İlke Özyüksel: Pentatlon da tıpkı hayat hikayem gibi zorlu

İlke Özyüksel, Modern Pentatlon Dünya Kupası'nda gümüş madalya elde etti. Pentatlonu kendi hayat hikayesine benzettiğini söyleyen Özyüksel, “Doğduğumdan beri hayata karşı mücadele içindeyim. Branşımın hikayesi de mücadeleye dayandığı için aralarında ilişki kurabiliyorum” diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Doğduğu günden bu yana hayatla olan mücadelesinden hiç vazgeçmemiş modern pentatloncu İlke Özyüksel. Dünyaya gözlerini açtıktan sadece iki hafta sonra ölümcül bir damar hastalığına yakalanıyor ve kanser tanısı konuyor. İlke, ABD’den üç günlüğüne konferans için gelen bir doktorun onu fark etmesiyle ölümün kıyısından dönüyor. Doktor, lazer tedaviyle iyileştiriyor İlke’yi. Tesadüf eseri kurtuluyor ve hayata tüm gücüyle tutunuyor İlke. İşte tam da bu sebepten pentatlonu kendi hayat hikayesine benzetiyor. Aynı gün içinde atıcılık, epe eskrim, serbest stil yüzme, binicilik ve 3 km. koşudan oluşan 5 yarışı içeren spor mücadelesi olan modern pentatlon, Türkiye’deki ilklerini İlke sayesinde yaşıyor. Destek ve sponsorluk bakımından çok zor dönemler geçirdiğini söyleyen sporcu, “Antrenman yapacak antrenör bulamadım. Çünkü modern pentatlonu bilen antrenör yoktu” diyor. Modern pentatlonda olimpiyata giden ilk sporcu Özyüksel, en son Modern Pentatlon Dünya Kupası’nda gümüş madalya elde etti. Milli sporcuyla pentatlonun inceliklerini konuştuk.

İlke Özyüksel

Modern pentatlon nasıl doğmuş?

penta=5 (Latince) olduğu bilgisinden sonra modern pentatlon için modern beşli demek mümkün. Bu spor, 1912’den beri olimpiyatlarda yer alıyor. Napolyon’un ordusunda bir mesaj iletmek için görevlendirilen askerin yolda bütün becerilerini seferber etmesi ve mesajı iletmek için atla çıktığı yolda silahı ve kılıcı ile savaşarak kendini savunması, yüzerek gölleri geçmesi ve koşarak yoluna devam etmesini anlatır.

Bu sporla tanışma hikayenizi bizimle paylaşır mısınız?

Yüzme branşı ile uğraşıyordum. Kulübün pentatlon bölümü açması ve bizi yarışlara sokması ile bu branşla tanışmış oldum.

Bir röportajınızda “Benim hayatım da doğduğumdan beri pentatlon gibiydi” demişsiniz. Bu spor dalında kendi hayatınızla nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Doğduğumdan beri hayata karşı mücadele içindeyim. Branşımın hikayesi de mücadeleye dayandığı için aralarında ilişki kurabiliyorum.

‘BİZİM BRANŞIMIZIN YAŞI VERİMLİ’

Sadece bir değil tam 5 branşa hakimiyet gerektiren bu spor dalı size neden cazip geldi?

Beni sıkmaması en büyük etken. Hem çok eğlenceli hem de çeşitli… Tek bir branş ile uğraşanların sporculuk yılları erken bitiyor. Bizim branşımızın yaşı verimli. Bir şekilde 40’a kadar ulaşabiliyor. Sanırım bana bu yüzden cazip geldi.

Mutlaka bütünlük gerektiren bir spor dalı. Ancak sizin kendinizi içinde daha avantajlı bulduğunuz bir dal var mı?

Evet var. Koşu ve atıştan oluşan son müsabaka. Kombinasyon. Koşuda çok iyiyim ve bu da bana avantaj sağlıyor.

Kadın pentatloncular bu dalda ilk kez 2000 Yaz Olimpiyatları’nda yarışmışlar. Siz de bu branşın başarılı kadın temsilcilerindensiniz. Türkiye’de bu spor dalına birçok dala olduğu gibi ataerkil bakıldığı görüşüne katılır mısınız?

Aslına bakarsanız katılmıyorum. Çünkü Türkiye’de Modern Pentatlon Federasyonu 2001 yılında kuruldu ve çok yeniydi. Benden önce sporcu bir jenerasyon vardı ama hem federasyonun yeni açılması hem de Türkiye’de pentatlon antrenörü bulunmaması nedeniyle başarı yakalayamadılar maalesef. Türkiye adına elle tutulur ilk başarıları bir kadın olarak ben aldığım ve almaya devam ettiğim için sanırım ataerkillik bakımından bir problem yaşamadım.

