İktidarın kahkahası

İktidarın gülmesi çoğu zaman “komik” olmuyor. Ya korkutucu ya da “aciz” bir gülme hali olarak tanımlanabilecek bir gülme durumu bu.

Google Haberlere Abone ol

Sinan Yıldırmaz

Çoğunuz şu en son iktidar partisi tarafından muhalefete ve ana muhalefet partisine karşı hazırlamış olduğu çizgi filmi seyretmişsinizdir. Biliyorum ki en azından kendi çevrem, diyelim ki benim gibi düşünenler, hadi daha da genişletelim kendisini iktidarda görmeyen ve hatta iktidarın sürekli olarak parmak salladıkları arasında görenler, başta gençler ve adına artık Z Kuşağı denilen kesim arasında sempatik görünmek ve mizahi bir eleştiri yapmak çabasıyla hazırlanmış olan bu “şeye” ufak da olsa bir gülümse ile karşılık vermediler. Hatta ağırlıklı olarak iktidara yönelik acıma hissiyle karışık bir “başkası adına utanma” (fremdschämen) duygusunun bu kesimler arasında hâkim olduğunu gördüm.

Meltem Gürle, “bir zorbanın en çok korktuğu şey gülünç duruma düşmektir” (1) diyerek, güçlünün ve iktidarın kırılganlığına önemli bir vurgu yapmaktadır. Zorbaya karşı zorbalıkla değil onun iktidarının kaynağını yok ederek, onun gücünün aslında güçsüzlüğü olduğunu göstererek “etkisiz hale” getirirsiniz. Mizah bu yüzden daha çok halkın, ezilenlerin, muhalefetin bir tavrı olarak, güçlüye, zorbaya, egemene, iktidara karşı kullanılabilen en güçlü silahlardan biri olarak görülmüştür. İktidarlar bundan hiçbir zaman hoşnut olmamış, ellerine geçen ilk fırsatta mizah kaynağını sansürlemeye, sınırlandırmaya, yok etmeye dönük müdahalelerde bulunmuşlardır. Çünkü “iktidarın yüzüne gülmek” ondan korkmadığınızı, onun size zarar veremeyeceğini haykırmak anlamına gelir çoğu zaman. Böylece gücünü sizi korkutabilmesinden alan iktidarlar artık bu gücünü kullanamayacaktır. Bu yüzden muktedirin korkunçluğu karşısında, madunların karnavalını över Mikhail Bakhtin.
Peki ya iktidar “size” gülüyorsa?... Burada Demirelvari bir mizahtan bahsetmiyorum. Yani hem iktidar olmak ve hem de kendisine gülebilmek çok sık rastlanan bir durum değildir. Aynı zamanda Demirel örneğinde “gülünen” karşıdaki güçsüzler değil yine iktidarın kendisidir. Bir iktidar stratejisi olarak çok da mantıklı değil bu elbette. Yani kendisinin acayipliklerine gülen bir iktidar aslında yönetme gücünü de pek elde etmiş demek değildir. Taçsızlandırılmış bir iktidar (decrownization) bu anlamıyla yönetim gücünü kaybetmiş demektir. Burada bahsettiğim şey iktidarın karşıtlarına gülmesi durumu, yani çizgi film ile kastedilen ve yapılmak istenilen ve iktidar çevresi ve destekçilerinin komik olduklarını düşündüklerini duruma dair.

Uygar Paşpehlivan bu türden mizahın korkunçluğunu şu örnek ile çok anlaşılır kılmış: “Ali İsmail Korkmaz’ın cinayeti hakkında alaycı bir tweet hayal edelim. Bu postu gören kişiler, haklı olarak ve beklendik şekilde bu tweet’ten rahatsız olur ve bu tweet’i eleştirir. Şimdi bir de bu tweet’in kendisinin ölüm yıldönümünde atıldığını hayal edelim. Şimdi de o gün bu tweet’in Korkmaz’ın annesinin yazdığı bir tweet’in altına atıldığını hayal edelim. Katmanlar ve bağlamlar arttıkça mizahın sınırlarının genişleyip daraldığını gözlemleyebiliyoruz.” (2) Bütün gücü elinde bulundurduğu iddiasında olan bir iktidar da aynı bu biçimde yüzünüze güldüğünde sizde bir gülümseme bile olmamasının sebebi bu durumun korkutuculuğundan geliyor bu yüzden. Benzer bir karşı mizahı Diyarbakır’daki hendeklere dönük devletin müdahalesi sırasında da gördük. Birçok gazete ve internet sitesinde oradaki güvenlik güçlerinin boşalttıkları evlerin duvarlarına yazdıkları yazılar yer aldı. Bunların bir kısmı ise güçlünün ve iktidar olanın gözünden “komik” olarak tanımlanmaktaydı. (3) Ama insanlar ölüyor, yerlerinden ediliyor ve büyük bir toplumsal travma daha yaşanıyorken buna gülebilen bir iktidar oldukça korkutucudur. O yüzden denilebilir ki, muktedir güldüğünde madun ağlarmış…

Gelelim son çizgi filme ve oradaki mizahi duruma… İktidarın gülmesi çoğu zaman “komik” olmuyor. Ya korkutucu ya da “aciz” bir gülme hali olarak tanımlanabilecek bir gülme durumu bu. Zira “düşmanının” elindeki silahı kullanmaktan başka bir gücü kalmadığı anlamına da geldiği için kendi güçsüzlüğünü de göstermektedir. Buna rağmen komiklik peşinde koşan bir iktidar, sürekli olarak “mağduriyet” konumunu içselleştirmiş, onun dışında bir varoluş bilmeyen bir iktidar da demektir. Yani Fethi Açıkel’in artık neredeyse klasikleşmiş “kutsal mazlumluğun psikopatolojisi” analizi hala işlemektedir burada da. (4) Hâlâ kendisini “mazlum” ve “ikincil” gören bir iktidar, somut anlamda iktidar olamamış demektir. Ama bir yandan da iktidarın bütün korkunçluğu ile üzerimize çökmüş olan tedirgin edici tavrı devam ederken, bizi kendisiyle beraber kendisine karşı çıkanlara gülmeye davet eden bu tavrını nasıl karşılamak gerekir? Sanıyorum buna verilebilecek en doğru yanıt “yapmayın kardeşim böyle, komik oluyorsunuz” demekten başkası değil…

1.https://www.birgun.net/haber/kahkahanin-iktidari-15151
2.https://birikimdergisi.com/guncel/10542/mizahin-iktidari-ve-kahkahanin-sinirlari-uzerine
3. https://sondevir.gaste24.com/kim-kimdir/ozel-harekatcilardan-gulderen-duvar-yazilari-foto-h474058.html
4.https://www.academia.edu/3855488/Kutsal_Mazlumluğun_Psikopatolojisi_Toplum_ve_Bilim_1996_70_153_198