YAZARLAR

İşte Paramount’un satış belgeleri: Bu 'çökme' değil mi?

Sarsıcı iddiaların merkezindeki otel nasıl satıldı? İşte hisse devir vaadi sözleşmesi, yazılan çekler ve 40 milyon dolar için yapılan pazarlığın belgeleri…

Her şey ne acayip bir kelimeyle başladı: “Marinaya çöktüler! Otele çöktüler!”

Bir büfeye, otoparka veya arsaya tehditle, şantajla “çökülebileceğini” az çok kavrayabiliyoruz da milyar dolarlık marinaya, dünya yıldızlarının katıldığı görkemli törenlerle açılmış bir otele “çökmeyi”, haliyle tahayyül edemiyoruz. Edemiyoruz çünkü, hukuku koruması gerekenlerin sesini çıkarmama, hatta yağmaya beraberce katılmış olma ihtimalleri dahi insanı dehşete düşürüyor.

Senin olmayan bir otele tankla, zırhlı araçla ya da diyelim elini kolunu sallayarak nasıl girebilirsin ki? Bodrum’un göbeğine eşkıya mı indi yani?

Sorunun yanıtını tank arayarak bulamıyoruz şimdilik. Öyleyse gelin şu meşhur Paramount Hotel'in nasıl el değiştirdiğini, kafa karıştıran ilişki ağlarını bir yana bırakıp, az çok fikir verebilecek resmî belgeler üzerinden inceleyelim.

***

Olayları en baştan almayalım. Sadece “çökme” eyleminin gerçekleştiği iddia edilen yıla dönelim yeter; 2018’e….

Sedat Peker dün yayınladığı açıklamada otelin esas sahibinin Botir Rahimov (Bahtiyar İkramoğlu) olduğunu ileri sürdü. Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre ise otelin kullanım hakkına sahip Ufuk Turizm’in hisseleri 26 Ocak 2018’de, Rusya vatandaşı Andrey Radyukevich’e geçmiş. Bu kişiyi herkes Rahimov’un şoförü olarak biliyor. Tanıkların anlatımları da öyle.

8 Haziran 2018’de Orman Bakanlığı’na başvuruyor Radyukevich ve hisselerini Çekya’da kurulu Finsolvent’e devretmek için izin istiyor. Sonrasında tesadüfe bakın; Ufuk Turizm dönüyor, dolaşıyor, taşınıyor ve Rahimov’un bir başka şirketinin bulunduğu adrese gelip yerleşiyor.

Peki hisseler kaça, ne şekilde satıldı? Kimse çıkarıp bir sözleşme göstermedi şimdiye kadar. İşte aşağıdaki sözleşme, belgeler ve çek, otelin satışına dair şimdilik en somut kanıtlar.

Hisseler Çekya’daki şirkete devredildikten 20 gün sonra, Atilla Uras yaşamını yitiriyor. Bundan iki hafta sonra da Uras’ın daha önce imzaladığı “Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi”ne dayanılarak, otelin el değiştirdiği söyleniyor:

 

Sözleşmenin tarihi 5 Eylül 2017. Toplam bedel ise 70 milyon dolar. Ödeme takvimi şöyle:

5 Eylül 2017: 1 milyon dolar.

30 Eylül 2017: 19 milyon dolar.

30 Ocak 2018: 10 milyon dolar.

Sözleşmede ayrıca otel arazisinde bulunan “Villa Melissa” isimli villada, Uras ailesinin ve misafirlerinin yaşam boyu kalabileceği, otelin tüm imkanlarından ücretsiz faydalanabilecekleri de yazılı.

Burada Atilla Uras’ın mirasçılarından Yasemin Uras’ın ses getiren iddiasını hatırlayalım: “Amerika’daydım. Babam öldükten hemen sonra kardeşim panikle aradı. Cihan Ekşioğlu ve yanındakilerin tankla otele girdiğini anlattı.”

Bir görüntü, fotoğraf vs. henüz olmadığı için “iddia” düzeyinde sözler bunlar. Sahi ne otelin kiracısı, ne sahibi ne de yöneticisi olarak resmî belgelerde görünen, hisse devirlerinde adı geçmeyen Ekşioğlu; gazetecileri, savcıları, emekli paşaları davet edip bedava konaklatma yetkisini nereden buluyor? “Çökme” iddialarının başrolünde olması da buradan geliyor zaten.

