Pervin Buldan: Kadınları korumak için S-400'e gerek yok

Kadına yönelik şiddete dikkat çeken HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, hükümeti eleştirdi. Ülkede kadınları korumaya yönelik uygulamaların olmadığını söyleyen Buldan, "Bu ülkede kadınların, çocukların ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardır. Bir toplumu ayakta tutacak ve koruyacak olan güç silah değildir" dedi.
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan (ortadaki)

DUVAR – HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Parlamento Kadın Grubu’nda konuştu. Buldan, “Kadınlara yönelik işlenen her suçta, bu suçlar nedeniyle kurulan her mahkemede ve bu mahkemelerin kararlarında, medyanın bu suçları yansıtırken kullandığı dilde bu eril dayanışmayı ve erkek failler için örülen koruma zırhını çok net olarak görmekteyiz. Çünkü kadınlar onların iktidarını, statükosunu ve kurulu erkek düzenlerini sarsıyor. Bu yüzden kadınlardan korkuyorlar” ifadelerini kullandı.

Ülkedeki kadın cinayetlerine, tacizlere ve cinsel istismarlara değinen Buldan, Şule Çet ve Rabia Naz Vatan’ın öldürülmesine dikkat çekti. Buldan, “Geçen hafta Şule Çet davası vardı ve hepimiz bunu çok yakından takip ettik. Dosyadaki otopsi bulguları, sanık ifadeleri ve olay yeri inceleme raporları olayın çok açık bir cinayet olduğunu göstermesine rağmen intihar denilerek olayın üzeri kapatılmak istendi. Tıpkı Rabia Naz cinayeti gibi. Rabia Naz cinayetinin araştırılması için grubumuzun Meclis’e verdiği önerge AKP çoğunluğuyla reddedildiğine hepimiz tanık olduk. Görüyorsunuz; yargı da Meclis de cinayetlerin üzerini kapatmak için uğraşıyor. Ama kadınlar olarak bu cinayetlerin üzerinin örtülmesine asla izin vermeyeceğiz. Buradan ifade etmek isterim ki biz bu davaların takipçisi ve onların sesi olmaya devam edeceğiz. Katilleri ve arkasındakileri teşhir etmeye, kadınların hakkını güçlü bir şekilde savunmaya devam edeceğiz. Çünkü bu davalar tüm kadınların ortak davasıdır. Failler ne kravatıyla, ne şeytana uymasıyla, ne de kendisine kol kanat geren erkek-devlet-yargı anlayışıyla işledikleri suçlardan muaf tutulacaktır” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması zorunluluğunu hatırlatan Buldan, “Hükümete buradan önemle şu çağrıyı yapıyoruz: İmzacısı olduğunuz İstanbul sözleşmesi gereği kadına yönelik şiddetin önlenmesini, soruşturulmasını, cezalandırılmasını ve tazmin edilmesini sağlamak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri şartsız ve mazeretsiz uygulamak zorundasınız” ifadelerini kullandı.

