YAZARLAR

Halep'i kim çaldı?

Savaşta hasarın oluşması normal ancak Halep’te yaşanan tam bir talandı. Halep sadece harap edilmedi, aynı zamanda çalındı!

Garip zamanlar. Suriye’de bir kısmını Türkiye’nin de “terörist” olarak tanımladığı birtakım cihatçı örgütlere silah ve mühimmat gönderilmesi meselesi ancak Türkiye’de iç siyasal tartışmalar içinde değerli görülünce gündemde yer bulabildi ya, ona benzer bir durumu daha yaşıyoruz şimdi. Bu kez gönderilenler ile değil “getirilenler ile” ilgili. Daha düz ifade edecek olursak, çalınanlar ile ilgili. Şimdi de bir gazetenin Ankara temsilcisinin kocasının Suriye’den çalınan mallar ile ilgili olduğu iddiası ortaya atıldı. Hırsızlık meselesi de bir anda gündemin üst sıralarına oturuverdi. Tartışmanın Türkiye tarafı daha çok su götürür.

Suriye’nin çok geniş bir bölümü savaş sırasında talana maruz kaldı, biz bu yazıda Halep başta olmak üzere kuzey bölgelerinden (daha önceki yazılarımızda defalarca değindiğimiz) bazı örnekleri yeniden toparlayamaya çalışacağız.

ÖN BİLGİ

Halep ve Şam burjuvazisi Suriye’de olayların başlamasından sonra yönetimin tarafında yer almayı tercih ettiler. İki şehirde çoğunluk için de aynı tespit yapılabilir. Ama Halep Erdoğan – Davutoğlu ikilisinin çok umut beslediği bir yerdi. Ve Halep ayaklansaydı yönetim gerçekten zor günler geçirebilirdi.

Şam Suriye’nin başkentiydi ancak Halep sanayi, ticaret ve kültür, eğitim merkeziydi. Bizdeki Ankara-İstanbul gibi yani.

Halep çevresi ile birlikte yaklaşık 5 milyonluk nüfusu ile ve çeşitli alanlardaki sanayi üretimlerinin yanı sıra, ticareti, kültürü tarihi ile Suriye’nin motoru sayılırdı. Bu nedenle Esad’ı devirmeye çalışanlar Halep’e büyük umut bağladılar. Ancak Halep Esad karşıtları ve onları destekleyen devletler için büyük hayal kırıklığı oldu. Birkaç kez yaklaşık 50 kişinin katıldığı gösterilerin dışında herhangi bir olay yaşanmadı. Ta ki 2012’de Halep’teki örgütlerin hücreleri harekete geçene kadar. Önce çocukları ile tehdit edilen daha sonra satın alındığı iddia edilen Halep’in istihbarat sorumlusu Halep ile ilgili bilgileri gizlemiş ve yaklaşık 2 yıl boyunca sessiz kalan Halep birkaç günde kaosa boğulmuştu.

Halep için karanlık günler bundan sonra başladı. 2012’de önce kırsalda bazı merkezler örgütler tarafından ele geçirildi, daha sonra merkezin hemen hemen yarısı yönetimin kontrolünden çıktı.

Kontrolden çıkan bölgeler arasında, şehrin yaklaşık 15 kilometre kuzey doğusunda bulunan, Ortadoğu’nun en büyük sanayi şehirlerinden biri olan, 4 bin 412 hektar alana yayılmış Şeyh Neccar Sanayi Kenti de vardı.

Bu bölgede 2012’de yaklaşık 2 bin fabrika/imalathane aktif haldeydi. Bölge Türkiye sınırına yakın olduğu için, Türkiye-Suriye ilişkilerinin çok iyi olduğu 2010-2011 döneminde yaklaşık 600-700 Türk girişimci de aynı sanayi kentinde irili ufaklı yatırımlar yapmıştı. Türk girişimciler bir taraftan Türkiye-Suriye gümrük anlaşmasının getirdiği avantajlardan, diğer yandan “made in Syria” etiketi ile Arap ülkeleri arasında sıfır gümrük avantajından faydalanıyordu.

2012’de olan oldu ve Halep’in önemli bir kısmı örgütlerin eline geçince tarihi, kültürel, sınai zenginlikleri de talan edilmeye başlandı. Yaklaşık 2 yıl içinde koskoca şehrin zenginlikleri yağmalandı.

2014 yılında Halep ve Şeyh Neccar bölgelerine gittiğimiz zaman gördüğümüz manzara anlatılacak gibi değildi.

Şeyh Neccar’da bulunan fabrikaların 720’si kısmen ya da tamamen sökülmüş çalınmıştı. Şeyh Neccar dışında kalan Han el Asel, Kefer Hamra, Kefer Naha, Mansura gibi yerler ile birlikte çalınan fabrika sayısı 1000’in üzerindeydi.

