'Shakespeare’in deliliğini en iyi Kürtlerden öğrendik'

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’na yıllarca emek veren Şivan Vural Tantekin, belediyelere kayyım atanınca işsiz kaldı. Tantekin, bir yıldır Goşto adlı lokantayı çalıştırıyor. “Ben Kürt tiyatrosunun kötü adamı oldum” diyen Tantekin'le seyirciden tokat yediği günleri de konuştuk, Hollandalı eleştirmenlere ‘Shakespeare’in deliliğini en iyi Kürtlerden öğrendik’ dedirten performanslarını da da...
Şivan Vural Tantekin, sahneledikleri Shakespeare'in hamlet adlı oyununa Hollandalı eleştirmenlerin 5 üzerinden 4 puan verdiğini anlattı.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DİYARBAKIR – Şivan Vural Tantekin’i ne zaman üstünde “Goşto” yazan önlükle ya da elinde kepçeyle çorba tenceresini karıştırırken görsem, onu bir oyunun bir sahnesindeymiş gibi algılarım. Bu algı boşuna değil elbette. Tantekin’i yıllardır sahnede, değişik kılıklar içinde görmeye alışmışım da ondan. Son bir yıldır ise daha çok ya ‘Goşto’da aşçı önlüğü ile ya da Amedspor maçlarında oğluyla birlikte görüyorum onu.

 

Hatırlanacaktır, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun 31 çalışanı, belediyeye kayyım atanınca işsiz bırakılmıştı. Şivan Vural Tantekin de bu sanatçılardan biriydi. 30 yıl emek verdiği tiyatro sahnesinden lokantacılığa geçişi de bu şekilde olmuştu. Yıllardır sahnede ve Amedspor maçlarında gördüğüm Tantekin’i aşçı önlüğü içinde görmek beni şaşırtsa da o halinden memnun gibi görünüyor. Müşterilerle bir tiyatrocu performansıyla ilgileniyor.

Şivan Vural Tantekin, haftanın 6 günü Goşto’da aşçı önğlüyle müşterilerin karşısına çıkıyor.

Tiyatro sanatçılığından esnaflığa geçiş süreci zor olmuştur mutlaka. Goşto’da bunu konuşuyoruz Tantekin ile. Çay içerek muhabbet ediyoruz, derken doğup büyüdüğü Suriçi’ne, İskenderpaşa mahallesinin dar sokaklarına kadar gidiyoruz.

ÖĞRETMENLERİN TİYATRO SEVDASI

Geçmişe gitmişken, tiyatro hayatında iki önemli isimden söz ediyor Tantekin: “İlkokulda Şefika Çetiner hocamız vardı. Bana tiyatroyu ilk sevdiren odur. Daha sonra lise de İbrahim Çoban adlı Karadenizli bir edebiyat öğretmenimiz vardı. Şiir de yazan tam bir tiyatro sevdalısıydı. Onun sayesinde tiyatrodan kopmadım.”

Tantekin’in tiyatro sevdası ailede önce hoş karşılanmamış. Babasının itirazlarını dikkate almamış, okulu ihmal etmek pahasına sahneleyecekleri oyunun provalarına katılmış. Komşuları bir esnaf, Tantekin’in babasını oyunun prömiyerine katılmaya ikna etmiş. Oyundan sonra babası, “Bu mudur tiyatro” diye sormuş, “Evet” cevabını alınca, “Devam et” demiş. O dönem “Artist mi olacaksın” diye dalga geçen arkadaşları, daha sonra onun bütün oyunlarını izlemeye başlamışlar.

Tantekin, liseden sonra başka işlerde çalışırken, Dicle Amatör Sanat Tiyatrosu’nda tiyatroya devam etmiş. İki yıl boyunca tiyatro yapmışlar ama prova yapacakları, oyun sahneleyecekleri bir sahneleri yok. Bulabildikleri yerlerde prova yapmışlar, paraları yetince sahne kiralamışlar. Bölgenin birçok il ve ilçesine turne düzenlemişler.

