Nurten Hanım'ın birahanesine hoş geldiniz!

1969 Berlin doğumlu olan Nurten Hanım, 15 yıldır aynı birahanede çalışıyor. Hayatın yükünü yalnız sırtlanan Nurten Hanım'ın Almanya'sının, inşaattan hemşireliğe kadar çalıştığı işlerin ve bir kadının varolma mücadelesinin hikâyesi...
Nurten Hanım, ailevi nedenlerden dolayı yüzünü göstermek ve soyismini kullanmak istemiyor. (Fotoğraflar: Adem Erkoçak)

Adem Erkoçak  aerkocak@gazeteduvar.com.tr

KÖLN – Almanya’da bizdeki kahvehane kültürüne benzer bir birahane kültürü var. Zengin, yoksul hemen her mahalledeki köşe başları birahaneler tarafından tutulmuş. Sadece köşe başlarında değil, sokak aralarında da çok sayıda birahane var.

Size hikâyesini anlatmak istediğim Nurten Hanım’ın işlettiği birahane de böyle bir yer. İsmini doğrudan bulunduğu bölgeden almış: Am Wiener Platz. Anlamı, “Wiener Platz’da” gibi bir şey.

Wiener Platz, Köln’deki dokuz idari merkezden biri olan Mülheim sınırları içerisinde yer alan ve göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge. Burada her türlü sesi duymak, her türlü rengi görmek mümkün. İstanbul’daki boğaz köprülerine benzeyen Mülheimer Brücke’nin duvarlarında da bu renkleri görmek mümkün.

Bir başka gün “Mülheim bir Çukur” diyerek popüler bir TV dizisi de anılmıştı…

Adı geçen bölgedeki henüz ikinci günümde tesadüfen giriyorum Nurten Hanım’ı bulduğum bara. İlk gördüğümde kendisini Alman zannediyorum çünkü sarı saçları ve renkli gözleriyle öyle görünüyor. Çok da yanılmış sayılmam, kendisi 1969 yılında Berlin’de doğmuş.

Ailesi ilk kuşak göçmenlerden olan Nurten Hanım’ın babası Almanya’da ustabaşılık yapmış. “Babam hem okumuş hem de meslek sahibiydi, o yüzden bir işçi ailesi gibi değildik,” diyor Nurten Hanım.

Ancak emeklilikle birlikte ailecek Türkiye’ye dönüş yaparlar. Nurten Hanım o zamanlar 15-16 yaşlarında olmasına rağmen evlenir: “Ailem Türkiye’ye gitti, ben de evlilik yapıp geri döndüm. Birkaç sene sonra da ayrıldım. Bir oğlum vardı. O da yaklaşık 4 yaşındaydı. Ayrıldıktan sonra dışarıdan okulları tamamladım. Meslek okuluna gittim, hemşirelik okulunu bitirdim.”

Nurten Hanım’ın çalıştığı birahane…

Nurten Hanım küçük bir çocukla tek başına yabancı bir ülkede var olmanın hiç de kolay olmadığını vurguluyor sık sık: “90’lı yıllardı. Dışarıdan okula gidiyordum. Aynı zamanda fabrikada çalışıyordum. Ama yetmiyordu, bir iş daha lazımdı. Ben de huzurevine gittim, dedim ‘elimden her iş gelir.’ Akşamları gidiyordum, yaşlıları dışarıya çıkarıyordum, ilgileniyordum onlarla. Bir süre sonra bana tam zamanlı iş teklif ettiler. Diğer işleri bırakıp burada devam ettim. Mesleğimi bu şekilde edindim. Hemşirelik okuluna gitmeye o yıllarda başladım.”

Ekonomik olarak durumu toparlayan Nurten Hanım, “Huzurevinde çalıştığım vakitler biriyle tanıştım. Ondan da çocuklarım olunca işi bırakmak zorunda kaldım. Ayrılmak zor gelmişti işten, seviyordum. Yaşlılarla birlikte olmak güzeldi,” diyor.

