İsveç ve Finlandiya'da Türkiye'yle NATO mutabakatına muhalefet artıyor

İsveç ve Finlandiya'da muhalefet partileri, Türkiye'yle varılan mutabakat sonucu silah satışı yapılması ve iadesi istenen kişilerin geri gönderilmesi taleplerinin uygulanmaması için çağrıda bulundu.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'yla vardığı 10 maddelik mutabakat her iki ülke muhalefetinde de tepkiyle karşılandı, komşu ülke Norveç'ten de itiraz geldi. İsveç'te muhalefetteki Sol Parti ve Finlandiya'da Sol İttifak, Türkiye'ye silah satışı yapılmasına karşı çıktı ve iade taleplerinin uygulanmamasını istedi.

İsveç'te Sol Parti (Vanster partiet) lideri Nooshi Dadgostar, "İsveç güvenlik politikasını despot Erdoğan'ın eline bırakmanın tehlikeleri konusunda erken uyarıda bulunduk. Ancak hükümet bunun olacağını yalanladı. Şimdi kartları masaya koymalıyız. İsveç, Suriye'ye karşı yürüttüğü saldırganlık savaşında Türkiye'yi silahlandırmalı mı? Hangi rejimi eleştirenler sınır dışı edilmeli?" açıklaması yaptı.

SKP: SOSYAL DEMOKRATLAR İÇİN BÜYÜK UTANÇ

İsveç Komünist Partisi'nin (SKP) yayını Riktpunkt ise "Sosyal Demokrat bir hükümet için, bir zamanlar sığınma hakkı verilen mültecilerin iadesinden daha büyük bir utanç hayal etmek zor" yorumuna yer verdi. SKP, geçen ay NATO'ya katılma kararıyla ilgili Sosyal Demokrat Parti hükümetine tepki gösteren bir açıklama yayınlamış, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve partisinin "askeri tarafsızlık" ile ilgili kendi kongre kararlarını ihlal ettiğini savunmuştu. 

FİNLANDİYA MUHALEFETİNDEN TEPKİ

Türkiye'le varılan mutabakat, Finlandiya muhalefetinde de tepki çekti. Finlandiya'da Sol İttifak lideri eski eğitim bakanı Jussi Saramo, Twitter hesabından yayınladığı açıklamasında, söz konusu mutabakat belgesinin parlamentonun dışişleri komitesi tarafından tartışılmadığını belirterek bu nedenle “Finlandiya'yı hiçbir şeye bağlamadığını” savundu. Finlandiya ile Türkiye arasında halihazırda silah satışı olmadığını ve bunun devam etmesi gerektiğini belirten Saramo, “Silah ihracat lisansları, hükümetin oyun kurallarına göre değişmemeli. Hangi ülke olursa olsun, saldırı savaşı yürüten, insan haklarını çiğneyen bir ülkeye silah satılmamalıdır” dedi.

Finlandiya Komünist İşçi Partisi'nin (KTP) yayınında ise ülkenin NATO'yla ilişkilerini artırmasına tepki gösterildi. Açıklamada, ABD, İngiltere, İsveç, Fransa, Almanya ve Norveç'in NATO ile askeri tatbikatları hızlandırdığı belirtilerek "Brüksel'deki NATO Komuta Merkezi'ne üyelik başvurusu sunulur sunulmaz, Finlandiya hava sahasında ABD taarruz uçaklarının uçuşları başladı ve Helsinki limanlarına NATO deniz ziyaretleri yapıldı" uyarısına yer verildi. 

'STOLTENBERG KÜRTLERİ FEDA ETTİ'

NATO üyesi Norveç'te ise komşuların birliğe katılma çabalarına ve Türkiye'yle imzalanan mutabakata ülkedeki komünistlerden tepki geldi. Komünist Rodt (Kızıl Parti) lideri Bjørnar Moxnes, "NATO Başkanı Jens Stoltenberg, Kürtleri İsveç ve Finlandiya'yı ittifaka dahil etmek için feda etti. Anlaşma, Türk yönetiminin NATO'daki veto hakkını yalnızca Kürtlere karşı değil, insan haklarına yönelik ihlallerini sürdürmek için nasıl etkili bir şekilde kullandığını gösteriyor" dedi. Moxnes, İade edilmesi istenen kişilerin Türkiye'de can güvenliği riski olduğunu da savundu.

WPC: NATO, UKRAYNA'DAKİ SAVAŞI UZATMAYA KARARLI

Öte yandan, NATO zirvesine dünyanın dört bir yanındaki barış savunucuları da yaptıkları açıklamalarla tepki göstermeye devam ediyor. Madrid zirvesine karşı "Barışa evet, NATO'ya hayır" kampanyası yürüten Dünya Barış Konseyi'nden (WPC) askeri ittifakın doğuya doğru genişleme hamlelerine karşı çıkıldı.

WPC Genel Sekreteri Iraklis Tsavdaridis, "NATO, Ukrayna'daki savaşı uzatmaya kararlı" dedi. Tsavdaridis, "NATO her zaman emperyalizmin silahlı kanadı oldu, tarihi suçlar, savaşlar, darbeler, işgallerle doludur. NATO, 1991'den bu yana istikrarlı bir şekilde genişlediği Doğu Avrupa'da Rusya'yı askeri olarak daha da kuşatmak için Ukrayna'daki savaştan yararlanıyor. Son yıllarda açıkladığı 2030 ajandasıyla 'Dünya Şerifi' olma 'hırslarını' gizlemeyen NATO, gezegenin herhangi bir köşesine kısa sürede askeri olarak müdahale edebilmek için hazırlanıyor" diye konuştu.

Yalnızca geçen yıl dünya çapındaki askeri harcamaların 2 trilyon doları aştığını, bu miktarın yalnızca yüzde 5'inin dünyada açlık ve tedavi edilebilir hastalıkları ortadan kaldırmak için yeterli olabileceğine dikkat çeken Tsavdaridis, "Tüm NATO üye devletlerinin hükümetleri, saldırgan NATO politikalarından suçlu ve sorumludur. Dünya halkları NATO'dan ve Madrid zirvesinden olumlu bir şey bekleyemez. Barış ve halkların dostluğu içinde adil bir dünya ancak emperyalizm yenildiğinde kurulabilir. Tüm NATO ülkelerindeki insanları, ülkelerinin NATO'dan ayrılması ve küresel ölçekte dağılması için mücadele etmeye çağırıyoruz" açıklaması yaptı. (DIŞ HABERLER)