Hayatla yoğrulan bir kalem: John Steinbeck

Steinbeck’in kalemini hayat yoğurmuştur, desek yanlış olmaz. Hem yazınsal hem de fiili anlamda ezilenin yanında olan Steinbeck’in 68 Mayısı’ndan aylar sonra vefat etmesi hazindir.

Google Haberlere Abone ol

Metin Yetkin & Ceren Düven

Başta Amerikan toplumu olmak üzere 1929 Dünya Ekonomik Krizi, bilindik tabirle Büyük Buhran sonucu kapitalizme yaslanan egemen sınıfın sömürdüğü işçi sınıfının sesi olan Steinbeck, kimilerine göre yirminci yüzyılın en önde gelen yazarlarından biridir. Kısa denebilecek ömrüne; on altı roman, birçok kısa öykü, dört senaryo, dört cildi aşkın gazete makalesi, üç gezi kitabı, bir çeviri, Broadway’de oynanan üç oyun sığdırmıştır. Birçok yapıtı Hollwood filmine dönüşmüş yazar, Alfred Hitchcock'un “Lifeboat” filminin senaristliğiyle 1945’de Akademi Ödülüne de aday gösterilirken edebiyat alanında Pulitzer ve Nobel ödüllerini alarak başarısını dünya çapında duyurmuştur.

1929 Dünya Ekonomik Krizi, her kriz gibi sömürülen sınıfları vurmuştur, yine her kriz gibi sözde bir krizdir çünkü 16. yüzyıldan beri var olan kapitalist sistem kendi içindeki güçsüzleri ayıklayarak yeni bir hegoman seçmek için suni krizler yaratarak var olur. Büyük Buhran adıyla anılagelen krizde de dünya ticaret hacmi yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır. Büyük Buhran’ın diğer krizlerden farkı, o zamana kadar bölgesel yahut kıta çapında gelişen bir kriz olmayıp küresel çapta derin etkiler yaratmasıdır. Nitekim, bir asır öncesine bakıldığında irili ufaklı birçok ekonomik kriz, fay hattı misali büyük bir krizin geleceğini belirtmektedir. Bu minvalde, Büyük Buhran’ın diğer adının “Birinci Kırılma” olması da tesadüf olmasa gerek. Yine bu krizin sebeplerinden biri imparatorluk sonrası Avrupasında Rus Çarlığı’ndan, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’ndan ve Cermen İmparatorluğu’ndan doğan boşluğu yeniden doldurma teşebbüsüdür. Osmanlı İmparatorluğu’nun da bilfiil tasfiyesi söz konusudur. Nitekim, Avrupa bu denli siyasi bir kırılma yaşarken kriz, altın rezervi, gayrisafi milli hasıla gibi refah ölçütlerinde en yakın rakibi olan İngiltere’yi birincisinde yaklaşık ona, ikincisinde yaklaşık ikiye katlayan Amerika’da patlamıştır. Krizin öncesindeki on yıllık dönemde 50 milyon yeni hisse senedi piyasaya sürülmüş ve “borsadan zengin olma” fikri, amiyane tabirle “köşeyi dönme” zihniyeti insanlara aşılanmıştır. ABD başkanı Calvin Coolidge’ın 1928 tarihli kongre konuşmalarına bakıldığında sözde refah vurgusu altında kriz yine, “ben geliyorum” demektedir adeta. Halefi Hoover ise birçok iktisatçıya göre krizi engellemek için hiçbir çaba sarf etmemiştir. Yardımcı, İnce ve Ekiz’in makalesine bakıldığında Wisman referanslı çarpıcı bir matematik söz konusudur:

“Kriz öncesi toplumsal yapı içerisinde endüstrileşmenin de getirdiği yüksek üretim sebebiyle işçiler büyük yer kaplamaktadır. Ancak artan üretim kapasitesinin tersine işçilerin toplum içerisindeki maddi güçleri ve ekonomik güvenceleri azalma eğilimi göstermiştir. Şöyle ki, dönem itibariyle yıllık üretim kapasiteleri ortalama yüzde 5.44 oranında artmış iken işçilere yönelik toplumsal destek ve sendika üyelikleri 1920’den 1929 yılına yaklaşık olarak yüzde 40 azalmıştır (Wisman, 2014:375)”

Gazap Üzümleri, John Steinbeck, Çevirmen: Rasih Güran, 540 syf., İletişim Yayıncılık, 2021.

