Bilim ispatladı: Hayat gerçekten de adil değil!

Şans faktörünün 'başarı' üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğu, yetenekli kişilerin her zaman yükselmediği ama 'şanslı yeteneksiz'lerin daha başarılı olabildiği kanıtlandı. İtalya'da yapılan bir araştırmada, şans ve yetenek faktörlerinin etkisinin ilk kez istatiksel olarak modellendi.

Andrew Masterson

DUVAR – Eğer üstün zekâlı ya da çok yetenekli bir insansanız, vazgeçmenin tam sırası. Çünkü hak ettiğiniz başarıyı yakalama şansınız düşük. Ancak temel özelliğiniz “ortalama olmaksa”, yolunuza devam edin. Şans, kelimenin tam manasıyla sizden yana.

İtalya’daki Katanya Üniversitesi’nden Dr. Alessandro Pluchino ve bir grup araştırmacı tarafından ulaşılan sonuç, şansın ‘ortalama’dan yana olduğu yönünde. Çalışma, zaman içinde şans ve yetenek faktörlerinin etkisinin ilk istatiksel modellemesi olarak kabul ediliyor.

Arxiv adlı sitede basım öncesi haliyle yayımlanan ve diğer bilim insanlarının değerlendirmesini bekleyen araştırmaya ilham veren şey, Pluchino ve meslektaşlarının Batı kültürünün özünde bulunan meritokrasi* paradigması diye tarif ettiği durum hakkındaki kaygıları olmuş. Aktardıkları kadarıyla bu model, ‘başarının çoğunlukla yetenek, zekâ, beceri, akıl, çaba ve motivasyona bağlı olmak üzere, kişisel özellikler üzerinden elde edilebileceği inancına’ dayanıyor. Ancak araştırmacılara göre, akıllı olmanın başarıyı garantilemediğine işaret eden yoğun bulgular var.

Ayrıca, var olan potansiyel ile bir topluma yansıması arasında çok açık bir ayrışma görüldüğü paylaşılıyor. Zekâ ya da yetenek gibi özellikler, her toplumun (çok akıllı ve çok yetenekli az sayıda kişinin grafiğin uçlarında belirdiği) çan eğrisi dağılımında mevcut görünüyor. Aradaki alanı ise ‘ortalama’lar dolduruyor.

Sonuçlar ya da diğer bir deyişle başarı ise her toplulukta çok farklı şekilde yapılanmış. Bunu kuvvetler yasası ile tarif etmek mümkün. Öyle ki, grafiğin bir ucunda çok az sayıda insan çok fazla şeye sahip ve geri kalanlar ise bir damlasına sahip olmak için uzun, upuzun bir kuyruktalar.

EN ZENGİNLER EN YETENEKLİLER Mİ?

Bunun kanıtı olarak ise 2017 tarihli Oxfam raporu gösteriliyor. Rapora göre, dünyadaki en zengin sekiz insan en yoksul 3.6 milyar insanın sahip olduklarının tamamına sahip. Bu sekiz şanslı kişinin dünyadaki en yetenekli, en zeki, en becerikli sekiz kişi olduğunu iddia etmek basit bir ifadeyle, saçma olur. Bu durumda başarılarını oluşturan şeyde başka bir faktör etkili olmalı. Pluchino ve meslektaşlarına göre bunun sebebi, şans, baht veya rastlantı. İddialarına göre, sosyal ya da profesyonel avantajlar, sahip olunan beceriler ile hiçbir bağlantısı bulunmayan bir takım rastlantısal faktörlerden şiddetli şekilde etkilenebiliyor.

Konuyla ilgili birden fazla örnek mevcut. Örneğin kimi çalışmalar, soy isimleri alfabenin üst sıralarındaki harflerle başlayan bilim insanlarının terfi alma oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ortanca isimlerini kullanan kişiler daha akıllıymış gibi algılanıyor. İsimleri daha kolay telaffuz edilen kişiler, zor telaffuz edilen ve yazılanlara kıyasla daha kolay iş buluyor. Sofistike soy isimlere sahip erkekler yöneticilik pozisyonlarına daha fazla ulaşıyor. Erkeksi ilk isimlere sahip kadın avukatlar, daha kadınsı isimlere sahip olanlara kıyasla daha çok tercih ediliyor.

Ve tabii ki, bazı tip raslantısallıklar o kadar açık etkilere sahip ki, nadiren dile getiriliyorlar. Söz gelimi, Boston’da doğan birisinin Bangladeş’de doğmuş bir başkasına kıyasla büyük bir şirkette çalışma şansı daha yüksek.

Fakat bağıntı (korelasyon) nedensellik değildir ve Pluchino ile ekibi de, şansın etkisini ortaya koyan bir modeli gerçekten yaratıp yaratamayacaklarını merak etmişler. Ve bunu başarmışlar.

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

Araştırmada, vekil-tabanlı bir bilgisayar modeli yaratıldı. Yüksek sayıda insanın bilgisi bu ‘dünya’ya yüklendi. Bu insanların her birine belli oranda yetenek verildi ve bu yetenek seviyesi deney boyunca değiştirilmedi. Ayrıca her birine belli miktarda para (yani sermaye) verildi. Herkes aynı sermaye ile başlatıldı. Ancak bu durum, model çalışmaya başladığında ne olacağına bağlı olarak değiştirilebilirdi. Ardından araştırmacılar insanlara belli oranda rastlantısal olarak dağıtılmış şans ‘enjekte ettiler’. Bazılarının payına iyi, bazılarına ise kötü şans düştü. Ardından hem insanlar hem de şansları, bu simülasyon (canlandırma) dünyada yaklaşık 40 yıla denk düşen bir vakit geçirdi. Eğer insanlar biraz kötü şansa denk gelirlerse sermayeleri düşüyor, eğer iyi şansa denk gelirlerse sermayeleri ikiye katlanıyordu. (Yetenekleri değişmedi.)

Pluchino ve meslektaşları modeli birkaç kez çalıştırdılar ve farklı varyasyonlarını uyguladılar ama sonuçlar her turda birbirine benzer çıktı. Ekip bu analizi şöyle aktarıyor: “En başarılı olanlar, neredeyse hiçbir zaman en yetenekli olanlar olmadı. Çoğunlukla yetenek dağılımında orta kısımda kalanlar en başarılı olanlardı. Ayrıca sonuçlar, şanslı olayların hayatı ve başarıyı ne oranda etkilediğini ve bu faktörün ne kadar gözden kaçırıldığını ya da görmezden gelindiğini gösteriyor.”

Sonuçlar, gerçekten de literatürde kendine geniş yer bulan ve daha muğlak bir saptama olan “bu sistemde zengin zenginleşiyor, akıllı köreliyor”u destekliyor.

Bilim insanları, “Ödül ve kaynaklar genellikle zaten yüksek bir başarı düzeyine ulaşmış olan insanlara verildiğinden, hatalı olarak bir yeterlilik ve yetenek ölçütü olarak kabul ediliyor,” diyor ve ekliyor, “bu sonuç, aslında en yetenekli olanlar için fırsatların ne kadar sınırlı olduğunu ve mevcut sistemin beceri sahibi olanlar için ne kadar caydırıcı olduğunu gösteriyor.”

Bu makalenin orijinali Cosmos Magazine‘de yayımlanmıştı. (Çeviren: İdil Karşıt)

*Meritokrasi, yönetim gücünün, kişilerin yetenek ve bireysel üstünlüğüne, yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir.