Ülkeyi koruyacak olanlar kendilerini koruyamadı

Başbakan Boris Johnson, korona virüsü testinde pozitif çıktı. İngiltere’de hükümetin neredeyse tüm salgın kriz yönetim ekibi virüse teslim oldu. Sağlık Bakanlığı çalışanları da dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey yetkilinin virüse yakalanması ve bulaştırması skandal, başarısızlık ve görevi savsaklama olarak yorumlanıyor

Ayşegül Dikenli Williams

LONDRA – Virüse yakalandığı teyit edilen Boris Johnson ülkeyi evinden yönetiyor. Testi pozitif çıkan Prens Charles ise saraylarından birinde geçirdiği karantina sürecinden yeni çıktı. Virüse ilk yakalananlar Sağlık Bakanı Yardımcısı, ardından onun Kalem Müdürü ve Sağlık Bakanı’nın bizzat kendisi oldu. Son olarak Başbakan Baş Danışmanı Dominic Cummings de virüsün semptomlarını gösterdiği için kendini karantinaya aldı. Bizi virüsün yayılmasından koruması gereken yönetici ekibin daha kendilerini bile koruyamadıkları görülüyor. Bazıları bunun savaş sırasında düşmanın generallerin çadırına girmesiyle eş tutuyor. Yaşanan tablo düpedüz yenilgi, başarısızlık, savsaklama ve skandal olarak nitelendiriliyor.

Evet, o çok uyanık, planlı programlı diye bildiğimiz İngilizlerin (on sekiz yıllık deneyimimle bunun hiçbir belirtisini görmedim ve bu kanının kaynağını aramaya devam ediyorum) kabinesinden bahsediyoruz. Bu noktadan sonra virüsün hemen tüm kabine üyeleri arasında yayılmasının kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Bunun olmasına nasıl izin verildiği, ülkenin test ve süreci kontrol etmeye yönelik genel tutumuna dair soru işaretleri yaratıyor.

Bu küresel bir salgın. Bilimsel yaklaşım, hızlı hareket etme, akıllı bir hükümet ve halkla işbirliği gerektiren tıbbi bir mücadele şart. The Atlantic haber platformunda Boris Johnson’un virüse yakalanmasını yorumlayan gazeteci Tom Mctague, yazısında bu durumu “Korona virüsü pandemisi tüm ulusları ve tüm sınıfları etkilemektedir. Johnson’un enfeksiyon haberleri de bunu gösteriyor. Virüsün en güçlü düşmanı ise sıkıcı ama etkili bir hükümettir” diye yorumlayarak Johnson ve ekibinin bu etkiyi göstermekten uzak olduğu üzerinde duruyor.

EN KRİTİK İNSANLAR, KENDİLERİNİ KORUYAMADILAR 

İşin başından beri çelişkili kararlar alan ve gelişmeleri biraz geriden takip eden Boris ve ekibi bu savaşta baştan yenilmiş adeta düşman tarafından alt edilmiş görünüyor. “Modern teknolojinin sihirbazlığı sayesinde, korona virüsüne karşı ulusal mücadeleye liderlik etmek için tüm üst düzey ekibimle iletişim kurmaya devam edebileceğime şüphe yok” diye ulusa seslendi Johnson. Bahsetmediği şey ise, modern teknolojinin sihirbazlığının, dünyadaki altıncı en büyük ekonominin liderinin, savaşa liderlik etmek istediği virüse yakalanmasını durduramadığı gerçeğiydi.

Sadece birkaç hafta önce korona virüslü hastaların elini sıkmakla övünüyorlardı. Bunun nedeni ne kadar da halkın içinden sıradan biri olduklarını ispatlamak, sırça saraylarda saklanmadıklarını gözümüze sokmaktı elbette. Özetle ülkedeki pandemiyi yöneten en kritik insanlar kendilerini koruyamadılar. Aynı sıralar Mart ayının başında Prens Charles da benzer hareketlerde bulunup halkla iç içe olduğunu göstermek için Camilla’yla birlikte otobüslere binmişti. Bu ‘biz de sizdeniz’ kaygısı erdemli gözükse de şimdi sonuçları pişmanlık verici ve her seyin en başından beri yanlış anlaşıldığını gösteriyor.

Boris Johnson ve yöneticilerin virüse yakalanmaları sıradan bir vatandaş oldukları anlamına gelmiyor. Johnson, Prens Charles ve diğer seçkinler durumları ağırlaşınca en iyi sağlık hizmetinden yararlanabilir. Çocukları en özel eğitim düzeneklerine erişebilir. Alt gelir grubundaki çoğunluk için ise bu alternatifler sınırlı. Son olarak kontratsız ya da serbest çalışanlara da büyük bir bütçe ayırarak kamuoyundan puan kazansa da Londra Downing Sokağı’ndaki 10 Numara’da virüsten hastalanan Başbakan’la onun ofisini temizleyen görevlinin koşulları asla eşit olmayacaktır. Virüse karşı kendini bile koruyamayan hükümete ise bizim güvenimiz daha işin başında sarsıldı.

Salgının üstesinden gelmek için ülkelerin hep birlikte hareket etmesi şart. Karantina altında olması gerekenler yeterli desteği almazsa salgının agresif bir şekilde yayılması kaçınılmaz. Hükümetlerin ve sistemin bel kemiği olan orta sınıfın rahatı ve konforu alttakilere iyi bakılmasında saklı. Zira biz orta sınıf evimizde rahat rahat otururken alt gelir grubundakiler korunmazsa tehlike büyüyerek devam edecek. Mesele Boris Johnson’un ihmalkarlık yapıp kendini koruyamaması değil. Krizi yöneten kesiminin hastalığa bu kadar kolay teslim olarak milyonların hayatını riske atması.