Ancak işler yolunda gitmemiş, “Çocuklar doğar doğmaz ikinci eşimden de ayrıldım, hiç anlaşamadık. Yağmurdan kaçayım derken doluya tutuldum. 18 sene oldu,” diyen Nurten Hanım’ın büyük çocuğuyla küçükler arasında 14 yaş varmış.

Bu kez 3 çocuk sahibi yalnız bir kadın olarak durumu öncekinden daha zor bir hale gelmiş. “Mecbursun çalışmaya, alternatifin yok. Ufak çocukların var,” diyen Nurten Hanım güvenlik görevlisi olmuş: “Bir arkadaşım vardı bu işlerle ilgilenen, ‘Nurten bize gel’ dedi. Gittim, güvenliğe başladım. Onun da okuluna gittim yine. En yüksek seviyeye kadar eğitim aldım. Silahlı, köpekli korumayım ben aslında. Hafta sonları da işten çıkıyordum, birahaneye geliyordum. Toplam 15 yıldır buradayım. Çocukları bakıcıya bırakıyordum, sabaha kadar çalışıyordum. Çocukları yalnız büyütürsen 2 iş gerekiyor.”

Son 4-5 yıldır düzenli olarak sadece birahanede çalışıyormuş. “Güvenlik görevlisiyken motosiklet kazası geçirdim. Dizimden 10 ameliyat oldum. Birkaç yıl sürdü ameliyatlar. O yüzden o işi bırakmak zorunda kaldım,” diyen Nurten Hanım’ın motosiklet sevgisi ise aileden geliyor. “Ablam da erkek kardeşim de motor kullanıyor. Ama ben artık binmiyorum,” diyor. Kaza esnasında hızı yüksek olmayan Nurten Hanım gerekli ekipmanları giymemesinin kurbanı olmuş biraz da.

Nurten Hanım barda…

Bu sebeple sadece birahanede çalışmaya devam eden Nurten Hanım, artık buranın sorumlusu olmuş. Ve yine sadece bu işle yetinmemiş, inşaat işleri yapmaya da başlamış. “Babam ustaydı benim, ondan öğrenmiştim zamanında,” diyen Nurten Hanım “Alçı, sıva, ahşap tamirat; bir inşaatta ne iş varsa yapıyorum,” diye devam ediyor. Babası 4 sene önce vefat eden Nurten Hanım’ın, annesi de 10 seneden fazladır yatalak hastaymış.

Nurten Hanım, “Evlenmek şart değil, ben evlendim de ne oldu! Hayatını yaşa, mesleğini öğren, hiçbir erkeğe gebe kalma diye yetiştiriyorum kızımı,” diyor.

“Çalıştıktan sonra her yerde ekmek var ama burada yaşamak göründüğü kadar kolay değil,” diyen Nurten Hanım, artık yorulmuş: “18 senedir yalnız yaşıyorum. Normal işimde çalışıyorum, gece çalışıyorum, inşaat işinde çalışıyorum. Hiçbir şeye vakit bulamıyorum. Bir de ailen olmazsa zor oluyor. Ailem olsa belki daha iyi gelirdi. Arkadaşlarım var ama ailen gibi olmuyor.”

“Peki, Türkiye’ye dönmek istiyor musun,” diye soruyorum “Kesinlikle istiyorum. Burada hayat yok. Aç da kalsam, açıkta da kalsam gideceğim Türkiye’ye. Yoruldum artık,” diye yanıtlıyor. Ki Türkiye’de açıkta kalmayacağını biliyor. Malkara’da bir evleri varmış. Ablasının işlettiği bir de kafe. O yüzden döndüğünde çok büyük bir sıkıntı yaşayacağını düşünmüyor. Tek eksiği yaşından dolayı bir emekli maaşının olamayacak olması.

Nurten Hanım’ın Almanya’sı zorlu bir ülke. Hep bir yaşam mücadelesinin içinde olduğu için, kimilerine bir rüya gibi gelen Almanya’yı sevememiş. Tıpkı türlü sorunlar yaşayıp da içinde bulunduğu coğrafyalarda mutlu olamayan başka insanlar gibi…