Artık estetik doktorlara aplikasyonla gidiliyor

Tek tip güzellik algısı çocuk yaştan itibaren dayatılıyor. 'Giysiler Ne Anlatır?' kitabının yazarı Seda Yılmaz, "Göğüsleri çıkık, bacakları zayıf, beli incecik bir oyuncak bebekle oynuyorsun ve senden istenenin böyle bir kadın olmak olduğunu çocuk yaşta anlıyorsun" diyor. Yılmaz eskiden estetik doktorlara ünlü fotoğraflarıyla gidildiğini şimdi ise telefonlardaki aplikasyonlarla gidildiğini anlatıyor. Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Doktor Hakan Erman ise sosyal medyayla ilgisi olmayan çocuklarda 'güzellik' kaygılı yeme bozukluklarının olmadığını anlatıyor.

Filiz Gazi  fgazi@gazeteduvar.com.tr

İSTANBUL – Kısa bir zaman önce sosyal medyada bir video yayıldı. Yemek yemek istediğini söyleyen ama göbeği çıktığı için yiyemediğini ağlayarak anlatan bir çocuğun videosuydu bu. Çoğu kişi için video komikti. Kimisi için ise zamane çağının göreceli şanssız çocuklarının yaşadığı anlardan sadece bir kesit.

Haberi çocuklarla konuştuktan sonra hazırlamayı düşündüm. Saha araştırması kadar olmasa da bir fikir verebilirdi. Usül gereği ebeveynlerinin izni olmadan çocuklarla konuşmak doğru değildi. Kendi açımdan ise konunun uzmanı olmadığım için çocukları denek gibi karşıma alıp konuşmayı tercih etmedim.

‘ÜZERİMİ SIKAN ELBİSE ZAYIF GÖSTERİYOR’

İsmini habere almayacağımız bir rehber öğretmenden çocuklarla “Güzel olmayı, ‘Güzel nasıl olunur?’u” konuşmasını istedim. Dinlediğim ses kaydında 8- 10 yaş aralığındaki çocukların sesleri vardı.

Seslerin üst üste geldiği kayıtta çocuklar güzel gördükleri kimi popüler isimleri paylaşmışlar.  Çoğunu bilmiyorum. Aşina olduğum isimler değil. “Giysileri çok güzel tasarlanıyor. Hem de çok zayıf. Bana onlar güzel geliyor” diyor bir çocuk.

Biri saçları kısa olduğu için kendini çirkin bulduğunu söylüyor. Kreşe giden kardeşinin dudak parlatıcısıyla uyuduğunu anlatıyor. Rehber öğretmen, saniyeler önce “Hem de çok zayıf” diyen çocuğa “Zayıf olunca daha mı güzel?” diye soruyor. Evet, diyor çocuk. Diğer çocuk kilo almaktan korktuğunu anlatıyor. Seslerin arasında arkadaşıyla kilo alıp almadığını münazara ettikleri sohbet duyuluyor. O aralarda öğretmen, çocuklara tane tane sağlıklı beslenmeleri gerektiğini anlatıyor. Sonrasında “Şişman güzel yok mu?” diye soruyor. Curcuna arasından duyulan baskın yanıt: Hayır.

Yine bu soruya gelen bir yanıt arada cılız da olsa duyuluyor: “Hamile bir kadının göbeği açık giydiğini görmüştüm, çok yakışmıştı.” Ayrıksı sesi geleceği için çok şey vaat ediyor. O sesi birkaç kez dinledim. Umarım pes etmeyecek!

Biri çorap takıntısından bahsediyor. Sıktığını söylüyor. Diğeri, “Ben tuvalet giyerken üzerimi sıkmasını istiyorum. Sıkınca rahatlıyorum” diyor. Rehber öğretmenin “Neden?” sorusuna gelen yanıt: “Daha zayıf görünüyorum da ondan…”

‘SENDEN OLMASI İSTENEN KADINI ÇOCUK YAŞTA ANLIYORSUN’

“Giysiler Ne Anlatır?” kitabının yazarı Seda Yılmaz, dönemin güzellik algısını “Kusur diye addedilen şeyleri daha fazla görmeye meyilli olma” etkisi şeklinde anlatıyor.

