Neden birçok çift birbirine benziyor?

Stanford Eğitim Enstitüsü’nde çiftler ve arkadaşlar arasındaki genetik benzerlikler üzerinde araştırma yürüten bir yardımcı doçent olan Ben Domingue, genetik açıdan uyumlu olan kişilerin sosyal, kültürel veya çevresel bağlamdaki ortak zemin sebebiyle birbirlerini bulma eğilimi gösterdiklerini ifade ediyor. Domingue, “Genetik benzerlikler, insanların benzer ortamlarda bulunmasına sebep oluyor ya da insanların benzer ortamlarda bulunmasına neden olan diğer şeylerle bağıntılı,” diyor.

Jamie Ducharme

2016 yılında, diğer milyonlarca Amerikalı gibi Olivia Brunner da evde bir DNA testi yapmaya karar verdi. Ancak Brunner yalnızca merakı nedeniyle hareket etmiyordu. O dönemki erkek arkadaşı Greg’le saç ve ten renginden yüz ifadelerine dek dikkat çekici benzerliklere sahipti ve yıllardır insanlar birbirleriyle akraba olabileceklerini söylüyorlardı. Kendini huzurlu hissedebilmek için, özellikle de henüz bir bebekken evlat edinilmesi nedeniyle, akraba olmadıklarını teyit etmesi gerekiyordu.

26 yaşındaki Brunner “Aklımızın bir köşesinde şu dönüp duruyordu; ‘Ya aslında çok küçük de olsa akraba olma ihtimalimiz varsa?’” diye hatırlıyor. “Bu konuda endişelenmememiz için birçok işaret mevcuttu. Ama doğru olsaydı ne yapardık bilemiyorum.”

Endişeleri boşunaydı ve New Hampshirelı çift geçtiğimiz yıl evlendi. 26 yaşındaki Greg ise artık gizemli benzerliklerinin yalnızca “Herkesin bir parçası olabileceği, arkadaşlar arasındaki bir şaka” olduğunu söylüyor. “Acaba çocuklarımız nasıl görünecek?’ sorusunu gerçekten de sorduğumuz zaman şöyle dedik; ‘Tabii ki bizim gibi görünecekler’” diyor.

EŞLER YAŞLANDIKÇA BİRBİRİNE BENZİYOR

Görünüşe göre bu çift yıllar boyunca halkın ilgisini çekti. Daha geriye gidersek, 1987’de Michigan Üniversitesi’ndeki bilim insanları, zaman geçtikçe birbirine daha çok benzeyecek şekilde yaşlanan evli çiftler olgusunu incelemeye başladılar. (Bilim insanlarının günümüzde hâlâ atıf yaptıkları teori, onlarca yıl süresince paylaşılan duyguların, benzer yüz kırışıklıkları ve ifadeler yaratması yüzünden gittikçe daha fazla benzerliklere neden olduğuydu.) Daha yakın zamanlarda, sosyal medya, birbirlerine benzeyen eşcinsel çiftleri kutlayan ‘Tumblr Boyfriend Twin’ gibi bulaşıcı paylaşımlar ve kanallar aracılığıyla romantik ‘doppelgängers’ı* gündeme getirdi. Her şey bir kenara, nasıl oluyor da bu kadar çok benzer insan birbirini buluyor?

Bu fikre karşı çıkanların bağlı kaldığı eski görüşe rağmen, Kinsey Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Indianapolisli sosyal psikolog ve “Tell Me What You Want” (Bana Ne İstediğini Söyle) kitabının yazarı Justin Lehmiller, insanların, muhtemelen bilinçaltı süreçleri nedeniyle doğal olarak tanıdık gelen insanlara yöneldiğini belirtiyor. Karşıt yapıya sahip -baskınlık ve çekiniklik gibi- bir eşle dengelendiklerinde, ilişki içinde kusursuz derecede iyi çalışan kimi özellikler ortaya çıkıyor; fakat Lehmiller, genel olarak, açıkça farkında olmasak bile “bize tanıdık olan şey, sevdiğimiz ve beklediğimiz şey olma eğilimi gösterir,” diyor.

