Mihri'nin ayrılmaz iki yolu: Sanat ve Kadın

‘Sanatçının yolu yürüdükçe uzar gider’ diyor Mihri. Mihri diyorum çünkü adının sonuna eklenen öyle çok isim var ki. Rasim, Müşfik, Virzi... Bir de önüne eklenen prenses. Yolu Roma'ya, Paris'e, New York'a düşer. Portreler yapıp para kazanır, evlenir, boşanır. İsminin sonundaki isimler değişir, ülkeler, şehirler değişir. Bir tek şey değişmez Mihri'nin hayatında. O, Türkiye topraklarında doğmuş tuvalin arkasındaki ilk kadındır. Ve daha nice kadın belki de onun çabaları sayesinde oradadır.

Cennet Sepetci  csepetci@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Fakültede bir ders, Çağdaş Türk Sanatı Tarihi…
Dialardan dijitale güç bela aktarılmış görseller, karanlık bir amfi, perdede bir otoportre. Mihri Müşfik. Altında 3 madde bilgi.
Türkiye’nin en önemli kadın ressamlarındandır.
İnas Sanayi-i Nefise mektebinin kurucularındandır.
Zonaro’dan eğitim almıştır.

Bir sonraki slayta geçiniz sesi. Geçmeyiniz, burada bir durunuz…

İDEALİNİN PEŞİNDE KOŞTU

‘Sanatçının yolu yürüdükçe uzar gider’ diyor Mihri. Mihri diyorum çünkü adının sonuna eklenen öyle çok isim var ki. Rasim, Müşfik, Virzi… Bir de önüne eklenen prenses.

‘ABD’ye para kazanmak ümidiyle sefalet içerisinde gelmiş bir göçmen değilim. İdealimin peşinden koştuğum için buraya geldim. Herkes gibi yeteneklerimi kanıtlamak istedim.’

Kadıköy’de bir konakta başlayıp ailevi konumunun da yardımıyla saray ressamı Zonaro’dan resim dersleri alır Mihri. Yolu Roma’ya, Paris’e, New York’a düşer. Portreler yapıp para kazanır, evlenir, boşanır. İsminin sonundaki isimler değişir. Ülkeler, şehirler değişir. Bir tek şey değişmez Mihri’nin hayatında. O, Türkiye topraklarında doğmuş tuvalin arkasındaki ilk kadındır. Ve daha nice kadın belki de onun çabaları sayesinde oradadır.

YIL 1914, KADINLARA NÜ MODEL

Yıl 1914. İnas Sanayi-i Nefise mektebi eğitime başlar. Türkiye’de kadın ve sanat eğitimi kelimelerinin belki de ilk kez kurumsal olarak yan yana geldiği okulun açılışında Mihri’nin payını Malik Aksel’in anılarından öğreniyoruz.

‘Birgün Mihri hanım doğruca Maarif Nazırı Şükrü Bey’in huzuruna çıkarak: … Bugün her yerde musavat ve adaletten söz ediliyor. Fakat İnas (kız) Sanayi-i Nefise mektebi nerede? Hep yapılanlar erkekler için.’

Kurumun bir süre müdürlüğünü de yapan Mihri hem kadınların sanat eğitimi almalarının önünü açar hem de bu eğitimi erkeklerle aynı standartlarda almalarını sağlar. Nü modelleri vardır kadınların ve açık havada çizebilirler desenlerini.

Burada bir es verip yine fakülteyi hatırlıyorum. Her dönem başında Nü model artık kaldırılacak her dönem sonunda da artık bölüm kapatılacak laflarının dilden dile dolaştığı, modelin önemi anlaşılmadığından ya da kabullenilmediğinden saatlerinin yok denilebilecek kadar azaltıldığı, bu yüzden anatominin neredeyse kitaplardan, görsellerden öğrenildiği fakülteyi. Ve tekrar etmekte fayda görüyorum. Yıl 1914 İnas Sanayi-i Nefise mektebinde kadınlar modelle anatomi, desen çalışma hürriyetini elde ettiler.