Bunu tercüme etmek gerekirse kriz, sınıf hareketliliğini ortadan kaldıracaktır. Yani, dikey yükselme şansı işçi sınıfı için yok olmuş olacaktır. Krize dek süregiden gelir dağılımdaki eşitsizlik, şirket ve banka yapılarındaki çarpık örgütsel yapı krizle birlikte tam anlamıyla patlamıştır. Yine makaledeki istatistiklere dönerek açıklamak gerekirse kriz sonrası binlerce banka kapanmış, ABD vatandaşlarının dörtte biri işsiz kalmış, GSYH yüzde 29 azalmış ve hatta bazı eyaletler takas sistemini yürürlüğe koymuştur. Avrupa ülkelerinin küçülmesine de sebep olan, üretimi taban seviyesine indiren kriz pek tabii olarak en çok emekçi sınıfı vurmuştur. O senelerde yirmili yaşlarda bir gazetecidir Steinbeck. Tam adıyla, John Ernest Steinbeck, 27 Şubat 1902’de Kaliforniya’nın Salinas kasabasında doğmuştur. Babası, John Ernst Steinbeck, Monterey bölgesinde saymanlık yaparken annesi Olive Hamilton Steinbeck de ilkokul öğretmenliği yapmaktadır. Bu çiftin dört çocuğunun üçüncüsüdür yazar. Akranları gibi okula gitmediği zamanları Salinas Vadisi'nde çiftçilik yapan Steinbeck buralarda edindiği tecrübeleri yazın yaşamının ikinci döneminin mayası yapacaktır. Zira ilk döneminde kahraman odaklı yapıtlar ortaya koyacak fakat Türkiye yazınında Yaşar Kemal’in röportajlarında görülen edebi gazetecilik geleneğiyle kendini yoğura yoğura toplumcu gerçekçi bir çizgiye herkesten evvel geçecektir. Steinbeck’in 14 yaşında yazar olmaya karar verdiğini de eklemeli. Nitekim genç Steinbeck, zamanının çoğunu, düşüncelerini olgunlaştırmaya çalışarak öykü ve şiir yazarak geçirmektedir. 1919 yılında ise Salinas Lisesi'nden mezun olup yine aynı yıl içinde ailesini mutlu kılmak amacıyla Stanford Üniversitesi’ne kaydolmuştur. Yazma tutkusunun yanında, Büyük Buhran’ı önceleyen on yılda eğitim ücretini karşılamak için tezgâhtarlıktan ırgatlığa kadar birçok işle hemhal olmuştur. Öyle ki öğretimi aralıklı bir seyirde süregitmiştir. 1919 senesinden üniversiteden ayrıldığı 1925 senesine kadarki öğretim sürecinde bazı bazı okula ara vermiştir. Bu aralarda kimi zaman göçmenlerle birlikte Kaliforniya çiftliklerinde çalışmıştır. Yine bu tecrübeler de onun ikinci dönemindeki edebi anlayışına büyük ölçüde ilham olacaktır.

Böylelikle Steinbeck, üniversite dergisi “Stanford Spectator” için iki kısa öykü yazarak yazın sürecine yarı-profesyonel ilk adımını atar. İlk öyküsü “Bulutun Parmakları” ondaki toplumcu gerçekçi damarı satır arasında saklayan bir metin olarak karşımıza çıkar. Ancak incelendiği gibi onun ilk dönemi, öyküsünün başlığından da anlaşılacağı gibi 1930’ların ortalarına kadarki süreçte ortaya koyduğu üzere mistik ve duygusal bir izlekte devam eder. Bu dönemde yazdıklarında nükteye, ironiye ağırlık verir. Öte yandan, edebiyat eleştirmenlerinin nitelendirdiği üzere onun en verimli dönemleri 1930-1950 arasıdır çünkü bu süreçte Steinbeck ikinci dönemine girmiş olup sınıf çatışması odağında ezilenlerin çektiği eziyetleri anlatmaya başlamıştır. 1950’lerden sonra daha bireyci bir izleğe yönelse de gerçekçilikten asla kopmamıştır. Başka bir deyişle ilk romanı “Altın Kupa” ve ikinci romanı “Bilinmeyen Bir Tanrıya”daki toplum dışı karakterler artık ilgisini çekmez çünkü ilk döneminde “kahraman” odaklı yazan Steinbeck, kendi amaçları peşinde koşarken çevresini umursamayan insanları anlatmıştır.

Bu minvalde, ikinci döneme ve toplumcu gerçekçi bakış açısına geçişişini muştulayan ilk başarısını 1935’te yayımlanan “Yukarı Mahalle” kitabıyla elde eder. Monterey kentindeki melez kökenli Paisano topluluğunu konu ettiği bu kitap “Sardalya Sokağı” (1945) ve “Tatlı Perşembe” (1954) kitaplarının da habercisi olarak değerlendirilir. Üçünün de ortak özelliği, geçici işlerde çalışarak gelecek kaygısından azade yaşayan insanların trajikomik anlatısıdır.

