'Meryem Ana Tabiat Parkı'nda imar tahribat olur'

Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri, Meryem Ana Tabiat Parkı’nın bir bölümünün tamamen doğal sit dışına çıkarılmasını değerlendirdi: "Burası sadece Hıristiyan dünyasının değil Anadolu topraklarında geçmişten bugüne yaşamış tüm halkların toplumsal hafızasının ve kültürünün bir parçasıdır. Tahribata izin verilemez."

Nuray Pehlivan  npehlivan@gazeteduvar.com.tr

İZMİR – Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Efes Çevre ve Kültür Platformu (EFESÇEP) ve yörede yaşayanlar Meryem Ana Tabiat Parkı’nın sit derecesinin düşürülmesi ve bazı bölümlerin koruma kapsamı dışına çıkarılmasına karşı dava açtı.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında tescil edilmiş olan doğal sit alanları konusundaki yetkilerin 2011 yılında yapılan mevzuat değişikliği ile Çevre Şehircilik Bakanlığı’na devredilmesi ile birlikte doğal sit alanlarına yeni düzenlemeler getiriliyor. Meryem Ana Tabiat Parkı’nı içine alan bölge de 1’inci Derece Doğal Sit Alanı statüsündeydi. Tabiat Parkı’nı kapsayan alanda yapılan değişiklikle bölgenin bir bölümü tamamen doğal sit dışına çıkarıldı. Daha önce 1’inci Derece Doğal Sit Alanı statüsünde olan bölgeler ise “nitelikli doğal koruma alanı” olarak yeniden belirlendi. 2008 yılında sınırları belirlenen Meryem Ana Tabiat Parkı, Meryem Ana Evi’nin de yer aldığı 354 hektarlık bir alanı kaplıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kararını yargıya taşıyan Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri ile Meryem Ana Tabiat Parkı’yla ilgili tespitlerini konuştuk.

‘İMAR FAALİYETLERİNİ KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN MEVZUAT DEĞİŞTİRİLİYOR’

Türkiye’de son dönemlerde çıkarılan yeni yasa ve yönetmeliklerle birçok yer sit olmaktan çıkarıldı, kimi yerlerin de derecesi düşürüldü. Sizin bu konudaki gözlemleriniz neler?

2011 yılında gerçekleştirilen mevzuat değişikliği ile doğal sit alanlarındaki yetkiler Kültür Bakanlığından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmiş oldu. Bu yetki devri, aynı zamanda, geçmişte tespit ve tescili yapılmış alanların, yeniden irdelenmesini beraberinde getirdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan ve sit statülerine değişiklik getiren bu yeni incelemelerde ise, temel bir sorun görüyoruz.

Askıya çıkarılan işlemin ekinde bir adet pafta dışında herhangi bir veri, açıklama ya da, bilimsel rapor bulunmuyor. Doğal olarak bu durum yapılan işlemlerin bilimsel dayanağının olup olmadığı yönünde ciddi şüphe uyandırıyor. Öte yandan, yeni statü düzenlemelerinde, koruma alan sınırlarının daraltıldığını ya da kaldırıldığını görüyoruz. Bu da, geçmişteki koruma kararları sayesinde, rant baskısından kısmen uzak kalabilmiş alanların, müdahale edilebilir hale gelmesi anlamına geliyor ki, parsel ölçeğinde adrese teslim yapılan statü değişiklikleri de görülüyor. Bu doğrultuda 2017 yılından bu yana İzmir ve çevresinde onaylanan yirmiye yakın sit statüsü değişikliği işlemine açılmış olan davamız bulunuyor.

Ayrıca sit statüsü değişikliği yapılan alanlarda imar faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla ilgili bakanlıklar tarafından sürekli olarak mevzuat değişiklikleri yapılıyor. Yakın dönemde 16.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’te kapsamlı değişiklikler yapılmıştı. Bu değişikliklerin 2863 Sayılı Kanun kapsamında koruma altına alınmış olan doğal sit alanlarında yol açabileceği tehditlere ve tahribatlara ilişkin daha önce de uyarılarda bulunmuştuk.

‘STATÜ DEĞİŞİKLİĞİYLE ALANDA YAPILAŞMANIN ÖNÜ AÇILIYOR’

Daha önce 1’inci Derece Doğal Sit Alanı statüsünde olan bu bölgenin hangi gerekçelerle “nitelikli doğal koruma alanı” olarak yeniden belirlendiğine dair bir bilgiye sahip misiniz? Yapılan bu değişiklik şehircilik ilkeleri açısından mevzuata aykırı bir durum teşkil ediyor mu?

