Parası olmayanın da alabileceği simit...

Sokakta kaset satmaktan inşaat işçiliğine geçen Mehmet Emin Çiftçi, inşaat sektörü de krizden etkilenince simit satmaya başladı. Gazi Caddesi’nde simitleri 1 buçuk liraya satıyor Çiftçi. Ancak tezgahın camlarındaki yazıda, “Parası olmayan alabilir” yazıyor. Parası olmayanlara bedava simit veren Çiftçi’ye destek ise çevredeki esnaftan geliyor.

Google Haberlere Abone ol

DİYARBAKIR - Camlı simit tezgahının başında duran kimse yoktu. Tezgah, çiseleyen yağmura ve kalabalığa terk edilmiş gibiydi. Camlarındaki “Parası olmayan alabilir” yazısı, tezgahın başında neden kimsenin durmadığını anlatıyordu. Ama parası olanlar ne yapacaktı? Aldığı simidin parasını kime ödeyecekti?

Mehmet Emin Çiftçi biraz ileride, bir başka sokak satıcısının yanında duruyordu. Diğer satıcı karpuz çekirdeği satıyordu. Kim bilir ne konuşuyorlardı. Belki işlerin bugün iyi gitmediğinden, belki zabıtadan…

Seslenince, “Geldim abê” diyerek hızlı adımlarla geldi Mehmet Emin Çiftçi. “Simit alabilir miyim?” dedim. Tezgahtan bir simit alıp uzattı. Simidin tanesi 1 buçuk liraydı. Ya param yoksa? “Canın sağ olsun abê” dedi Çiftçi, “Bir tane daha vereyim abême. Çay da söyleyeyim.”

Dalga geçmiyordu, “Olur, çay da söyle” desem, sokakta çay satan adamdan çay da isteyecekti.

ESNAF DESTEĞİ

Gazi Caddesi, çiseleyen yağmura rağmen kalabalıktı. Simit tezgahının önünden onlarca insan geçiyordu. Çiftçi’nin verdiği simit sertti, çaysız yenecek gibi değildi.

Ama sohbeti güzeldi... “Parası olmayana simit verirsen eve nasıl ekmek götüreceksin?” Önce “Allah büyüktür abê” dedi, sonra, “Simit alamayacak kadar fakir insanlar var” diye devam etti. Bir gün biri gelmiş, simit istemiş ama parası yokmuş. “İhtiyacı vardı, belliydi. Verdim simidi.” Çiftçi ile simide ihtiyacı olan arasındaki konuşmaya bir esnaf tanıklık etmiş. Çiftçi’ye, "ücretsiz verdiğin simitlerin parasını gel benden al" demiş.

Esnaf bununla yetinmemiş, A4 kağıtlarına keçeli kalemle “Parası olmayan alabilir” yazmış, tezgahın camlarına yapıştırmış. Bunu duyan bir başka esnaf daha katkıda bulunmaya başlamış. “Böyle hayırsever insanlar var” diyor Çiftçi. Her sabah, Gazi Caddesi’ndeki kaldırımda açıyor tezgahı. Her gün 100 ile 150 kadar simit satıyor. Akşam 50 lira kadar para götürüyor eve.

KASET İŞİNDEN İNŞAATÇILIĞA

Eskiden babasıyla birlikte sokakta kaset satarmış Mehmet Emin Çiftçi. “O zaman kaset zamanıydı. İşler çok iyiydi. Şimdi kalmadı öyle işler” diyor. Kürtçe, Türkçe, özgün müzik, arabesk kasetler… Yine Suriçi’ndeymiş işleri. Çiftçi, doğma büyüme Surlu zaten.

Teknoloji kaset işini bitirince inşaatlarda çalışmaya başlamış. İki çocuk var, onlara bakmak zorunda. Ama inşaat işi de kolay değil ki. Kimi zaman gurbete çıkmak gerekiyor. İnşaatçı ustaları tanımak gerekiyor. Ustalaşmak gerekiyor. “Hep amelelik yaptım” diyor Çiftçi. Bu da az para eden bir iş. Ama sıkıntılar bununla da bitmiyor ki. “Çalışıyorsun ama paranı alamıyorsun. Zaten artık inşaat işi de bitti” diyor...

Hal böyle olunca, Gazi Caddesi’nde simit tezgahı kurmuş. Ekmeğini simitten çıkarıyor. Bir süre sonra tezgahtaki “Parası olmayan alabilir” yazısı üzerine haber bile olmuş. Ben onun fotoğrafını çekerken rahat olması da bu yüzden sanırım.

Esnafın kendisine destek olmasından çok memnun olduğunu söylüyor ben yanından ayrılırken. “Şimdi adam geldi, simit istedi ama parası yok. Simidi versem ben zarar edeceğim, vermesem adam aklımda kalacak. Esnaf bana destek olunca daha rahatım” diyor.

SUR İLÇESİNİN VİTRİNİ

Mehmet Emin Çiftçi’nin az ilerisinde yeni bir restoran açılmış. Eski bir yapıya tadilat yapılmış, caddeye bakan yüzü camlı, içerisi olduğu gibi görünüyor dışarıdan. Şık garsonlar, donatılmış masalarda yemek yiyenler…

Sur ilçesinin 2015’te sokağa çıkma yasağıyla başlayan, çatışmalarla devam eden çilesi bitmedi elbette. Bazı mahallelerine yasak nedeniyle hâlâ girilemiyor. Ama Gazi Caddesi üzerindeki esnaf, devletin vaat ettiği desteği alamamış olsa da toparlanmaya başladı. Eski evler, hanlar, hamamlar restore edilip kafe ya da restoran olarak yeniden hizmete sunuluyor. Sur’un mahallelerinde yoksulluk devam ediyor ama vitrini konumundaki caddeler giderek daha renkli olmaya başladı.

Çiftçi’den aldığım sert simidi küçük küçük ısırarak Ulu Cami’nin oradaki çay ocağına doğru yürüyorum. 'Simit çaysız yenmez' diye düşünerek...

Etiketler Sur diyarbakır simit