Prof. Dr. Kadriye Bakırcı: Kadına ve çocuğa yönelik suçun affı olmaz

Korona nedeniyle cezaevlerinin boşaltılması için üzerinde çalışılan affa, cinsel saldırı suçlularının da konulma ihtimali kadınların tepkisini çekti. Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, Anayasa’nın devlete, kadınlar ve çocuklara karşı pozitif ayrımcılık yükümlülüğü verdiğini hatırlattı.
Prof. Dr. Kadriye Bakırcı

Özlem Akarsu Çelik  oakarsucelik@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Korona nedeniyle cezaevlerinde yaşanabilecek bir salgının önüne geçme gerekçesiyle AK Parti bir kanun teklifi hazırladı. İnfaz oranını yarı yarıya indiren ve denetimli serbestlik sürecini artıran taslak için AK Parti muhalefetle görüşüyor.

Cinsel saldırı suçlularının da kapsam içine alınması veya kapsam dışında bırakılsalar dahi geçmiş dönemlerdeki benzer düzenlemelerde olduğu gibi bunun Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitmesi halinde Anayasa’nın eşitlik ilkesine takılması sonucu düzenlemenin onları da kapsama ihtimali kamuoyunda endişe yarattı.

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kadriye Bakırcı konuyla ilgili önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Bakırcı, geçmiş dönemlerde 1991 yılında yapılan benzer düzenleme ile 2000 yılında yapılan ve kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünü ve AYM’nin, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık maddesini gerekçe gösteren kararının bu “af”ların kapsamını genişlettiğini hatırlattı.

Kamuoyunda, taslakta cinsel saldırı suçlularının da şartlı salıverilmeden yararlanması yönünde bir düzenlemenin yer alabileceği yönündeki haberler üzerine gelen tepkileri değerlendiren Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, “Bu suçlar kapsam dışı bırakılsa dahi daha önceki yıllarda Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararların benzerinin önüne geçilmesi için yapılması gereken, teklifte Anayasa’nın 10’uncu maddesinin 2’inci ve 3’üncü fıkralarının hatırlatılarak bu suçların kapsam dışı bırakılmasıdır” dedi. Bakırcı şöyle konuştu:

‘ANAYASA, DEVLETE, KADINLARA VE ÇOCUKLARA POZİTİF AYRIMCILIK YÜKÜMLÜLÜĞÜ VERİYOR’

“Anayasa’nın ‘Kanun önünde eşitlik’ başlıklı 10’uncu maddesi der ki, ‘Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’… Dolayısıyla istisnalarla çıkarılacak olan bir yasa, AYM tarafından geçmişte olduğu gibi eşitlik ilkesine aykırılıktan ötürü iptal edilebilir ve bu yasanın kapsamı genişleyebilir.

Anayasa’nın 10’uncu Maddesinin 2’inci fıkrası, ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz’ diyor. Maddenin bu fıkrası kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık yapma yükümlülüğü getiriyor devlete. Ayrıca Türkiye’nin onaylamış olduğu Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) de devlete kadınlar için pozitif ayrımcılık yükümlülüğü getiriyor. İstanbul Sözleşmesi de aynı maddeyi tekrarlıyor.

Anayasa 10’uncu Maddenin 3’üncü fıkrası ise şöyle: ‘Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz’. Dolayısıyla kanun teklifinde kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engellilere yönelik getirilecek olan istisnalar yani bunların faillerini kapsayacak biçimde şartlı salıverilme veya ceza infaz sisteminde bir düzenleme getirilmemesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilemez.”