Doğum için ya 20 bin lira ya 10 kişilik oda!

Özel hastanelerde “Doğum Paketi” diye adlandırılan bir fiyatlandırma biçimi uygulanıyor. Normal doğum ve sezaryen doğum fiyatları 15 ila 20 bin lira arasında fiyatlar değişiyor. Devlet hastanelerinde ise yoğunluktan dolayı kadınların doğum sonrasında saatlerce odaya çıkmak üzere bekletildiği ve aynı odada 10’un üzerinde kadının kaldığı tecrübeleri anlatılıyor.

Filiz Gazi  

Kendimi hep doğum masasının üzerinde, her şey olup bittikten sonra dirseklerime dayanmış doğrulurken hayal ederdim. Çektiğim dayanılmaz acıdan rengi uçmuş makyajsız yüzümde ışıltılı bir gülümseme olurdu. Belime kadar dökülen saçlarımla, kıpır kıpır, minicik, ilk yavruma uzanır ve adı neyse onu söylerdim. (Sylvıa Plath, Sırça Fanus)

DUVAR – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan doğum istatistiklerine göre canlı doğan bebek sayısı 2016 yılında 1 milyon 311 bin 895 iken 2017 yılında 1 milyon 291 bin 55 olmuş. Bebeklerin yüzde 17,9’u İstanbul, yüzde 5,8’i Ankara, yüzde 5’i Şanlıurfa ve yüzde 4,1’i İzmir’de doğmuş.

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre; 2002 yılında %21 olan sezaryen doğum oranı 2014 yılında % 51, 2015 ve 2016 yıllarında ise %53 olmuş. Bu bilgi her iki bebekten birinin sezaryenle doğduğunu anlatıyor.

Türkiye’de bir kadının doğum sürecinde ve loğusa döneminde yaşadıkları sınıfsal durumuna göre değişiyor mu? Sağlık sektöründeki özelleştirme kadın sağlığını nasıl etkiliyor? Gazete Duvar olarak doğum ve doğum sonrası yaşananları not etmeye çalıştık.

‘NORMAL DOĞUM MU SEZARYEN MI OLACAK?’

İlk olarak özel hastanelerde “Doğum paketi” diye adlandırılan bir uygulamanın olduğunu öğreniyoruz.

Bir çok özel hastanenin BAĞ-KUR, SSK gibi devlet sosyal güvenlik kurumlarıyla anlaşması yok. Ücret olarak zikredilen rakamlar ise orta ekonomik gelirde ailenin dahi ödemekte zorlanacağı fahiş rakamlar.

Doğum ücretlerini öğrenmek için aradığımız Kadıköy’de bir özel hastane ilkin “Normal doğum mu, sezaryen mı olacak?” diye soruyor. “Buna doktor karar vermiyor mu?” diye sorduğumuzda ise şunları söylüyor: “Normal doğum için bakalım hemen. Hastane içinde bir hekim doğumu gerçekleştirirse 12 bin 330 TL. Doktor dışarıdan gelirse, sadece hastaneyi kullanmak isterseniz 5 bin 400 TL. Profesör ve doçent isterseniz 15 bin 300 TL.”

Sezaryen doğum fiyatları ise değişiyor: “Uzman hekim gerçekleştirirse 15 bin 480 TL, doktorunuz dışarıdan gelirse 8 bin 370 TL, profesör veya doçent gerçekleştirirse 18 bin 800 TL.”

Kadıköy’den sonra Nişantaşı’ndaki bir özel hastaneyi arıyoruz. “Hastanemizde geçerli olan özel sigortanız var mıydı?” diye soruyor “Hayır” diyorum. “Devlet kurumlarına bağlı sigortalar geçmiyor” diyor. “Önemli değil” diyorum. “Hepsi dahil” diye anlatılan paket programını anlatıyor telefondaki ses: “Doktor hastanemizden olursa 17 bin 800 TL, epidrol normal (Ağrısız doğum) olursa 19 bin 100 TL, sezaryen olursa 20 bin 200 TL, epidrol sezaryen olursa 20 bin 450 TL. Normal doğumda 2 gece, sezaryenda 3 gece kalabiliyorsunuz.”

Paket program nedir dediğimde ise şu yanıtı alıyorum: “Örnek veriyorum ameliyathane ücreti, doğumhaneye hazırlama, doğum için yapılan kan testleri, iki günlük oda ücreti, iki günlük refakatçi kalışı, hemşire tarafından verilen emzirme eğitimi, konuklara loğusa şerbeti ikramı, anne ve babaya özel kutlama yemeği dahildir. Rutin kan testleri, Hepatit aşısı, ilk işitme testi, içerisinde bebek ve anne için bakım ürünleri bulunan bebek çantası…” diye devam ediyor konuşma.

‘ÖZEL ODADAKİ KANEPEYE HASTA ALMIŞLARDI’

Özel hastanelerde durum böyle olunca devlet hastanesinde doğum yapan kadınlara soruyoruz.