SAHNEDEN TEMİZLİK İŞLERİNE

“Seçilirsem şehir tiyatrosu kuracağım.” Bu cümle, belediye başkanı olmaya aday SHP’li Turgut Atalay’ın seçim vaatlerinden biridir. Belediye başkanı seçildiğinde sözünü tutar Atalay ve şehir tiyatrosu için hazırlıklara başlar. Amatör tiyatrocular şehir tiyatrosu için seçmelere katılırlar ancak Tantekin şehir dışında olduğu için bu seçmelerde yer alamaz.

Belediyede tiyatro yapma macerasını ve ilk işsiz kalma tehlikesiyle karşılaşmasını ise şöyle anlatıyor Tantekin: “Genel sanat yönetmeni bir oyuncuya ihtiyaç duyuyordu. Gittim. Beni izledi ve ‘tamam’ dedi. Bundan sonra işçi kadrosu ile Sur Belediyesi’ne alındım. Ama iki belediyenin arasındaki sözleşmeye göre sadece tiyatro yapacaktım. Atalay dönemi böyle geçti. Ama sonraki seçimde Refah Partisi seçimi kazandı ve tiyatroyu kapattı. Sur Belediye Başkanı’nın talimatıyla benimle aynı durumda olan tiyatrocu arkadaşlarımı tiyatrodan uzaklaştırdı. Temizlik işine, zabıtaya vesaire verdi. Ya istifa edecektik ya da koşulları kabul edecektik. Arkadaşlarımla kalmaya karar verdik.”

Arkadaşlarıyla belediyenin verdiği işleri yapmaya başlamışlar. Ama tiyatrodan kopmamışlar elbette. Belediyede çalışmaya devam ederken tiyatro grubu kurmuşlar. Kısıtlı imkanlarla hazırladıkları oyunlarla seyircinin karşısına çıkmışlar. Bu sıkıntılı süreç Feridun Çelik’in belediye başkanı seçilmesine kadar sürer.

KÜRTÇE OYUNLARA SEYİRCİ İLGİSİ

“Feridun Çelik belediye başkanı seçilince şehir tiyatrosu yeniden kuruldu” diye anlatıyor Tantekin. “Çok iyi oyunlar sahnelemeye başladık. Bir süre sonra Kürtçe oyunları da repertuvara aldık. Bu çok heyecan vericiydi. Çünkü her kesimden insan Kürtçe oyunları izlemek üzere tiyatroya gelmeye başladı. Türkçe oyunlar da sahneliyorduk ama asıl ilgi Kürtçe oyunlara oldu o dönem. Tiyatroya hiç gitmemiş insanlar, oyunlar kendi dillerinden olunca tiyatro seyircisi oldu.”

Tantekin, Veysel Öngören’in katkılarından da söz ediyor. “Veysel hoca bizim için sadece bir tiyatro eğitmeni olmadı, çünkü tek başına bir akademi gibiydi. Felsefe, şiir, estetik her şey vardı Veysel hocada” diyor.

“Hamlet” adlı oyunla Hollanda’ya gittiklerini hatırlatan Tantekin, “Hollanda’da tiyatro eleştirmenleri izledikleri oyunlara yıldız veriyormuş. Bize 5 üzerinden 4 yıldız verdiler. Eleştirmenlerin yorumlardan biri de, ‘Shakespeare’in deliliğini en iyi Kürtlerden öğrendik’ oldu.”

SEYİRCİNİN YILDIZLI TOKADI

Yaptıkları işler daha profesyonel olunca seyircinin tepkisi de daha reel olmuş elbette. “Dağ Dili” adlı oyunda kötü adamı oynayan Tantekin, bir seferinde seyirciden tokat yiyor. “Oyunun bir bölümünde seyircinin arasında dolaşıyordum. Seyircilerden biri bana öyle bir tokat attı ki çizgi filmlerdeki gibi yıldızlar uçuştu gözümün önünde.”
Başka yerlerde de saldırıya uğradığını anlatınca, “Biliyorsun, Erol Taş da kötü adamı oynadığı için çok saldırıya uğradı ama bunu hep rolünü iyi oynadığına yordu” diyorum. Tantekin, gülerek, “Ben de Kürt tiyatrosunun kötü adamı oldum” şeklinde karşılık veriyor.