Bitmeyen Kavga, John Steinbeck, Çevirmen: Rasih Güran, 292 syf., İletişim Yayınları, 2021

Ancak bu eserleri ortaya koymadan önce, Türkiye okurunun da iyi bildiği, hatta okullarda okutulan iki eserini de zikretmeli: “Bitmeyen Kavga” (1936) ve “Gazap Üzümleri” (1939). Bu eserlerde göze çarpan, zaten edebi gazetecilik geleneğinden beslenen yazarın gazeteci kimliğine ağırlık vermesidir. İki eserin kilit noktası da işçi sınıfının sorunlarına tercüman olmalarıdır. “Bitmeyen Kavga” metninde egemen sınıf-sömürülen sınıf ilişkisine vurgu yaparken tarafsız bir tavır sergilerken “Gazap Üzümleri”nde taraf tutan bir yazar olarak karşımıza çıkar: Bu eseriyle tavrını değiştirdiğini ilan eden yazar, artık ezilenden taraftır. Yine “Gazap Üzümleri”ne bakıldığında, geçici işlerle günlük nafakasını çıkarmaya çalışan Batı’dan gelen işçilere dair gözlemleri öne çıkar. Öyle ki artık bu toplumsal soruna “angaje” olur. Dergilerden kazandıklarının bir kısmını onlara bırakır. Göçmen işçilerin dertleriyle hemhal olur. Sefalet yüzünden annesinin karnını doyurmak için ihtiyacı kadar çalan bir delikanlıyı kefaretle hapisten çıkarmak için uğraşır. Örnekler çoğaltılabilir fakat ezcümle, hem yazınsal hem de toplumsal anlamda bütün varlığıyla ezilenin yanındadır.

Steinbeck külliyatına temas etmek bu yazının boyutlarını aşsa da “Bitmeyen Kavga” kitabını yazdığı döneme kısaca temas etmekte fayda var. Bu dönem, göçmenlerin kampına gitmeye başlayan yazar onların sorunlarını anlattığı yazılarının dergilerde yayımlanmadığından yakınır. Nedeniyse, Salinas yöresinde sefalet yüzünden suç oranındaki artıştır. Yani, aç bırakıldığı için tek ve son çare olarak suça yönelen insanları yargılamadığı için yazılarını yayımlamazlar. Belki de bunun en çarpıcı örneği “İnci” isimli novellasıdır. Bu novella, ilk çocuklarını yoksulluk yüzünden kaybeden fakir bir aileyi konu edinir. Ancak bahtsız ailenin ikinci çocuğunu da akrep sokar. Bebeğin babası Kino bir dalgıçtır ve deniz diplerinde inci bularak geçimini sağlar. Kino’nun kocaman bir inci bulması ve kötü niyetli Doktor’un aileyi sömürmesi sonucu gerçekleşen bir dizi olay saz evde yaşayan bu yoksul aileyi bir trajediye sürükleyecektir.

Sözün özü, üstte de belirtildiği üzere 1968 yılında vefat eden, altmışlı yıllarının sonlarına kadar pek çok eser veren Steinbeck’in külliyatına dair kelam etmek zordur fakat yine üstte belirtildiği üzere Steinbeck’in kalemini hayat yoğurmuştur, desek yanlış olmaz. Hem yazınsal hem de fiili anlamda ezilenin yanında olan Steinbeck’in 68 Mayısı’ndan aylar sonra vefat etmesi hazindir. Zira bu hareketten sonra Sartreçı evrensel aydın modeli yerine Foucaultcu angaje entelektüel modeli gelecek, bilgi-iktidar ilişkisi daha sert sorgulanacaktır. Bu bağlamda bakıldığında 68 Hareketi’nin, teorik tekâmülü gelişmeden pratik tekâmülünü önceleyen nice çocuğundan biridir de Steinbeck…

KAYNAKÇA

  • Ayaz, Evren. John Steinbeck’in The Grapes of Wrath, Of Mice and Men, The Pearl, Tortılla Flat ve Cannery Row Adlı Yapıtlarında Yoksulluk, T.C. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İngiliz Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Van, 2008.
  • Ekiz, Ramazan, & İnce, Muhammet Rıdvan, & Yardımcı, Mehmet Emin. 1929 Dünya Ekonomik Krizinin Sebepleri ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme, 2017.
  • Güzel, Mehmet. John Steinbeck’in Gazeteciliğine Bugünden Bakmak, Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi sayı 37, 2021.
  • Timuçin, Ali. Birey – toplum diyalektiğinde Steinbeck’in sanatı, 2009.