Atina'ya çalışmaya giden Türkiyeliler 2: Yunanistan, Ortadoğu'nun en batısındaki ülke!

Atina'ya çağrı merkezinde çalışmaya gidenlerin nelere dikkat etmesi gerekiyor? Çalışmaya giden Türkiyeliler Atina'da yaşamayı tavsiye ediyorlar mı?

Melishan Devrim    melishandevrim@gmail.com

DUVAR – Atina yaşamak için dünyanın en güvenli şehirlerinden biri, özellikle de kadınlar için. Yunanların fazla parası yok ama yiyip içip eğlenmekten vazgeçmiyorlar. Hafta sonları gece hayatı sabaha kadar devam ediyor ve sabahın altısında bile sokaklarda insanlar var. ‘Anarşist mahallesi’ diye anılan Exarchia ve Omonia civarına geceleri gitmediğiniz sürece başınızı derde sokma ihtimaliniz yok. Atina, nüfusunun ve trafiğinin azlığı açısından 1990’ların İstanbul’una fazlasıyla benziyor. Toplu taşımada dijital kart sistemine daha yeni geçiliyor. Teknoloji ve otomasyon anlamında Atina’nın ekonomik kriz yüzünden oldukça geri kaldığını söylemek mümkün. Atina’ya gitme hikayesini haberimizin dünkü ilk bölümünde okuduğunuz Yusuf’un da belirttiği gibi, “Yunanistan teknoloji ve altyapı açısından Türkiye’nin oldukça gerisinde. Örneğin fiber internet Atina’ya yeni yeni geliyor.”

Yunanların çoğu, Merkel’in ekonomik yaptırımlarına boyun eğdiği için, büyük umutlarla seçtikleri Çipras’a kızgın. Özellikle de devlet bütçesinin çoğunun, 90’lar Türkiye’sinde olduğu gibi askeri harcamalara ayrılmasına kızıyorlar. Sabah saatlerinde yayınlanan kadın programlarında bile siyaset konuşuluyor. Meclis binasının bulunduğu Syntagma Meydanı haricinde etrafta polis görme ihtimaliniz yok. Atina’da her ay en az bir gün grev oluyor ve ulaşım duruyor. Bizimle onlar arasındaki en büyük farkın ‘demokrasi algısı ve toplum olma bilinci’nde saklı olduğunu düşünen Yusuf, “Bir kişi çıksa da benim yerime hakkımı savunsa diye bir bakış yok öncelikle” diyerek haksızlık karşısında sesin toplu çıktığını belirtiyor, kimsenin kimseye ‘bir şeyleri’ dayatmaya çalışmadığının altını çiziyor: ‘Muhteşem’ bir toplum değil ve kendi içinde onların da sorunları var ama bu sorunları gerginliğe vurup birbirlerini kırmıyorlar… Yusuf’un da belirttiği gibi büfeden su alacağınız zaman bile çoğunlukla size gülümsüyorlar ve hep teşekkür ediyorlar.

SOKAKTA TÜRKÇE KÜFRETMEYİN, ANLIYORLAR!

Elektrik elektronik mühendisliği mezunu Can, okulu bitirir bitirmez yurt dışında iş aramaya başlamış. İlk iş deneyimi için Atina’yı tercih etmiş. Mesleği iletişim değil ama teknoloji bilgisi ve müşterilerin bilgi seviyesine göre konuşma üslubunu iyi ayarlaması nedeniyle çağrı merkezinde çalışmakta zorlanmıyor. 1992 doğumlu Can’a göre, “Türkiye’de yaşam şartları ileri değil, geri gidiyor.” Yunanların ekonomik krize rağmen ‘gamsız ve mutlu’ olduklarını belirten Can, Atina’ya geldiğinden beri oldukça eğlendiğini söylüyor. Kiraladığı evin sahibi yaşlı olmasına rağmen onunla gayet rahat İngilizce konuşuyor ve evde bir sıkıntı olduğu anda tamir için usta yolluyor. Atina’da yaşlıların İngilizce ve Türkçe bilmesi gayet olağan bir durum. Can’ı asıl şaşırtan, küçücük çocukların bile Türkçe konuşabilmesi. “Noel zamanında Syntagma Meydanı’na kurulan devasa çam ağacı heykelinin önünde, 2 metre boyundaki bir arkadaşım ve ikimizden de kısa boylu bir kız arkadaşımızla birlikte selfie çekmeye çalışıyorduk. Küçük bir kız çocuğu yanımıza gelip ışıldaklı bir yılbaşı süsü satmaya çalıştı. İki metrelik arkadaşım ufak kıza şöyle bir tepeden bakıp ‘git’ anlamında kaba bir söz söyleyince kız kafasını kaldırıp ‘Abi sen Türksün di mi?’ dedi! Gülmekten iki büklüm olmuştum” diyen Can, Atina’ya gidenleri sokakta küfretmemeleri konusunda uyarıyor.

