Kadınlar Müzeyyen Boylu için toplandı

Diyarbakır’da kocası tarafından öldürülen Müzeyyen Boylu, kadın örgütleri tarafından vurulduğu yerde anıldı. Kadın örgütleri adına ortak açıklamayı okuyan Rosa Kadın Derneği sözcüsü Adalet Kaya, kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurgulayarak davanın takipçisi olacaklarını söyledi.
.

DİYARBAKIR- Diyarbakır’da kocası tarafından öldürülen Müzeyyen Boylu, kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından vurulduğu yerde anıldı. Tevgera Jinen Azad, Rosa Kadın Derneği, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Komisyonu ve Kadın Merkezi, İnsan Hakları Derneği, TMMOB, ÖHD, Hak İnsiyatifi, SES, Tabipler Odası, HDP Kadın Meclisi, TİHV, DBP Kadın Meclisi, DİKASSUM, Kesk Şubeler Platformu, Batman Barosu Kadın Merkezi, Kardelen Kadın Danışmanlık Merkezi, DER MEZ, SHUDER, Pir Sultan Abdal Derneği,, DKAP, Sosyalist Kadın Platformu, Müzeyyen Boylu’nun vurulduğu sokakta bir araya geldi. Kadına yönelik şiddeti eleştiren pankartlar taşıyan kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” (Kadın, yaşam, özgürlük) şeklinde slogan attılar.

Rosa Kadın Derneği sözcüsü Adalet Kaya, kadın örgütleri adına ortak açıklamayı okudu. Müzeyyen Boylu’nun vurulduğu 19 Mayıs’ta Türkiye’nin farklı şehirlerinde iki kadının daha öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, “Hepimiz üzgünüz ama yas tutmuyoruz. Öfkeliyiz” denildi.

AYNI GÜN İKİ KADIN DAHA VURULDU

Müzeyyen Boylu’nun avukat olmasının yanı sıra bir kadın hakları savunucusu olduğu vurgulanırken, “Bir erkekten boşanmaya çalışırken öldürülen yüzlerce kadından biri oldu. Koruma kararı olmasına rağmen korunmayan ve öldürülen yüzlerce kadından biri maalesef. Bütün bunlar net olarak göstermektedir ki; erkeği koruyan, güçlendiren, kadına şiddeti meşru kılan yasa uygulayıcıları  ve bu eril devlettir aslında Müzeyyen Boylu’yu katleden. İki yıl boyunca boşanmaya çalışan ve koruma kararının varlığı ile şiddet gördüğü tespitli olan bir erkekten korunmayan Müzeyyen Boylu’nun katili, yasaları ve Türkiye’nin imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’ninin konuyla ilgili net olan hükümlerini uygulamayan yasa uygulayıcıları ve onların politik yönlendiricileridir. Türkiye imza koyduğu uluslararası sözleşmeleri bir kere daha ihlal etmiştir ve yasaları uygulamamıştır. Bu nedenle bir kere daha diyoruz ki kadın cinayetleri politiktir!” denildi.

‘KADINA ŞİDDETİ REDDEDİYORUZ’

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Kadına yönelik şiddetin her türünün toplumun tüm kesimlerine empoze edilmesi bir iktidar politikası olarak ısrarla sürdürülmektedir. Devletin bütün eril yöntemlerle kadına yönelik şiddeti normalleştirip  kendi yarattıkları medya aracılığı ile cinsiyetçi bir  şiddet dili kullanarak yaşanan bu kadın kıyımını meşrulaştırmanın her türlü yöntemini uygulamaya koymuştur.

.

Diyarbakır’da gün ortasında, en işlek caddelerden birinde bir kadın öldürülüyor! Bizden beklenen tepkisiz kalmamız, hemen ardından gündelik yaşamlarımıza devam etmemizdir. Bu bir toplumsal trajedidir, çürümedir. Biz kadınlar kabul ettirilmeye çalışılan ‘kadının şiddet görmesi, öldürülmesi normaldir’ anlayışını reddediyoruz. Savaş ve şiddet politikaları sonucunda ortaya çıkan kültürel soykırım ve toplumsal tahribat sonucunda da şiddet coğrafyamızda her geçen gün artmaktadır. Şiddet sınırsız bir şekilde yaşamın her alanında evde, sokakta, iş yerinde, okulda… kadına yönelmekte ve bu durum normalleştirilmektedir. Son dönemde kadın katliamları istatistiksel bir veriye dönüşmüş, toplumsal açıdan normalleştirilip kanıksatılmıştır. Kadınlar en yakınları tarafında öldürülmekte ve bu da toplumsal açıdan erkek ve devlet sisteminin yaygınlaştırdığı anlayışla hak görülmektedir.

Biz kadın hakları savunucuları, kadın örgütleri ve kadın meclisleri olarak; kadın özgürlük hareketinin mirasçıları olarak; yüzyıllardır süren kadın kıyımı ile mücadele etmiş ve hatta bu uğurda yaşamını feda etmiş tüm kadınların kazanımlarını sahiplenerek Müzeyyen Boylu’nun katledilmesinin üzüntüsü ile davanın takipçisi olacağımızı ve vahşice bu cinayeti işleyen erkeğin en ağır ceza ile cezalandırılması için mücadele edeceğimizi belirtiyoruz.

Biz kadınlar, kadına yönelik şiddetin erkek-devlet politikaları ile her geçen gün normalleştirilip, yaygınlaştırılmasının karşısında; toplumsal ve hukuksal açıdan tüm alanlarda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Tüm bu anlayışları değiştirip dönüştürene kadar;  yasaların ve uluslararası sözleşme hükümlerinin tam olarak kadını koruyacak bir değişim, dönüşüm ve uygulamaya geçene kadar mücadelemizi yükselteceğiz. Jİn Jiyan Azadi!!” (DUVAR)