Mirasçıların bir diğer iddiası; babaları ile yapılan anlaşmaya göre, 2018’de ödenmesi gereken paranın ödenmediği. Üstelik hisse satışlarını gösteren pay defterinin de kayıp olduğu, sonuçta anlaşmanın geçerliliğini yitirdiği.

Ama Atilla Uras adına 46 milyon dolarlık bir çek banka kasasına konulmuş. Noter kanalıyla elde edilen 26 Eylül 2017 tarihinde yazılmış, 30 Haziran 2018 günlü çeki de görelim:

 

Çekin üzerindeki isim şoför Radyukevich. O nerede? Hisselerini Çekya’daki şirkete devredip, memleketine dönmüş. Varsayalım Radyukevich şoför değil, kalantor bir patron. 70 milyon dolarlık anlaşmayı parmak şıklatır gibi yapıyor, çekleri yazıyor ve henüz turizm mevsimi başlamadan Çekya’daki meçhul şirkete hisselerini devredip gidiyor!

Hadi diyelim, işi sevemedi ve hisseleri müşteri bulur bulmaz sattı. Peker’in “dürüst namuslu, Türk vatandaşı” dediği Rahimov’un, 1 dolar ya da 1 milyar dolar farketmez, parasını ödeyip almışsa eğer, göğsünü gere gere işte belgesi dememesinin nedeni nedir? Bir otelin hisseleri seyyah gibi ne diye ülke ülke, adres adres gezdirilir ki?

***

Şimdi gelelim esas belgeye. Otel satılmış, çek yazılmış fakat paranın alınacağı kişi ortalıklarda görünmüyor. Mirasçıların “paramızı alamadık” ısrarı karşısında 26 Aralık 2018 günü, Ufuk Turizm’in Genel Müdürü Geylan Dursunoğlu imzası ile mirasçılara 3 farklı senaryo içeren yeni bir ödeme teklifi sunuluyor:

 

Buradan anladığımız en net şey, paranın tamamının ödenmemiş olduğu, geriye 40 milyon doların kaldığı. Dolayısıyla Cihan Ekşioğlu’nun baskın yaptığı iddia edildiği gün, otelin üzerinde mirasçıların hakkı hâlâ duruyor.

Ödeme teklifinde “5 milyon dolar peşin, kalanı 3 yıl içerisinde taksitle ödenecek” deniliyor. 2017 yılında resmen imzalandığı söylenen sözleşmeden farklı bir vaat bu. Niye değiştirilmek isteniyor, bilmiyoruz. Mirasçılar kabul etmezse ne olacak? Üçüncü maddede hisselerinin aynen korunacağı ve yıl sonunda kârdan pay verileceği yer alıyor. Yasemin Uras, “Bir kuruş hesabıma yatmadığı gibi, hisselerimi de getirip vermediler” diyor ve anlaşmayı reddettiğini söylüyor.

Mahkeme karar verecek elbette fakat, 2017’deki sözleşmeye uyulmadığının, paranın büyük kısmının ödenmediğinin, 2018’de otel kimdeyse, açıkça kabul edildiğini söylemek gerekir.

Peki tanklı baskın oldu mu? Henüz görüntü, fotoğraf vs. çıkmadığı için ondan da emin değiliz. Ne var ki, otelin Ekşioğlu tarafından basıldığının ve el konulduğunun ileri sürüldüğü günden sonra gerçekleşen bir olayı da aktarmak lazım. Bir mirasçı 5 Ağustos 2018 günü, sözleşmede yazılı hakkını kullanmak ve misafirleriyle beraber otel arazisindeki villada kalmak ister. Güvenlik görevlileri, yönetimin talimat olduğu gerekçesiyle engeller, tartaklar, araçlarına el koyar. Mirasçı bir gün sonra karakola şikâyete gidip ifade verir:

 

Sonra ne mi olur? Hiçbir şey! Belli ki hem yasal olduğu iddia edilen ilk sözleşmede hem de yeni teklifte yer almasına rağmen mirasçıları da kimseyi de o otele sokmamaya kararlılar.

Ülkeyi bu denli sarsan vahim iddiaların merkezindeki bir otelle ilgili resmî yetkililerin de otelin sahibi Ekşioğlu mu Rahimov mu her kimse, suskun kalması ilginç. Hiç olmazsa “otel benim, bu da belgesi” denir ve en azından Paramount’un bir etabı kapanıp, biter.