‘DÜNYA ŞAMPİYONU OLDUĞUMA İNANMIYORLAR’

Peki bu sporda bir kadın olarak var olmanın size nasıl dönüşleri oluyor?

Bana bakıp bu kadar zor bir branşı yaptığıma ve hatta Dünya Şampiyonu olduğuma pek inanmıyorlar. Sonrasında araştırıyor bazıları, şaşırıp tebrik ediyorlar genelde. Sonrasında sohbet ediyoruz.

Modern pentatlon fiziksel, zihinsel ve entelektüel yönleriyle bütünleyici bir spor. Nasıl bir disiplin gerektiriyor?

Hayatım tamamen plan ve düzen içinde. Modern pentatlonda başarı için düzenli ve disiplinli çalışma gerekliliği kadar yaşamınızı da içine almanız ve buna göre şekillendirmeniz gerekir.

‘SPONSORLARA İHTİYACIMIZ VAR’

Bu spor dalı maddi manevi birçok destek gerektiriyor olsa gerek. Yaşamınızı Ankara’da sürdürüyorsunuz. Bunun için yeterince imkan var mı?

Kesinlikle. Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız, Federasyonumuz, Milli Olimpiyat Komitemiz maddi manevi ellerinden gelen bütün desteği gösteriyor. Antrenmanlarım Ankara’nın çeşitli yerlerinde gerçekleşiyor. Çoğunlukla Eryaman Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi’nde antrene oluyorum. Merkezimizdeki bütün ekip gerçekten en iyi performansı sergilememiz için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bunların dışında tabii ki sponsorlara ve başarımızı paylaşabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var. Türkiye adına bayrağımızı dalgalandırmak için çok çaba sarf ediyoruz ve bizimle birlikte bu yolda yürüyecek başarımızı paylaşacak insanlar arıyoruz.

‘KENDİ BRANŞLARINA GEÇMEM İÇİN ISRAR ETTİLER’

“Pentatlona çevrenin bakışı nedeniyle çok hayal kırıklığı yaşadım” demişsiniz. Bu hayal kırıklıklarını bizimle paylaşır mısınız?

Destek ve sponsor bakımından çok zor dönemler yaşadım. Antrenman yapacak antrenör bulamadım. Çünkü modern pentatlonu bilen antrenör yoktu. Hep branş antrenörleriyle çalışmak zorunda kaldım. Onlarda kendi branşlarına geçmem için ısrar ettiler ve sonrasında benimle çalışmayı bıraktılar.

Sonrasında bu sorunlar nasıl çözüldü?

Spor Bakanlığı’nın bu durumu fark etmesi ve benim için özel bir proje oluşturarak Macaristan’a göndermesi ve devamındaki desteklerle bu sorun çözüldü.

‘BİLİNMEYEN BİR ŞEYİ BAŞARMAK’

Olimpiyatlarda yarışan ilk Türk sporcu oldunuz. İlk olmanın sizdeki sorumluluğunu nasıl ifade edersiniz?

Sanırım dünyanın en zor şeylerinden biri derdim. Hiç bilinmeyen bir şeyi başarmak ve en iyisini yapmak istiyorsunuz. Ve öncü olabilecek kimse yok…

.

‘BAŞARI TEK KİŞİLİK DEĞİLDİR’

Bir hikayenizde annenizin size çok hastayken “İlke unutma onların en iyi koşusu senin en kötü koşun” cümlesiyle dünyanızın değiştiğini ifade ettiniz. Bu bağlamda yakaladığınız başarı sonucu aile desteğinin sporculara yansımasıyla ilgili neler söylersiniz?

Başarı tek kişilik değildir. Ekip işidir. Bu zaten bilindik bir şey. Ama ailesi desteklemeyen, onunla emek verip çaba harcamayan, sevinip üzülmeyen hiç bir sporcu başarıyı yakalayamaz. Yakalasa da devam ettiremez.

‘DÜNYADA İSMİMİZİ DUYURMAYA BAŞLADIK BİLE’

Bu spor Türkiye’de dünyaya göre nerede?

Federasyonumuz açılış ve gelişim açısından diğer dünya ülkelerine göre çok yeni sayılır. Ve Türkiye’nin henüz kendine ait normları yok. Şu an gelişmekte. Dünyada isminin bilindiği bir ülke olmaya başladı bile.

Önümüzdeki hedeflerinizi bizimle paylaşır mısınız?

2020 Tokyo Olimpiyatları için kotayı almak ve altın madalyaya kilitlenmek istiyorum. Sonraki hedeflerim de toplamda minimum 4 olmak üzere olabildiğince olimpiyata katılıp madalya için yarışmak olacak.