Bu olgu görünüşe dek uzanıyor. “Kendi görünümünüze alışkınsınız, bu nedenle benzer özelliklere sahip olan başka insanlar görmek, daha fazla beğenmenize neden olabilir,” diyor.

İNSANLAR KENDİLERİNE BENZEYENLERİ TERCİH EDİYOR

2013 yılında yapılan bir deneyde bu görüşün doğruluğu tespit edildi. Deneyde, insanlara eşlerinin yüzünün başka birinin (rastgele insanların veya çalışmadaki katılımcının kendisine ait) kimi özelliklerini de içerecek şekilde dijital olarak değiştirilmiş görüntüleri gösterildi. Hem erkek hem de kadın katılımcılar, her seferinde kendi yüzlerini de içeren dijital resmi en çekici görüntü olarak değerlendirdi.

Daha önce yapılan bir çalışma da farklı kişilerin özelliklerinin harmanlandığı görüntülerle ilgili benzer bir bulguya ulaşmıştı ve aynı zamanda insanların bilinçaltında karşıt cinsiyetteki ebeveynlerinin özelliklerinden etkilendiği keşfedilmişti. Çalışmaya katılanlar, karşı cinsten ebeveynlerinin bir resmi ekranda hızla göründüğünde, bilinçaltında tanıdık bir yüz için hazırlandıklarını ifade ederek, başkalarına ait görüntülerin daha çekici olduğunu söylediler. Karma ırklardan olan insanların görüntülerine bakarak gerçekleştirilen 2018 tarihli farklı bir çalışmada ise cinsiyetten bağımsız olarak, katılımcıların ebeveynlerini andıran insanlarla tanışma ve eşleşme eğilimi taşıdıkları görüldü.

Lehmiller, bu ebeveyn tercihi biraz ürpertici görünse de sorunlu veya aşırı derecede şaşırtıcı olmadığını belirtiyor. Büyük ihtimalle, bilinçaltımızda tamamen hoş ve çekici görünen insanlarla doğal ilişkilerimizi düzenleyen bir süreç olduğunu söylüyor. “Bu özelliklerin rahatlatıcı olduğu düşünülebilir,” diyor. “Çünkü size tanıdık geliyorlar.”

New York’ta yaşayan ve 31 yaşında bir yazar olan Zara Barrie, kendisine benzeyen en az üç kadınla çıktığını söylüyor. (Barrie şu anda, onun gibi görünmediğini ifade ettiği bir kadınla evli.) En başta bu eğiliminin farkında olmadığını ve başkaları kendisine söyleyene dek benzerlikleri fark etmediğini belirtiyor.

Barrie, “Özellikle birileri ‘ikiz misiniz?’ sorduğunda, bu beni korkutuyordu,” diye hatırlıyor. “Aslında biraz karanlık ve sapıkça hissettiriyor. Ve sonra sizi endişelendiriyor: Kendinize benzeyen insanlara ilgi duymanız bir narsist olduğunuzu mu gösterir?” (Lehmiller, her şey bilinçaltında gerçekleştiği için “büyük olasılıkla hayır” diyor.)

GENETİK MİRAS DA BÜYÜK BİR ETKEN

Anlaşıldığı kadarıyla eşler, aynı zamanda genlerinden dolayı, bilinçaltında birbirlerini çekici bulabilirler. Birçok araştırma, eşlerin, ‘yabancılardan’ daha ziyade genetik açıdan daha benzer olma ve boy uzunluğundan eğitime dek her türlü ön göstergeyi paylaşma eğilimi taşıdıklarını ortaya koyuyor. En erken araştırmaların odak noktası oldukları için, insanların -en azından beyaz çiftler açısından- benzer bir soydan gelen potansiyel eşleri çekici bulabileceğine ilişkin kimi ön kanıtlar da mevcut. Bu eğilimlerin her ikisi de, çiftler arasındaki fiziksel benzerliklerin uygunluğu biçiminde anlaşılabilir.