Selçuk ilçesindeki, sit statüsü değişikliği de az önce bahsettiğimiz çerçeve ile benzerlik taşıyor. Statü değişikliği ile alanda yapılaşmanın önü açılıyor ki, bu statü değişikliği geri alınmadığı durumda, ilgili bakanlık tarafından, planların hazırlanmasına geçilmesi çok zaman almayacaktır.

Şehir Plancıları Odası, Meryem Ana Tabiat Parkı için çalışmalarını sürdürüyor…

Geçmişe bakınca da, hazırlanacak planların içeriğini tahmin etmek zor olmuyor. Sit statüsü değişikliği yapılan havzada, 10 yılı aşkın süredir, imar planları iptal edilmiş olsa da, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından golf alanları için yapılan taşınmaz tahsislerinin, iptal edilmediğini görüyoruz. Bu noktada, mahkemece iptal edilen imar planlarının yeniden yapılabilmesi için, statü değişikliğine gidildiğini ve yapılaşma için bir altlık oluşturulmaya çalışıldığını söyleyebiliriz. Öte yandan söz konusu bölgede yapılan bilimsel çalışmalarda, kıyı kesimlerindeki yoğun yapılaşma baskısının önemli Doğa Alanı olan havza üzerinde ağır sonuçlarının olacağı vurgulanmaktadır.

‘MERYEM ANA BU ALANDA 101 YAŞINA KADAR YAŞADI’

Meryem Ana Tabiat Parkı’nın bulunduğu alanın sit statüsünün değiştirilerek inşai faaliyetlere açılması bölgede ne gibi tahribatlara yol açar?

Selçuk sahip olduğu doğal ve kültürel varlıklar sayesinde ortaya çıkmaktadır. İlçenin gelişme dinamiklerine bakıldığında tarım ve turizmin ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Bu nedenle, yapılacak planlama çalışmalarında da, kentin sahip olduğu bu değerleri gelecek kuşaklara aktarılmasına, doğa ile uyumun gözetilmesine öncelik verilmesi gerekir. Bu durum, başka bir deyişle, doğal ve kültürel zenginlikleri tehlikeye düşürecek uygulamalardan uzak durulmasını gerektirir. Bir yandan da, koruma alanlarında, bütünlüklü bir değerlendirme yapılması, koruma alanlarının bir bütün olarak ele alınması önemlidir. Bunun ön koşulu da, ilgili bilimsel uzmanlık alanlarının katılımıyla gerçekleştirilecek olan, kuşkuya yer bırakmayacak bilimsellikte analiz ve araştırma süreçleridir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kararı ile bölgenin bir bölümü sit alanı olmaktan çıkarılıyor, geri kalan bölümde de statü düşürülüyor.

Oysa Meryem Ana Tabiat Parkı için, bu yaklaşımın tersini görüyor ve yapılan sit statü değişikliğinin bu bölgede ciddi sonuçlarının olacağını düşünüyoruz. Biliyorsunuz, Meryem Ana Tabiat Parkı, hem kültürel hem de doğal değerleri içermektedir. Meryem Ana’nın bu alanda 101 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir. Tabiat parkı sınırları ve çevresi, yoğun orman dokusu ile kaplıdır. Ve şimdi, Meryem Ana Tabiat Parkı, 1’inci Derece Doğal Sit Alanı statüsünden çıkarılarak, “nitelikli doğal koruma alanı” ilan edilmiştir. Yani, koruma derecesi düşürülmüştür. Bu durum ise, alana daha fazla fiziki müdahalede bulunulabilmesi anlamına gelecektir ki, her müdahale alandaki bütünlüğü yok edecek, alanın koruma/kullanma dengesini geri döndürülmesi mümkün olmayacak şekilde tahrip edilmesine neden olacaktır.

Açıktır ki, Meryem Ana Tabiat Parkı; Selçuk’u Selçuk yapan kültür varlıklarından yalnızca bir tanesidir. Bu değer, sadece Hıristiyan dünyasının değil Anadolu topraklarında geçmişten bugüne yaşamış tüm halkların toplumsal hafızasının ve kültürünün bir parçasıdır. Meryem Ana Tabiat Parkı içerisinde Meryem Ana’nın mezarının Panayır Dağı’nın kuzey doğusunda olduğu rivayet edilmektedir. Park yoğun bir orman dokusu ile çevrili olduğundan söz konusu mezarın tabiat parkı içerisinde nerede olduğu bilinmemektedir. Sonuç itibariyle koruma kararı esnetilen bu alanda yapılacak uygulamalar sonucunda bu değerler ciddi zararlar görecektir. Bu alanların korunması için başta Selçuk halkı olmak üzere bütün İzmir Halkının ilgili bütün meslek odaları, dernek ve yerel yönetimlerin sorumluluk alması, sürece dahil olması gerektiğini düşünüyoruz.