Yunanistan’da kimsenin sizi anlamadığını sanarak küfürlü konuşmamak gerektiğinden bahsetmişken Atina’dayken yakanıza yapışan sokak satıcılarını başınızdan savmanın yöntemi, aslında bizdekiyle aynı: Bir elinizi ‘git’ anlamında ileri uzatıp “Hadi” demeniz yeterli. “Haydi oradan” anlamındaki bu sesleniş, Yunancada da aynı anlama geliyor.

.

 

EMRE: KALDIĞIMIZ EVLER BEKARA UYGUN, AİLE OTURAMAZ

Atina’daki çağrı merkezlerinde vardiyalı çalışıldığı için işe vaktinde gitmek çok önemli. Bu yüzden de aracı şirketle anlaşmalı emlakçılar, yeni gelenleri iş yerine yürüme mesafesindeki evlere yerleştirmeye çabalıyor. Atina’daki yaşama alıştıktan sonra (grev zamanlarını, protesto yürüyüşlerinin tarihlerini ve alternatif ulaşım yöntemlerini iyice öğrenince) farklı mahallelere taşınmanız mümkün ama ilk zamanlarda emlakçıların gösterdiği evler, Türkiye’deki hayatınızı mumla aramanıza neden olabilir. Yusuf, Atina’da nasıl evlerde yaşadıkları konusunda şunları söylüyor: “Binaların oldukça büyük kısmı ’70’li yıllardan kalma. Yeni bina görmek hayal gibi. Şöyle eli yüzü düzgün bir banyosu, mutfağı olan bir ev ara ki bulasın. Zanaatkarlık da Türkiye’deki kadar kaliteli değil.”

Atinalı ev sahipleri, çağrı merkezi personelinin evlerde kısa süreler kaldığını bildikleri için evlerinin eşyalarını yenilemekle uğraşmıyorlar. Zaten şirket de “nevresimlerinizi ve çatal kaşıklarınızı” yanınızda getirmenizi tavsiye ediyor. Eşyalı diye kiralanan evlerde 40-50 yıllık yataklar, tüplü televizyonlar ve elektrikli ocaklar görünce şaşırmayın. Dış ticaret müdürlüğünü bırakıp Atina’ya çağrı merkezinde çalışmaya giden Emre, kaldıkları evlerin ancak bekarlara uygun olduğundan söz ederken, “Bizim kaldığımız evlerde aile kalamaz” diyor.

Yunanistan’da yaşamayı ‘yakın olduğu için’ özellikle tercih eden Caner, emlakçıların gösterdiği eşyalı evleri görünce boş ev tutmaya karar vermiş. “Bir meyhanede tanıştığımız, 1977’de İstanbul’dan göç etmiş Stephanos abi, emlakçısız ve komisyonsuz olarak bize ev ayarladı. Salonda oturacak koltuğumuz yoktu, Cihangirli Niko deposundan sıfır durumda koltuk, masa ve sandalye çıkarıp verdi. Ona eşya parası verebilmek için kavga ettik resmen! En yakın arkadaşlarımdan biri olan Alex, Modalı” diyerek Rumların Türkiye’den gelenlere içtenlikle yardımcı olduklarını vurguluyor.

Atina’da ev kiraları çok yüksek olduğundan düzgün bir evde kalabilmek için en az 2-3 kişinin birlikte ev tutması gerekiyor. Bazı ev sahipleri her ay gelip evin durumunu kontrol etmek isteyebiliyor. Bazıları ise Türklere güvenmediklerinden ancak Yunanca konuşan bir aracı bulursanız size evini kiralamaya ikna oluyor. Aynı şirkette çalışan Rum bir arkadaşının yardımıyla ev değiştiren Burcu, iki banyosu olan evde, iki iş arkadaşıyla birlikte kaldığını ve kendine ait bir banyosu olduğu için çok mutlu olduğunu söylüyor.

 

.

 

YUSUF: YUNANİSTAN AVRUPA DEĞİL, ORTADOĞU’NUN EN BATISINDAKİ ÜLKE!