Stanford Eğitim Enstitüsü’nde çiftler ve arkadaşlar arasındaki genetik benzerlikler üzerinde araştırma yürüten bir yardımcı doçent olan Ben Domingue, genetik açıdan uyumlu olan kişilerin sosyal, kültürel veya çevresel bağlamdaki ortak zemin sebebiyle birbirlerini bulma eğilimi gösterdiklerini ifade ediyor.

Domingue, “Genetik benzerlikler, insanların benzer ortamlarda bulunmasına sebep oluyor ya da insanların benzer ortamlarda bulunmasına neden olan diğer şeylerle bağıntılı,” diyor. “Bu ortamlara girdikten sonra,” -belirli bir okul ya da mahalle- “orası eşinizi bulduğunuz yer oluyor,” diyor.

Bu durum, Syracuse Üniversitesi’ndeki öğrencilerle tanışan Brunners için de geçerliydi. Ancak hem Domingue hem de Lehmiller, eskiye ait buluşma fikrinin yerini daha akıcı olanların almasından dolayı, bu olgunun da değişebileceğini belirtiyor.

SOSYAL ÇEVRE GENİŞLEDİKÇE TERCİHLER DEĞİŞİYOR

Öncelikle, insanlar ilerleyen yaşamlarında evleniyorlar ve eğitim ve iş için daha uzaklara gidiyorlar; bu durum, onlara, farklı geçmişlere sahip insanları bulma ve onlarla eşleşme bağlamında daha fazla fırsat sunuyor. Lehmiller, “Çok çeşitli seçeneklerle karşılaştığınızda ve sosyal çevreniz daha geniş bir hale geldiğinde, bu durum daha geniş bir ‘özellikler’ yelpazesine yönelik çekiciliği artırabilir,” diyor.

Domingue, internet üzerinden çevrimiçi tanışmaların da oyunun kurallarını değiştirmeye başladığını ifade ediyor. “Potansiyel eşler yalnızca bir tık uzaktayken, artık insanlar kendi sosyal ortamlarında ya da yakın çevrelerinde bir eş bulmakla sınırlı değil,” diye açıklıyor. Kimi uzmanlar, insanların ırk ya da din temelli listelenmesine olanak sağlayan eş bulma uygulaması filtrelerinin önyargı ve tekdüzeliği dayattığına vurgu yaparken, başka araştırmalar, çevrimiçi randevuların çoğunlukla daha karma çiftlerin oluşmasına yol açtığını gösteriyor. ABD Nüfus Sayımı Bürosu, 2012’den 2016’ya dek evliliklerin yaklaşık yüzde 10’unun farklı ırklardan gelen çiftler arasında gerçekleştiğini saptarken, Pew Araştırma Merkezi’nin tahmini daha da yüksek: ABD’deki çiftlerde 1980’de yüzde 7 olan ırklar-arası evlilik oranının 2015 itibariyle yüzde 20’ye yükseldiğini ifade ediyor.

Diğer yandan, Lehmiller, görünüşe göre çiftlere dair bu olgunun gelecek yıllarda böyle sürüp sürmeyeceğini öngörmenin çok zor olduğunu, evlilik ve buluşma modellerinin değişmeye devam ettiğini, zira çekicilik unsurunu tespit etmenin büyük ölçüde zor olduğunu belirtiyor.

“Çekicilik çok karmaşık bir olgu ve içinde rol oynayan birçok etken mevcut,” diyor. “İlk benzerlikler birisini çekici bulmanıza neden olabilir ama bu sizin mutlu bir ilişkiniz olacağı anlamına gelmiyor. Çekicilik, öngörülmesi kolay bir olgu değil.”

*Doppelgängers: Aynı aileden olmayan ancak birbirine ikiz kardeşler kadar çok benzeyen insanlar için kullanılan bir terim.

** Yazının aslı Time sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)