Öğrenmen olup, beş ay önce İstanbul’da bir devlet hastanesinde doğum yapan, 35 yaşında, ismini Esra diyeceğimiz bir kadın anlatıyor:

“Tanıdığım olmasına rağmen, benim kaldığım odada dört kişi vardı. Dört de refakatçi. Sekiz kişi. Oda zaten küçücük, havasız. Refakatçilerin oturabileceği sandalye bile yoktu. Hasta yakınları bütün gece ayakta beklemişti. En iyisindeydim ben bir de. 15 kişinin kaldığı odalar var. Doğum yaptığımda, yer yok diye geri gönderilen kadınlar vardı. Doğumhanede bir tane özel oda vardı. O özel odada da hasta yatağının dışında bir tane kanepe var. En son o kanepeye hasta almışlardı.”

Esra, personelin davranışını ise şöyle anlatıyor: “Bir şey sorduğunuzda doğru düzgün cevap alamıyorsunuz. Azarlayabiliyorlar. Uzman doktor bulmak çok zor. Benim ameliyatıma intern dedikleri son sınıfta olan öğrenciler girdi. Uzmanlar ameliyata uğruyor mu? Ben baygınken bilemiyorum ama genelde hastalarla internler ilgileniyordu.”

‘DOKTORLAR, HEMŞİRELER ROBOTLAŞMIŞ GİBİ’

Esra, personelin robot gibi olduğunu ve kadınlara bu süreçte hassas davranılmadığını anlatıyor:

“Bir tane odada bebeğin kalp atışlarını dinlemek için NST’ye (Kardiyotokografi’ aleti ile yapılan bir test. F.G. ) bağlıyorlar sizi. 6 tane yatak vardı. Ben normal doğum yapmadım ama odada kıvranan kadınları gördüm. Hiç bir şey yapmıyorlar. ‘Bekliyeceğiz’ diyorlardı kadınlara. O esnada ağrıdan kadınlar bağırmaya, kıvranmaya devam ediyordu. Robotlaşmış gibi doktorlar, hemşireler. Her gün karşılaştıkları için çok normal gelebilir onlara ama doğum çok özel olmalı. Zor bir süreç çünkü.”

Esra doğum yaptığı hastanenin doğumhanesinin bodrum katta olduğunu söylüyor. “Yeni bina yapıldığı için hiç bakılmamış. Kötü durumdaydı” diyor. Esra’nın bahsettiği hastane halen taşınmadığı için doğumhanesi bodrum katında.

İstanbul’da, başka bir hastanede doğum yapan ismini Çiğdem diyeceğimiz bir kadın anlatıyor:

“Benim doğum yaptığım dönemde dört Suriyeli genç kız vardı. Suriyeli olan kadınların yaşının da çok küçük olduğunu düşünüyorum ben. Çok üzülmüştüm onlar için. Tercüman yoktu ve onlara daha kötü davranıyor hastane personeli. Türkçeyi az buçuk bilen bir kız vardı. O da Suriyeli. Kendi de yeni doğum yapmıştı. Bütün gün tercüme etsin diye ondan yardım istemişlerdi. O kız hepsine yardımcı oluyordu.”

İstanbul’da bir devlet hastanesinin kadın- doğum bölümüne gittiğimizde odalarda 10’un üzerinde kadının kaldığını görüyoruz. Yataklar perdeyle ayrılıyor. Hasta yatakları, pusetler, refakatçi sandalyeleri her şey iç içe. Bebekler de bu kalabalıkta dünyaya merhaba diyor.

‘DOĞUM YAPTIKTAN SONRA DÖRT KADIN SAATLERCE SEDYEDEYDİK’

Kendisinin de bir sağlık çalışanı olduğunu belirten, “buna rağmen” diyen, yeni doğum yapmış bu odalardan birinde yatmakta olan bir kadın anlatıyor:

“Ben normal doğum yaptım. Doğum odasında beş kişi bekliyorduk. Perde de yoktu arada. Doğum açıklığı yeterli olanı çatala çıkartıyorlar. Doğum yaptıktan bir süre sonra zaten çatalda bekletiliyorsunuz. Herhangi kanama olmasın diye. Ondan sonra normalde odaya gönderiyorlar ama yatak olmadığı için biz dört kadın saatlerce sedyede bekledik. Doğumdan 16:00’da çıktım. Gece 12:00’ye kadar bekledim. 12’den sonra odaya çıkabildim.”

Öyle ki doğumdan sonra sedyede beklerken bir hemşirenin hastanedeki kalabalığı göstermek için kendilerinin fotoğrafını çektiğini anlatıyor.

Yeni doğmuş bebeğini göstererek, “Odanın haline bak” diyor bir başka kadın ve bebeğinde sarılık olduğunu söylüyor fakat hastanenin doktorlarından memnun olduğunu belirtiyor. “Para vermedik. 150 lira harcadık. Devlet karşılıyor ama yer yok” diyor.

Devlet hastanesinde çektiğimiz fotoğraflarda mahrem alanda olduğumuz için odayı bir kaç dakikalığına boş yakaladım. Bir kadın perdesini “Aman eşim görmesin” diyerek kapattı ki kalkamayacak durumdaydı. İkinci fotoğrafı “Ablam doğum yapacak. Hastane bakıyorum” diyerek çektim.

Bütün devlet hastanelerinin bu halde olmadığının notunu düşmek isterim. Gittiğimiz başka bir devlet hastanesinin ortamı çok daha iyiydi.