Demir ustası Gülcan Akın Felekoğlu: Demirci Kawa'nın mağrurluğu beni etkilemişti

Asıl mesleği modacılıktı, evlenip gittiği Varto'da demirciliğe başladı. Gülcan Akın Felekoğlu, "Ama aslında demirciler çok naiftir. Çünkü çok sert bir malzemeyi işlerler. Ve her işlediklerinde kimisi öfkesini atarlar" diyor.

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan Gülcan Akın Felekoğlu, eşiyle birlikte çalıştığı atölyede demire şekil veriyor. Asıl mesleği modacılık olan Akın, evlendikten iki ay sonra demircilik işiyle uğraşmaya başlamış. Yaşadığı şehirde ‘erkek işi yapmak’ gibi eleştirilere maruz kalsa da demircilik yapmaktan vazgeçmemiş. Demirle üç boyutlu objeler de yapan Akın’ın hedefi bir sanat atölyesi ve sergi açmak.

‘Ben de varım’ demek için çift soyadı kullandığını söyleyen Gülcan Akın Felekoğlu, “Var olduğum bir geçmiş var ve onu bırakmamak için soyadımı muhafaza ettim. Evlenip ikiz çocuklarım olduktan sonra Varto’ya gidince modacılık mesleğim pek işe yaramadı. Bana göre demir efsanevi ve mitsel bir yaklaşımı çağrıştırıyor. Çocukluğumdan beri demiri, Kawa’nın efsanesinin kıvılcımı olarak görürüm. O yüzden Varto’ya gelişimin ikinci ayında demirciliği öğrenme kararı aldım. Devamında çok güzel tepkiler olmadı tabi ki…”

EN ÇOK TEPKİYİ KADINLARDAN ALDIM

Kadın olduğu için demirciliği öğrenmesine ilk tepkilerin en başta hane içinden geldiğini söyleyen Akın’ı ilk zamanlar en çok zorlayan şey önyargılar olmuş.

“Üzücüdür ki en çok tepkiyi kadınlardan aldım. Benim için çok şaşırtıcı oldu. Bu işe soyunurken özellikle kadınlar tarafından taçlandırılacağımı düşünmüştüm. Ama beni destekleyen tek kişi eşimin babası oldu. Haliyle devamında hane içinde huzursuzluk yaşandığından ara vermek zorunda kaldım.” diyor ve ekliyor;

“Kadınlar aslında kendi yaptıkları iş gücünün farkında değiller. Bir taraftan ben demirci olarak çalışırsam onların işgücü hafif görünecek duygusu vardı. Oysaki onların yaptığı iş çok büyük. Bana göre ev kadını o kadar çok şey barındırıyor ki! Ev kadını olmak sadece eş ve anne olmak değil. Donanım gerektiren bir şey. Ben bu kadar iş yükü alıp hiçbir şey yapmamış gibi davranılmasından hoşlanmıyorum. Benim ev kadını olmak istemememin nedeni de buydu. Bu yüzden evde kalmayı tercih etmedim. Önce kendimizden başlayarak bunun bilincine varmamız gerekir. Bunu anlamamız gerekir.”

KADIN OLDUĞUM İÇİN BU İŞİ YAPAMAYACAĞIMI DÜŞÜNÜYORLARDI

‘Üzücüdür ki en çok tepkiyi kadınlardan aldım’

Varto’da demir işinde tutunamayınca eşiyle birlikte İstanbul’a giden Akın, burada karşılaştığı tepkilerin kendisini daha da güçlendirdiğini anlatıyor:

“İstanbul’da kahramanca övgüye boğanlar da oldu, küçümseyip işini vermek istemeyen de. Mesela ben kaynak yaparken kaynağın kıvılcımına dahi yaklaşamayan insanlar, kadın olduğum için bu işi yapamayacağımı düşünebiliyordu. Ben çocuklara bakarken eşim, eşim çocuklara bakarken ben atölyede çalışıyorduk. Bu işi dönüşümlü yapmak, hayata karşı daha güzel durabilmek adına omuz omuza yürümek zorundaydık. Benim olduğum saatlerde herhangi bir iş getiren 2 kişiden biri “ben başka bir yere bakayım” deyip dönüyordu. Beni görmelerine rağmen yan tarafa bakıp “kimse yok mu?” derlerdi. “Buyurun, yardımcı olayım ” deyince “sana demedim ” diyerek çekilirlerdi. Bu davranışlar devam ettikçe sorgulamayı bir yerden sonra bıraktım. Bu durum ağır olduğu kadar bana güç verdi. Tepkilere kızmak yerine çok defa güldüğümü bilirim. Biz kadınlar acınacak durumda değiliz. Ben hala buradayım, elimde kaynak var ve işimi zevkle yapıyorum.”

‘BİZ, DEMİRE DUYGULARIMIZI AKTARIYORUZ’

13 yaşında izlediği Demirci Kawa’nın çizgi filmiyle ilk kez demirle tanıştığını söyleyen Akın, şöyle devam ediyor:

“Demirci Kawa’nın mağrurluğu beni etkilemişti. O kocaman vücudun demirle yumuşadığını hissetmiştim. Dikkat ederseniz demirle uğraşanların birçoğu iri yarıdır. Ama aslında demirciler çok naiftir. İçlerinde bir çocuğun yaşadığı narin insanlardır. Çünkü çok sert bir malzemeyi işlerler. Ve her işlediklerinde kimisi öfkesini atar. Kimisi de duygularını aktarır. Öfkesini aktaran demirden sadece geçimini sağlar. Duygularını aktaran ise sanat yapar, Ben sanat yapanla evlendim. Biz, demire duygularımızı aktarıyoruz. Demirin bizde tanrısal bir karşılığı var. Demiri ateşte eritiyorum. O da aşkla, saygıyla eğiliyor karşımda.”

‘BİZ DEĞİŞTİRMEYİ SEVERİZ’

‘Demirciler iri yarıdır ama çok naiftir’

“Erkekler bizimle mücadele etmek yerine birlikte yürümeyi tercih etsinler. Ben eşimle beraber yürümekten mutluluk duyuyorum.’’ diyen Akın, ‘Hedeflerim arasında Avrupa’ya çıkabilmek var. Kendimi sadece Türkiye’yle sınırlandırmak istemiyorum. Ama burada biraz daha kalıp sesimi duyurarak daha fazla kadına cesaret vermek istiyorum. Kadınların ev kadınlığı dışındaki mesleklere de dokunması beklentisindeyim. Kadın, dokunuşlarıyla var etmesini, yaratmayı seven bir canlı. Biz değiştirmeyi severiz, duramayız yerimizde. Büyük bir akarsu, yıkarak geçer. Ama bir çay, şekil vere vere gelir. İşte biz küçük bir çay gibiyiz. Yıkmadan, doğanın şeklini alırız.” diyor.

Akın’ın kadınlara bir de mesajı var:

“Biz kadınlar kendimiz olduğumuzda ülkemizi özgürleştiririz. Emin olun. ‘ben ne olurum’ değil de ‘ben varım’ dediğimiz zaman ekonomi değişir, hayat değişir, gülüşler değişir… Biz, dokunduğumuz yeri güzelleştiriyoruz. Övgü tabiatımızdadır. Biz değiliz asıl olan, tabiatımızdır.’”