100 YILLIK ŞAŞKINLIK

Yıl 1918. Şişli’de yaşıyor o yıllarda Mihri. Evinde 10 gün süren bir sergi açıyor. Serginin bitiminden hemen sonra bir yazı yayımlanıyor.

‘…Yalnız dikkate şayan gördüğümüz bir noktaya işaret etmek istiyoruz. Sergiyi ziyaret eden herkes hemen umumiyetle bütün takdirlerden evvel hayretini söylüyor: Bizde bir kadın sanatkarın hususi ve sırf şahsi teşebbüsleriyle memleketimizin en fazla yabancı olduğu bu sahada bu kadar muvaffakiyet bütün tasavvurların fevkinde ve harikuladelik gösteriyor.’

Yıl 2019. Sergileri ziyaret eden hemen herkes hâlâ hayret içinde ve hâlâ iki ayrı kalıp var. ‘Ressam’ ve ‘Kadın Ressam’. ‘Sanatçı’ ve ‘Kadın Sanatçı’. ‘Politikacı’ ve ‘Kadın Politikacı.’

TÜRKİYE’NİN İLK MASK ÇALIŞMASI

19 Ağustos 1915. Tevfik Fikret’in öldüğü gün. O gün yine bir ilk yaşanıyor bu topraklarda. Rıza Tevfik Bölükbaşı’dan öğreniyoruz bunu da.

“Sabah olunca cenazeyi yıkayıp tekfin edecek olan adamlar gelmiş, aşağıdaki odada bekliyorlardı. O esnada, sıkı sıkı siyah bir çarşafa bürünmüş ve yüzünü de kalın bir peçe ile örtmüş ufak tefek bir hanım gelmiş, mutlaka beni görmek istiyormuş, yukarı çıkardılar.

Rasim Paşa’nın ikinci kızı şöhretli ve kabiliyetli ressam ve Heykeltıraş Mihri Hanım imiş. Ağlaya ağlaya benden rica etti, Fikret’in çehresinin maskesini ve sağ elinin kalıbını almak istedi…”

2004 yapımı Modigliani filmi geliyor hemen aklıma. Ölüm sahnesi. Sanatçı dostlarının toplanıp Modigliani’nin kalıbını aldıkları sahne… İzleyenler hatırlayacaktır malum sahneyi. Fikret’e ya da Mihri’ye dair bir sahne, bir anı, bir yerlerde okunmuş ya da birilerinden duyulmuş iki satır bilgi gelmiyor aklıma, şaşırıyorum da gelmeyişine. İlkmiş çünkü Mihri’nin o gün Fikret’in eli ve yüzünden aldığı kalıp ama fakültedeki üç maddenin arasına girmeye layık görülmemiş.

***

21.06.1938 tarihli bir gazete haberi. The New York Times.

Günün Etkinlikleri

Salı Öğle Yemeği ve Konuşma Kulübü Hotel Wellington, 12:30, “Türk Kadının Kurtuluşu”, Rasim Paşa’nın kızı Mihri Hanım

Mihri’nin 1932 yılına dönüyoruz bu kez. İtalyan asıllı bir müzisyenle evlenir o yıl. Central Park civarında kiraladığı stüdyolarında çalışmalarına ve sanat dersleri vermeye devam eder. Bir taraftan da kadın hakları dernekleriyle çalışmalar yürütür. Cumhuriyetin gelişimine dair konuşmalar yapıp etkinlikler düzenler. Hep yürüdüğü yol iki kolludur onun; Sanat ve Kadın. Ve bu iki kol birbirinden hiç ayrılmaz.

Gittiği son yol, kaldığı son şehir olur New York. Şimdilerde Galata‘da ve bir süre daha da orada, üç-beş madde ile yetinmek istemeyenleri kabul ediyor huzuruna.