞEY KALDI ŞİMDİ MKE’Yİ SATMAYA KALKIYORLAR: Her şeyi satarak bugüne kadar idare ettiler. Şimdi satacak çok az şey kaldı. MKE’yi satmaya kalkıyorlar. Tank paleti hatırlıyorsunuz değil mi? Düzenleme yaptılar ve peşkeş çektiler. ‘Şimdi MKE’yi de anonim şirkete dönüştürelim, bunu da birilerine pazarlayalım.’ Bu anlayıştalar. Anadolu’nun ortasında kurulan ilk entegre silah sanayidir burası, silah ve mühimmat üretiyor burası. Hangi gerekçeyle, MKE’ye anonim şirkete dönüştürüyorsun? Bana mantıklı bir tek gerekçe söylesinler biz de ‘haklı dönsün’ diyelim. Buraya fabrikalar kurulurken, 12 hanelik bir köydü. Sonra burası kasaba, ilçe ve il oldu. Ne diyorum? Bu tayfa, bu Erdoğan tayfası cumhuriyetten intikam almak istiyor, silah fabrikalarını da birilerine pazarlamak istiyorlar, ailem yapsın devlet yapmasın istiyorlar, ya paraya doymadınız mı, dolarlara doymadınız mı? Kırıkkalelilere de seslenmek istiyorum. Her seferinde gittiniz, sözlerinde durmadılar ama yine de oy verdiniz, şimdi o fabrikayı alacaklar satacaklar, anonim şirkete dönmesin istiyorsan bir tek adresin var bir tek o da Cumhuriyet Halk Partisi, gideceksin oyunu vereceksin. Sadece onu mu yapıyoruz. MKE’nin Ankara’daki Genel Müdürü’nü de Kırıkkale’ye taşıyacağız. Yaz bunu bir kenara. Fabrika orada kardeşim. Oranın bir kültürü var, çalışanları var, ciddi araştırmalar var. Millet can derdin de bunlar neyi satarız onun arayışı içinde.

SİYASİ PARTİLERİ KAPATMAK ASLA DOĞRU DEĞİL: Anayasamızda ‘siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurları’ olarak tanımlanıyor. Siyasi partileri kapatmak, onları farklı şekillerde tanıtmak veya terör örgütleriyle bağlantılandırmak asla doğru değil. Varsa böyle bir şey devletin savcısı, polisi, güvenlik güçleri devreye girerler, ama bu iş bir siyasi talimatla yapılırsa o doğru değil. Haksızlık kime yapılırsa yapılsın haksızlığa karşı çıkmak insan olarak bizim temel görevimizdir. Biz şeytan değil, insan olmak istiyoruz. Demokrasilerde en büyük hakem millettir. Oy veriyorsa mesele yok, vermiyorsa tarihin çöp sepetine atılırsınız. Bu konuda hepimizin duyarlı olması lazım. Sadece kendimiz için değil, bizim gibi düşünmeyenler için de demokrasiyi istemeliyiz.

SİZİN İRADENİZLE GELECEĞİZ VE KURTARACAĞIZ: Hafta sonu Gaziantep’teydik. Gaziantepliler, kendi kentlerinin tarihleriyle ne kadar övünseler yeridir. Gaziantep iç dinamikleriyle büyüyen bir kent. Gaziantep aynı zamanda kurtuluş, kültür, gastronomi kenti olarak da görüyoruz. Ama ziyaret ettiğim ‘önümüzü göremiyoruz’ diyor. Belediye başkanlarımız ilçeleri gezdiler ben de il merkezinde kısa ziyaret yaptım. En çok duyduğum şey şu, ‘gelin ve bizi kurtarın.’ Sizin iradenizle geleceğiz ve kurtaracağız hiç şüpheniz olmasın. (ANKA)