Atina’da çağrı merkezinde çalışmak, Avrupa’yı dolaşmak isteyenler için iyi bir alternatif ama Yeşilçam filmlerindeki gibi gurbete gidip ‘köşeyi dönmenizi’ sağlayacak bir seçenek değil. Burcu, fotoğraf çekmeyi ve gezmeyi sevdiği için bu işi başkalarına öneriyor ama Yusuf uyarıyor: “Buraya gelmeyi düşünenler sınıf atlama hayalleri içerisindeyse, Yunanistan’da hayatın bal kaymak olduğunu sanıyorlarsa hiç umutlanmasınlar çünkü neticede burası, 70’ini aşmış bir Yunan dostumun da dediği gibi bir Avrupa ülkesi değil, Ortadoğu’nun en batısındaki ülke…” Atina’da maaşlı çalışmanın Türkiye’de maaşlı çalışmaktan farklı olmadığını belirten Yusuf, sokakta bulup sahiplendiği iki kedisiyle bir yıldır Atina’da yaşamaktan keyif alıyor çünkü kendi deyimiyle “kafası rahat”.

Aşkının peşinden Atina’ya gidip kaybettikten sonra da burada yaşamaya devam eden Ozan, tıpkı Yusuf gibi, işe başvurmayı düşünenlere beklentilerini fazla yüksek tutmamalarını öneriyor. “Minimal yaşamaktan hoşlananlar buradan keyif alabilir” diyor ama Atina’da aile kurmayı düşünenleri de ince eleyip sık dokumaları konusunda uyarıyor.

Caner, daha önce yurt dışında yaşama deneyimi olmayanlara Atina’da çalışmayı tavsiye ediyor. “Yaşınız gençse, hayatta Türkiye’den başka ülkeyi hiç denemediyseniz, buraya gelin, işten çıktığınızda özgür, umarsız ve rahat olmanın tadını çıkarın” diyor. Atina’da yaşamayı ‘demokrasiyi deneyimlemek’ açısından da tavsiye ediyor: “Düşünce, ifade ve eylem özgürlüğünü, demokrasinin beşiğinde tadın, fazlasını beklemeyin ama. Yunanistan’dan vatandaşlık almak, sınırsız oturum almak gibi şeyler diğer Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla daha zor çünkü.”

Yunanistan ile Türkiye arasında SGK anlaşması olmaması da gitmeden önce hesaba katmanız gereken bir başka etken…

YUNANİSTAN İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ SINIRI KALDIRAN BELGE: MAVİ KAĞIT

Yunanistan haricinde Bulgaristan, Romanya, Polonya, Macaristan ve Çekya’da da Türkçe hizmet verecek personel arayan benzer işler var ama oradaki şirketlerin hiçbiri çalışma izni almanıza yardımcı olmuyor ve taşınma desteği sunmuyor. Sadece AB pasaportunuz ya da oturma izniniz varsa başvurunuzu kabul edebiliyorlar. Atina’daki şirket, hükümetten aldığı özel izin sayesinde konsolosluktan bir haftada çalışma izni içeren Schengen vizesi almanızı sağlıyor. İşyerindeki eğitiminiz devam ettiği sırada size bir veya iki yıllık “Blue paper” adında Yunanca bir belge çıkarılıyor. Pasaport numaranızın yer aldığı, mavi renkteki bu belge, çalışma ve oturma izniniz oluyor. Bununla Yunanistan ile Türkiye arasında istediğiniz kadar gidip gelme hakkınız var.

Şirketin size çıkardığı bu belgenin en önemli özelliği, sadece çağrı merkezi işi yapmanıza izin veriyor olması. Bu çalışma izniyle turizm gibi başka bir sektöre geçiş yapamıyorsunuz. Schengen süreniz bittiğinde turist olarak Avrupa’da dolaşabilmek için Mavi Kart’ınızın (Blue Card) çıkmasını beklemeniz gerekiyor. Yunanistan’da işler çok yavaş ilerlediğinden, şirketin size çıkardığı mavi kağıdın mavi karta dönüştürülmesi işlemleri en az bir yıl sürüyor. (Gerçi çağrı merkezi işinde bir yıldan uzun çalışanların sayısı çok az.)

Özetle, Atina’daki çağrı merkezi şirketinin Yunan hükümetiyle yaptığı anlaşma sayesinde Atina’ya çalışmaya gidenler için Yunanistan ile Türkiye arasındaki sınırlar kalkmış durumda.

Not: Bu yazı için görüş bildiren kişilerin gerçek isimleri, Atina’daki şirket ile gizlilik sözleşmesi imzalamış oldukları için gizlenmiştir.