Hırsızlık öyle bir hal almıştı ki Türkiye’den bazı şahıslar işi, tüm makineyi değil ama küçük bir parçasını istemeye kadar vardırmışlardı. Şeyh Neccar bölgesindeki bir sanayici şunu anlatmıştı: Buradaki birçok makina kişiye özel imal edilmişti, seri numaraları, kimliği vardı. Bazıları bu makinaların kendilerine lazım olan parçalarını örgütlere sipariş veriyordu ve bu parçalar burada sökülüp isteyen kişiye götürülüyordu.

Dün görüştüğümüz Suriye Sanayi Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi de şunu anlattı: Bazı Halepli iş adamları Türkiye’de kendi malları olan makinaları gördüler ve Kahramanmaraş’ta mahkemeye başvurdular ancak başvuruları reddedildi.

Hırsızlık Halep’e karşı işlenen suçların bir bölümünü oluşturuyor sadece. Halepli iş adamları yönetimin tarafını bırakmaları ve muhaliflerin saflarına geçmeleri için tehdit edildiler. Çok sayıda iş adamı kaçırıldı, kimisine suikast düzenlendi, bazılarının işyerleri yakıldı, kimisinin mallarına el konuldu.

Şehirde Ortadoğu’nun en büyük kanser araştırma hastanesi dahil birçok bina ve tarihi mekân kullanılamayacak hale getirildi.

Continental otelinin bir bölümü tarihi taş yapıydı. Yaklaşık 70 metre tünel kazarak altına kadar ilerlediler ve patlayıcılar ile tarihi kısmı yok ettiler. Dünya mirası Halep Kalesi de saldırıya maruz kaldı. Ancak kalenin yüksek olması nedeniyle tam altına varamadan az bir hasar verdiler.

Tarihi Emevi Camii 2012’de örgütler tarafından ele geçirildi ve 2013 Nisan ayında minaresi yıkıldıktan sonra cami içinde bulunan koleksiyonlar Türkiye’ye geçirildi.

Eski – Tarihi Pazar / çarşı Halep’in en eski mekanlarından biriydi. Bir kısmı kapalı olan çarşıda Abdülhamit’in gönderdiği avizeler asılı duruyordu. Ancak yan sokakları ile birlikte yaklaşık 12 km. uzunluğunda olan çarşının hemen her tarafı yakıldı, yıkıldı, talan edildi. Bugün avizelerin ve onlarca dükkânda satılan antikaların nerede olduğu da bilinmiyor.

Halep kırsalında dini açıdan önemli şahsiyetlere ait olduğu belirtilen birçok mezar açıldı ve içlerinde bulunanlar çuvallar ile Afrin’e taşındı.

En büyük hırsızlıklardan biri, Afrin taraflarındaki Ayn Dara’da bulunan büyük bazalt aslan heykeliydi. Tonlarca ağırlıkta olan bu heykel ancak özel araçlar ile yerinden kaldırılabilirdi. Heykelin nereye götürüldüğü meçhul. Aynı bölgede bulunan tarihi tapınak ise harap edildi.

Yukarıda bir kısmını sıraladığımız hırsızlıklarla ilgili haberler yeni değil. Daha önce defalarca dünya basınında yer aldı. Bunlara zeytin, zeytinyağı, buğday, petrol, hastane, tıbbi ekipmanlar gibi kalemler, tarihi eserler, çocuklar, organ (kaçakçılığı) da eklenmeli. Türkiye’de bazı sınır illerindeki bazı hastaneler için anlatılanlar tüyler ürpertici.

Suriye devleti 22 Nisan 2014’te dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “hırsızlık suçlaması ile” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyet etti.(1) Bundan önce 2013 Ocak ayında aynı şikayetler ile dönemin BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve BMGK’ye gönderilen mektuplarda şöyle deniliyordu: Halep’te 1000 kadar fabrika yağmalandı ve çalınan malları Türkiye hükümetinin kolaylaştırıcılığı ve tam bilgisi dahilinde Türkiye’ye geçirildi. (2)

Savaşta hasarın oluşması normal ancak Halep’te yaşanan tam bir talandı. Halep sadece harap edilmedi, aynı zamanda çalındı!

Meselenin Suriye tarafı kabaca böyle. Türkiye tarafı ile ilgili iddialar bakalım nerelere uzanacak?

1- http://archive.thawra.sy/_print_veiw.asp?FileName=12244582020200222122944 
2- https://www.hurriyetdailynews.com/turkey-looted-syria-factory-damascus-38824 


Musa Özuğurlu Kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen TELE 1'de hafta içi her sabah Türkiye ve dünya medyasının gündeme yaklaşımını da yorumladığı “Gün Başlıyor” programını sunmaktadır.