'SU ÇOK KİRLİ'
Üç gün boyunca bende akademisyenler ile sahada dolaşarak tüm arayış çalışmalarını bir yandan görselleştirip bir yandan da arama çalışmalarına dahil oldum. Cizre'de kent merkezine yakın noktalarda başlanan çalışmalarda balık bulunamadı. Ardından sınır bölgesine geçilmek istenildi fakat Kaya'nın aktarıma göre askeriyenin ‘güvenlik endişesi’ gerekçesi ile sınırda aramaya izin vermedi. Ardından Kasrik Boğazı'nın yukarı kısımlarına geçilerek balık arama çalışmaları devam etti. Dicle Nehri'nin en güzel alanları arasında bulunan Kürtlerin Robin Hood'u olarak anılan Elo Dîno'nun kasrının yakınlarında yapılan çalışmalar ikinci gününde baraj etkisi ile balık bulunamadı.
Ekipte yer alan ve bölgede balıkçılık yapan ve daha önce defalarca balığı gördüğünü ifade eden balıkçı Mehmet Ülkü, "Balığı defalarca burada yakaladım. Bu kadar önemli bir tür olduğunu hatta nesli tükenme altında olduğunu bilmiyordum. Burada kimse de bilmez. Bilse kimse bu balığı yakalamaz aksine suya geri bırakır. Baraj yapıldığından bu yana balığı göremiyoruz. Su çok kirli, görüntüsü berrak ama su kirli ve soğuk. Bundan kaynaklı da sürekli yosunlaşma oluyor. Doğanın suyun iklimi yapısı değişti. Baraj olmasa bu balığı hemen bulabilirdik" diye konuştu.
‘OKSİJENLİ BÖLGELERİ SEVİYOR’
Balıkçı Mehmet'in söylediklerinin önemli olduğunu dile getiren akademisyen Kaya, Batman Bantlı Çöpçü Balığı'nın da benzer durum olduğunu ifade etti. Dicle Nehri'nin devasa barajlarının leopar sazanı için dezavantaj olduğunu dile getiren Kaya, "Bu balık sıcak suları sever. Akıntı ve derin suları sever. Dicle onun için iyi bir korunak alanıydı. Öncelikle türün bulunan son örnekleri, son gözlemler Dicle Nehri’ndeydi. Fırat’ta da dağılım gösteren bir tür ama Fırat’tansa Dicle Nehrine biz yoğunlaşmak istedik. Tür Nehir havzalarını tercih ediyor. Yani ana gövdelerin akıntılı bölgelerini tercih ediyor. Oksijenli bölgeleri tercih ediyor. Rezervuar ve gölleri tercih etmiyor, bu nedenle Dicle Nehri ve diğer kollarda kurulan hidroelektrik santralleri biliyorsunuz, büyük barajlar var. Bu barajlarda tür, yayılış gösteremiyor. Gösteriyorsa da çok zor şartlarda ve oldukça ender" dedi.
‘BALIĞIN GENETİĞİNİN DNA’SI TÜRKİYE’DE BİLİNMİYOR’
Balığı üç gün boyunca Cizre başta olmak üzere Ilısu Barajı ve Botan'da aradıklarını anlatan Kaya, önemli ipuçları elde ettiklerini balığı bulmaları ile kamuoyuna tüm açıklığı ile bilgileri paylaşılacağını ve korunması için çaba gösterilmesi gerektiğine işaret ediyor. Ekipte yer alan Dr. Münevver Oral da balığın genetiğinin DNA'sı hakkında Türkiye'de bilinmediğine dikkat çekerek balığın bulunmasının bu anlamıyla da önemli olduğuna işaret ediyor.
Balığın yaşam alanlarının büyük tehditler barındırdığını söyleyen Oral, "Neslinin tükenmesindeki ya da kritik olarak kalmasındaki en büyük etmenlerden birisi aslında barajlar, barajların su kalitesini değiştirmesi özellikle gövde tipi barajlarda dipte kalan su daha soğuk oluyor ve bu sular hızlıca nehirlere verildiğinde, nehrin altındaki su sıcaklığını ciddi bir şekilde düşürdüğü için balıklar daha sıcak ortamlara kaçabiliyor. Şırnak bölgesinde yaptığımız araştırmalarda bunların örneklerini gördük" diye konuştu.