Yılmaz, “Çok küçük yaştan itibaren maruz kalınan görseller eskiden sadece gazetelerde, dergilerdeydi. Bugün her an, her yerde karşılarına çıkıyor” diyor: “Barbie’yle büyümüş bir kuşaktanım. Göğüsleri çıkık, bacakları zayıf, beli incecik bir oyuncak bebekle oynuyorsun ve senden istenenin böyle bir kadın olmak olduğunu aslında çocuk yaşta anlıyorsun.”

Yılmaz, oyuncak şirketlerinin “mecburen” büyük beden oyuncaklar ürettiğini de ekliyor: “Örneğin Barbie, 2016’da üç farklı vücut tipi ve yedi farklı ten rengiyle çeşitlendi. Toplum değiştiği için daha da doğrusu ‘pazar’ bunu gerektirdiği için çeşitlendirmek mecburiyetinde kaldılar.”

‘ESKİDEN DOKTORLARA ÜNLÜLERİN FOTOĞRAFIYLA GİDİLİRDİ ŞİMDİ APLİKASYONLA’

Yılmaz, “Sosyal medya her ne kadar tek tip bir beden algısını gösteriyor desek de diğer taraftan lekeli, çatlak bedenleri de gösteriyor. İkili rol oynuyor” diyerek incecik, kusursuz kadın imajının tekrar tekrar üretildiğine dikkat çekiyor: “Telefonlarda artık bir sürü aplikasyon var. Uygulamalarla yüzünüzü, vücudunuzu değiştirebiliyorsunuz. Beller inceltiliyor, selülitler yok ediliyor. Eskiden estetik doktorlara bir ünlünün fotoğrafıyla gidilirdi. Artık o aplikasyonlarla estetik doktorlara gidiliyor. ‘Beni böyle yap’ deniyor. 26 yaşında genç bir kadının röportajını okumuştum. Çok etkilenmiştim. Rötuşlu fotoğrafına bakmaktan aynadaki kendi görüntüsüne bakamadığını anlatıyordu.”

‘GÜZELLİK ÖLÇÜTLERİNE METALAR DA DAHİL EDİLİYOR’

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Doktor Hakan Erman, “Çağımızda sıfır beden olmak, belli güzellik ölçülerinde bulunmak bir zorunluluk gibi” diyor. Erman, güzellik ölçütlerine metaların da dahil edildiğine dikkat çekiyor. “Belli takıları takma, belli giysileri giyme, pahalı marka cep telefonları kullanma zorunluluğu gibi…”

“Yeme bozuklukları en çok orta kültürel düzeyde çıkıyor” diyor Erman ve şöyle açıklıyor: “Kırsalda yaşayan yani kast ettiğim sosyal medyayla ilgisi olmayan çocuklarda yeme bozukluğu ortaya çıkmıyor. Orta kültürel düzeyde büyüyen çocuklar ise beden imajları değişecek diye endişeliler. Çok spor yapabiliyorlar. Yemek yiyip, kusabiliyorlar. Kilo alma korkusu nedeniyle yemek yiyemez hale geliyorlar. Bunda reklamların da çok etkisi var. Sürekli dönen diyet ürünleri, güzellik malzemelerinin pazarlanması çocuklarda kendini beğenmeme gibi durumlara yol açabiliyor.”

Erman, son olarak çocuğun psikolojisinin bozulmasının bedeniyle alakalı olmadığına vurgu yapıyor: “Çok kilolu olup da keyfi yerinde olan çocuklar var. Diğer durumda ise beden imajı bozukluğu söz konusu. Asında bedensel olarak zayıf hatta kemikleri görünen çocuklar kendilerini şişman zannedebiliyorlar.”