 

GOŞTO ÖNLÜĞÜ

Belediyelere kayyım atanınca Tantekin ve tiyatrocu arkadaşları işsiz kaldılar. Şehir tiyatrosundan bir grup arkadaşı, vakit kaybetmeden Amed Şehir Tiyatrosu’nu kurdu ve iki sezondur seyircinin karşısına çıkıyorlar.

Şivan Vural Tantekin ise, içindeki tiyatro sevdası küllenmemiş olsa da, uzaklaştı tiyatrodan. Tantekin, işsiz kalma ve Goşto’yı açma sürecini şöyle anlattı: “Belediyeye kayyım atanınca yaklaşık 8 ay işsiz kaldım. Bir akşam, o zaman 14 yaşında olan oğlum, ‘Artık seninle konuşamıyoruz’ diye şikayet etti. İşte o zaman tiyatro dışında bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim. İş başvurularında bulundum, olmadı. Sonra bir arkadaşımla konuştuk, anlaştık ve Goşto’yu açtık.” O günden bu yana, haftanın 6 günü Goşto önlüğü ile insanların karşısına çıkıyor Tantekin.

Şivan Vural Tantekin (solda) usta tiyatrocu Haldun Dormen’le.

Tantekin’in kilosuna bakan, onun mutfakla arasının iyi olduğunu düşünebilir benim gibi. Oysa yemek yapmayı hiç bilmiyormuş. Goşto’da yemekleri, Bağlar Belediyesi’nde çalışırken işten çıkarılan ortağı yapıyor. Ama aradan geçen bir yılda Tantekin de yemek yapmayı öğrenmiş elbette. “Ortağım yokken ne yapacağımı şaşırmıyorum artık” diyor.

‘BU ZOR ZAMANLAR DA GEÇECEK’

Goşto’nun duvarlarında Tantekin’in oynadığı oyunlardan, dizilerden fotoğraflar var. “Sahnede ve kamera önünde geçen 30 yıldan sonra esnaf olmak kolay olmasa gerek. Özlemiyor musun tiyatroyu?” diyorum Tantekin’e. Çocukluğundan, tiyatrodan söz ederken neşeli olan Tantekin, “İşte bu ağır oldu” diyor ve bir duraklamadan sonra ekliyor: “Bir karar vermem gerekiyordu ve ailemin geçindirmem gerek düşüncesi tiyatroya baskın geldi. oğlum liseye, kızım ilkokul 2. sınıfa gidiyor. Tiyatro yapmaya kalksam onları ihmal edecekti.”

Şimdi senaryo ve öyküler yazdığını söyleyen Tantekin, “Sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler hepimiz zor bir süreçten geçiyoruz ama elbet bu günler geçecek” diyor.

‘HAYDİ AMEDSPOR MAÇINA’

Tribünlerde gördüğüm Tantekin’le futbol tutkusunu ve Amedspor’u da konuşuyoruz. “Bir zamanlar futbol oynadım, iyi bir kaleciydim” diyor Tantekin. Sonra o bana soruyor, “Bu yazı ne zaman çıkar” diye. “Cumartesi günü çıkabilir” diyorum. Bunun üzerine bir amigo gibi, “Bütün Diyarbakır Amedspor’a destek için bu hafta maça gelsin çağrısında bulunuyorum” diyor.

Geçen yıl şampiyonluğa çok yaklaşan Amedspor, bu sezon düşme potasına çok yakın ve pazar günü kendi sahasında Kastamonu ile karşılaşacak. Bu kritik maçta rakibine puan kaptırırsa ligde kalma şansını iyice zora sokmuş olacak. “Ne olursa olsun kazanmalıyız” diyen Tantekin ile Pazar günü Amedspor maçında buluşmak üzere ayrılıyoruz.