Buldan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

MARDİN’DEKİ KAYYIMIN REZALETİ: Çok yakın zamanda özellikle bölgede kamu görevlilerinin organize bir şekilde kadına yönelik taciz ve tecavüze dâhil oldukları kamuoyuna yansıdı. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde kayyımın görevlendirdiği Mardin Kent A.Ş Müdürü’nün belediyeye iş başvurusunda bulunan kadınlara yaptığı tekliflerin ses kayıtları ortaya çıktı. AKP’nin gönül belediyeciliğinin yansıması Mardin’deki kayyımın rezaletidir. Kadınların yoksulluğundan faydalanmaya çalışan bu alçak zihniyeti ve arkasındakileri tüm kamuoyu tanımalıdır. Aynı anlayış Bingöl’de de ortaya çıktı. Kadınları fuhuşa zorlayan bir çetenin üyeleri arasında, uzman çavuş, korucu, AKP üyesi olan ve kamu kuruluşlarında görev yapan kişilerin bulunduğu yapılan operasyonla ortaya çıktı. Bu çetenin faaliyetleri 2016’dan bu yana bilinmesine rağmen ne yazık ki göz yumuldu. Yine Dersim’de Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanı’nın bazı kadın öğrencileri tehdit ederek üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı fuhuşa zorladığını dehşetle öğrendik. Bir eğitim kurumunda yaşanan bu rezaletler karşısında kadınların bunlara karşı ses çıkarması gerektiğini ifade etmek isteriz. Kim bunlar? İktidarın atadığı kadrolar. Çok açık ve net bir şekilde buradan ifade etmek isterim ki gayet organize bir şekilde Kürt kadınların kamu görevlileri eliyle fuhuşa zorlanması suçunun ortağı ve hatta faili devlet adına hareket edenlerdir, kamu görevlileridir. Güçlerini de iktidardan alıyorlar. Özellikle son 40 yıldır çatışmalı ortamla birlikte devlet gücünü arkasına alan sayısız düzeyde güvenlik ve kamu görevlisi özellikle Kürt kadınlarına karşı sayısız suç işlemiştir. Bu suçların her defasında cezasız bırakılması bu çete faaliyetlerinin devamını da ne yazık ki sağlamıştır.

ARAŞTIRMALARI AKP ENGELLEDİ: Mardin, Bingöl ve Dersim’deki taciz, cinsel saldırının Meclis tarafından araştırılmasını istedik, arkadaşlarımız Genel Kurul’a önerge indirdi ve yine AKP çoğunluğuyla önergemiz reddedildi. Taciz ve cinsel saldırıların Meclis tarafından araştırılmasını engelleyen zihniyetle bu rezaleti yapan zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. İşte bunların güçlerini nereden aldıkları bir kez daha görülmüş oldu.

BİREYSEL SİLAHLANMA ÖNLENMELİDİR: Bu ülkede kadınların, çocukların ve hiçbir bireyin korunmak için ne S-400’lere, ne F-35’lere ihtiyacı vardır. Bir toplumu ayakta tutacak ve koruyacak olan güç silah değildir. Toplumu koruyacak olan; barıştır, gerçek adalettir, gerçek demokrasidir, özgürlüklerdir, bireysel silahlanmanın önlenmesidir. Eşitlik ilkesidir. Kadınların ve toplumun bütün kesimlerinin yaşamlarının hukuk yoluyla güvence altına alınmasıdır. Bunu çok iyi biliyoruz ve bu temel ilkelerin hayata geçirilmesi adına sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Onların baskıcı erkek sistemi varsa biz kadınların da onurlu direnişi var. Kadının iradesini asla teslim alamayacaklar. Kadınlar canı pahasına da olsa bu erkek sistemin kölesi olmayı reddeceklerdir. Kadın, yaşamın her alanında kendi özgür iradesiyle dimdik ayakta olmaya devam edecektir.

YERLERDE SÜRÜNEN ANNELER OLDU: Bu ülkeyi 17 yıldır yöneten AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan G-20 Zirvesi için gittiği Japonya’da “Kadınlara ilişkin sorunların çözümü daima önceliklerim arasında yer aldı” diyor. Japonya’da bu sözleri sarf ederken Türkiye’de ise kadınlar öldürülmeye devam etti. Buradan Sayın Erdoğan’a soruyoruz; kadına yönelik hassasiyetiniz bu mudur? Sizin donattığınız imkânlarla kadınlara saldıran, en aşağılık uygulamaları dayatan bu kişiler ve bu kişilerin çete örgütlenmeleri ile ilgili hassasiyetiniz nedir acaba? Açlık grevi ve ölüm oruçları sırasında beyaz tülbentli anneler polislerin saldırısına uğradı, yerlerde sürüklendiler, itilip, kakıldılar, coplandılar. Hassasiyetiniz bu mudur? Kadınlara dair öncelikleriniz bu mudur? Yerlerde sürünen sizin insanlığınız oldu. Ama o anneler ise insanlık onurunun bayrağını yükselttiler. Tüm kadınların onur abidesi oldular. Buradan bütün annelerimizin ellerinden ve yüreklerinden öpüyorum bir kez daha. (HABER MERKEZİ)